kıpır kıpır o hâller,

No title available

Discoholic 🪩
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Three Goblin Art
todays bird
he wasn't even looking at me and he found me

Andulka
NASA
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Claire Keane

if i look back, i am lost
taylor price
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

Janaina Medeiros
🪼
Cosmic Funnies
Cosimo Galluzzi
ojovivo
TVSTRANGERTHINGS
No title available
seen from United States

seen from Sri Lanka

seen from Türkiye
seen from Mexico
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from Colombia

seen from Malaysia
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China

seen from Malaysia

seen from Bulgaria
seen from United States
@ozan35
kıpır kıpır o hâller,
Tatilde Yaşadıklarım
-“Seni çok özledim aşkım… Keşke yanımda olsaydın kocacım şu anda… Canım öyle sevişmek istiyor ki… Amım sırılsıklam şu anda, senin sikini istiyo…”
-“Offf… Yapma Gül… Delirtme beni… Ben de seni özledim bi tanem… Sen ne kadar ıslaksan, benim sikim de öyle, taş gibi… Amcığını çok özlemiş. İçine girsem diye deli oluyor.”
-“Mmm… Yalan söyleme bana… Senin sikini bilirim ben, duvar kovuğu bulsa girmek ister. Gül'ün amıymış, başka ammış bakmaz. Bir haftadır Amsterdam’dasın… Kırmızı lambalara gitmişsindir sen, Hollandalı kadın bulup sikmişsindir. ” Gevrek gevrek güldü kocam telefonda,
-“Kız yapma böyle… Zaten azmışım… Arkadaşlarla dolaştık biraz, sadece baktım ama… Sikmedim inan… Geçen gece de kulübün birine gittik, gösteri vardı. İlk defa görüyorum, böyle bir şey olamaz. Uff… Bi görsen Gül… Kulübün ortasında koca yaraklı herifler manken gibi karılara bir dalıyorlar, bir sikişiyorlar herkesin içinde… Işıklar, mışıklar… Aklın durur… Görmen lazım… Bir daha beraber gelirsek seni de götüreceğim oraya…”
-“Yok artık… Siki kalkmış, sikiş izleyen heriflerin arasına mı sokacaksın beni aşkım? Sonra o koca sikli herifler beni de sikerler orda…”
-“Kızım, zaten erkekten fazla kadın var içerde… Millet karısıyla, sevgilisiyle geliyor, sikiş seyrediyorlar. Sahnedekileri izlerken oturdukları yerde sevişen sevişene… Hem zaten öyle acaip bir ortam var ki… Seni yatırıp sikseler bile, zorla olmadıktan sonra tabi, kimsenin umurunda olmaz. ”
-“Ohh… Senin de umurunda olmaz mı kocacım? Karını sikecekler gözünün önünde? Koca siklerini amıma sokacaklar… Sen seyrederken bağırta bağırta sikecekler beni… Ohhh…”
-“Zorla olmadıktan sonra dedim ya, siksinler aşkım… Yatırıp siksinler seni… Offf… Senin gibi seksi karıyı görünce sikmeden bırakmazlar zaten… Dedim ya, acaip bir ortam… Loş ışıklar… İçkiler su gibi… Ortada koca yaraklı adamlar, zencisi, beyazı… Herifler koreografiyle sikiyorlar taş gibi karıları… Porno çeviriyorlar canlı canlı… İnsan olup da azmamak mümkün değil inan karıcım… Her şey serbest… Keşke kamera yasak olmasaydı, çekerdim, gelince izletirdim sana…”
-“Sen de o azan karılardan birini bulup siktin değil mi?” Kocam sustu, ne diyeceğini şaşırmış gibi, hemen anında yanıt gelmedi, yok diyemedi erkek beceriksizliğiyle…
Anladım hemen… Aklıma gelen şeyi yapmıştı pezevenk, ordaki kadınlarla sikişmişti. Devam ettim, üstüne üstüne gittim,
“Dur sen… Ben de burada, havuzda denizde bana sikecek gibi bakıp duran çıplak adamların arasından birini bulmaz mıyım? Ben de sikişmez miyim? Gör bakalım sen…
Hem de söylerim ona, sikişirken, sikini amıma sokarken kameraya çeksin bizi… Sen de gelince izlersin karının nasıl sikildiğini… Bak bakalım, ordaki yabancı karılar mı güzel sikişiyor, senin karın mı?”
-“Ohhh… Konuşma kız öyle… Sikim taş gibi oldu yine… Kızma hemen… Öylesine geçip gitti işte, ortamın müsaitliğinden… İçerde sikiş muhabbeti, çıkışta herkes kendi yoluna… Ama bildiğin gibi değil karıcım… Çok azdım çok…
Hey… Demek sikişiceksin ha? Nasıl yapacaksın, anlatsana biraz… Hadi anlat karıcım…”
-“Hep mayo aldırdın bana, turistlerin arasında kapalı köylü kızı gibi kaldım mayolarla… Yarın gidip ilk iş minicik tanga bikini alıcam kendime… Üstsüz, memeler meydanda, havuz kenarında yatıcam… Bütün erkekler siker gibi bakacak karıcığına… Gör sen…”
-“Off… Yapma yaa… O senin güzel kalçaların arasında kaybolur tanga bikini aşkım… O güzel amını, taş gibi götünü görür herkes…”
-“Görsünler bebeğim… Gören bir kere görür demişler… Madem karın güzel, güzele bakmak sevapmış, baksınlar. Karıcığının amına götüne baksınlar. Memelerime baksınlar yalar gibi… Ohhh… Siksinler beni…”
-“Yavrum benim… Taş gibi karısın. Bilirim, birileri bakınca azarsın sen, amın yumruk gibi olur mayonun içinde… Hemen belli edersin sikişmek istediğini… Onlar da kızışmış karıyı bulunca… Sikmeden bırakmazlar seni… Kol gibi geçirirler kızışmış amcığına senin… Ohhh…”
-“Ah… Otelin animatörü var kocacım… Bi görsen… O da taş gibi… Yağsız, kılsız, safi kas adam… Tam ağzıma layık… Her tarafı boğum boğum kas yapmış… Kolunun pazuları benim bacağım gibi kocam… Yağlı güreş pehlivanı gibi çocuk… Havuza girip çıktıkça su damlaları bir parlıyor güneş yanığı bedeninde… Baktıkça amım sulanıyor… Ona siktireyim kendimi, olur mu?”
-“Off… Öyle ayrıntılı anlattın ki… Anlaşılan hep adamı seyretmişsin sen… Siksin aşkım… Mmm… Altına alıp siksin seni… Kocaman yarağı vardır o adamın… Yarrağını geçirsin amcığına… Nerde siksin seni aşkım?”
-“Havuzda siksin kocacım… Suyun içinde… Tangamı kenara çekip, sikini soksun bana… Oohhh… Pompalasın beni… Sonra odaya götürsün beni… Yatakta siksin… Altında ezsin beni… Eze eze siksin…”
-“Ahhh… Delirtme beni kadın… Devam et… Hadi, anlat nasıl sikiştiğini… Nasıl sikiyor seni animatör? ”
Otuzbir çekiyordu, seslerden, şapırtılardan anlıyordum. Ben de ondan farksızdım. Yatakta çırılçıplaktım. Bir elim telefonu tutuyor, diğer elim memelerimde, okşuyor, uçlarını sıkıyordum biraz… Sonra kasıklarımı okşuyor, amımı parmaklıyor, klitorisimi sıkıştırıyordum.
Sularım yatağa akmaya başlamıştı. Kendimi okşaya okşaya telefonda konuşmaya devam ettim kocamın istediği gibi… Dakikalar boyu beni nasıl siktiğini ballandıra ballandıra, gerçekmiş gibi, zevk iniltileri eşliğinde anlattım kocama… Sonunda boşaldık ikimiz de…
-“Oh benim azgın karıcım… Bitirdin beni… Yatak berbat oldu. Şu fantezilerin beni öldürüyor inan olsun…”
-“Keşke sen de yanımızda olsaydın kocacım… Yanımda olsaydın, adam beni siktikten sonra bir posta da sen kayardın bana… Döllenmiş amıma sikini sokardın sen de… Adamın döllerini yalar yutardım önce, sonra da seninkileri… Ama çok azdım ben yaa… Parmak yetmiyor artık… Hadi izin ver bana, siktireyim kendimi kocacım…” Gevrek gevrek, orgazm sonrası şapşallığıyla güldü telefonda kocam,
-“Çılgın karı… Delisin sen… Ne fantezilerin var senin kız… Zevkten bitiriyorsun beni… O istekli, şehvetli sesini duyar duymaz dimdik oluyor yarrağım… Neyse… Hadi iyi geceler sana… Yarın erken kalkmam lazım…”
-“Sana da iyi geceler kocacım… Fazla sikişme oralarda, hastalık kapıp gelme buraya, dikkat et…” diyerek kapattım.
Ben de orgazm yorgunuydum. Bir elim telefon tutmaktan, diğeri amımı parmaklamaktan yorulmuş, uyuşmuştu. Tavana bakarak yattım yatakta…
Çılgın karı ha? Fantezi ha? Sen Amsterdam’da gece kulübünde elin yabancı karısını sik becer… Bana, daha yirmisinde, yeni evli, taş gibi karına fantezi… Öyle mi? Dur bakalım sen…
Daha 24 yaşında, fiziği düzgün, uzun boylu, uzun sarı saçlı, gencecik kadınım. Yurtdışına tekstil ihracatıyla uğraşan kocamla tanıştığımda bir ajansta mankenlik yapıyordum.
Flört döneminde lüks restoranlarda yemekler, lüks arabalar, ilişkimiz ilerleyince baş başa geçirilen yedi yıldızlı otellerde tatiller, sürpriz hediyeler, mücevherler…
Pazarlamacı herif, allem etti, kalem etti, ben aramızdaki on yaş fark konusunu düşünüp dururken parasıyla, lüks vaatleriyle çekti aldı beni, evleniverdik.
Mutlu muyum? Eh, genelde mutluyum. Hiç sıkmıyor beni kocam, çok güveniyor… Çantamda kredi kartlarımla, canımın istediğini alıyorum, canımın istediğini giyiyorum, istediğim yere gidiyorum. Tek sıkıntım, çok seyahat etmesi, çok yalnız kalmam…
Bazen ilginç yerlere gittiğinde beni de götürüyor, o iş bağlantılarıyla uğraşırken ben gezip tozuyorum, akşamları birlikte eğleniyoruz.
Son olarak on günlüğüne Avrupa müşterilerine satış turuna gitti, ben de tatile çıkmaya karar verdim.
Kaldığım otele rezervasyon yaptırdım, uçağa atladığım gibi çıkıp Antalya’ya geldim. Alandan kiraladığım arabayla otele geldiğimde hava çok sıcaktı.
Kocama söylediğim gibi valizlerde sadece mayolarım vardı. Hemen mayomu giyip denize indiğimde otelin genelde yabancı olan üstsüz müşterileri arasında Kezban gibi kaldığımı gördüm.
Birkaç dakika sonra ben de mayomun üstünü belime indirip güneşlenmeye başlamıştım bile…
Güneş görmemiş bembeyaz memelerim güneşin altında pembeleşti. Mayomun altıyla üstsüz yatarken etrafımdaki çıplak koşuşturmaca, eğlence, sevişip koklaşanların arasında şezlongta yatıp durdum koca gün…
Bir yandan güneşin sıcaklığı bedenimi ısıttı, bir yandan kocama anlattığım heykel vücutlu animatör, yakışıklı yabancı turistler içimi kaynattı. Güneş gözlüklerimin ardından sürekli onlara bakıp durdum yalana yalana…
Gece kocam telefonda beni animatörle sikiştirip orgazm olunca biraz sakinleştim ama kafaya koymuştum. Bir şeyler yaşamam gerekiyordu benim de…
Ertesi gün otelin içindeki butikten alışveriş yaptım. Hayli cesur birkaç değişik renkte tanga bikini aldım kendime… Bir tanesini kabinde giyip aynaya baktım.
Tanga bikinin üstü yoktu, bikini altı çıkıntılı, gösterişli kalçalarımın arasında kaybolmuştu kocamın dediği gibi… Önü sadece üçgenimin dudaklarını kapatıyordu.
Spor yapıyorum fırsat buldukça, vücudum o biçim… Hem bu yaşta selülit falan ne gezer, her yanım taş gibi… Tenim adım gibi, gülün yaprağı kıvamında… Her yanım ölçülü, muntazam, kıvrımlarım, çıkıntılarım iştah uyandırıcı…
Manzara harika görünüyordu. Dudaklarımı ısırarak aynadaki seksi yaratığa, kendime baktım. Memelerimi, kalçalarımı, dümdüz, biraz kaslı karnımı okşadım.
