gece'nin sıcacık koynuna.

izzy's playlists!

❣ Chile in a Photography ❣
official daine visual archive

No title available

roma★
Peter Solarz
Monterey Bay Aquarium
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Love Begins

⁂

shark vs the universe
Misplaced Lens Cap
Claire Keane
Sweet Seals For You, Always
Mike Driver
taylor price
NASA
hello vonnie
Xuebing Du

seen from United States
seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Singapore
seen from South Africa

seen from United States
@ophelllia
gece'nin sıcacık koynuna.
gecenin koynuna.
Aralık'ın son günlerine; • Bir hikaye okuyorsun, en güzel yerinde uyuyakaliyorsun gibi. • Hayal kuruyorsun, kalbinin ennnn çok attığı yerde vazgeçiyorsun gibi. • İstediğin şeye didinirken, tammm! istediğin şey olduğu anda hevesin kaçıveriyor gibi. • Tam ağlayacaksın, tüm son raddeler üstüste gelmiş, birbirinin üstüne binmiş, aşmış, almış başını gitmiş ama ağlamamayı öğrenivermişsin gibi. • Şarkının en güzel yerinde masadan kalkıp bir yere yetişmek zorundaymışsın gibi. • Hissizleşmişsin gibi. • Gibi…
Miles Davis - Nature Boy 🎼
İnsan kadife bir hatıradan başka nedir ki?
Kitap şöyle başlıyordu: "...Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır." Sevmek ne büyük anlam ama.
Gustav Klimt - Portrait of Helene Klimt, 1898 •Symbolism
gece'nin sabaha değdiği yere.
“Sen siste dolanan bir arzu olduğun zamanlar ben de aynı siste dolanan bir arzu olarak oradaydım. Sonra birbirimize aktık ve isteklerimizden düşlerimiz doğdu. Ve o düşler sınırsız zamandı ve ölçüsüz boşluktu.
Ve sen yaşamın titreyen dudaklarında sessiz bir söz olarak durduğun zamanlar ben de başka bir sessiz söz olarak aynı yerdeydim. Sonra yaşamın dudaklarından dökülen bir cümle olduk, biz dünün anıları ve yarının arzularıyla kavrulan çağlara indik; çünkü dün fethedilen şey ölümdü ve yarın ardına düşülen doğum olacak.
Ve şimdi biz Tanrı'nın ellerindeyiz. Sen onun sağ elindeki bir güneşsin ve ben sol elindeki bir dünyayım.
Ve biz; güneş ve dünya, daha büyük bir güneşin ve daha büyük bir dünyanın başlangıcıyız. Ve her zaman başlangıç olacağız.
Sen kendinin habercisisin, bahçe kapısının aralığından içeri sızan yabancısın sen. Ve bende her ne kadar o bahçede ağaçlarının gölgesinde oturan ve hareketsiz bir halde gözüken biri bile olsam, kendimin habercisiyim.”
Bu cümlelerin altını çizmeye başlamadan önce muazzam bir hayat hikayesi okumuşum. Sırtıma denizin dalgası vuruyor. Üşüyorum. Üstelik ağustos. Üstelik az sonra yağmur başlayacak.
gece'nin sabahına.
Yemeklerimiz ne hızlı. Kosturmalarimiz ne çok. Ruhumuz ne yorgun. Yetişmeye çalıştıklarımiz ne fazla. Tukettiklerimiz. Kazanmaya çalışırken kaybettiklerimiz. Zamanimiz. Zamansizligimiz. Ruhsuzlugumuz. Yüzeysel kalan yanlarimiz.
s a l ı.
g e c e. 🌙
ezginin günlüğü - sabah olmuş 🎻 - yeni yıkanmış masa örtüleri. • - 26' tem. • - temmuza güzelleme.
g e c e 🌙
"Ne zaman soluduğun hava son nefesini de çekip alır yıldızlardan,işte o zaman deniz karışır toprağa, sen düşersin karanlığa. Üzerindeyim o donuk yüzeyinde, o durgun, karanlık gölün. Gece siyahlaşır, sessizlik bir yankı gibi.. Göz kırpıp gönderiyorsun bana bir yudum, savrulan girdapta. Menekşe diplerinden filizlendim ben. Suların değişmez sessizliği. Gözyaşı su damlalarına dönüşür. Dalgalar yayılır ötesine, en uzak ufukların. Her şeyin.. Bir zerre yıldız! Daha çok seviyorum seni gözlerimden. İtibar kazanamadın, kazanacak mısın? E'posto alto sugli di Roma. Che vergogna Mutluyum bir şiir gibi, doğaya yazılan. Tanrı seni yakaladı. Seni!" Caravaggio, 1986
"gözlerinden dakikalarca öperim." diyordu Zuhal'e. hatta bir keresinde Zuhal bir pantolon dikmişti de, o giymeye kıyamamıştı.