Umudumun yorumladığı bir an hayal ediyorum
occasionally subtle

No title available
No title available
No title available
Jules of Nature

No title available
TVSTRANGERTHINGS
todays bird
Claire Keane
art blog(derogatory)
AnasAbdin
styofa doing anything
KIROKAZE
I'd rather be in outer space 🛸

PR's Tumblrdome
trying on a metaphor

titsay

JBB: An Artblog!
RMH
noise dept.
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from Germany
seen from Brazil

seen from United States
seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
@mrcltk
Umudumun yorumladığı bir an hayal ediyorum
Eksilmiş birşey ile ne yapılır?
Şafak aşıklar ve fırıncılar için söker.
Şafak aşıklar ve kürekçiler için söker.
Şafak aşıklar ve kosucular için söker.
kimse seni yargilamaz. istediğini yap.
ama korktuğun için yapma.
kararlarını sahiplen.
bir çocuğu bir köy büyütür.burasi bayağı büyük bir köy.
şimdi güzelce uyu, yarın henüz el değmemiş, yeni bir gün.
modern love s01e01
Sanırım son zamanlarda kendimi kaydettim, buldugumu sandığım her an farklı bir yolda kayboldum. Çok fazla duygusal kayboluş yaşadım, ve hala sağlıklı bir çözüm bulamadım. Ve evet mutsuzum... Mutlu olduğum zamanların kopyasını oluşturmaya çalışıyorum ama başarısız oluyorum, bunların sonunda mutsuzluk var... Yeni çözüm yolları aradikca kayboluyorum... Sanırım kutup yıldızını kaybettim...
Yalın olmak istersen yalnız olmak...
Çaresizlikten Umuda
O hafta, yakın bir arkadaşımın ameliyatı nedeniyle hastanede geçen yoğun günlerin ardından, kendimi iş yerinde adeta bir zombi gibi sürüklerken buldum. Yoğun tempo ve antrenmanların etkisiyle yorgunluğum iyice artmıştı. Öğle yemeği için gittiğimiz alışveriş merkezinde yaşananlar ise beni derinden sarsacaktı.
Yemek sırasında tanık olduğum sahne içimi burktu. Yaşlı bir kadın, masadaki gençlere hizmet ediyordu. İçimden, 'Bu gençler neden yardım etmiyor?' diye düşündüm. Kendi yemeğimi alırken, yaşlı kadının yılların alışkanlığıyla hızla hareket edip masasına oturduğunu gördüm.
Sonra sıra bize geldi. Ardından iş arkadaşlarımla onların masasının hemen yanındaki boş masaya oturduk. Yemeklerimizi yerken, ortak arkadaşımızın geçirdiği cerrahi operasyon hakkında konuşuyorduk. Bir anda yanımızdaki masadan tartışma sesleri yükseldi. Bir adam, masadaki kıza bağırarak, 'Seni döverim, o pideyi yemeyeceksin,' dedi ve ardından ayağa kalkıp kıza tokat attı. Ne olduğunu anlayamadan, kendimi adamın kolunu tutarken buldum. Onu sakinleştirmeye çalışıyordum. Kızın gözlerindeki çaresizlik ve korku... Düşünmeden müdahale ettim. Adamın kolunu tutup, şiddetin hiçbir sorunu çözmeyeceğini anlatmaya çalıştım, ama içimde fırtınalar kopuyordu. Titriyordum.
Adam bana, kardeşi olduğunu ve zihinsel engelli olduğu için istediğini yapabileceğini söyledi. Sakin kalmaya çalışarak şiddetin çözüm olmadığını, sakinleşmesi gerektiğini anlattım. Ama o an sinir katsayım daha da arttı. Adamı gözlerinin içine bakarak, 'Evet, sinirlisiniz ve tahammül edemiyorsunuz, ama şiddet çözüm değil,' dedim. Bir şekilde adamı yerine oturttum ama ben hala titriyordum. Sakinmiş gibi davranmaya çalışıyordum, fakat sakinleşemiyordum. Adam benden üç kat daha iri görünüyordu ve gözlerindeki çaresiz saf öfkeyi görmüştüm. Bana, 'Bilmiyorsunuz, kardeşim zihinsel engelli. İstediğimi yaparım, döverim onu, siz karışamazsınız,' dedi. Sinirlerim daha da gerildi ama ona şiddetin çözüm olmadığını yineledim. Nasıl oldu bilmiyorum, ama adam sakinleşti ve oturdu. Ben de titreyerek yerime döndüm ve sakinleşmeye çalıştım. Olayın şokunu içimde yaşıyordum, ama bir yandan da masayı göz ucuyla izlemeye devam ettim, tetikteydim.
Bir süre sonra adam yanıma geldi. Çaresiz ve hayattan umudunu yitirmiş bir şekilde benden özür diledi. Kardeşinin hasta olduğunu ve ona yardım etmeye çalıştığını söyledi.