Çok cesurdu bikini, çekindim önce… Fakat aldırmadım. Kimse tanımıyordu beni burada… Havuz kenarındaki üstsüz sarışın alman turist kızlardan bir farkım yoktu. Kim kime, dum duma…
Bikinileri alıp çıktım. Havuz kenarındaki yerimi aldım tekrar… Üstsüz… Güneş kremi çıplak bedenimde pırıl pırıl parlıyordu güneşin altında… Bakımlı kadındım.
Pedikürlü ayak tırnaklarım, ayak bileğimde halhalım, uzun bacaklarımla, sırtüstü yattığım halde dimdik havaya bakan memelerimle ilgi çekiyordum. Her gören bir kez daha dönüp bakıyordu.
İçecek servisi yapan garson, komiler, kocama telefonda anlattığım animatör etrafımdan ayrılmaz olmuştu. Erkeklerin ilgisi, sikecek gibi bakışlarının altında güneşlendim, suya girdim çıktım, kremlendim uzun uzun… İlgilerini çekmeye bayılıyordum.
Kocam geldi aklıma… Geceki seks muhabbetimiz… “Karıcım, siksinler seni…
Becersinler…” diyerek inlemeleri… Ayranım kabardı. Etrafımdaki erkekler olmasa elimi önüme atıp parmaklayacak hale geldim. Kendimi tuttum. Ne de olsa evli bir kadındım. Hemen ikinci günde birilerinin kucağına atlayıp sik beni diyemezdim.
Ayağa kalktım. Üzerimdeki tek giysi olan bikini altının ağını düzeltip kukumu örtmeye çalıştım nafile… Erkeklerin bakışları üstümdeydi anında… İçimden güldüm.
Ne saçma şey… Ben seks istiyorum yana yakıla, onlar da beni sikmek istiyor…
Hatta bakışlarıyla sikiyorlar bile… Çoğu elini önüne götürüp bana göstere göstere düzeltiyorlar kalkmış şeylerini… Terbiyesizler…
Ama yapamıyorum işte… Orospu değilim ki ben… Gidip sik beni diyemem ki elin adamına… Şimdiye kadar hiç yapmadığım şey… Orta malı gibi kendimi elin yabancılarına düzdürecek halim yok ya… Hem biraz da korku var, başıma iş açar mıyım, başıma bir şey gelir mi seks yapıcam derken….
Kendimi buz gibi havuza atıp ateşimi söndürmeye çalıştım. Biraz kulaç atıp yüzdüm. Serin su iyi gelmişti bedenime… Yorulunca biraz dinlenmek için sırtüstü suda uzandım.
Çıplak vücudumun yarısı suyun içinde, iri memelerim suyun üstünde, ıslak ve kabarık uçlarıyla, ağı kadınlığımın arasına girmiş minicik bikini altımla, bakışları kendime çekiyordum.
Akşam üzeri odama çıktım. Duşumu yapıp rahatladıktan sonra kendimi akşama hazırlamaya başladım. Bütün vücudumu kremledim. Üstüme ince, ipek bir gömlek giydim.
Altımda da minicik bir etek vardı. İnce kumaştan çamaşırlarım belli olmasın diye sütyen külot giymedim. Yılan gibi çıplaktım bembeyaz giysilerimin içinde…
İnce uzun topuklu lame iskarpinlerimi giyerken aynada yeni ağdalanmış üçgenimin çizgi gibi göründüğünü, önü açık gömleğimden memelerimin uçlarına kadar meydana çıktığını fark ettim. Neler yapıyordum ben böyle?
Eşimden önce doğru dürüst bir erkekle beraber olmamıştım hiç… Sonra da sadece kocam…
Şimdiyse gündüz tanga bikiniyle, gece bu yok denecek kısalıkta külotsuz mini etekle erkeklere göz banyosu yaptırıyor, çıplak bedenimi aç gözlere sergiliyordum. Omuzumu silktim. Amaann… Kocama ihanet etmiyordum ki…
Sadece tatil oyunu oynuyordum. Erkeklerin her yerimi süzmeleri, sikecek gibi bakmaları hoşuma gidiyordu, elimde değil… Madem bakılacak kadar güzelim, öyleyse bakıversinler. Allahın yarattığını kuldan saklamak doğru bir şey mi?
Restorana indim. Yine aynı şey… Erkeklerin mıknatıs gibi üstüme yönelen bakışları… Şefin, garsonların ilgisi… Kendimi prenses gibi hissediyordum.
Balık söyledim, beyaz şarap eşliğinde balığımı yedim. Otelin barına geçtiğimde bir şişe şarabı bitirmiştim bile…
Bar kalabalıktı, ambiyans, müzik güzeldi. Kokteyl söyledim kendime, etrafımı izleyerek, müzikle salınarak içkimi yudumlamaya başladım. Canım sıkılmaya başlamıştı. Herkes çift, erkekli kadınlı eğleniyorlar, dans ediyorlar.
Bense sap gibi ayakta dikiliyorum. Arkamda beni kesip duran barmenlerden başka tek erkek yok. Tam animatör akşamları ne yapıyor acaba diye düşünmeye başlamıştım ki, yanımda duran çift benimle müzik konusunda muhabbete başladı.
İkisi de Türk, erkek yakışıklı, kadın bakımlı, güzeldi. Onur ve Derya… Benden sadece bir iki yaş büyüklerdi. Kafamız iyi uymuştu. Saatler ilerledikçe sohbetimiz de ilerlemeye, içkiler su gibi akmaya başladı. Onlar da benim gibi iyi içiyorlardı. Gece yarısını geçtikten sonra kafam iyice çakır oldu.
Konuşmalarımız ilk çekingenlik safhasını geçmiş, kakara kikiri yapıyorduk. Etraftaki kızları erkekleri kesiyor, dedikodularını yapıyor, kahkahalarla gülüyor, eğleniyorduk.
Şu kız güzel, yok onun kalçaları büyük, şunun memelerine bakın, sarkmaya başlamış, yanındaki yakışıklı oğlan jigolo herhalde, şu havalı kadının selülitlerine bakın hele, of, şu hatun taş gibi karı, barın önündeki herife bakın, vücut çalışmış bu, belli…
Üçümüz kafa kafaya vermiş etrafımıza bakıp eğlenirken, Onur’un bakışlarını ara sıra üstümde yakalıyordum. Bacaklarımı, yakası dekolte gömleğimden yarısı dışarı fırlamış memelerimi kesiyordu parlayan gözlerle…
Ben de aldırmıyor, memelerimi, özellikle uzun bacaklarımı sergiliyor, mini eteğimle frikik verip duruyordum. Sonra Derya baktı bana baştan aşağıya not verircesine,
“Sen de felaket bir şeysin Gül…” dedi sonunda… Yüzüm kızardı, güldüm.
“Yok canım… Kendime bakıyorum. Mankendim eskiden, evlenmeden önce…” falan diye bir şeyler kekeledim. İkisi de ilgiyle, beğeniyle bana bakıyorlardı. Kocası üsteledi, saçımdan ayak tırnağıma kadar ilgiyle süzerek,
“Evet Gül… Bir erkek olarak fikrimi belirtiyorum. Sen harika bir kadınsın. Çok güzelsin…” Yüzüm kızarmış vaziyette, kadehimi havaya kaldırdım.
“Amaann, bakıp durmayın öyle çocuklar, utanıyorum. Hadi bakalım, şerefe, fondip…” diyerek işi şakaya boğdum.
Eh, hoşuma gitmişti ilgileri… Hem erkek hem kadın bakıyordu bana, beğeniyorlardı beni, güzelliklerimi…
Saat ilerledi, ortam sıkmaya başladı artık, odalarımıza çıkmaya karar verdik. Aynı katta kaldığımızı öğrendik. Beraberce asansöre doğru yürüdük. Gelen asansör yükünü almıştı, kalabalıktı. Sıkışmamız gerekiyordu.
Önce kadın girdi, sonra erkek bana centilmence buyur edip girerken kalkmış sertliği kalçalarıma değdi. Kata çıkana kadar arkamda hissettim o sertliği… Çok kötü olmuştum, tüylerim diken dikendi…
İçki bir yandan, sekse susamışlık bir yandan, ikilinin açık saçık şifreli muhabbetleri bir yandan… Off… İçime almak istiyordum şu herifi… Asansörde kucağına tırmanabilirdim yanımızda karısı, diğer insanlar olmasa… O öpülesi, etli dudaklarını yalayıp yutmak istiyordum kucağında sikilirken…
Asansörden çıkınca odama davet ettim. Gelmezler diyordum içimden… Bir an önce odalarına gidip yatağa girmek, sevişmek isterlerdi. En azından ben öyle yapardım.
Yatağa kadar bile sabredemezdim, kapının önünde atlardım adamın üstüne… Kabul ettiklerinde şaşırdım.
“Neden olmasın tatlım?” dedi kadın… “Barın gürültüsünde iki muhabbet edemedik. Bir iki yudum da senin odanda içer, gırgır yapar, odamıza sonra gideriz.”
Hep beraber benim odaya girdik. Yatağın üzerine oturdular. Kafaya koymuştum. Kendimi bu yakışıklıya siktirecektim bir şekilde… Fakat Derya’yı ne yapmalıydım? Nasıl kıvıracaktım, kadını nasıl saf dışı edecektim, onu bilemiyordum.
“Çocuklar, mini barı geldiğimde doldurtturdum, rafta da her türlü içki var. Self servis… Siz beğendiğiniz içkiyi hazırlayıp için… Ben bir duş alıp kendime geleyim…” dedim.
Onlar minibara yönelirken ben banyoya geçtim. Aceleyle ılık duşun altına girdim. Su damlaları kızışmış bedenimi okşarken gözlerimi kapatıp ne yapacağımı düşündüm. Sonunda, ikinci kızlığımı adama vermeye hazır, işi olacağına bırakmaya karar verip duştan çıktım.
Kurulandım, kokulu kremlerle bacaklarımı, vücudumu oğup üstüme askılı bir tişört geçirdim. Askıları sütyensiz, diri memelerimin yanlarını açıkta bırakan tişört hem kısa, hem inceydi. Kalçalarımı zor örtüyordu.
Odaya geri döndüğümdeyse şaşırıp kaldım. Çift yatağın üzerinde yarı soyunuk vaziyette sevişmeye başlamışlardı. Kadının üzerindeki bol, ince ipek elbisenin omuzları açılmış, benimkilerden biraz küçük, portakal gibi iç açıcı ve harika göğüsleri meydana çıkmış vaziyetteydi.
Adamın düğmeleri kopmuş gömleğinin ise önü tamamen açık, sırtüstü yatağa uzanmıştı. Karısı, kaslı çıplak bedeninin üzerine eğilmiş, memelerini adamın çıplak göğsünde gezdiriyor, dilleri dışarıda yalaşıp öpüşüyorlardı.
Onur’un eli karısının eteğinin altına dalmış, külodun arasından amını kurcalayıp duruyor, kadının eliyse pantolonun fermuarından içeriye girmiş, taş gibi olmuş sikini avuçlamış, okşayıp duruyordu içerde… Kendilerinden geçmişti ikisi de…
Bana aldırmıyorlardı bile… Geldiğimin, onları izlediğimin farkında değillerdi.
Dondum, ayakta durup benim yatağımda, hiçbir şeyi, beni umursamadan, çekinmeden sevişen iki güzel insanı izlemeye başladım. Sırtım banyonun kapısına yaslanmış vaziyette hemen önümdeki seksi sahneyi izlemek iyice azdırmıştı beni…
Aklıma kocamın anlattıkları, telefondaki heyecanlı sesi geldi.
“Klübün ortasında koca yaraklı herifler manken gibi karılara bir dalıyorlar, bir sikişiyorlar herkesin içinde… Aklın durur…”
“Porno çeviriyorlar canlı canlı… İnsan olup da azmamak mümkün değil inan karıcım… Her şey mübah…”
Elim ister istemez tişörtümün altında ıslanmaya başlayan kadınlığıma gitti.
