başıma gelmez diye düşündüğün her şey başına geliyor.
bana olmaz deme, sana olmaz olmazmış.
Doug Jones
almost home

titsay
Today's Document
sheepfilms
Game of Thrones Daily
Cookie Run:Kingdom Official!

gracie abrams
𓃗
I'd rather be in outer space 🛸
untitled

Kiana Khansmith

No title available
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Cosimo Galluzzi
Not today Justin

pixel skylines
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
$LAYYYTER
seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from France
seen from Türkiye
seen from Italy

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Thailand

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Australia

seen from United States
seen from United States
seen from Singapore

seen from United States
seen from Canada

seen from Brazil

seen from Vietnam
@mimesa-blog
başıma gelmez diye düşündüğün her şey başına geliyor.
bana olmaz deme, sana olmaz olmazmış.
black mirror sezon2 bölüm 1 ile "her" filmi arasında çok fazla benzerlik vardı. bilim kurguya dram karışınca tadından yenmiyor bence, en sevdiğim tür. bu yüzden benzerlikten rahatsız olmadım. bununla birlikte fikir mi çalmışlar diye de düşünüyor insan. ikisini de izleyen varsa ve yorum yaparsa sevinirim aslında.
bu tarz filmleri izlerken empatiyle, "bok mu vardı tek başında okyanusa açılıyorsun" tarzı düşünceler arasında gidip gelerek izliyorum. aynısını 127 hours filminde de hissetmiştim. bir de bu gibi adamlar kurtulur kurtulmaz aynı naneyi yemeye devam ediyor o yüzden acımayacaksın, ölsün gitsinler lüzumsuz cesurlar.
ya sanki kadın kalmamış john un yanına verecek.
normalde sakız çiğnemeyen insanların, çantasından meyveli first çıkaran birini görünce tam bir sakız sever kesilmesi?
ya bu nasıl bir büyü yapma şeklidir, allah kahretmesin.
dexter da son zamanlarında karı kızın elinde madara olmaya başlamıştı, aynısı sherlock a oluyor sanki.
dizimag kapanınca bir anda ingilizcem geriledi. ya zaten ingilizcem yok da, işte çat pat anlıyorduk bir şeyler. şimdi yine düz lise seviyesine indi sanki. hayırlısı.
gözünün içine baka baka yalan söylüyor insanlar. kazara ipliğini pazara çıkarıyorsun, meydana gelen gerilim onu değil seni utandırıyor. nasıl kuyruğu dik tutarsın bu kadar arsızlığın karşısında, nasıl oyuna gelmeden sürdürürsün arkadaşlıkları? çok fazla utanmazlık var.
dün annemle beraberdik. sohbet ederken aniden annemin yüzünü bi hüzün kapladı; -adnan şenses de öldü biliyo musun? dedi.
-"biliyorum, duydum" dedim.
ay çok üzüldüm yazık oldu şeklinde hayıflandı. baktı ki ben yeterince üzülmüyorum, konuyu değiştirdi. öldüğünü duyunca yaşadığını öğrendim, adnan şenses varmış hala bilmiyodum diyemedim hevesini kırmayayaım diye. zaten annem niye üzülmüştü ki? daha şenses in tek şarkısını dinlediğini görmemiştim. sırf ünlü biri öldü diye mi üzülmüştü? anlam veremedim doğrusu. artı hem hasta hem yaşlı birisinin ölmesinden daha doğal bir şey yok. allah rahmet eylesin de geç yani.
anne milletini bırak, paso üzülsün.
en çok kıskandığım insan tipi yemek yemeyi unutan insan tipi.
büyük büyük laflar etmenin popüler olduğu bu günlerde adeta ron swanson um.
pc ile alakalı bi sorun olduğunda forumlara işim düşüyor. lanet girsin ki, tek kişi, aynı sorunu elli tane farklı foruma danışmış oluyor ve ben her linke tıkladığımda aha burda belki işe yarar bir şey vardır diye heyecanlandıktan sonra aynı adamın sorusuyla karşılaşıyorum. ne pis adammışsın be, elli yere aynı sorunu danışan adam, rezil seni.