Kısa bir ömür için sonsuz endişeler taşımak israftır.
Marcus Aurelius
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Cosimo Galluzzi
Fai_Ryy
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
occasionally subtle
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
One Nice Bug Per Day
Cosmic Funnies
Game of Thrones Daily
🩵 avery cochrane 🩵
art blog(derogatory)
No title available
$LAYYYTER

@theartofmadeline

oozey mess
h
noise dept.

Jimmy Eat World
The Bright Sessions
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Italy

seen from Maldives
seen from Colombia

seen from United States
seen from Malaysia

seen from France

seen from Cyprus

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from Bangladesh

seen from Germany

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Germany
@sadettin-aksu
Kısa bir ömür için sonsuz endişeler taşımak israftır.
Marcus Aurelius
Evladım, insan kulağından zehirlenir. Her duyduğuna inanma..
Şeyh Edebali
çiçeğim, o kadar emeğe rağmen giden insan yüktür, kayıp değil...
Ümmet Bilinci Atasoy Müftüoğlu
Çağın nabzını tutabilen son düşünürlerden biri olan Atasoy Müftüoğlu’nu bir çoğumuz tanımayabiliriz. Kendisi Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören ve Mehmet Akif gibi müslüman yazar ve şairlerin neslindendir. Birçok Gazete ve Dergilerde yazarlık yapan Atasoy Müftüoğlu halen farklı internet sitelerinde yazılarına devam etmektedir. Kendisi gönlünü her türlü kalıplardan temizleyerek, tüm islam coğrafyasını kucaklayan ve onların sorunlarına çözüm arayışında olan bir yazar.
Kitabımızın önsöz kısmında yazarımız insanlığın içinde bulunduğu buhranı ve toplumların/fertlerin ideolojiler sayesinde özçıkar olmaksızın birbirlerine yakalaşmamasına kısaca değiniyor.
İlk satırlarını islamın gayesini ve hedeflerini anlatarak başlayan Atasoy Müftüoğlu, ileriki sahifelerde insanlığın özellikle de müslüman çevrenin nasıl ve ne şekilde ezilip, sömürülüp, köleleştirildiğini anlatıyor ve 21. Yüzyılı ile 11. Yüzyılı arasında benzerlikler olduğuna dair vurgu yapıyor. Müslümanlara zararı dış etkenlerden daha çok, kendilerinin mistik bir din anlayışına, olağanüstülüğe, geleneğe ve kutsallaştırılmış dini ve politik liderler ile ufkunu ve aklını dar bir bakış açısıyla sınırlandırarak verdiği eleştirisinde bulunuyor. Bundan dolayıdır ki düşünce eylem bütünlüğü parçalanmış bir vaziyettedir. Tek akla, tek yoruma, tek görüşe dayalı bir düşünceyi şiddetle reddeten yazarımız, tüm insanlığı kuşatacak bir din dilinin gerekliliğine atıfta bulunuyor.
‚Islam, insan ilişkilerinde ve davranışlarında evrensel ahlaka uyulmasını teklif eder.’
Ulus devletlerin ırksal üstünlük fikrine dayalı olarak ortaya çıktığını savunan Atasoy Müftüoğlu, müslümanlar için mevcut rejimlerin çizdiği sınırlar içerisinde bir değişimin mümkün olmayacağı uyarısında bulunur. İslam dünyası hizipçi, ırkçı, kabileci anlayışları terkedip, yapay sınırları ortadan kaldırarak evrensel bir dayanışma ile tahakkümü altında olduğu dünyadan kurtulabileceğini öne sürüyor.
‚Bütün yeryüzü bizim ülkemizdir.’
Tüm insanlığa gönderilen bir dinin, ulus sınırları içerisine hapsedilerek, kavmı imtiyazlara yönelik yararlanmasına karşı çıkıyor. İslam düşünce ve kültürel birliğini kurabilmek için, müslümanların aile, çevre, kabile ve ulusunun çıkarlarına göre değil tüm İslami ölçüleri evrensel boyutları içerisinde ele alınması gerektiği tavsiyesinde bulunuyor.
‚İnsan hakikati, kavramaya yetenekli olarak yaratılmıştır.‘
Pencerelerden seyret, içlerine girme..
İbrahim Hakkı Hz.
fikrimi söylüyorum olmuyor söylemiyorum olmuyor.
herkes duymak istediğini duyamadığı için sinirli.
insan göğsünde yırtılan bir fotoğrafın sesini nasıl unutsun.
“Kendi başına bir şey yapamıyorsan başkasıyla hiçbir şey yapamazsın. Herkes başkasına yetiştirmeye kalkışmak yerine, kendi sorumluluğunu yüklensin.”
İsmet Özel
İnsan kendisini tamir edecek şeylere yakın durmalı.
Şiire, sohbete, arkadaşa, seyahate,kitaba, gökyüzüne, toprağa, duaya...
“Ne diyordu Zeki Müren, “Beklesem saçıma aklar dolacak, unutursam aşkıma yazık olacak..”
—