Gözlerim hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak istercesine fal taşı gibi açık, kendimi okşayarak önümde sevişenleri izliyordum. Herif etek altından karısının amını kurcalayıp parmakladıkça kadın zevkle inliyor, kadın elini pantolonun içinde oynattıkça adamın sesi duyuluyordu. Karısının dudaklarına yumulmuş, ıslak ıslak öperken ağzının içinde mırıldandı,
“Çıkar şunu dışarıya… Taş gibi oldu, canım yanmaya başladı artık…” Kadın bol keten pantolonun içindeki şeyi dışarıya çıkardığında elimde olmadan bir inleme koptu benden…
“Oohhh…”
Nerdeyse yirmi santimi geçiyordu elindeki alet… Kalınlığı benim bileğim kadar vardı sanırım…
Pantolonun fermuarının arasından çıkmış, kadının elinde yarısı kaybolmuş vaziyette olmasına rağmen hatırı sayılır bir büyüklüğü, uzunluğu, mosmor kesilmiş yumruk büyüklüğünde bir başı vardı. Damar damardı kadının elinde… Çok güzel, harika bir şeydi…
Çıkardığım sesi duyunca benim farkıma vardı azgınlar… Banyonun kapısının önünde, nerdeyse yarı çıplak, elim apış aramda, onları seyrettiğimi gördüler… Kadın öpülmekten şişmiş, ıslak dudaklarıyla gülümsedi elindeki koca yarağı bırakmadan,
“Şekerim, kusura bakma… Sen banyoda gecikince biz dayanamadık daha fazla…
Bu azgın adam delirtti beni öpe elleye… Beni de azdırdı.” dedi. Sonra beni, sevişmelerinden etkilenmiş, baştan çıkmış halimi baştan aşağıya süzerek sırıttı, “Sanırım senin için bir sakıncası yok, öyle değil mi?”
“Yok…” diyebildim. Sesim karıncalı çıkmıştı, öksürerek düzelttim. “Ne sakıncası olacak canım… Koskoca insanlarız, çocuk değiliz, halden anlarız. Çekinmenize de gerek yok. Devam edin isterseniz, ben sizin odaya geçerim.”
“Çekinmeyiz zaten, merak etme, alışkınız biz… Ama sen de yalnız kalma, yanımıza gel istersen…” Elini uzatmış, yatağa, yanlarına davet ediyordu beni…
“Nasıl yani?” dedim heyecanla… “Nasıl olur?” Kadının beni çağıran eli havadaydı hala…
“Hadi bebeğim… Naz yapma… Kocanla kaç gündür ayrı olduğunu kendin anlattın aşağıda… Anlatırken de benim kocama yiyecek gibi bakıyordun farkında değilsin. Sana kocamı sunuyorum işte…”
Hala diğer elinden bırakmadığı koca siki sallayarak dikkatimi oraya çekti. Kocasını dudaklarından öperek elindeki siki sıktı,
“Bu koca bebek ikimize de yeter, merak etme… Öyle değil mi aşkım? İkimizi de bir güzel sikersin değil mi?” Adam zevkle homurdandı, şehvetle dolu gözlerini benden, vücudumdan ayırmamıştı karısı konuşurken…
Ben ise şoklardaydım.
“Tabi aşkım… Ne demek…” diye yanıtladı karısını.
“Senin gibi böyle güzel, böyle seksi bir kadını haftalarca yapayalnız bırakan gavat kocanın yerini benim sikici kocam doldurabilir rahatça… İçin rahat olsun… Hadi bebeğim… Soyun ve gel yanımıza, lütfen…”
Adam karısını yana itip ayağa kalktı. Üzerindeki düğmeleri kopuk gömleği, ayağındaki pantolonu küloduyla beraber sıyırıp attı. Spor salonlarında çok vakit geçirmiş olmalıydı. Bir gram fazlalığı yoktu herifin…
Kaslı bedeniyle, taş gibi ufacık kalçalarıyla, bacaklarının arasındaki yirmi santimi geçkin copuyla çok seksi görünüyordu.
Resmen ağzım sulanmıştı. Gülümseyerek şapşal şapşal onu süzmemi izledi. Etrafında döndü, kendinden emin bir şekilde eline aldığı koca sikini bana doğru sallayarak,
“Nasıl? Beğendin mi Gül? İster misin bunu? Vajinanın pasını alayım mı bununla, ister misin?”
Yutkundum, cevap veremedim. Dilim tutulmuş gibiydi. Yatakta oturup bizi izleyen yarı çıplak karısı beni yatağa, kocasını paylaşmaya çağırıyordu.
Kocası ise onun önünde, eros gibi çırılçıplak, elindeki koca sikini sallayıp duruyordu…
Ne kadar rahat, geniş insanlardı bunlar… Bir şey söyleyecek halim kalmamıştı. Dizlerim titriyordu heyecandan… Kadın kocasına,
“İster tabi aşkım… İstemez olur mu hiç? Baksana nasıl aç aç bakıyor senin yarağına… Hadi soy şunu, yanımıza getir. Bir an önce sevişmek istiyorum ben… Oyalanıp durmayalım, vakit kaybetmeyelim.”
İki adımda yanıma geldi Eros heykeli… İki eliyle başımı tutup eğildi, dudaklarıma bir öpücük kondurdu. İçim ürperiyordu adamın ıslak etli dudakları benim dudaklarımı ezerken…
Kasıklarıma kan yürüdüğünü, karıncalandığını hissediyordum. Şehvet dalgası kaplıyordu her yerimi…
Nasıl kaplamasın? Adam hararetle dudaklarıma yumulmuşken, önündeki ateş gibi sıcak ve demir gibi sert şey, bacak aramda dolaşıyor, bedenime batıyordu. Gözlerim karardı, düşecek gibi oldum, adam sarıldı, düşmeme engel oldu.
“Oohhh…” diye inledim kollarının arasında ezilirken… Biraz öpüp bıraktı. Ellerimden tutup kendinden uzaklaştırdı. Sonra eliyle tişörtümün eteklerini tutup yavaş hareketlerle yukarıya kaldırdı.
Santim santim ortaya çıkan güzelliklerimi içercesine başımdan yukarıya kadar sıyırdı, çıkarıp attı.
Kendi de geriye, yatağa gidip oturdu. Karısının yanında, sikini okşayarak bana bakıyordu. Karısıyla beraber beni süzüyorlardı parlayan gözlerle… Kıvandım… Kadın elini kaldırıp parmağıyla daire çevirdi havada,
“Çok güzelsin bebeğim… Dönsene biraz yavaş yavaş… Her yerini görmek istiyorum senin…”
Şaşkın şaşkın dediğini yaptım. Bunu adamın söylemesi gerekmez miydi diye geçti aklımdan… Beni izleyen iki çift gözün önünde tüm çıplaklığımla, ayaklarımda yüksek iskarpinlerimle duruyor, kendimi sergiliyordum.
Heyecan, erotizm, şehvet, adrenalin dörtnala ilerliyordu odanın içinde… Durup bekledim. Kadın kısaca emir verdi boğuk sesiyle,
“Gel…”
Otelin geniş yatağına uzanmışlardı iki çıplak insan… Beni çağırıyorlardı. Yanlarına gittim. Beni ortalarına aldılar. Adam elimi tutup önüne götürdü. İnleyerek,
“Lütfen şunu biraz rahatlat yavrum… Sızlamaya başladı inan… Senin güzelliğine hayran kaldı bu ufaklık… Amına girmeden önce biraz dilinin tadına baksın. Öp onu…”
Eğilip o güzel siki okşadım. Başına bir öpücük kondurdum. Dediğim gibi, harika, nefis bir şeydi. Başını ağzıma almaya çalıştım, aldım da… Ağzımın içinde emerken dilimle okşadım içerde…
Adam inliyor, elleriyle saçlarımı okşuyordu ben sikini yalayıp emerken… Rahatça elimdeki yarakla ilgilenebilmek için biraz daha üstüne kapandım.
Sonra… Sonra bacaklarımın aralandığını duydum. Islanmış amımda ıslak, sıcak bir dilin temasını… Ve amım, klitorisim her yalandığında aldığım o korkunç zevk duygusu… Başımı emmekte olduğum sikten kaldırıp baktım. Kadının kısa kesilmiş, kıvırcık saçlı başı kasıklarımda hareket edip duruyordu.
“Ahhh…” diye inledim. “Ne yapıyorsun Derya?” Kasıklarımdan başını kaldırıp yeşil gözleriyle, ıslak, pembe diliyle yalanarak bana baktı. Dudakları benim am sularımla ıslanmış, parlıyordu.
Göz kırptı,
“Şşşttt… Bebeğim… Sen elindeki şeyle ilgilen… Burayı bana bırak, ben ilgileniyorum.”
İlgilenmeye devametti. Karısı Derya amımı yalarken ben de kocasının sikini yalıyordum aynı anda…
Kadının diliyle bana verdiği ve amımdan tüm vücuduma yayılan şehveti, ben de dilimin ucundan, ağzımdan kocasının bedenine aktarıyordum olduğu gibi…
Klitorisimi emmeye başladığında benim kalçalar dalgalanmaya başladı. İlk orgazmımı yaşadım kasılarak…
Kendime gelince Onur beni alıp sırtüstü yatağa yatırdı, bu kez kendisi ilgilenmeye başladı. Okşarcasına dudaklarıyla tüm bedenimi dolaştı. Dudaklarımdan başlayıp ayak parmaklarıma kadar….
İskarpinimin bağcıklarını çözüp fırlattı.
Ayak bileğimdeki halhal kalmıştı üzerimde giysi olarak… Ona dokunmadan bacak içlerimi yalaya yalaya yukarıya çıktı. Amıma daldı. Karısının az önce yaladığı amımı bu kez pütürlü koca diliyle kocası yalıyordu.
“Oohhh… Dünya varmış…” diye inleyerek kasıklarıma gömülmüş başı okşadım, saçlarını parmaklarımla karıştırıp kendime çektim.
Fazla oyalanmadan yukarıya çıktı, karnımı, memelerimi öpe öpe bacaklarımı aralayıp arasına girdi, yerleşti yavaş yavaş… Heyecanla bekliyordum başıma gelecekleri, daha doğrusu amıma girecek şeyi… Derya ise yanıbaşımızda bizden daha heyecanlıydı,
“Hadi Onur… Sok artık şu sikini karıya… Bir görsen amcığın dudakları nasıl titriyor, nasıl heyecanla bekliyor yarağını… Ohhh… Hadi kocacım… Sik şunu…”
Karısı beni sikmesi için kocasına yalvarırken ben çaresizce, adamın kaslı göğsünü okşayarak içime girecek aleti bekliyordum. Pis herif, işkence çektirir gibi sikmiyordu beni…
Şınav çeker gibi ellerini başımın iki yanına dayamış, öyle duruyordu. Sonra sikinin başını amımın dudaklarında hissettim. Aşağı yukarı sürtünüp duruyordu ateş topu…
Başımı kaldırıp baktım. Derya kocasının sikini tutmuş, kendi eliyle benim amıma sürtüyordu. İnleyerek başımı yastığa bıraktım.
“Ahhh… Çok güzelll…”
İnlememi duyan adam üstümde alçaldı. Sikinin başı amımın girişini zorladı. İlk kez böyle büyük bir penis giriyordu içime… Dudaklarımı ısırarak, bacak aramdaki kalınlığın zorlamasına, canımı yakmasına aldırmamaya çalıştım.
Kaygan olmama, su içinde kalmama rağmen, koca alet zorlanıyordu amıma girmekte…
Bastıra bastıra, santim santim soktu yarağını içime… Başı vajinamı yararak girdi, girdi, girdi… Bayılacak gibiydim. İnleyip duruyordum altında… Sonunda Derya’nın kocasının sikini tutan eli dayandı kasıklarıma önce… Onur homurdandı,
“Çek şu elini orospu… Dibine kadar sokmak istiyorum bu güzel amcığa… Ohhh…
Daracık amın varmış bebeğim… Bitirdin beni…” Karısı eğilmiş, kocasının sikinin amıma nasıl girdiğine bakıyordu heyecanla…
“Çok güzel görünüyor kocacım… Oh, nasıl da giriyor koca sikin… Kalın kalın, orospunun amına saplanıyor sanki… Bıçak gibi saplanıyor… Çok güzel…
Nasıl Gül? Kocamın siki nasılmış? Bir bilsen, nasıl zevk verir kadına benim kocam…
Aygır gibidir… İkimizi de sabaha kadar siker, bana mısın demez?”
“Ohh… Evet… Çok güzel… Harika… Çok… Çok zevk veriyor… Oh, Derya bu bambaşka…
Kocanın siki… Ohhh… Farklı… Bacaklarımın arasında… Odun var sanki…
İçim doldu Derya… Kocan içimi doldurdu… Ohhhh…” Nefesim kesilmişti zevkten…
Nefes almaya çalışırken, kesik kesik konuşup duruyordum bir yandan…
Derya doğrulup bana geldi. Dudaklarımı öpmeye başladı. Kocasının siki amımın içinde yara yara girerken karısı da dudaklarımı öpüyor, yalıyor, bir yandan memelerimi okşuyordu.
İlk kez bir kadın beni öpüyordu. İlk kez bir kadınla öpüşüyordum, bir kadın amımı yalıyordu.
Hem de kocası beni sikerken… Çok zevk alıyordum, çok…
İçkinin etkisi çoktan geçmişti, başımı döndüren şey şehvetten başka bir şey değildi. Evet, başım dönüyordu zevkten… Bulutlarda uçuyordum.
