sana bakıyorum ve hiçbir şey görmüyorum

Product Placement
sheepfilms

❣ Chile in a Photography ❣

No title available
Cosimo Galluzzi
No title available

titsay
todays bird

oozey mess
Not today Justin
Keni
Sweet Seals For You, Always
Misplaced Lens Cap
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

⁂
noise dept.
art blog(derogatory)
TVSTRANGERTHINGS

ellievsbear

blake kathryn

seen from North Macedonia
seen from United States

seen from North Macedonia

seen from Austria

seen from United States

seen from Argentina
seen from China
seen from United States
seen from Japan

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from North Macedonia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Maldives

seen from Malaysia

seen from United States
@methiye
sana bakıyorum ve hiçbir şey görmüyorum
"açıkçası rabbimden de özür diliyorum bunca nimetine rağmen içimdeki bir parça tamamlanmamışlığı her yere taşıdığım için."
çiçeğim, bu yollar sana çelme takarsa senin için ben düşeceğim
“canım.
hiçbir şey olmadı ama sana hiçbir şeyi anlatasım var. bu, şeyin kardeşi hatırladın mı: ben hâlâ her şeyi sana anlatmak istiyorum ama geçer.
geçmez.
geçmeyecek.”
aklıma kızıyorum. kendime kızıyorum. saçlarıma bile kızıyorum. bu aralar her şeye kızıyorum. yürek çare bulamayınca karıncaya bile kapının önünde yuva yaptı diye kızabiliyor ali,
bana iyi davran bana iyi davran çünkü benim solungaçlarım yok. ben balık değilim, seninle ve senin yaptıklarınla ilgili hiçbir şeyi ama hiçbir şeyi unutamıyorum
bana yetisemezsen her bir parcami devirecegim
cocuklugumuz nasi oldu da seni mahvedemedi
ben dunyayi tepetaklak sanıyorum
benim yüzüm her savaşa alesta. ama bu denizin ortasında, hiçbir ülkenin kıyısına yakın değilken, ben seni bir toprak parçasıymışcasına korudum. seni aldım ve göğsümde bir makber gibi kuruttum. beni unut, bunu hatırla. çamur olman bir şey değil, boğulmak üzeresin.
degisiyor iklimi gogsumuzun
gittiğin için teşekkür ederim ama gelen hiçbir şeyin bayatlığı senin sıradan dertlerini konuşmanın bile keyfine vardıramadı.
sana yenilmek birçok şeyi kazanmaktan, bayrağı ilk çeken olmaktan daha değerliymiş. öyle bir kazanmak ki bayrağı fırlatıp atmak istemekmiş. bayrak tek başınalıkmış. tek başınalığı kazanmak, kendine sarılmakmış.
ama buruk sarılmak.
demek ki dunyada olmak yasamaya yetmiyor
Keşke boynunda yaşamanın bir yolu olsaydı
denize uzanan yolların birinde, birisi burada hikayesini unutmuş dediğin yolların birinde, neyi işaret ettiğini asla anlamadan bakıyordum, keşke senin gözlerinle bakabilsem diyordum, öyle büyük, gök gibi gözlerle, sürekli aynı şeyi söylemenin tesadüf olmadığını düşünüyordum, bildiğimi de unutturdun, bana bildiğimi unutturdun diyordun, buna hep gülüyorduk, bir yerim acıyor dediğimde kaç anlamı olduğunu biliyordun, yüzüne yastık izi çıkmıştı, bir sürü uykunun arasında sana dalıyordum çok güzel değil mi, ne diyordum mesela, mesela bir yerim acıyor dediğimde, mesela bence istemiyorum dediğimde, artık yürümesek dediğimde, neden diye sormayışını çok seviyordum, bomboş bir cümle kurmadan sessizce sarılabilmemizi, birbirimizi anlamış gibi yapmamamızı, evde reçellerin kaynadığı o günün tatlı ve sıcak kokusunu, sırtımda elini, elinde elimi, karşıya geçerken birbirimize uzanan kollarımızın emniyetini çok seviyordum, teşekkürler, teşekkürler.
“sen; elinde kumandan, televizyonunda siyasi partilerin. annem içerde öldü baba. televizyonun sesini birazcık kısar mısın?”