Foster + Partners is exploring the possibilities of 3D printing buildings on the moon using lunar soil.
İngiliz mimar Norman Foster’in ofisi Foster+Partners Avrupa Uzay Araştırma grubu ile ayda 3d print yapılar üretmenin yollarını araştırıyor.

izzy's playlists!
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

❣ Chile in a Photography ❣
The Bowery Presents

tannertan36

No title available

Kiana Khansmith
No title available
Lint Roller? I Barely Know Her
Misplaced Lens Cap
Cosimo Galluzzi
RMH

Product Placement
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
🩵 avery cochrane 🩵

oozey mess

Game Changer & Make Some Noise
noise dept.
ojovivo
official daine visual archive
seen from United Kingdom
seen from Slovenia

seen from Singapore
seen from United States
seen from Costa Rica
seen from Russia
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Slovenia
seen from France

seen from Malaysia

seen from Tunisia
seen from Philippines

seen from Germany

seen from Malaysia
seen from Finland

seen from Slovenia

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Vietnam
@micro-dan-macroalem
Foster + Partners is exploring the possibilities of 3D printing buildings on the moon using lunar soil.
İngiliz mimar Norman Foster’in ofisi Foster+Partners Avrupa Uzay Araştırma grubu ile ayda 3d print yapılar üretmenin yollarını araştırıyor.
‘ESA sending people to moon’
Alemi tanıtmak için farklı açıları, fonları dokuları kullanmak iyi olabilir.
#Zulfiyeözmen#alemmaketdeneyimi
BARTLETT MİMARLIK OKULU ÖĞRENCİLERİ, KÖPÜK BORULARI ÇİMENTOYLA KAPLAYARAK BİR DİZİ ÜRÜN TASARLADI. BİLGİSAYAR ODAKLI ÜRETİM VE ZANAAT TEKNİKLERİNİ BULUŞTURMAYI AMAÇLAYAN PROJENİN MEKAN ÜRETİMİNDE DE YENİ YOLLAR AÇABİLECEĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR.
Bartlett Mimarlık Okulu öğrencileri Christina Bali, Nadiah Shahril ve Christiana Tzovla boruları çimentoyla kaplayarak Gotik tarzda kiriş, kolon ve mobilyalar tasarladı. Tasarımlarını ilk olarak bilgisayarda modelleyen öğrenciler, köpükten boruları çeşitli tekniklerde eğip bükmüşler. Halatlarla bir araya getirilen borular, farklı ürünler için kompleks strüktürler oluşturuyor.
Projenin ismi Plexe-e Latince örgü, sarım gibi anlamlara geliyor. Ekip üyelerinden Christiana Bali, aslında örgünün yüzyıllar öncesinden kullanılan “kültürel bir seri üretim tekniği” olduğunu belirtiyor ve projedeki her bir ürünün birbirini destekleyecek bir sistem önerdiğini söylüyor. Öğrenciler bu projeyle birlikte bilgisayar odaklı üretim ve zanaat tekniklerini deneyimlemiş. Projenin ana amacıysa dijital prototipleri “gerçek dünya”ya uyarlayabilmekmiş.
Kaynak : http://xxi.com.tr/projeler/dijital-prototipler/
Dünyada bir ilk: Yenilenebilir enerjide su altı balonları
9.3bİklim zirvesi sonrası daha da önem kazanan yenilenebilir enerjide, bir yandan mevcut kaynakları daha verimli kullanmanın yolları aranırken, bir yandan da alternatif kaynak arayışları sürüyor. Kanada’da Hydrostor adlı şirket 18 Kasım’dan beri geliştirdiği yeni projesini test ediyor: Su altı balonları.
İklim zirvesi sonrası daha da önem kazanan yenilenebilir enerjide, bir yandan mevcut kaynakları daha verimli kullanmanın yolları aranırken, bir yandan da alternatif kaynak arayışları sürüyor. Kanada’da Hydrostor adlı şirket 18 Kasım’dan beri geliştirdiği yeni projesini test ediyor: Su altı balonları.
İlk tesis Toronto yakınlarındaki Ontario gölünde, altı balonun suyun 55 metre altında bir boru hattıyla elektrik şebekesine bağlanmasıyla kuruldu. Havanın türbinleri döndürerek elektrik üretmesi sağlanıyor. Tesiste pik üretim 660 kW olarak belirtiliyor. Şirket, bu çözümün yaşam sürecinin mevcut en iyi bataryalardan iki kat fazla olduğunu ve çok daha ucuza mâl olduğunu belirtiyor.
Şirket CEO’su Curtis VanWalleghem, “Basınçlı hava yaklaşık 40 yıldır var. Yaygın kullanılmamasının sebebi havanın depolanma sorunuydu” diyor. Ardından da kendilerinin hidrostatik su basıncı kullanarak bu sistemi kurduklarını belirtiyor. Su altında yaklaşık 10m x 40 m’lik bir alan kaplayan balonlar için, 10 yıllık garanti verilse de balonlarda çok az hasar olması sebebiyle bu garantinin 20 yıla çekilmesi de düşünülüyor.
Kullanılan malzeme, batık gemileri okyanus dibinden çıkarırken kullanılan cihazlardaki malzemeyle aynı. “Sıkıştırılan hava” sistemin kalbini oluşturuyor. Fazla enerji Hydrostor teknolojisiyle sıkıştırılmış havaya çeviriliyor. İşlem sırasında ortaya çıkan ısı da ısı değiştiriciler aracılığıyla depolanıyor.
İhtiyaç duyulduğunda göldeki doğal basınç havayı araziye pompalamak için kullanılıyor. Bu süreç içinde türbinden geçen hava elektrik oluşturuyor. Ontario gölündeki sistem 330 evi elektriklendirme kapasitesine sahip ve bunun kolayca arttırılabileceği de ifade ediliyor.
Hydrostor dünyanın birkaç yerinde daha bu pilot projeyi geliştiriyor; 2016 sonu – 2017 başı bir başka tesise daha başlanacak. Vsaid VanWalleghem, “G20’de 2050 yılına kadarfosil yakıtlardan kurtulmak üzerine durulduğunun” altını çiziyor ve “yeşil enerjiye katkıda bulunmak için bu teknolojinin ticarileşmesine çalıştıklarını” belirtiyor.
Sistemin nasıl kurulduğuna ve nasıl çalıştığına gelince:
Okyanuslar için tasarlanan bu proje, henüz pilot aşamasında olsa da yenilenebilir enerjinin çeşitliliği açısından umut vadeden güzel bir çalışma.
Kaynak https://gaiadergi.com/dunyada-bir-ilk-yenilenebilir-enerjide-su-alti-balonlari/