Dudaklarımı öperken dili ağzımın içine girmişti. Şehvetle dilini emdim ağzımın içinde, hırsla…
Sonra kalkıp bir bacağını aşırıp başımın üstünde dizlerinin üstünde durdu. Eliyle amının dudaklarını aralayıp ıslanmış, pırıl pırıl parlayan pembe içini gösterdi bana…
“Ben seni yaladım, sen de beni yala aşkım… Kocam seni sikerken, sen de beni dilinle sik… Ohhh… Hadi bebeğim… Yala amcığımı…”
Yaladım. Bir erkeğin yapabileceğinden fazlasını yapmaya çalıştım dilimle… Yaladım, emdim.
Ben amıyla uğraşırken, o da üstümde kocasıyla öpüşüyordu karşılıklı… Kocası bir yastık alıp benim altıma sokuşturdu, kalçalarımı yükseltti.
İşini iyi bilen sikici herif, bir yandan dizlerinin üstüne çökmüş hararetle beni sikerken, kalın yarak amımın içinde piston gibi gidip gelirken, bir yandan da karısıyla öpüşüyor, memelerini yoğuruyordu kürek gibi elleriyle…
Eller, dudaklar birbirine girmişti. Elimiz nereye denk gelirse okşuyorduk birbirimizi…
Sonunda dayanamadım daha fazla… Erkeğin kalın siki öyle zevk veriyordu ki,
Derya’nın amını yaladıkça kopardığı feryatlar, Onur’un inlemeleri öyle tahrik edici bir ortam yaratıyordu ki, boşalmaya başladım.
Kalçalarımı indirip kaldırıyordum erkeğin sikini karşılarcasına…
Sonunda, uzun bacaklarımı erkeğin kaslı gövdesine dolamış vaziyette, güzel yarağını içime, ta diplerime hapsettim, kasılıp kaldım. Elektriğe tutulmuş gibi titredim, çırpındım, kollarımı savurup durdum çaresizce…
Ben boşalırken Derya üstümden inmiş, sımsıkı sarılmıştı bana kasılmalarım sırasında…
Dudaklarımı öpüyor, elleriyle aramızda ezilen göğüslerimi okşuyordu sakinleştirmek istercesine…
Kocasının kalınlığı tümüyle içimi doldurmuşken karısının öpüşmeleri, okşamaları aldığım zevki arttırıyor, uzatıyordu. Şiddeti gittikçe azalan kasılmalarım sonunda bitti. Ara ara, elimde olmayan ürpermeler, titremeler yaşıyordum ama…
Kendime geldiğimde karı koca iki yanımda uzanmış, meraklı gözlerle benim orgazmımın son kırıntılarını izliyorlardı eserlerinden memnun bir şekilde, gülümseyerek… Ben de gülümsedim,
“Çılgınsınız… Böyle bir şey ömrümde yaşamadım ben…” diyebildim kuruyan dudaklarımla… “Bittim… Mahvettiniz beni…” Derya uzanıp dudaklarımı öptü.
Parmakları hala kabarık meme uçlarımda, tırnakları karnımda geziniyor, beni ürpertiyordu.
“Daha yeni başladık canım… Bu yaşadığın sadece başlangıçtı.” dedi. “Bak, aygırım daha boşalmadı bile… Daha dimdik ayakta… Beni bekliyor…”
Baktım, doğru söylüyordu. Diğer yanımda uzanan kocasının siki dimdik havadaydı. Başını yastıkta yana çevirmiş, sikini okşayarak bize bakıyordu. “Biliyorum, senin içine boşalmak istiyor azgın kocam… Ama en son sabah sikiştik, ben de özledim kocamın sikini…
Biraz da ben tadına bakayım. Özledim ben de…” Elini apış arasına götürüp kadınlığını avuçladı, hırsla, “Amcığım seni özledi kocacım… Hadi gel, sok şunu içime…”
Kocasının gözleri ikimizin üzerinde gidip geliyordu. Birbirini okşayıp duran, öpüşen çırılçıplak, iki güzel kadın… Manzara güzel olmalıydı. Elini uzatıp elimi tuttu, çekip bacaklarının arasında dikilen heyülanın üzerine koydu elimi…
“Gül… Canım… Hadi biraz sikimi yala da karımın amına rahat girsin. Az önce senin vajinanda ıslandı ama… Kurudu biraz sanki… Hadi dilinle ıslat beni bebeğim… Yala…”
Parmaklarım onun güzel erkekliğine temas edince ürperdim. Az önce içimdeydi bu koca şey, nasıl alabildiysem bunu içime… Nasıl kaybettim amımda bu koca şeyi…
Hayranlıkla her yanını inceleyerek okşadım. Doğrulup kasıklarına yaklaştım.
Sırtüstü yatan erkeğin havaya bakan mızrağının başına bir öpücük kondurdum. “Ohhh…” diye bir inilti koptu erkekten… Ben de öpmeye, dilimle yalamaya koyuldum. İnliyordu ben yalarken…
Durmadan konuşuyor, bana talimatlar yağdırıyordu.
“Ohhh… Güzel yalıyorsun bebeğim… Yalamayı iyi biliyorsun, alışkınsın anlaşılan… Ohhh… Devam et… Taşaklarımla da ilgilen biraz… Parmaklarını hissedeyim. Evett… Böyle… Dilinle dokun onlara… Dilinle de yala şimdi… Oohhh… Parmakların boş durmasın öyle… Alttan kalçalarımı okşa… Yess… Çekinme canım… Göt deliğimi okşa… Ahhh… Çok güzel…”
Kalçalarını kaldırdı biraz… Yükseldi… Karısı yetişti, yükselen kalçaların altına başını soktu. Ben yukarıya, erkeğin sikine dilimle çıkarken, o kocasının kalçalarının arasında çalışmaya başladı. Hayretle başımı eğip baktım.
Kocasının minik deliğini yalıyordu kadın… Pembecik dili adamın tüysüz göt deliğinin etrafında dolaşıyor, dilini sertleştirip deliğe baskı yapıyordu. Kocası kendinden geçmişti adeta… Benim durduğumu hissedince saçlarımdan tutup sikine çekti başımı…
“Bırakma orospu…” diye tısladı dişlerinin arasından… “Yala… Sikimi yala… Durma… Ohhh… Karıcım, fahişenin tekisin sen, biliyorsun değil mi? Ohhh… Dilin bitiriyor beni… Hadi Gül… Karım götümü yalarken sen de sikimi yala canım… Em… Çok güzel… Harika… Ahhh…”
Adamın bacaklarının arasında iki kadın birden hararetle çalışıyor, adamı kıvrandırıp duruyorduk yatakta… Dakikalarca sürdü bu seks oyunu… Sonra sertçe ikimizi de çekip aldı oyuncağımızdan… Bir anda dizlerinin üstünde kalktı.
Taş kesilmiş siki göbeğine yükseliyordu, yalamalarımızla pırıl pırıl yapmıştık, loş ışıkta parlıyordu… Ve o sikin sahibi, kocaman, kaslı gövdesiyle yatakta bir seks tanrısı gibi yükseliyordu. Şehvet uyandırıcı, seksi, hayvansı bir şeydi bu adam…
Bir aygır… Biz iki kadın, ayaklarının dibinde, o tanrının müritleri, tapınak kölesi bakireler gibi heyecanla bekliyorduk. Sikmesini bekliyorduk. O tanrısal aletini sokmasını…
Karısını sertçe çekip kaldırdı, önüne aldı bir anda… Bunu beklemeyen Derya ufak bir çığlık kopardı… Anlaşılan karısını doyurmak istiyordu önce…
Oyuncak bebek gibi çevirip dört ayak haline getirdi karısını… Derya başını yastığa koymuş kalçaları titreşerek bekliyordu, heyecanla… Kocası sikini belinden tutup karısının arkasına yaklaştırdı. Başını bir iki kez ıslak, hazır bekleyen amın dudaklarının arasında gezdirdi. Ve bir anda amına sokuverdi o koca aleti…
Ahhh… Dibine kadar… Kadının kalçaları kasıklarına yapışana kadar kökledi…
“Offf… Yavaş… Hayvann… Amımı yardın yine… Orospu çocuğu… Canımı yaktın…” Kocası Derya’nın çırpınmasına, bağırmasına, küfürlerine aldırmadan gözleri yarı kapalı, hararetle gidip geliyordu amında… Parmakları belinde, kendine çekip hart diye dibine kadar sokuyor, hart diye çıkarıyordu başına kadar…
Sonra tekrar gömüyordu sikini… Derya çırpınıyor, çarşafı avuçlarının arasında çekiştiriyor, durmadan inleyip kocasına saydırıyordu.
“Ahhh… Offf… Anası sikişmiş piç… Nasıl da geçiriyor yarağını acımadan…
Ananı da siksinler senin böyle e mi…? O fingirdek annenin amına böyle koysunlar. Orospu annenin… Ohhh… Yavaşş… Yavaş sik dedim sana… Her seferinde… Ooohhh…”
“Anamı karıştırma orospu… Fahişe… Yarak delisi kadın… Yarak istiyordun, al sana yarak… Sikişmek istiyordun… Al… Köküne kadar…” diye diye sikiyordu kocası… Sert… Çok sert… Karısı cıyak cıyak bağırıyordu altında…
“Ahhh… Görürsün sen… Kızkardeşini siktiricem senin… Erkeklerin ortasına atıcam azgın kardeşini… Ananla beraber siktiricem… Oovvv… Yavaş ulan… Aaahhh…”
Başını bana çevirdi. Yanıbaşlarında uzanmış, hayretle aralarındaki konuşmayı dinliyor, canlı hard porno çeviren ikiliyi izliyordum. Bir elim ıslanan amımda, diğeriyle memelerimi okşuyordum.
“Ah Gül… Bunun bir annesi var, mahallede vermediği erkek kalmadı. Babasının boynuzları kapıdan sığmıyor. Bunlar ailecek sikişken… Azgın bunlar… Ohhh… Canımı yakma dedim hayvan… Aaahhh… Delirtme beni… Bir kızkardeşi var Gül… Lolita… O biçim… O da bunlar gibi azgın… Her gece kapımızda küçük orospu…
Biz sikişirken bizi izliyor… Ohhh… Abisi beni sikerken o kapı aralığında amını okşayıp duruyor her gece… Ohhh… Geliyorum… Geliyorum… Ooohhh…”
Kocasının siki motor gibi içine girip çıkarken elleri kasılıyor, gözleri kayıyordu. Ben boşaldı, bırakırlar diye beklerken kocası aldırmadan devam ediyordu sikmeye… Derya ise kendini resetleyip sanki az önce orgazm olmamış gibi devam ediyordu. Sular fışkırıyordu koca yarak her içinden çıktığında…
Gözlerime inanamıyordum. Hiç böylesini görmemiştim. Nemfomanyak kadın dedikleri bu muydu yoksa? Bu nasıl bir seks gösterisiydi böyle?
“Görürsün sen kocacım… O azgın kardeşinin… Lokum gibi lolita kardeşinin tadına önce ben bakıcam… Yumruk gibi tazecik amcığını yalayıp yutucam.
Sonra erkek bulucam ona… Siksinler kardeşini… Amına koysunlar kızkardeşinin… Sen nasıl benim amıma koyuyorsan… Offff… Aynen… Tarif edicem onlara… Sert sikin dicem… Kızlığına acımayın… Kızkardeşini bozdurucam senin… Hoş, azgın kardeşin o azgınlıkla bakire değildir ya…
Siktirmiştir kendini orospu kardeşin… Kızkardeşin… Oofff… Şimdiye kadar… Çoktan… Yarağı yemiştir… Aaaahhhh…”
Kocasının altında bir yandan sikilirken bir yandan hayretle dinlediğim şeyler söyleyip duruyordu inlemeler arasında… Normalde boşanma, hatta cinayet sebebi olabilirdi kadının söyledikleri… Onur ise tam tersine, daha çok tahrik oluyor, daha çok sertleşiyordu konuşmaları sürdükçe… Kalçalarını tokatlayıp duruyordu sikerken… Kıpkırmızı olmuştu karısının kalçaları…
“Ahh… Doymaz bunlar… Sikişmeye doymazlar… Anasını siktiğimin çocuğu… Tatil günleri sabahlara kadar siker beni… Aygır herif… Ooohhh… Aklı fikri seks bunun… Kendi siktiği yetmez gibi… Gider başkalarına da siktirir beni… Oturur yanımızda, beni nasıl siktiklerine bakar… Ooohhh… Bayılır grup seks yapmaya… Çok zevk alır, çok… Karısını siktirmeye bayılır…
Manyak kocam benim… Adamlar beni siktikten sonra… Gelir, döllerini yalar amımdan… Aahhh… Yalar beni… Döllü amımı yalar… Adamların döllerini içer pezevenk… Karısını siktiren pezevenk… Aaahhh… Geliyorummm… Geliyorum erkeğimm… Ooohhhh… Hadi sen de gel artık… Amım yanıyor artık… Orospu çocuğu… Yeterr… Boşal…”
“Ben de geliyorum aşkım… Oohhh.. Karıcım benim… Ooohhh.. Gül… Arkama geç… Sarıl bana… Sen de beni sik… Hadi…”
Fırlayıp kalktım, arkasına geçtim. O dar ve sert kalçalar motor gibiydi karısının arkasında…
Sarılmaya çalıştım. Kasıklarımı onun kalçalarına dayamaya… Siker gibi hareketler yapmaya… Baktım, hızına ayak uyduramıyorum, eğildim. Alttan karısının amına çarpıp duran taşaklarını okşadım. Kasılmaya başlamıştı aygır…
Rahat çalışmam için karısının üzerine biraz daha eğilince hareketleri yavaşladı. Ben de başımı kabalarının arasına gömdüm. Dudaklarımla tertemiz ve mis gibi kokan götünün deliğini öptüm.
