Koltor Tokmok, Kırgızistan

Jimmy Eat World
🪼

pixel skylines

@theartofmadeline

bliss lane

#extradirty
tumblr dot com
Sweet Seals For You, Always
Today's Document

if i look back, i am lost
Mike Driver
taylor price
Keni

blake kathryn
No title available
Noah Kahan

oozey mess
No title available

Jar Jar Binks Fan Club
Color Me Curious
seen from Romania

seen from United Kingdom
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Iraq

seen from United States
seen from Japan
seen from Bangladesh

seen from Georgia
seen from Vietnam
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Brazil

seen from Germany
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Belarus

seen from United States

seen from United States

seen from Russia
@mekseline-blog
Koltor Tokmok, Kırgızistan
Albayrak
Allah bütün risklerden büyüktür.
"hiç akletmezmisiniz" hayır etmeyiz!
felsefenin soysuz çarkına teslim ederiz ayetleri öyle büyüttük öyle büyüttük ki felsefeyi eylemi de aldı içine eylemi aldı bizden
ve ateşler içre bağdat’ın orta yerinde, çırılçıplak kalakaldık işte dengeler adına silahsız dengeler adına şahsiyetsiz miskin,geveze,entelektüel.. dengeler adına vuramadı kim vuramadıysa dengeler adına şair yaptılar bizi
hakan albayrak
______________
Fotoğraf Bişkek Zafer Meydanındaki Ateş - 2011
Belki on yıl oldu bu kadar bisiklet sürmeyeli.Bir günde 42 km yol yapmışız maşallah, rotanın trafiğin içinde gidilen saçma sapan kısmını saymazsak güzel ama aşırı yorucuydu. Okula bisikletle gidip gelirdim çoğu zaman, özlemişim. Fotoğraftaki yer Bişkek yakınlarında ki Ala archa gölü.
Kol tor 2012
İbrahim Becer Cemil Meriç haklıymış; “yokluğu, maroken koltuklarında puro tüttürerek tahayyül eden romancılarımızın başarısızlığı şaşırtıcı olmamalı” demişti Jurnal’de. Hugo belki bugün yaşasaydı bir metroda bilet kesecekti, ya da ne bileyim elinde bir el feneri teşrifatçılık yapacaktı. Aslında ne kadar yanlış okuduğumuzun da delili bu biraz da. Yazar’ın yazdığından önce Allah’ın Hugo’ya ne yazdığını okumamak bir Okur için ne eksiklik. Martin Eden’i okuduğumda duyduğum hayranlığın aslında O’nun Jack London’un ta kendisi olduğunu öğrenince ikiye katlanmıştı. ...
... felekten özlediğim zevki verdiler, heyhat! bu hali, yaşta değil, başta farzeden bir zat diyordu: "insana çarmıhta haz verir iman!" dedim ki: "hazreti isâ da genç imiş o zaman." ...
Yahya Kemal Beyatlı Seslendiren : Haluk Kurduğlu
The Matrix 3 Revolutions Neo ve Trinity makineler obasına doğru hızla ilerlemektedir. Dağ gibi görünen yükseltiler makinelere dönüşerek avcı ahtapot püskürürler. Dağlar yerinden oynadığında sanki baphomet silueti gördüm, çok mu yoruldum nedir, subliminal subliminal :)
Kırgızistan, Kol tor Gölü
Hafta sonu yoğun bir yılın ardından biraz rutinin dışına çıkmak için gezi organizasyonları yapan bir gruba katılıp şehir dışında dağlara doğru yürüdüm. Bu vesile ile trekking denilen olayla da tanışmış oldum. Daha önceleri trekking denilince, kırsalda insanların neredeyse her gün yaptığı ama şehirde bunalan insanların bir kaç saatte olsa şehir dışına çıkıp nefes almaya çalıştıkları bir aktivite aklıma geliyordu.Her ne kadar hazırlık namına botlar,özel montlar,yağmurluklar vs vs markalarının içinde boğulmak bu işi amacından saptırıyor olsada, olsun du. yinede doğayla, dahası insan kendisiyle başbaşa kalabilecek bir fırsat buluyordu.
Yiğidi öldürmeden hakkını vereyim. Sonunda bileklerim dahil her yerim ağrıyor olsada,bu organizasyona katılmakla gerçekten çok iyi etmişim. Daha önceleri bilmeden çok yapmışım aslında ben bu şeyi, lakin 8 saat üzerinde sadece tişörtle yürümek ve daha önce hiç bilmediğin yerlere yalnız gitmek çokta akıl karı değilmiş, aslında daha güzel ama en azından seslendiğinde seni görecek birilerinin olması güven verici, insan böyle durumlarda tehlikelere değil, çevresini saran güzelliklere odaklanabiliyor.En azından benim için bu durum şimdilik böyle. Yiğidin hakkından devam edecek olursak, trekking belirli bir amaçtan ziyade doğada yürümek ama sadece yürümek, biraz dinlenmek, soğuk sulardan yavaş yavaş içmek, manzaranın keyfine varmak demek. Yürürken şartlara göre giyinmek, mesela yağmur ihtimali varsa sizi yormayacak bir mont almak, hatta hiç yoksa bile terli terli rüzgarda yürümemek için mont bulundurmak önemli, sırt çantası, sağlam bir ayakkabı ve destek alınabilecek bir çubuk işi çok kolaylaştırıyor.
Diyor ya; Bazen yollar bir yerlere varmak için değil, sadece yürümek içindir.
Yeşillikler arasında yürüyorum, sağ tarafımdan 15-20 metre kadar aşağıda akan derenin sesi nefesimin sesini bastıramıyor. Sesim kısıldı, Burnumdan derince nefes alıp ağzımdan ciğerlerimi bir anda boşaltırcasına geri veriyorum, yaklaşık 2 saattir aralıksız yürüyorum, dahası bir küsür saattir tırmanıyorum.Hava serin, alnımdan süzülen terler bütün yüzümü sırılsıklam ediyor. Yoruldum ama yürümeye devam etmek sanki yorgunluğu atmanın tek yolu, adımlarım küçüldü ama kararlı devam ediyorlar.Elimi geriye uzatıp, az önce dereden doldurduğum soğuk sudan küçük bir iki yudum içiyorum. Allahım şükürler olsun. ayaklarım, adımlarım,gözlerim,gösterdiklerin,duyduklarım ve kokladıklarım için sonsuz şükürler. Bundan dörtyüz yıl önce yada beşyüz. Şimdilerde uçakla birkaç saatte gittiğim yollar, o zaman kaç aylık emekti acaba.İnsan ayaklarının artık basacak dermanı kalmayınca yürümenin keyfine varıyor.Çevresinde olan bitene yabancı durmayınca aslında sıradan olmayan şeyleri fark ediyor.Milyonlarca mucizenin içinde mucizeye körleşmiş gözlerim.