8.11.15
Maria,
Bu gece sana La Fee Verte eşliğinde yazmayı hayal etmiştim, ama daha başlamadan değiştirdim. Beethoven'ın Moonlight Sonata'sı gecenin müziği olsun.
Neden sana yazarken kilitlenmeye başladım bilmiyorum. Bu arada, az önce "yazarken" yerine "yaşarken" yazdım, sonra hata yaptığımı fark eden ellerim hemen geri dönüp düzelttiler. Ama aklıma da takılmadı değil, yazmak da biraz yaşamak değil mi zaten? Ben onu silmeseydim ve deseydim ki "Sana yaşarken kilitlenmeye başladım", ne değişirdi? Söylesene Maria, bi insana yaşanabilir mi? Herhalde oluyorsa, bu yapılabilecek en kıymetli şey olmalı.
"Bugün sana yaşadım"
Hayır, olmuyor. Gerçekçi gelmiyor, ne biliyim. Sanki kandırmak ister gibi. Sanki, "Bugün sana yaşadım, ama yarın ne olur bilmiyorum. Bak, ben bir insana bir gün yaşayabiliyorum. Hadi o matematiğini kullan, biraz da kalbini dinle ve söyle, bundan sonrakileri sana yaşama ihtimalim ne kadar? Bugün, sana yaşadıysam, bu bir fedakarlık. Fedakarlıklar ki, insanın vazgeçtiklerini karşısındakinin sırtına yıkma çabası. Şimdi sen bana artık bir gün, yahut bir günü yaşayacak kadar sevmek borçlusun."
Bundan mı gerçekten yadırgayışım? Bütün bunları mı düşündüm "gerçekçi gelmiyor" dediğim anda? Bilmiyorum. Bu da bir sebep belli ki, ama güvenmek çok bıçak sırtı bir kavram ve ben saatlerce koşmuşum da yaslanıp dinlenecek bir yer arıyormuşum gibiyim. İçimi parçalamak istemiyorum, kalbim kanasın istemiyorum, ruhum yaralansın istemiyorum. Kimse bana yaşamasın boşver, yaşanmak istemiyorum.
Ay ışığı sonatını neden severim biliyor musun? Çünkü ne zaman bu dünyadaki varlığımı ve ne olduğumu sorgulasam, kendimi hep "ay ışığı" olarak buluyorum. Biraz yıldız tozu, biraz ay ışığı. Hem adımı da sevmezdim, gökte olduğumu öğrenene dek.
Ama sen bunları zaten biliyorsun.