“Ahhh…” diye bir feryat… “Yala… Götümü yala bebeğim… Deliğimi yala… Ooohhhh…”
Dediğini yaptım. Dilimin ucunu büzüğünde gezdirirken onun aldığı zevki, şehvet titremelerini bacaklarını tutan ellerimde hissedebiliyordum.
Korkunç zevk alıyor olmalıydı aygır… Kol gibi siki, isterik karısının sular fışkıran amında… Götünün deliğini ben yalıyorum… Önden, arkadan… Zevk… Uzun bir süre götünün deliğini yaladım, büzüğünü emdim, dilimi içine sokmaya çalıştım.
“Ooohhh… Geliyorum… Boşalttınız beni orospular… Sonunda boşalttınız… Fahişelerim benim… Ooohhhh…”
Evet… Sonunda… Ben bu kadar uzun süre sevişen bir erkek görmemiştim hiç… Geciktirici almış olmalıydı. Zira hiçbir insan evladı bu kadar uzun sikişmeye, sikinin yalanmasına dayanamaz, birkaç kez boşalırdı.
Bu aygır ise bizi, iki kadını ikişer üçer kere orgazma ulaştırdıktan sonra yeni boşalıyordu. Kasılmalarını dilimin ucunda hissedebiliyordum. Götünün deliği açılıp kapanıyordu boşalırken…
Yavaş yavaş karısının amına gömdüğü sikini dışarı çekti, çıkardı. Çekerken karısının amından çıkan azmanın gövdesi beyaz spermlerle, karısının zevk sularıyla bulanmış vaziyetteydi. Dölleri karısının amının kenarlarından süzülmeye başladı. Yarak içinden çıktığında içindeki spermleri kusmaya başladı.
Beyaz kremamsı sıvı, içinden balta sapı çıkmış, dudakları aralık kalmış kadınlık organının dudaklarının içinden süzülerek geldi, yatağa akmaya başladı.
Derya inleyerek, halsiz bir vaziyette kendini yatağa bıraktı boylu boyunca… Bir pozisyonda iki kez boşalmıştı kadın… Fersiz, dermansız yattı kaldı yüzüstü…
Saçları karmakarışık, makyajı rimelleri akmış, amında döller… Tam bir sikilmiş orospu gibiydi kısacası…
Onur da karısının rimelleri akmış yanağına sevgi ve şefkatle bir öpücük kondurup yanına devrildi koca gövdesiyle…
Derya başını bile kaldıramadı yastıktan, dudaklarıyla bir öpücük hareketi yapmaya çalıştı. Sırtüstü yatan adamın yayla gibi geniş, kılsız göğsü inip kalkıyor, ıslak siki hala tıp tıp atıyordu…
İnmesine rağmen hala kalın bir hortum gibi duruyordu bacaklarının arasında…
Por la espalda, todo sabe mejor…
Metelica ve sürpriz çarşaflı
Alıntıdır.....
Bir Nisan öğleden sonrasında kapının zili çaldı. Evde su bitmişti, gelen sucudur deyip kapıyı açık bırakıp mutfağa boş damacanayı kapıya getirmeye gittim. Döndüğümde bir çarşaflı kadın, içeriye girmiş eline ayakkabısını almış, ayakkabısını nereye koyacağını düşünerek bakınıyordu. Ben dondum kaldım, ses çıkarmadım. Tam beni fark ettiği sırada, apartman merdiveninden birileri daha çıkıyordu. Onların sesini duyunca, hemen kapıyı kapattı. Onların onu benimle görmelerini istemedi belli ki. Ben boş damacanayı kenara koyup, "İsterseniz içeri geçin, onlar gitsin sonra çıkarsınız" dedim.
Kadın, çok çekingen ve ürkekti.
"Ayakkabınızı da şuraya koyabilirsiniz" diye de ekledim.
Kadını içeride salonun kanepesine oturttum. Öyle tedirgin ve ürkek görünüyordu ki, her an kalkacakmış gibi kanepenin köşesine kıçının ucuyla oturmuştu. Bir yandan beni süzüyordu. Üzerimde "Justice For All" yazan Metallica tişörtü vardı, altımdaki kot da en az üç haftadır yıkanmamıştı. Malum o dönemler, öğrenciydim ve üniversitede uzatmalardaydım. Kadını hem rahatlatmak, hem de biraz güven vermek için bir şey içip içmeyeceğini sordum.
Ses çıkarmadan başını salladı. Ben yine de mutfağa gidip, buzdolabından içecek bir şeyler baktım. Neyse ki, gazı kaçmamış ve hatta açılmamış bir kola buldum. Temiz bardak bulmak da sorun olduğu için öğrenci evinde, hemen bir bardağı yıkayıp kola doldurarak salona getirdim. Kanepenin yanındaki sehpaya koydum kola bardağını. Kadın kolaya baktı sonra da benim garip iskelet kafası resmi olan tişörtüme gözü takıldı. Gülümsedim, "Korkma, sadece bir resim. Biz adam yemeyiz" dedim.
Kadın nikabının altından gülümsediği belli oluyordu, gözlerinden. "Söylenti çıkarmışlar, metal dinleyenler satanist. Yok. kedi keserlermiş. Vallaha en son geçen camide bir amca bu tişörtle camiye gelme deyinceye kadar cumaya da giderdim" diye anlatınca dikkat kesildi. Neredeyse gözleriyle konuşuyorduk. Gözleri, her sözüme ve hareketime tepki veriyordu. "Halbuki dinlediğimiz sadece bir müzik. Senin de seveceğin şarkılar vardır eminim.
İstersen açalım birkaç şarkı, beraber 'head bang' yapalım" dedim. Bu sefer hafif de olsa sesli güldü. Bu arada, yan komşum belediyede çalışan bir mühendisti. Genellikle cuma akşamları orada toplantı olur, sanırım sohbetten sonra bize
kadar sesi duyulan zikir ayinleri
yaparlardı. Zaten öğrenci olduğumuz için pek rahatsızlığımızı söylemezdik. Biz de arkadaşlar olarak, Megadeth'ten, Black Sabbath, Metallica, AC/DC'ye bizim taraftan çaldığımızda, eğer onlara sesimiz gidiyorduysa da onlardan bir şikayet gelmezdi. Sanırım, bu kadın orada hafta içi kadınlar toplantısına gelmişti. Yanlış zile basıp, bizim daireye girince de panik yapıp, diğer kadınların başka erkekle görmesini istemediği için birden onların sesini merdivende duyunca, kapıyı da kapatıvermişti.
Olayın böyle olduğunu anlamam biraz zaman almıştı. Kadını hafifçe de olsa güldürünce, bardaktaki kolayı gazı kaçmadan içmesini söyledim. Nikabını kaldırdı, yavaşça bir yudum aldı. "İsterseniz çıkarın üstünüzü, nasılsa ikimizi gören yok" deyince önce çarşafın üstünü çıkardı. Altında saçını sıkıca kapatan tülbent vardı. Onu da çıkarınca, saçlarının ne kadar bakımlı ve hatta boyalı ve yapılı olduğunu gördüm. Hatta saçlarını serbest bırakmak için başını sallaması çok seksi bir hareket olmuştu. O ana kadar, aslında ona cinsel yönden bakmamıştım.
Sanki bizim eve sığınmış bir kadın gözüyle bakmıştım.
Çarşafın altında ise, aşırı açık olmasa da gayet normal bir normal bir elbisesi vardı. Kadın, oldukça gençti. Neredeyse benim yaşlarımdaydı. Benden bile biraz küçük olabilirdi. Çarşafını çıkardıktan sonra, biraz rahatladı ve en azından konuşmaya başladı. İsmini söylemeyeceğim burada, küçük bir şehrin köyünde doğmuş. İlkokuldan sonra, yatılı kursta kalmış.
Sonra büyüdüğünde güzelliği dikkat çekince, cemaatten durumu iyi olan bir esnafa ikinci hanım olarak İstanbul'a gönderilmiş. Tabii bu hikayenin hızlandırılmış hali. Anladığım kadarıyla en az üç senedir evliymiş, resmi nikahlı değil tabii ki. İstanbul'un bilinen bir sitelerinden birinde bu kadın içi↑ ev açmış adam. Böyle cemaat toplantıları dışında, ancak haftada bir adam bunu bir yere götürürse evden çıkıyormuş.
Aslında bütün bunları anlatırken, hayatından memnunmuş gibi, hatta ikinci hanım olmayı bile meziyet olarak vurgulamasına rağmen, duygu olarak hep bir şeyleri eksikmiş gibi his bırakıyordu. Ben metalci tişört paspal kotla kaba görünmeme rağmen, kibar konuşmam onu etkiliyordu.
Normal bir konuşma tarzım olan, "Harikasın", "Süpersin ya!" gibi hitaplar ve hatta ona 'çok güzel' olduğunu kelimelerle ve bakışlarımla rahatsızlık vermeden hissettirmem, konuşmalar ilerledikçe güvene dönüştü.
Ben de fena değildim hani.
Saçlarım omuzlarımda, sakalımı
kısaltmışım, şekil yapmak için sakalımın yanak bölgesini almışım, hatta çene bölgesinde de inceltme yapmışım, saçımın favorisi ince bir şekilde kulağımın yanından çene altıma uzanıyordu. Tabii, farklı olan tarzım onda da ekstra ilgi uyandırıyordu. Ben de onun hikayesini ve güzelliğini fark ettikçe ona ilgim artıyordu. Aramızdaki yakınlaşma arttıkça önce karşısında oturduğum halde, sonra onun olduğu kanepeye geçtim, daha sonra da yavaş yavaş ona doğru yaklaştım. O ise hala çekingen ve eğreti bir oturuş ile kanepenin kenarındaydı. Bir bahane bulup,
'Saçların çok güzelmiş' deyip
saçını okşayarak elimi başına götürdüm. Tepki göstermesini beklerken, tam tersine gülümsedi.
O an cesaretlenip, iyice yaklaştım ona ve iltifat ederek sarıldım. Ürkek bir ceylan gibiydi. Sanki onu her zaman ezdikleri için, kafasını bile kaldırmaya çekiniyordu. Ben yine de, onun onayı ile ona yakınlaşmaya çalışıyordum. Ona yaptığım iltifatlar karşılık buluyordu. En son artık, elimi bacaklarının arasına attım. Elbisesinin altında altlık pantolon vardı. Ve dudaklarına yapıştım.
O da tutkuyla öpücüklerime karşılık vermeye başladı. Ellerim neresine giderse gitsin, tepki göstermiyordu; hatta o da biraz
biraz da olsa ellerini kullanıyor benim vücudumda gezdiriyordu.
Bir anda sessizce sevişmeye başlamıştık kanepede. Bir ara öpüşmede boşluk bulup, elbisesini çıkarttırdım. O da siyah Metallica tişörtümü çıkarttı. Teni bembeyaz ve gergindi. Memesinin gerginliği, boynunun altından başlayarak, meme ucuna kadar uzanıyordu. Hava soğuk olmadığı halde meme uçları sertleşmesinden onun da tahrik olduğunu anlamıştım.
Böyle güzel bir vücudu, internette pornolarda bile görmemiştim. O da tişörtümü çıkarında ortaya çıkan genç ve geniş omuzlu vücuduma ilgi göstermişti. Orta yaşlı paralı esnaf kocası, en azından güzel bir fiziği gösteremiyordu ona.
Üstünü çıkardıktan sonra altını çıkartmak çok zaman almadı.
Hatta benim kotumu ve şortumu da o çıkardı. Güzel dantelli külodunu çıkardığımda heyecanlanacağımı biliyordum da, bu kadar şok olacağımı düşünmemiştim. Am dudaklarının kenarlarını ağda ile kıllarını aldırmış, am üstündeki kılları ise gül şeklinde şablonla çıkartmıştı. Bu çarşaflılar, seksin keyfini iyi biliyorlar diye düşünerek gülümsedim.
