taylor price
Keni
Show & Tell

pixel skylines

izzy's playlists!
$LAYYYTER
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Color Me Curious
One Nice Bug Per Day
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Game Changer & Make Some Noise
Today's Document
almost home
NASA

Love Begins

bliss lane
No title available
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
YOU ARE THE REASON
Cookie Run:Kingdom Official!

seen from Netherlands

seen from India
seen from United Arab Emirates
seen from Türkiye

seen from Japan

seen from Pakistan
seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States

seen from Canada

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
@resitalindesagirlar
oysa ki annesinin eteklerine sarılı her çocuk, acıları küçük yaşta tatmıştı
beni önemsemen hoşuma gider belki ama, kıyamadığın olmak gönlümü sarhoş eder.
küçükken çok inanmıştım.
kadın çiçeklerin arasında oturmuş onları kokluyordu. yazıyor bir yandan günlüğüne: 'bak burada yeni çiçekler yetişmiş gök. senin gözyaşların bu toprakları cennet yaptı. her yağmur damlası senin yüreğinden düşen göz yaşları.. ve her gözyaşın benim okyanusuma karışıp beni her damla da biraz daha dibe çekiyor.' iç çeke çeke ağladı genç kadın çiçeklerin arasında.. göz yaşlarını akıtmaktan utanıyor, sevdiği adamın bahçesine kendi kirli göz yaşı düşsün istemiyordu. küçük bir erkek çocuğu gördü ileride, bahçeden papatyaları koparıyordu. kadın hemen yanına gidip sordu onları neden kopardığını. 'eylül var abla' dedi.. 'çok sever eylül papatyayı. taç yapacağım ve ona hediye edeceğim.' genç kadının içi şefkatle doldu. 'ben de çok severim papatyaları biliyor musun?' dedi çocuğa.. 'benim de sevdiğim adam biliyordu çok sevdiğimi.. ama o papatyalar koparılsın hiç istemezdi. bak bu bahçeye.. kendisi çok uzun bir yola gitti.. beni yanına alıncaya kadar da benim için bu bahçeyi hazırladı.. onun yanına gidinceye kadar her gün buraya gelir papatyalara onu anlatırım. sen de eylül’ü alıp gel buraya.. incinmesin papatyalar.' çocuğun gözleri sevinçle parladı. koşa koşa kız çocuğunu almaya gitti. genç kadın günlüğünün başına geçti tekrar: 'bak gök, senin gibi bir yürek yetişiyor bu topraklarda. sevdiği kız için her şeyi yapabilecek küçücük bir yürek..' deftere bir yağmur damlası düştü.. 'ağlama gök.. papatyalar solmadı henüz..' iç çekti genç kadın, -ama kardelenler öldü gök. yüreğimin kırağısında kardelenler kurudu.- 'yaşatacağım seni, buraya gelen her yürekte senin çiçeklerinin kokusu kalacak' dedi genç kadın ve defteri kapattı. aylar geçti ve mevsim kış oldu. genç kadın kardelenleri görmek için dağların tepesinde yürüdü haftalarca.. ama tek bir kardelen göremedi.. anladı genç kadın kardelenlerin bir daha asla kendisi için açmayacağını. yürüdü uçurumun başına kadar ve bıraktı kendini. gökyüzünün gözyaşları arasında süzüldü ve okyanusa karıştı.. o günden sonra her yaz erkek çocuğu ve eylül papatyaları sevmek için geldiler o bahçeye. genç kadının defterini buldu bir gün çiçekler arasında oğlan.. ve yazdı deftere: 'göğüne kavuştun dimi abla..' ve eylül her kış genç kadının dolaştığı dağlarda kardelenlerin arasında yürür oldu. kardelenler genç kız göğüne kavuştuktan sonra her sene kış aylarında eylül için açtı..
dışarıya çiçek bahçesisin, içeride çiçeklerden mezarlık yapmışsın.