“Burası benim için bir gün, içimdeki bütün ölüleri gömüp gideceğim bir mezarlık.”
Today's Document
Mike Driver
official daine visual archive
he wasn't even looking at me and he found me
will byers stan first human second
hello vonnie

Andulka
ojovivo
Noah Kahan
taylor price

titsay
we're not kids anymore.

if i look back, i am lost

No title available
No title available

No title available
$LAYYYTER
Three Goblin Art
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

shark vs the universe

seen from Germany
seen from Canada
seen from Canada

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Taiwan

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States

seen from Sweden

seen from Singapore

seen from United States
seen from United States
seen from Germany
@nisyankar
“Burası benim için bir gün, içimdeki bütün ölüleri gömüp gideceğim bir mezarlık.”
“Zaman hiçbir şeyi düzeltmez, sadece üzerini örter.
Sakladığın acılar, bir gün mutlaka ortaya çıkar…
Herkes zamanı geri alabilmek ister;
Kimi eski güzel günleri tekrar yaşayabilmek için.
Kimi yaptığı yanlışları düzeltebilmek için.
Kimiyse sadece yaşadığını hissedebilmek için ister bunu.
Gelecekten korkanlarsa, zamanı durdurmak ister.
Her şey o kadar iyidir ki, bunun bozulmaması için çaba gösterirler.
Ama kimse şu anın değerini bilenler kadar mutlu değildir. Geçmiş de gelecek de onlarladır.
Bazılarıysa zamanın ta kendisi gibidir.
Ve her insan, zamanın dünya üzerinde bıraktığı birer yara izidir.”
'yeterince gece oldu, sessizliği sonuna kadar açabilirsiniz.'
'Gitme! kaybedince daha çok seveceksin.'
'sonra sen geliyorsun aklıma..'
've kırgınım sana ben haberinde olmayacak'
‘Bütün pencerelerde bekleyen benim ve o çalmayan bütün telefonlarda aylardır konuşan da. Kabul. Bir kez yolda karşılaşalım onunla da avunacağım. Adımı sesince duymaktan vazgeçtim, sesini duysam, susacağım.’
'artık masallardan uzak duran çocuklardık'
benzedim bu gece,
Yine boş sokaklara.
“İlk kez kefenlenmiş bir insan ölüsü gördüğümde, bana bütün yaraları sarılmış bir hasta gibi geldi. Çok yaralanmıştı ama artık iyi olacaktı. Yoksa böyle sessiz sakin ve kıpırtısız yatabilir miydi?”
'Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan sadece yalnızlıklar olur'
Paraya ve maddiyata taparsanız eğer, hayata anlam kazandıran para ve maddiyatsa sizin gözünüzde, sahip olduklarınızla asla yetinemeyeceksiniz.
Kendi bedeninize, güzelliğinize, cinsel çekiciliğinize taparsanız mütemadiyen çirkin hissedecek ve zaman ile yaş kendini belli etmeye başladığında mezara girmeden önce milyonlarca kere öleceksiniz.
İktidara taparsanız zayıf hissedip korku duyacak, korkuyu yenmek için iktidarınızı daha da kuvvetlendirerek başkalarını ezme ihtiyacı duyacaksınız.
Zekânıza, zeki bilinme arzusuna taparsanız sersem gibi hissedecek, insanları kandırdığınızı ve foyanızın her an meydana çıkabileceğini düşüneceksiniz.
Ve “gerçek dünya” denen şey sizi olağan ayarlarınızı kullanmaktan alıkoymayacaktır çünkü insanlar, para ve iktidarların bu ‘’gerçek dünya’’sında çarklar; korku, tiksinti, öfke, ihtiras ve kendine tapınmanın sağladığı yakıtla tıkır tıkır işler.
İşin kötüsü daha sevginin başında
Ellerinde hesap cetvelleri,
Kar ve zarar hesaplıyor insanlar
İnsan en gelişmiş canlıydı. En şerefliydi. Vazifesi kulluktu. İnsdi. Nasdı. Âdem’di. Âlemin küçüğüydü. Bazısı peygamber oldu; kuyu boğmadı, ateş yakmadı. Bazısı derviş oldu, sabretti muradına erdi. Bazısı diktatör oldu devrildi, bazısı halk oldu ezildi. Bazısı muma pervane oldu, yandı. Bazısı kalbine duvar ördü, gözü görmesine rağmen kalben kördü.
“bir fırtına tuttu bizi…”
“Kim gelecek, kim gitti, kim için bu bekleyiş? Ne önemi var artık neyi beklediğimizin! İyi şeyleri beklediğimiz yok, kötü olan herşeye de alışkınız zaten.
Ama bekliyoruz işte, hiç bir şeyi, herhangi bir yerde.”
“Ve sen büyüyeceksin. Her yıl kalkınma planlarını açıklayacak ülkeler, tefe ve tüfe oranlarını, fed kararlarını ve ağır sanayideki ilerlemelerini… Hiçbir faiz ve bono tahvilin olmayacak fakat hayatına yön veren küresel finans şirketleri seni hayatından bezdirecek, bir gözün ekranlarda olacak, doların ve diğer para birimlerinin birbirleriyle olan mücadelesine tanıklık edeceksin, petrol rezervlerinin canının cehenneme gideceği o enteresan düzlemde paralel koşular yapacaksın, dünya kirlenecek, toprak kusacak ve sen, bir mücadelenin ortasında şiirler, şarkılar söyleyebilme erinçliğini kendinde bulabilecek misin?
Bence söylemelisin. İnsan, asıl olarak şarkısı ve şiiri bittiğinde ölür çünkü.”