Benim gülümsememi görüp, o da gülümsedi. Hemen amına yumuldum tabii. Çok am yalamamıştım, o yüzden biraz
acemicevdim. Zaten bununokulu mu olur, nasıl bulduysan öyle yalayacaksın amı. Yine de, onun nefesini, sesini dinleyip, hoşlandığı şekilde dilimi gezdirmeye çalıştım. Bir yandan da ellerimi dipdiri memelerinde gezdiriyordum. Yalamaktan biraz sıkılınca ayağa kalktım, hemen ellerini sikime getirdi. Ben ayaktayken, eliyle sikimi sıvazlamasına izin verdim.
Sonra sikimi emmeye başladı.
Başta önce sadece sikimin başını, sonra da eliyle sıvazlayarak sikimi derinlemesine emdi. O zaman sikimin kıllarını kesmemiştim, ona rağmen narin dudakları sikimin kıllarına değecek kadar sikimi ağzına alıyordu. Ben de başını tutarak yardımcı oluyordum. İlk kez bir kızın ağzını sikiyordum. Daha önce sikimi emen olmuştu, ama ağız sikmek başka bir şey. Sonra kızı kanepenin üzerine çıkartıp, domalttım. İnce belini takip eden yuvarlak ve sert kalçaları vardı.
Sikimi yavaşça amına doğrultup soktum. Önce yavaş başlayıp hızlanmaya başladım. İkimiz de inlemeye başladık. Sesimiz yan daireye gidiyor muydu bilmiyorum, ama onların sesleri bize geliyordu. Daha sonra kalçasını araladığımda, göt deliğinin muntazam olmadığını fark ettim. Hemoroid olmak için, genç ve zayıftı. "Kocan yoksa götten mi sikiyor?" diye sordum, gidip gelmelerimi yavaşlatmışken.
Başını çevirip "Yok, hayır" dedi.
"Eee.. ama burdan girmiş galiba" diye ısrar edince "Şeyyy.. bir keresinde yanlışlıkla oldu" itiraf etmek zorunda kaldı. Ben yine ısrarla sorgulamaya devam ettim, "Yanlışlıkla biraz zor girer, o anlayınca çıkarmadı mı?" diye sordum. "Ben bağırdım ama o devam etti. Neyse ki çok sürmeden boşaldı" diye anlattı. Ben yine yavaş yavaş gidip gelirken merakla devam ettim sorularıma, "Günah değil mi, söylemedin mi hocaya" dedim. O da, "Şeyyy..
Sordum.. Hoca, Yanlışlıkla girmiş ise günah sayılmaz" dedi. Ben epey garipsemiştim doğrusu. "Neyse ki bir kere olmuştur, olur öyle" dedim. "Yok, birkaç kere oldu öyle" diye karşılık verdi. Bu karşılık onun götüne ilgimi epey arttırmıştı. Zaten iyice yavaşlatmıştım gidip gelmeye, am suyunun ıslaklığını sikimin ucuyla göt deliğine sürdüm. "Merak etme, ben yanlışlıkla sikmeyeceğim götünü.
İsteyerek sikeceğim" deyip yavaşça kökledim. Çok zorlanmadım, yine de dar olmasından dolayı kolay girmedi. Kız önümde sessizce inliyordu, ben ise onu dinleyerek yavaşça götünde gidip geldim.
Baya bir gidip gelmiştim, onun rahatsız olmaya başladığını anladığım anda sesli bir şekilde götüne boşaldım. Kanepenin yanında çırılçıplak ayakta durmaya devam ettim. O doğrulduğunda sikime tekrar dikkatle baktı. Sikimi beğendiği belli oluyordu. Bu arada yan dairedeki sesler kesilmişti.
Biz de yavaştan giyinmeye başladık. Birbirimizi süzüyor ve genç aşıklar gibi birbirimize gülümsüyorduk. Giyindikten
sonra, pencereden aşağıya baktığımda, yan daireye gelen kadınların dağılmaya başladığını gördüm. Bu esnada ona bir mesaj geldi, kocası birazdan onu almaya gelecekmiş. Kocası gelinceye kadar da biraz sohbet ettik. Çarşafını güzelce giyindi. Ben apartmanda kimse olmadığını kontrol ettikten sonra, hızlıca benim daireden çıktı. O çıktıktan sonra, boş damacana şişesi gözüme takıldı.
Sonra sucuyu kadın gelmeden önce de aramadığımı fark ettim.
Kendi kendime güldüm.
en güzel sohbetlerin sessiz takipçilerden olan gerçeği 😇
Erol Bey
“Patron ne biçim bakıyor kız sana öyle..?” dedi Mehtap, “Gözlerini ayırmıyor valla üstünden…”
“Öyle mi?” dedi Gül, “Hiç farkında değilim doğrusu…”
Tabii ki doğru değildi bu… Bal gibi farkındaydı durumun… Yaklaşık iki saattir, yani şirketin yeni aldığı bu çiftliğin açılışı nedeniyle verilen partiye geldiği andan beri, gözleri hep üstündeydi Erol Bey’in. Farkındaydı ve bu çok da hoşuna gidiyordu.
“Aman Mehtap…” dedi kadına, “Nelerle uğraşıyorsun sen de…”
Kocasının iş arkadaşlarından birinin karısıydı Mehtap… Esmer ve sıradan bir kadındı işte… Öylesine tanışıyorlardı aslında… O açıdan, kadının böyle konuşmasını biraz da garipsemişti.
Demek ki başkalarının da dikkatini çekecek boyuta gelmişti Erol Bey’in bakışları… Gözleriyle kalabalığın arasında kocasını aradı. İlerilerde bir grupla birlikte dikiliyordu Nedim… Hararetli hararetli bir şeyler konuşuyorlardı. En azından o farkında değildi yani…
Kocası, Erol Bey’in şirketinde alt düzey bir yöneticiydi. Bu yeni çiftlik açılışı söz konusu olduğunda da doğal olarak onlar da davet edilmişlerdi. Nedim işi sağlama almış ve bol bol içki içmeyi planladığı için, onlara yakın oturan bir iş arkadaşının üzerine yıkılmıştı ulaşım için… Böylece alkollü araba kullanmak zorunda kalmayacağını hesaplamıştı tabii.
Hava çok sıcak olduğu için akşam 7’de başlıyordu parti. Gül özenle hazırlanmıştı. Daha önceden de kocasının patronuyla böyle bir arada oldukları olmuştu ve her seferinde aynı şeyi yaşamıştı. Adam gözlerini üstüne dikiyordu sürekli.
Siker gibi bakıyordu adeta. Böylece de, dilden dile dolaşan şöhretinin pek de haksız olmadığını kanıtlıyordu sanki.
Adamın çapkınlığı dillere destandı. Uçan kuşun bile elinden kurtulamadığı söylenirdi hep. Sarışınlara düşkün olduğu da. Bir de, yanında çalışanların çoğunun karısını becermiş olduğu anlatılıyordu.
Şaşırtıcı tarafı, Erol Bey’in 50 yaşının üstünde olmasıydı ama, yine de zımba gibi bir görüntüsü vardı. Kilolu değildi.
Orta boyluydu. Saçları ve çenesinde bıraktığı keçi sakalı kırlaşmıştı sadece…
Bu da ona çok hoş bir hava veriyordu doğrusu… Elbette fiziğinin bu kadar iyi olması da normaldi tabii. Öyle çok parası vardı ki adamın.
Gül, Erol Bey’in onu sikmek için can attığının farkındaydı. Bir gün bunu mutlaka yapacağından da emindi neredeyse… 27 Yaşındaydı Gül… Sarışındı ve çok çekici bir kadındı…
Adamın zevkine uyuyordu yani… Tek bilinmeyen bunun ne zaman gerçekleşeceğiydi.
Ve o kadar çok merak ediyordu ki, onun hakkında anlatılanların ne kadarının gerçek olduğunu. Fırsatını bulduğu anda, bu müthiş adama istediği her şeyi vereceğinin de farkındaydı. Nasıl olsa ilk olmayacaktı kocasından başka birine vermesi…
Sonuncusu olmayacağı da kesindi.
Biraz da bu düşüncelerin etkisinden kalarak, tam bir afet haline gelmeye özen göstermişti hazırlanırken. Siyah ve incecik bir giysi seçmişti kendine… İp gibi askıları olan ve kalçalarının bitimine kadar vücudunu saran iyice kısa bir şeydi bu…
Ayaklarına da alabildiğine yüksek topuklu, altları incecik, yalnızca bir kaç deri banttan oluşan terlik benzeri ayakkabılarını geçirmişti.
Odadan çıkmadan aynada kendine son bir kez bakmıştı giyinmesi bittiğinde… Acayip olmuştu doğrusu. Giysinin altına ne sutyen ne de külot giymemiş olduğu bile belli oluyordu. Bunların ikisinden de hiç hoşlanmazdı zaten. Ancak mecbur olduğu zamanlarda kullanılacak bir şeylerdi onun için… Ve bugün kendini mecbur hissetmiyordu.
Saat 6 gibi yola çıktılar. Gül arkada tek başına oturmuştu, kocası da önde arabayı kullanan bekar arkadaşının yanına. Bir saatten fazla sürdü yol… Sıkıntıdan patlamıştı doğrusu…
Ama daha partinin verildiği açık alana girdikleri andan itibaren keyfi yerine gelmişti. Çünkü Erol Bey’in o siker gibi bakan gözleri daha o anda dikilmişti üstüne ve bir daha da hiç ayrılmamıştı. Bunu son derece tahrik edici buluyordu Gül…
Zaman zaman göz göze geliyorlardı. Bu anlar daha da tahrik ediciydi doğrusu. Ateşler çıkıyordu adamın gözlerinden.
"Biliyor musun, onun için manyak diyorlar…" dedi Mehtap neredeyse fısıldarcasına, “Kadınlara acayip şeyler yapıyormuş, öyle söylüyorlar…”
"Öyle mi..?“ diye sordu kadına, "Ne gibi yani..?”
"Bilmiyorum ki, yalnızca böyle söylüyorlar işte…"
"Her duyduğuna inanmamak lazım Mehtap’cım… Belki dedikodudur, belki de gerçektir ama, bize ne bunlardan canım…"
Biraz bozulmuş gibiydi kadın. Anlaşılan Gül’ün iyice meraklanıp üstelemesini bekliyordu ki, anlatmak istediklerini anlatabilsin. Biraz sonra da “ben bi dolaşayım” diye mırıldanarak yürüyüp gitti. Şimdi dirseklerini dayadığı yüksek kokteyl masanın başında yalnız kalmıştı Gül…
Gözlerini çevrede dolaştırıp Erol Bey’i aradı. Ama görünürlerde yoktu adam…
Mehtap onu lafa tutarken kaybolmuştu ortadan. Canı sıkıldı. Eğer adamla bir daha göz göze gelebilseydi, onun o siker gibi bakışlarına, verir gibi bakarak karşılık vermek istiyordu halbuki. Yalnız da kalmıştı hazır…
"Gül’dü değil mi?“ dedi bir ses o anda tam arkasından, "Başımı döndürüyorsun, haberin vardır diye düşünüyorum…”
Hızla arkasına döndü Gül ve bir anda Erol Bey’le burun buruna geldi. Tam gözlerinin içine bakıyordu adam. Gerçekten de alev alevdi kahverengi gözleri…
"Öyle mi?“ dedi, "Ne yapıyorum ki?”
"Bir şey yapman gerekmiyor… Sana bakıyorum ve yetiyor bu…"
Gelip yanında durdu adam. O da bir dirseğini masaya dayamıştı. Dışarıdan bakanlar için sıradan bir görüntü vardı ortada yani. Gül birden Erol Bey’in öbür elini belinde hissetti. Hafifçe titredi bu temasla. Ne yapıyordu bu adam böyle.
"Özellikle de kalçaların döndürüyor başımı…" dedi Erol Bey, “İnanılmaz tahrik edici bir kıçın var…”
Konuşamadı bile… Bir anda toptan hücuma kalkmıştı adam… Tam gaz geliyordu üstüne… Kendini toplamaya çalışıyordu ki belindeki elin yavaşça aşağı kaymaya başladığını hissetti. Kalçalarına iniyordu Erol Bey’in eli…
"Görüyorum ki sen de farkındasın bu güzelliğin… Baksana külot bile giymemişsin…"
Yavaş yavaş uçmaya başladığını hissediyordu Gül… Tanrım ne biçim bir adamdı bu böyle… Birinin onları görmesi ihtimalinden bile çekinmiyor gibiydi.
"Seninle baş başa kalmamız gerek…" dedi Erol Bey, “Bu güzelliği yakından incelemek istiyorum çünkü… Anlıyor musun Gül…?” Bereket tam o sırada birileri onlara doğru gelmeye başladı. Bu da Erol Bey’in elini çekmesine neden oldu.