Bir nanköre sormuşlar; “Ne yaptı da, dostuna kırıldın?” “Her dediğimi yaptı, birini yapmadı.“ demiş.
Param var, ama tüketmeye hakkım yok!
Kırmızı süveteri delik deşik olmasına rağmen hala üzerinde; ayakkabısı da yamalı. Sökük paltosunu, pantolonunu, yakalarını ters-yüz ettiği gömleklerini yıllardır kullanıyor. 10 yıldır hiçbir şey almamış üzerine. Karaca markasının ve TEMA Vakfı nın kurucusu Hayrettin Karaca; “Param var ama tüketmeye hakkım yok!” diyerek al tüket ve yok et diyen tüketim toplumuna açtığı savaşla gurur duyuyor. KOMŞUYA VER… Dünyada tüm insanları doyuracak kadar yiyecek olduğunu ama gözü aç olanları doyuracak hiçbir şeyin olmadığını söyleyen Karaca, Türkiye de bir zamanlar fakirleri aç bırakmayan kültürün nasıl yok olduğunu hüzünlenerek anlattı. Televole kültürünün karşısında birtakım değerlerin yok olduğunu söyleyen Karaca, çocukluk günlerinin “komşuyu aç bırakmayan” kültürünün yeniden dirilmesiyle, açlıkla savaşılabileceğini söyledi. “Dünya ikiye bölünmüş artık. Gözü açlar ve karnı açlar. İşte o gözü açları doyurmayacağız. Bunların farkına küçükken vardım. Dilim kültürüm gidiyor. Bağımsız bir Türkiye değiliz artık. En büyük acımız geri getiremediğimiz o kültürümüzdür.” diyen Karaca şöyle konuştu: “Ben bir kasaba çocuğuyum. Varlıklı bir ailenin çocuğuydum. Ama herkes eşit şartlarda oynardı sokakta. Bütün çocuklar gibi ben de yalınayak oynardım. Akşam olduğu zaman annem seslenirdi, avucuma bir kap sıcak yemek koyarlardı. Kulağıma eğilip, Komşu anneye götür derdi. Etrafımızda bizi duyacak kimse yoktu ama, bu bana verilen Aman kimse görmesin Hayrettin mesajıydı. Komşu annenin yağını,odununu kim alır, kimse bilmezdi. Paylaşma düzeni vardı, o kültürdü. Savaştan çıkmış bir Türkiye de fakirim diyen çoktu ama açım diyen yoktu. Oradan aldım bu kültürü. Kaybolan budur, giden budur. Ama Anadolu’yu gezerken görüyorum ki, bu değerleri hala yaşatanlar var.” UTANIYORUM… Tüketim toplumunun rezalet hale geldiğini Karaca; “Akmerkez in önünden geçmeye utanıyorum, nedir bu ışıklar, bu rezalet. Yılbaşı demek, Al, tüket, yok et, yaşamı mahvet demek. O yüzden bu yırtık kazağı gururla taşıyorum üzerimde. Global ekonomi insanları kullanıyor. Ama bakın beni kullanamıyor, çünkü izin vermiyorum. Çok da mutluyum. Bunu elimden hiç bir güç alamaz. İnanç herşeyi halleder” dedi. “Açlıktan ölen her çocuğun katilleri vardır” diyen Karaca, ihtiyacından çok tüketerek sınıf atlamaya çalışanları suçladı. Karaca, “Bugünkü tüketim iki katına çıktığı gün, belki dünyada yaşam olmayacak. En büyük tehlike gıdada. Bir Amerikalı çocuk doğduğunda 30 çocuğa eşdeğerde dünya nimetlerini alıp götürüyor” diyerek dünyanın düştüğü durumu gözler önüne seriyor. TV SEYRETMİYOR… Cep telefonu kullanmadığını, 5 yıldır TV izlemediğini belirten Karaca şöyle devam etti; “Okumakla mükellefim. Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var. Malını mülkünü verirsin orada biter borcun. Mesela Yalova daki botanik bahçemi vakıf yaptım ama borcum bitmedi topluma. Şimdi borcumu bilgi sahibi olarak ve bunu aktararak ödüyorum. 185 MİLYON AFRİKALI HERGÜN AÇLIKTAN ÖLME RİSKİ İLE YAŞIYOR… “Benim de vardı 40 tane kravatım. O zaman 30 yaşındaydım. Ben de tükettim, ama bilerek yapmadım bunu.” diyen Karaca; “Artık farkına vardım bunun. Ne zamandır alışveriş yapmadığımı hatırlamıyorum, kendime sadece kitap alıyorum. Nedir benim ihtiyacım? Doymam, sağlığım, barınmam, kuşanmam; bunun dışında hiçbir şey tüketmeye hakkım yok. Gömleklerim var, yakası çevrilmiştir, ayakkabılarıma bakarsanız, altı yamalıdır. Dokuz senedir bu pantolonu giyerim, paltom yırtıktır. Param var ama tüketmeye hakkım yok!
“Evlenmenin en hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olandır…”
(Ebu Davud Nikah:32, İbn Mâce, Sünen, Nikâh, 25)
Nuri Pakdil
Anti Firavunist duruşunla anılacaksın.
Allah rahmet eylesin.
Bu arada İslam filozofları, özellikle İbn Rüşd, peygamberin aynı zamanda filozof olduğu tezini savunarak onun ölümünden sonra, yönetme görevini üstlenmeyi hak eden kişinin filozof olması gerektiği fikrini geliştirecektir.
- Farabi \ Mutluluğun Kazanılması