Tam o sırada kız yerinden kalktı ve bana doğru baktı. Göz göze geldik. Eliyle kalp işareti yaptı, sonra el salladı ve yüzündeki umut dolu gülümseme beni derinden etkiledi. Yıllarca süren şiddete maruz kalmış olmasına rağmen, hâlâ hayata tutunmaya çalışan o gözler, içimi parçaladı. O an anladım ki, bu dünyada yapabileceğim çok şey vardı. Kızın bana yönelttiği teşekkür dolu bakış ve el sallaması, beni bir kahraman gibi hissettirdi. Aslında sadece insanlık görevimi yapmıştım, ama o an, o küçük tebessüm tüm yorgunluğumu alıp götürdü. Belki o an için bir şeyleri değiştiremedim, ama bu olay benim için bir dönüm noktası oldu. Kızın içindeki kırılganlığı ve aynı zamanda hayata tutunma çabasını gördükten sonra, hayatın anlamı hakkında daha derin düşünmeye başladım.
Ve beklenen oldu, gitti. Çantasını kapattığım anda, zaman sanki durdu. Evdeki boşluğa bakarken, içimde kocaman bir boşluk oluştu. Ev, şimdi bomboş duruyordu. Ankara, sanki onun gidişine ağlıyordu. Gri bulutlar, kalbimdeki karalığı yansıtıyordu. Evet, onun için gurur duyuyorum, ama içimde kocaman bir özlem duygusu oldu. Her köşe başı, her anı, onunla olan anılarımla doluydu. Acaba bu bir yıl nasıl geçecekti… Ama biliyordum ki, bu ayrılık, ikimizin de büyüyeceği ve kendimizi keşfedeceği bir süreçti. Bir yıl sonra, daha güçlü bir bağla bir araya geleceğimize inanıyorum. Bu bir başlangıç, bir ayrılık değil. Bana koca bir şehir bıraktın ve her köşesinde anı ve mutluluk. Şimdi Ankarada inziva vakti. Tek bildiğim, tatlı olabilmek için çok uğraşacağım.
Kırdığım yer acıyor...
Evet saçmalıklar içinde mutluluğu yaşıyorum...
Doğru kişi diye bir şey varsa, o da seni terk etmeyecek olan kişidir, ama kimse gerçekten doğru kişi değil...
Gidebilecek cesareti bulmak da bir beceridir
kendi bedenimize bi'azıcık saygı göstermemiz lazım. Bu beden, ruhumuzu taşıyan, sanki biraz da olsa kutsal bir yer gibi. Yani, içinde senin tüm enerjin var ya, işte o burada. O yüzden ona iyi bakmalısın. Bedenin, ruhunun büyümesi için gerekli olan alan diyebiliriz. Mesela, düşün bir tırtılın kozasi gibi; sen de bir kelebek olana kadar o tırtılın evinde yaşarsın. O yüzden bu evine saygı duymalısın ki sonrasi ve hatta bu surec daha tatli olsun...
"kusur doğru yerde olursa meziyete dönüşür!" Blue Eye Samurai
“Pain is inevitable. Suffering is optional.”
Birçoğumuzun aşina olduğu bir söz var: "Acı kaçınılmazdır. Acı çekmek ise isteğe bağlıdır." Dalai Lama, Haruki Murakami ve M. Kathleen Casey'e atfedilen bu bilgelik, kimin söylediği değil, bu güçlü sözün içindeki ilham verici özü kavramak önemlidir.
Hayatta ve iş dünyasında başarı, odaklanma ve sıkı çalışma gerektirir. Sıcak yaz günlerinde sahada olmak veya bilgisayar başında teknik sorunları çözmek gibi zorluklarla karşılaşabiliriz. İş günlerimizin çoğu, sorunları çözerek takım arkadaşlarımıza yardımcı olmakla geçer. Unutmamalıyız ki iş kendi kendine yapılmaz; zaman ve dikkat ayırmazsak başarı elde etmek mümkün değildir.
Benim için iş dünyasında odaklanmayı sürdürmenin bir yolu da antrenman yapmak ve koşmaktır. Egzersiz yapmak için zaman ayırmak, ofiste çalışırken işe odaklanmamıza yardımcı olabilir. Bir etkinliği tamamlamak veya belirlenen hedefe ulaşmak için çaba harcamak gerektiğini bilmeliyiz. Maraton antrenmanlarında uzun koşular, hızlı çalışmalar ve tepe tekrarları gibi çeşitli elementleri içeren bir plan kullanmak, güçlü bir temel oluşturmanın anahtarıdır.
Hayatta karşılaştığımız zorluklar da birer "acı". Antrenman sırasında kötü hava koşullarında koşmak, kendimizi sınava tabi tutmanın değerini anlamamıza yardımcı olabilir. Yarış günü için hazırlıklı olabilmek için zorluklarla yüzleşmek, gerçek başarı için bir temel oluşturur.
Gülümsemek, işte ve hayatta karşılaştığımız zorluklara meydan okumak anlamına gelir. Zor işlerin sıkı çalışma gerektirdiği doğru, ancak bu süreçte acı çekmek isteğe bağlıdır. Zorluklarla başa çıkarken gülümsemek, etrafımızdakilere ve kendimize pozitif bir mesaj gönderir. Hayatta durmaksızın ilerlemek, maraton koşmak gibi bir yoldur ve gülümsemek, bu yolda ilerlerken içsel bir motivasyon kaynağıdır.
Sonuç olarak, hatırlayalım ki acı çekmek isteğe bağlıdır. Başarıya giden yolda odaklanalım ve gülümseyerek ilerleyelim.
biraz utandım kendimden, kendimle çok meşgul olmamdan.
Bir bar tabüresi ve bira şişeleri...
Sanırım yaşlılık ve yalnızlık bu ikili ile başlıyor...