Yoksa ipin ucu kaçacak gibiydi Gül için. Sonra masanın çevresi iyice kalabalıklaştı. Bu da kendini toplaması için bir fırsat gibi geldi Gül’e… Bu arada davetlilerin bir kısmı da ayrılmıştı partiden.
Kalanlar çoğu şirket çalışanlarıydı, bir kaç tane de yabancı misafir vardı.
İşte tam o anda patlattı bombayı Erol Bey.
"Şimdi buradan hep beraber ayrılıyoruz ve doğruca benim eve gidiyoruz…" dedi herkese, “Bundan sonrası ancak orada devam eder… Herkesin arabası vardır her halde…”
Hala Gül’ün yanındaydı. Artık ona dokunmuyordu ama gerçekten çok yakınındaydı. Başını çevirip adama baktı.
"Bizim arabamız yok…" dedi birdenbire, “Başka birinin arabasıyla geldik buraya…”
Bunu neden söylediğini bile bilmiyordu o anda. Birden çıkmıştı öylece ağzından. Ama Erol Bey’in gözleri parlamıştı birden.
"Hadi bakalım, herkes arabalara…" dedi ortaya.
Sonra da Gül’ün elini tuttu sımsıkı…
"Sen…" dedi, “Benim arabamda geliyorsun…”
Bir an diyeceğini bilemedi Gül… Ama hayır diyemeyeceğini hissediyordu. Kocasının patronuydu adam ve onu kızdırmaması gerekirdi bir kere… En azından bunu biliyordu. Ama belki de ondan daha da önemlisi, kendi de reddetmek istemiyordu bu teklifi… Erol Bey’in eli kalçalarını okşamaya başladığı andan itibaren, zaten pek de olmayan direncini tümüyle yitirmişti.
"Ama kocam…" diyecek oldu yalnızca.
"Sen onu merak etme…" dedi Erol Bey, “Arkadaşları onunla ilgilenirler…”
Yine de çevreye bakınıp kocasını aradı gözleriyle Gül… Yanında Bilgin Bey vardı Nedim’in. Erol Bey’in vekilharcı olarak bilinen Bilgin Bey. Tanrım adam ya her şeyi düşünüyordu, ya da yakın adamları onu sürekli izliyor ve bir şey yapmaya kalkıştığını hemen fark edip ortamı hazırlıyorlardı yani. Güçlüydü Erol Bey ve bu gücü kullanıyordu.
Çiftlik kapısına geldiklerinde Erol bey’in simsiyah Audi’si onları bekliyordu. Kır saçlı ve uzun boylu şoför arka kapıyı açmıştı bile… Önce ona yol verdi adam, peşinden de kendi girdi içeri…
Kapıyı kapadığında, dış dünya ile bağlantıları koptu sanki. Camları da siyahtı Audi’nin. Dışarıdakilerin bir şey görmesine imkan yoktu. Ama Gül onları görebiliyordu yine de… Bilgin Bey’in kocasını kendi otomobiline doğru götürdüğünü fark etti bu nedenle de… Bu arada şoför de yerine geçmişti. Kayar gibi hareket etti Audi.
Kalbi gümbür gümbür atıyordu Gül’ün… Bir şeyler olacağının farkındaydı. Ama ne olacağını bilmiyordu. Ne zaman olacağını da… Arabanın sol arka tarafında oturmuş bekliyordu yalnızca…
Ama çok beklemesine gerek kalmadı. Yalnızca bir kaç yüz metre gitmişlerdi ki, Erol Beyin elini bacaklarında hissetti. Tam dizinin üstünden tutmuştu adam… Ve eli ateş gibiydi sanki…
Tüm vücudunun titremesine neden olmuştu bu temas… Bacakları elinde olmadan aralandı ve adamın eli yavaş yavaş yukarılara çıkmaya başladı. Çok ustaydı doğrusu. Gayet kararlı ve kendinden emin bir hali vardı adamın… Ve hiç acele etmiyordu. O ateş gibi yanan parmaklar, milimetre milimetre hareket ederek, artık vıcık vıcık olmuş amına yaklaşıyordu.
"Sakin sakin gidelim Turan…" dedi şoföre, “Acelemiz yok biliyorsun…”
Böylece de Gül’ün aklına şoförün gelmesine neden oldu. O kadar heyecanlanmıştı ki, sanki unutmuştu onu… Dikiz aynasına baktığında göz göze geldi şoförle… Tanrım, onları seyrediyordu adam…
Ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu ki, Erol bey’in parmakları amını buluverdi. Tüm vücudu sarsılmaya başladı. Derin bir inleme çıktı ağzından, beli geliyordu. Epeydir tırmanan içindeki gerilim, bir anda boşalıverdi. Tek dokunuşta belini getirmesine neden olmuştu adam…
Şimdi iyice sokulmuştu ona Erol Bey… Ağzı neredeyse kulağının dibindeydi. Alçak bir sesle konuşmaya başladı.
"Senin gibi her an patlamaya hazır kadınlara bayılırım ben biliyor musun..? Tüm akşam boyu aklımda hep seni sikmek vardı… Ve şimdi sikicem… Bunu biliyorsun değil mi?“
Orta parmağını birden soktu Gül’ün amına… Bu az kaldı yeniden belinin gelmesine neden oluyordu. Tanrım ne biçim bir adamdı bu Erol bey böyle?
Sonra gözleri yine dikiz aynasına takıldı. Şoförün gözleri hala oradaydılar. Bakışlarından ateşler saçarak seyrediyordu adam.
"Ama şoför…” dedi fısıldayarak.
"Turan mı..?“ dedi Erol Bey, "O alışıktır böyle şeylere… Seyrediyor değil mi..?”
"Ah evet…"
"Yoksa bu hoşuna gitmiyor mu..? Düşünsene seni seyrediyor… Siki kalkıyor… Belki otuzbir de çekecek sana baka baka… Hoşuna gitmiyor mu bu ha..?“
"Ohhh…” diye inledi Gül.
Neler söylüyordu böyle adam…? "Biliyorum hoşuna gideceğini zaten… Sik kaldırmaktan zevk aldığın her halinden o kadar belli ki… Bu yüzden aklımı çeliyorsun sen… Senin gibi kadınlara bayılırım, hayranım…"
Parmağı artık sonuna kadar girmişti içine ve Gül her an yeniden belinin gelebileceğini hissediyordu. Elini Erol Beyin önüne doğru uzattı ve parmakları, adamın hala pantolonunun içinde olan sikini buluverdiler. Aynı anda da biraz daha uçtu Gül… Offf ne kadar büyüktü bu adamın siki…
Sanki her şey onu iyice uçurmak için çalışıyormuş gibiydi. Müthiş bir adamdı Erol Bey… Beyninin derinliklerinde gizli şeylerin üstünü, iki laf ederek açıyordu. Amındaki parmak müthiş zevk veriyordu. Siki kocamandı adamın.
Ve şoför Turan dikiz aynasından her şeyi seyrediyordu.
Bir taraftan da bu kocaman siki biran önce çıplak olarak istiyordu eline… Telaşlı parmaklarla adamın fermuarını indirmeye çalışıyor ama bunu başaramıyordu.
"Bir dakika…" dedi Erol Bey, “Bırak ben yapayım…”
Bunu yapmak için amındaki parmağını da çekmişti tabii ve bu da hiç hoşuna gitmemişti Gül’ün… Oturduğu yerde sabırsızlıktan adeta kıvranarak adamı bekliyordu. Ve Erol Bey yine onu şaşırtan bir şey yaptı. Önce kemerini çözdü, sonra da donuyla birlikte pantolonunu ayak bileklerine kadar indirdi ve ayakkabılarını da çıkarıp tamamen sıyırdı.
Gül, onun pantolonunu özenle katladığını ve yanındaki koltuğa koyması için şoföre uzattığına gördü. Sonra gözleri asıl beklediğini, adamın sikini yakaladı.
Ohhhh, tanrım gerçekten de kocaman bir şeydi bu…
Yukarı kıvrık bir yay gibi duruyordu. Ağzının sulandığını hissediyordu Gül… Acaba Viagra filan mı kullanıyordu adam. Bu yaştaki birinden böyle bir erkeklik organı beklemiyordu doğrusu… Tekrar elini uzatıyordu ki, Erol Bey bileğini tuttu.
"Acele etme…" dedi sonra da, “Hele şundan da bir kurtulalım bakalım…”
Ne demek istediğini ilk başta anlamamıştı Gül ama, adam iki eliyle tutup üstündeki giysiyi çıkarmaya çalıştığında onun niyetini kavradı. Kısacık bir süre içinde, ayakkabıları dışında çırılçıplak kalmıştı. Onları da kendi çıkardı ayaklarından…
Artık tam anlamıyla çırılçıplaktı. Arabanın arka koltuğunda, kocasının patronunun yanında ve seyretmekten biran bile vazgeçmeyen şoförün gözlerinin önünde çırılçıplaktı. Bu o kadar tahrik ediciydi ki, az kaldı beli geliyordu yine. Amı vıcık vıcık olmuştu. Koltuğun deri kaplamasını ıslatıyordu.
Kendini daha fazla tutamadı ve sağ eli bir pençe gibi yapıştı Erol Bey’in sikine. Offfff ateş gibiydi. Taş kadar sert ve ateş gibi yakıcı. Mutlaka viagra kullanıyor olmalıydı adam.
Şimdi arka koltuğun tam ortasında oturuyordu Erol Bey… Burası, şoförün her şeyi görebilmesi için en rahat yerdi aynı zamanda… Gül, adamın bunu gayet bilinçli yaptığına emindi. Nitekim şoförün de dikiz aynasını yeniden ayarladığını fark etmişti. Şu anda parmakları o kocaman sikin çevresine dolanmış hafif hafif sıvazlayan elini görüyor olmalıydı Turan… Bu çok uçurucu geliyordu Gül’e…
"Ağzın da elin kadar becerikli mi bebeğim..?“ diye sordu birden Erol Bey, "Dudakların çok tahrik edici görünüyorlar doğrusu… Onları sikimin üstünde hissetmek istiyorum…”
O söylemese de yapacaktı zaten bunu Gül.. Adamın kucağına doğru eğildi ve en dibinden tuttuğu o kocaman sikin başını yalamaya başladı.
Ohhh çok güzeldi tadı… Mis gibi de kokuyordu üstelik… Bir taraftan da şoförün gözleri önüne nasıl müthiş bir manzara koymuş olduğunu düşünüyordu. Daha fazla dayanamadı. Ağzı açıldı ve Erol Bey’in sikini yarıya kadar aldı içine.
Her zaman sik emmekten büyük bir zevk almıştı Gül… Şimdi de öyle oluyordu yine. Bir taraftan başını yavaş hareketlerle yukarı aşağı oynatıyor ve o kocaman sikin ağzına girip çıkmasını sağlıyor, bir taraftan da hırsla emiyordu. İçini boşaltmak istercesine büyük bir hırsla emiyordu. Erol Bey ise öylece oturuyordu orada. Kendini tümüyle Gül’ün ağzına bırakmış gibiydi.
"Ağzın elinden çok daha becerikliymiş bebeğim…" dedi birden, “Eğer bir yirmi sene önce olsaydı, top gibi patlatmıştın beni…”
Sesi, şoförün rahatlıkla duyabileceği kadar yüksekti.
Gül, giderek tüm kontrolü kaybetmek üzere olduğunun farkındaydı. Erol Bey’in onu eninde sonunda sikeceğine hazırlamıştı kendini aslında. Hazırlamak ne kelime, bunu büyük bir istekle bekliyordu. Ama bu kadar çabuk ve bu kadar uçurucu olacağını aklına bile getirmemişti. Adam sandığından çok daha değişik biri çıkmıştı.
Şimdi o kocaman sikin başı neredeyse bademciklerine değerken, Mehtap’ın partide söylediği o sözler çınlıyordu kulaklarında.
“Biliyor musun, onun için manyak diyorlar. Kadınlara acayip şeyler yapıyormuş, öyle söylüyorlar” demişti kadın.
Ve Gül onun ne söylemek istediğini anlıyor gibiydi artık. Gerçi Mehtap kulaktan dolma şeyler söylüyordu ama, Erol Bey’in kadınlara acayip işler yaptığı kesindi. İşte arabanın arka koltuğunda ağzına vermişti Gül’ün… Bunu şoförünün gözleri önünde ve hatta özenle ona göstere göstere yapıyordu.
Her şey uçurucuydu yani.
Hem de öylesine uçurucuydu ki, Gül benliğinin üstünden bir örtünün kaldırılmakta olduğunu hissediyordu adeta… Hep içinde olan, hep yapmak istediği ama kendi kendine bile söylemekten çekindiği yönlerini açığa çıkarıyordu adam… Tanrım nasıl da seyrediyordu şoför… Ve nasıl da hoşuna gidiyordu bu Gül’ün… Birden sarsıla sarsıla yeniden belini getirmeye başladı.
