Ve ben oturmuş sandviç yiyordum. Ve opeth dinliyordum. Bir gece vakti ansızın geçmişten aklıma gelenleri düşünüyordum. Ve odama hiç olmadığım bir köşeden bakıyordum; odamın köşelerine bakıyordum, tavanına, duvarlarına. Ve ben duvardaki çocukluk fotoğrafıma bakıyordum, bir köşedeki madalyama, katıldığım konferansların kimlik kartlarına. Ve ben hiçbir şey hissetmiyordum. Ve ben gerçekten boş boş bakıyordum. Sadece sandviç yiyip, duvarlara bakmaktı yaptığım. O oda yabancıymış gibi, o odaya ilk kez girmişim gibi. Halbuki bu kadar hissiz olmam saçmaydı, daha birkaç gün önce yine birinin eski sevgilisi olmuştum, yine bizi sevmemişlerdi, hayır hayır önce oldukça ilgi vardı, hayranlık vardı, takdir vardı, ama sevgi kısmen vardı, kısmen sevgi yetmezdi, yetmezdi demiştim sana zaten, ona da demiştim, o ise bekle demişti, hayır tarih beklemesini bilen tüm kadınları üzmüştür dedim, hayır demedim aslında ama demek istedim, kendime dedim, bitkime dedim, evin önündeki kediye dedim, ona demedim, ama denedim de ona bunu demiyorken, ama dedi ben sana bekle demedim, ama dedim bekle dedin, ama hayır tamam ben beklemek istedim belki de, ama hayır ben belki de hiçbir zaman beklemek istemedim, ben bekleyemedim çünkü bekleseydim senin beklemeyeceğini biliyordum, demedim, bunun yerine beklemeye bile gerek kalmayacak şekilde açık duran konuyu konuştum, açık kitaplı sınavlarda hep daha düşük puan alınır ya zaten, niye dedim, haklısın dedi, niye dedim, sustu, haklıydım, haklı mıydım, haklı var mıydı ya da haksız var mıydı, bu çay çok mu açıktı, güzel değil miydi, canın kahve mi istemişti, ama dedim haklı vardı, keşke olmasaydı dedim, kahven nasıl olsun dedim, fark etmez dedi, fark etmezler aslında fark ederlerdir biliyordum, hep bir test vardır o fark etmezlerde, açık kitap da değildir artık, habersizdir, sözlüdür, hep vardır o sözlüler ama, sözlüde de haklıydım, o değildi, yoksa o mu haklıydı, hayır değildi çünkü hayat bilgisi değildi konu, seçmeli derslerden birinden sözlü yapmıştı ama ben bilmiyordum, bilmem ben bazen, kahvene şeker ister misin, istemem, yorulmuştuk, ben de yorulmuştum o da biliyordu, ama ben onun yorgunluğunu almaya çalışıyordum daha çok, kadınlar böyledir çünkü, kodlanmamız bu şekilde, ya da bir kısmımız böyleyiz, bilmiyorum onu da, önemli de değil, önemli olan onun yaralarını sarmaya çalışıyordum kendime rağmen, kendi yaralarım artıyordu ama, ama olsun diyordum, ben iyiyim yine de, kendimce alışığım ve çıkış yollarım var yine de, ama hayır diyordu senin canını acıtmak istemiyorum, ama diyordum acıtamazsın acıtabileceğin bir yer kalmadı, zaten o acıtmamıştı bittiğinde de, kendim yapmıştım ne yaptıysam, ama geleceğim, ama sinemaya götürmez misin beni, ama işim bitmedi seninle, ama, ama, ama yok, ne ama, işi bitmeyen hiç böyle mi yapar, diyemedim, demedim, ben bazen demiyorum, bazen çok şey diyorum, bazen hiç susmuyorum, bazense hiçbir şey demiyorum, demem gerekli olsa da demiyorum, niye geldin en başından diyemedim, öldürmek için gelmişti biliyorum, merakını öldürmek için, kafasındaki beni öldürmek için, ama yine de niye geldin, diyemedim, hakkımdı bu, ama demedim, kızamadım da, kızmadım da ya da, anladım belki de bir noktasını, sadece niye dedim, kendi kendime ama, gerek var mıydı buna, dedim aynaya, ona diyemediklerimi kendime söyledim, hiç böyle gelmeseydin daha iyiydi diyemedim, uzakta kalsaydın diyemedim, öldürmekti amacı çünkü, en saf insan da olsa herkes karşıdakini kullanır böyle durumlarda, öyle kullanmak değil canım hemen yanlış algılama, yazı yazmak için kullanırsın bazen insanları, öldürmek için, merakını gidermek için, kendi egon için, kendini güçlü hissetmek için, için de için işte, bazen pek çok şey için yaparsın bunu, farkında olarak ya da olmayarak, farkındaydık da niye dedim işte ben de aynaya, o da farkındaydı sen de bunun böyle olduğunun, e niye, e bile bile dedi ayna, ne biçim aynasın dedim milletin aynası daha güzeli daha iyisi yok der sen ne diyorsun, e dedim tamam bile bile de niye ama ne bildin, sonucu aslında önceden bilip bilmediğimi kontrol etmek için dedi, ukala dedim, saçmalıyorsun beni de alet ediyorsun buna, o da biliyordu ama dedi, o bilirse bilsin onla ne alakası var demedim, ben de biliyordum ama neden illa sonucu görmek istedim dedim, cevap vermedi bu sefer, iyi dedim cevap verme, güldüm, sandviçim de bitmişti, şarkı da, 10.54 dakikalık şarkıyı da yemiştim böylece hayatımdan, olsun dedim, kahve içerim üzerine, çay da olurdu aslında, olsun dedim, herkes olduğu yerde sağ olsun, çay da yokmuş, kahve içerim önemli mi hiç çay-kahve dedim, önemli dedi, fark etmez dedim, fark ederdi, ama fark etmezdi, boşver dedim, neler nelerden ne gördük bundan da görecektik tabi ki, boşver dedi ayna, boşverdik beraber, karşılıklı kahve içtik, sigara içtik, şarkıyı başa sardık, her şeyi temizledik, kapattık.