Kadınları el üstünde tutun derken tabuttan bahsetmedik...

Discoholic 🪩
Monterey Bay Aquarium

Love Begins
official daine visual archive

Origami Around
No title available
Cosimo Galluzzi
RMH
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Fieri Frames
The Bowery Presents
h
untitled

titsay
Color Me Curious
Cosmic Funnies
Not today Justin
Doug Jones
No title available
$LAYYYTER
seen from India
seen from Bolivia
seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States
seen from India
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Chile
seen from Ukraine
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from France
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from Libya

seen from Greece

seen from France
@radyodakiosarkisen
Kadınları el üstünde tutun derken tabuttan bahsetmedik...
Şuan gerçekten iyi hissetmiyorum. İçimdeki burukluğun sebebini bilmiyorum. Bir yanım etrafı dağıtmak isterken diğer yanım sadece bağıra bağıra ağlamak. Beterin beteri var dediklerinde çok haklılar. Beter gecenin daha beter gecesi varmış. Ne hissettiğimi bilmiyorum, ne istediğimi bilmiyorum hayatım boyunca arada kalmışlığı ensemde hissettim hep. Ne beyaz kadar temiz ne siyah kadar kirliyim. Grinin en masum hali olur mu? İnan bana kime nasıl davranacağımı ya da ne diceğimi bilmiyorum. Şuan düşmanım bile olsa yanımda otur yanıma iki dakika ağlıyayım yanında diyebilirim, Şu arafımı yerin dibine gömmek istiyorum. Bence boşuna artık bu yalvarış. Ben yerimde debelendiğimle kaldım, her seferinde canımdan can gidişiyle kutladım kaybettiğim herşeyi...
Siz bana aldırmayın
Seni hiç görmesem bile, sen benimsin.
"Sonra baktım; ağlayacak tek bir omuz bile kalmamış. Ben de koydum başımı kendi dizlerime, doya doya ağladım."
Bazı pişmanlıklar , tekrar yaşanacak kadar büyülürüdür
Yarın pazartesiydi, akşam yine erken uyumalı, sabah yine erken uyanmalıydı.Halbuki okunacak ne çok kitap, izlenecek ne çok film vardı ya da keşfedilecek binlerce ruh ....
Sen bana soğuk davrandığında ne kadar üşüdüğümü bir bilsen , kalbimi ceketinle örterdin....
bu çağa ait değilim. hayır hayır laf olsun diye söylemiyorum. gerçekten bu çağa ait değilim. gözlerimi kapatıp uzanıyorum bazen odamda cızırtılı bir plak çalıyor gibi hayal ederek. ah evet, işte böyle. bak; dönüyor plağım, şarkı söylüyor Esmeray. gözünden damlayamayan gözyaşın olayım. unutma beni, unutama beni diyor. bir kadının akşamın geç saatlerinde dışarıda olmasının ahlaksızlık varsayıldığı bir dönemde el ele dolaşıyoruz, gecenin karanlık saatinde. camdaki birkaç teyze bu ne ahlaksızlık bu saatte diye azarlıyor bizi, kahkahalarımızla deli ediyoruz iyice. aşkımız bütün ahlaksızlıkların ötesinde ama seni öpmek değil kokunu doya doya içime çekmek gayem. seni sevmek; sanki zaman zaman ölmek gibi. kağıt helva yedikten sonra sinemadaki romantik komedi filmine götürmüşüm seni kahkahalarını biraz daha görebilmek için. ah o sokak çalgıcılarından gelen Selanik türküsünün ıslattığı müjganını öpemeyeceksem söyle tanrı bana bu dudakları niçin verdi? kahretsin plak takıldı, içinde olduğum çağa dönmem lazım. ne, nasıl bir çağda mıyım? boşver, bu şehir, bu çağ girdap gülüm. tekrar geleceğim nemli müjganından öpmek,kulağına sessiz şiirler fısıldamak için.
Benden yazmamı istiyorsun. Günlerdir, sana yeniden yazmamı istiyorsun benden. Tek kanatlı, solgun düşlerimi, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim... Sana neyi anlatayım? Ruhumu yaktıktan sonra şimdi de damarlarımda dolaşan sensizliğin , etimi yakan acısını mı? O acıyı uyutsun diye sığındığım, ama sevgini orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımı mı? Odamın tavanındaki, yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin, o sonsuz çatlakların altında, sen diye her gece koynuna girdiğim o zamansız ölümlerimi mi? Gözlerinden özgürlüğe akan siyah nehirlerde boğulduğum, canım sevgili, söyle... Sana neyi anlatayım?
Ölü olduğumu biliyorum , anlaşılan hala akıtacak bir damla yaşım var...
Kırgınlığım lunaparkta unutulmuş bir çocuğun nefreti kadar. Sorun atlı karıncalar değil, arkamdan dönüp duran dönme dolaplar..
”Saçları dünyaya kırgın kadınlar var, yüzleri bütün fotoğraf makinelerine gülen..."