Yalnızca adamın sikini yalayıp emiyordu ve beli geliyordu.
"Ohhh çok acayip bir kadınsın bebeğim…" dedi Erol Bey, “Sikimi ağzına alıyorsun ve belin geliyor. Seninle neler yapıcaz biliyor musun?”
Yalnızca inleyebildi Gül… Kendi de şaşırmıştı doğrusu böyle aniden belinin gelmesine.
"Hadi gel sikimin üstüne otur şimdi…" dedi sonra Erol bey, “Hadi bebeğim… Biraz da o müthiş götünü seyretsin Turan…”
Adamın şu iki cümlesi bile öylesine tahrik ediciydi ki… Adeta telaşla doğruldu ve sonra ata biner gibi kucağına çaktı adamın… Elini bile değmesine gerek kalmadı. O kocaman ve kazık gibi sikin başı amının dudaklarına dokunduğu anda bıraktı kendini. Yağ gibi kaydı sik içine…
Artık kendini tutamıyordu. Yeniden beli gelmeye başladı. Kıvranıyordu Erol Bey’in kucağında… Başını adamın boynuna gömmüştü. Derin derin inliyordu.
Biraz kendini toplayınca hareketlendi yeniden. Çılgın bir dansa başlamıştı içindeki sikin üstünde artık… Kalçaları yukarı aşağı, sağa sola, öne arkaya kıvrılıp bükülüyor, oynuyordu.
"Turan’ı mahvettin….“ dedi Erol Bey birden. "Neredeyse duracak araba… Güzel götünden gözünü alamıyor bebeğim…”
Tanrım durmak bilmiyordu adam. Tam kendini toplayacakken bir şey söylüyor ve yeniden uçuruyordu onu…
"Ohhhhhhhhhh…"diye inledi başını arkaya atarak.
Şimdi iki taraftan ellerini uzatıp kalçalarına yapışmıştı Erol bey… Onları ayırıyor, adeta şoförün biraz daha fazla görmesini sağlamak için çırpınıyordu. Sonra bir elinin parmağı hafif hafif götüne dokunmaya başladı. Bunun doğal sonucu, Gül’ün biraz daha çıldırması oldu yalnızca. O küçük delik, adamın parmağının altında kendiliğinden açılıp kapanmaya başladı.
"Gül… Götün sikilmek için deliriyor bebeğim…" dedi Erol Bey, “Tam sikilecek kıvamda… Kıpır kıpır… Yumuşacık…”
Neredeyse aynı anda da parmağını sokmaya başladı yavaşça.
"Oouuu…" diye inledi Gül…
Yine geliyordu beli.
Bu sefer yığılıp kaldı Erol Bey’in kucağına. Derin derin nefes alıyordu.
Tekrar kendini toplamasına, daha doğrusu kanının bir daha tutuşmasına neden olan şey de, götündeki parmak oldu. Yavaş yavaş sokup çıkarıyordu Erol Bey parmağını… Tıpkı küçük bir sik gibi girip çıkıyordu içine… Tüm vücudunun en duyarlı zevk merkezlerinden biri olan götü, giderek açılıyordu. Ohhh, bir bilseydi adam onun götünden sikilmekten ne kadar çok zevk aldığını…
Bunları bilmiyordu adam gerçi ama, parmağını saran küçük göt deliğinin giderek açıldığının farkındaydı tabii. Giderek daha hızlanan hareketlerle sokup çıkarmaya başlamıştı artık parmağını… Götünü istiyorum bebeğim…" dedi Gül’e, “Hadi götünü ver bana…”
İkiletmedi onu Gül… O daha çok istiyordu bunu çünkü. Titreyen bacaklarının üstünde yükseldi ve Erol Bey’in siki içinden çıktı. Sonra elini uzatıp onu tuttu ve adamın hala parmağını çıkarmadığı götüne dayamaya çalıştı.
"Öyle değil bebeğim…" dedi adam, “Sırtını dön bana… Siktiğim götün güzelliğini de seyretmek istiyorum…”
Yine ikiletmedi onu Gül… Telaşla ayaklarını yere basıp ona sırtını döndü ve kalçalarını, beklemekte olan o kocaman sikin üstüne indirmeye başladı. Bir an önce istiyordu onu içine. Bir an önce götünden sikilmek istiyordu.
Erol Bey’in siki götüne değdiği anda, tüm vücudu titremeye başladı Gül’ün… Gerçekten de ateş kadar sıcaktı. Hafifçe oturdu üstüne… Am sularıyla o kadar ıslanmış o kadar kayganlaşmıştı ki, kalın erkeklik bir anda içine giriverdi. Daha fazla dayanamadı Gül… Kendini bırakıverdi ve o kocaman sik, taşaklarına kadar gömüldü götüne… Gözlerinde şimşekler çakmaya başladı aynı anda da…
Ah, yine beli geliyordu. Delicesine boşalıyordu durmaksızın…
Bir süre öylece oturdu adamın kucağında… Kımıldayamıyordu bile… Derin derin soluyor, kendini toplamaya çalışıyordu.
Yaslan göğsüme şimdi bebeğim…" dedi Erol Bey, “Arkaya yaslan ve ayaklarını koltuğa bas bacaklarımın iki yanında… Böyle yap ki, biraz da amını seyretsin Turan… Ben götünü sikerken o da amını seyretsin bebeğim…”
Yine delirecek gibi oldu Gül… Gerçekten de manyak ediyordu Erol bey onu… Kendi kendine bile itiraf etmediği tüm yönlerini çıkarıyordu ortaya… Aynen yaptı adamın dediklerini…
Şimdi tabak gibi açıktı şoförün aynadan bakan gözlerinin önünde… İçine dibine kadar sik girmiş götünü ve onun üstünde şişip vıcık vıcık olmuş, dudaklarını susamış bir ağız gibi açmış amını gösteriyordu ona… Tel tel gerilmişti yine tüm vücudu… Ve Erol Bey de, bir an bile gevşemesine izin vermiyordu zaten…
Gözlerini dikiz aynasına çevirdi şoförün gözlerini görmek için… Ama bunu başaramadı tabii… Adam aynayı asıl görmek istediği yere, amına ayarlamıştı anlaşılan… Bu nedenle Gül de aşağıyı görüyordu. Ve manzara müthişti. Sikini dışarı çıkarmıştı şoför… Sol elini çevresine dolamıştı. Yavaş hareketlerle otuzbir çekiyordu. Ve siki kocamandı. En az Erol Bey’inki kadar kocaman hem de…
Bu manzara Gül’ün daha da uçmasına neden oldu.
İyice yaslanmıştı Erol Bey’in göğsüne. Ayaklarını adamın iki yanında koltuğa basmış ve onlardan güç alarak çılgınca kıvranmaya başlamıştı artık. Götü elinde olmayan hareketlerle kasılıyor, bir açılıp bir kapanarak adamın sikini sanki sağıyordu. Gözlerini de dikiz aynasından ve şoförün oradan görebildiği sikinden ayıramıyordu bir türlü.
Ne kadar büyük bir zevkti bu…
Bir sik götünün içindeydi, öbürü de sahibinin elinde… Onun için kalkmış iki sik… Onun için boşalmaya hazır iki sik… Bütün bunlar beyninin içinde patlamalara neden oluyordu.
Şimdi Erol Bey de hareketlenmişti. Kalçalarının yukarı aşağı hareketleriyle, o kocaman sikini götüne sokup çıkarıyordu artık… Giderek de hızlanıyordu. Şimdiye kadar dayanmış, belini getirmemişti adam… Ama şu anda o da hazırdı sanki…
Gül’ün ise peş peşe beli geliyordu artık. Tüm vücudunu sarsan zevk dalgalarının biri biterken öbürü geliyordu. Ve giderek de araları kısalıyordu bunların. Tanrım, o kadar çok zevk alıyordu ki.
"Ne yapıyor Turan..?“ diye sordu birden Erol Bey, "Görebiliyorsun değil mi bebeğim…?”
"Ohhhhhh müthiş…" diyebildi Gül yalnızca.
"Anlatsana bana ne yapıyor…? Seyrediyor mu seni..? Hadi söyle bana amını seyrediyor mu?..?“
"Evet, ohhhh evet…” dedi Gül, “Hem seyrediyor, hem de otuzbir çekiyor… Siki elinde… Kocaman… Ohhh…”
"Fırsatını bulsa seni nasıl siker biliyor musun..?“
"Ooooooohhhhh…”
"İzin versem şu anda hemen atlar ve sikini amına sokar o da… İçin sikle dolar bebeğim… İster miydin sen de bunu…? Hadi söyle bana… İster miydin iki sikin birden içine girmesini..? Biri amına, biri götüne… İster miydin..?“
Derin bir inlemeyle tekrar ve çok şiddetle belini getirmesine neden oldu bu sözler… Bu adam yalnızca götünü değil beynini de sikiyordu. Ohhh, beynini de sikiyordu.
Sonra daha da hızlandı Erol Bey’in hareketleri. O kocaman sik artık bir piston gibi girip çıkıyordu götüne… En ucuna kadar çıkıyor, sonra taşaklarına kadar tekrar giriyordu.
Birden müthiş bir şey oldu.
Erol Bey sikini köküne kadar geçirdi ve inleyerek belini getirmeye başladı. Alev kadar yakıcı erkeklik sıvıları, götünün içini yangın yerine çevirmişti Gül’ün… Bu yetmiyormuş gibi, neredeyse aynı anda şoför de fışkırtmaya başlamıştı. Kalın bel sütunları sikinin tepesinden fışkırıyor ve her yere gidiyordu.
Gözleri karardı Gül’ün…
Öylece yığılıp kaldı Erol Bey’in kucağında.
Onu tekrar kendine getiren de Erol Bey’in sesi oldu.
"Toplanmamız lazım bebeğim…” diyordu adam, “Neredeyse geliyoruz eve…”
O zaman hala onun kucağında oturmakta olduğunu fark etti Gül… Adamın artık inmiş siki de, hala götündeydi. İsteksizce doğruldu. Off, ne kadar da çok fışkırtmıştı içine… Götünden beller sızıyordu. Bereket ki Erol Bey arka camın önünde duran bir kağıt peçete kutusunu uzattı. Her şeye hazırlıklıydı yani…
Silinmeye başladı. Tüm kasık bölgesi vıcık vıcıktı aslında. Amından akan sular her yerine bulaşmıştı. Kendini çok da yorgun hissediyordu. Ama müthiş zevkli bir yorgunluktu bu…
Sonra giysisini üstüne geçirdi ve ayakkabılarını giydi. Tabii saçını başını da düzeltmesi gerekiyordu. Bir taraftan da göz ucuyla Erol Bey’i seyrediyordu. O da silinip temizlenmiş sonra da yeniden giyinmişti bile…
"Yarın sabah bebeğim…" dedi Gül’e, “Kocan şehir dışında geçici ve uzun bir göreve gidecek… Sen de hazırlan, Turan saat on gibi gelip seni alır… Daha işimiz bitmedi seninle… Daha yeni başlıyor aslında…”
Sesini çıkarmadı Gül… Audi evin kapısına yanaştığı sırada kendini iyice toplamıştı. Birlikte indiler ve evin içinden geçip geniş arka bahçeye çıktılar. Davetlilerin çoğu gelmişti bile. Gül etrafına bakınıp durumun farkına varan kimse olup olmadığını anlamaya çalıştı. Görebildiği tek şey, bahçenin uzak köşesinde duran ve gözlerine ona diken Mehtap oldu yalnızca. Pis bir sırıtma vardı kadının yüzünde…
Sonra kocasını gördü ve ona doğru yürüdü.
"Sana müthiş bir haberim var…" dedi kocası, onun konuşmasına izin vermeden, heyecanla, “Galiba terfi ediyorum… Bilgin Bey getirdi beni buraya ve yol boyu patronun benimle ilgili özel düşünceleri olduğunu anlattı… Çalışmalarımdan çok memnunmuş… Çok heyecanlandım doğrusu… Zaten Bilgin Bey beni kendi arabasına çağırdığında da heyecanlanmıştım… Seni bile unuttum baksana… Nasıl geldin sen buraya..?”
"Geldim işte bir şekilde…" dedi Gül… Kocasının kolunda anlattıklarını dinlerken aklı çok başka yerlerdeydi. Bu geceden sonra baştan aşağıya değişen yeni yaşamının nasıl bir şey olacağını hayal etmeye çalışıyordu sürekli…
Bir şeyden emindi yalnız… Yarınların bugünkünden daha renkli ve zevkli olacağı kesindi...
👉 Private Snaps & Exclusive Content Inside
I'm waiting for you to click and join me...
✓