AnasAbdin
Xuebing Du
he wasn't even looking at me and he found me

Kaledo Art
Lint Roller? I Barely Know Her
occasionally subtle
Claire Keane

⁂
RMH
Sade Olutola

pixel skylines

JBB: An Artblog!

titsay
ojovivo

shark vs the universe

No title available
we're not kids anymore.
NASA
noise dept.
No title available
seen from United States

seen from Germany

seen from Finland

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Peru
seen from Malaysia
seen from Italy

seen from Malaysia
seen from Austria
seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Brazil
seen from Canada
seen from China
seen from Netherlands
seen from United States
seen from China
@ozgur-beden
"Nasihatini sadece isteyen kişiye ver. Vaktini, seninle olmak isteyenlere ayır. Kimsede değişim sağlamaya çalışma; ancak senden yardım isterse yardım et. Bilgini, ilgilenmeyene sunma. Çünkü vaktin değerlidir, ömrün kısadır, emeğin kıymetlidir. Değerini bilenlere ver, çünkü sen kendini hak etmeyene harcayamayacak kadar değerlisin."
"Yüreğinden hiçbir şeyi söküp atamazsın, yürek kağıttan değil, içindeki yaşam mürekkeple yazılmadı, onu paramparça edemezsin, beynine, ruhuna izlerini bırakmış uzun yıllarını içinden söküp atamazsın."
not: Hala okumadıysanız lütfen yarın bu kitaba başlayın. Nefis bi kitaptı.
“Sana saygı gösterene sen de saygı göster. Seni küçümseyenden ise uzaklaşarak kendine saygı göster.”
—Ibn Hibban
Kuşları rahatsız etmemeye en çok özen gösteren kişi, aslında avcıdır. Bu yüzden bazı sahte ilgilere aldanma.
Birini kaldırmak için eğildiğinde, çoğu insan niyetini değil, sadece eğildiğini görecek.
“Kendim… Sana geç kaldım. Özür dilerim.”
Kendimden Özür Dilerim.
Öyle zamanlar yaşadım ki ne konuşarak anlatabildim kendimi ne de suskunluğum karşılık buldu. Şimdi geçmişe dönüp şöyle bir bakıyorum da kimler için yormuşum kendimi. Herkesin “o alışkın, o halleder, o affeder” dediği kişi olmuşum da bir tek kendime zor gelmişim. Herkesin her şeyi olmuşum da bir tek kendimi hayatın içinde unutmuşum. İnsan bunu çoğu zaman geç fark eder. Başkalarına iyi davranmayı erdem sanarak yaşar; anlar, tolere eder, susar ve sonunda taşar. Ama bir gün herkese gösterdiği anlayışı kendinden esirgediğini anlar. Hep güçlü kalmaya çalışan insan, en sonunda kendi sesini duyamaz hale gelir.
Hayattan çok az şey istedim – ama o, o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun. Bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de, paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya, işte o şekilde.
Asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden birindeyim. Karşımda yalnızca, bir sıkıntı duvarıyla kuşatılmış, taş kesilmiş bir şimdi var. Irmağın karşı kıyısı, karşıda bulunduğuna göre, asla bu taraftaki kıyı değil; çektiğim acıların tek nedeni de bu. Nice limanlara yanaşacak gemiler var elbette, ama hiçbiri hayatın ıstırap vermez olduğu limana varmayacak, her şeyi unutabileceğimiz bir rıhtım da yok. Üstünden çok zaman geçti bunların, ama benim hüznüm hepsinden eski.
İnsan, dünyanın geçici bir yer olduğunu bildiği halde neden bunca kibri, bunca haseti, bunca yalanı kalbinde taşıyarak kendine zulmeder. Neden, bitmek bilmeyen ihtirasılarını kendine yük eder. İnsan neden hep bir çıkar peşinde koşarak ruhunu, benliğini kirletir.
"Sen seveceğini seçemezsin, seçtiğinde seni sevmeyebilir. Kaza ve kader ile doğar, sever ve ölürüz. Sana sevgiyi sorarlarsa de ki; sevgi, bir ruhun başka ruha akmasıdır. Sana ruh hakkında soru sorarlar, ne diyeceksin? De ki; ruh, Rabbimin emrindendir."
Senin değerin, bir başkasının bakış açısına bağlı değildir.
Eğer insanlar, sizin bir selama dahi ihtiyacınız olduğunu anlarlarsa, o selamı size bir lütuf gibi sunarlar.
Ve sabah seni kimse uyandırmadığında. Ve akşam seni kimse beklemediğinde, istediğin her şeyi yapabildiğinde. Buna ne dersin? Özgürlük mü yoksa yalnızlık mı?