Noah Kahan
No title available
Misplaced Lens Cap
Sweet Seals For You, Always
EXPECTATIONS
we're not kids anymore.

No title available
RMH
Peter Solarz
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Show & Tell
Cosmic Funnies
todays bird
I'd rather be in outer space 🛸

Origami Around
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Discoholic 🪩
Mike Driver

izzy's playlists!

Kiana Khansmith

seen from Canada

seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Colombia

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Russia

seen from Chile

seen from United States
seen from Malaysia

seen from Germany

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United Arab Emirates
seen from United States
seen from Malaysia
@saniyence
Uzunca bir yola çıksam her şey düzelicekmiş gibi hissediyorum.
Bazı insanlar çok küçükken kaybetmeye başlar.
Her şey vaktini bekler, ne gül vaktinden erken açar, ne güneş vaktinden erken doğar
çünkü ürkmez güvercinler
medeniyetin olduğu yerde
ve gül kokar dergahlar
bülbüllerin aşkıyla
Kahveye bulanmış hatıralar.
Bir komutan şöyle yazmış;
Siz oğlu şehit olan aileye acı haber vermeye gittiniz mi hiç?
Hayır mı? Dinleyin o halde;
Sabah daha mesaiye başlamadan yazılı bir emir düşer önünüze Yukarı köyden Ahmet oğlu Mehmet şehit düşmüştür. Yarrabim dersin, dağa çıksam üç gün aç susuz kalsam da şu haberi vermesem.. Ama giyersin tören üniformanı, birkaç Mehmetçikle birlikte, hastaneden gelen ambulansı alırsın arkana, düşersin yola. Vatandaş da öğrenmiştir artık, önde bir askeri araç, arkada bir ambulans ile geliyorsa bir eve ateşin düştüğünü... Yaklaştığın her kasaba veya köyün buz kesildiğini hissedersin içinden geçip gittiğin her yer rahatlar.. Neyse varırsın köye. Askerde evladı olan her haneden inceden bir sızının yükseldiğini, "aman bizim eve doğru gelmesin" diye dua edildiğini duyar gibi olursun.. Bütün köy donmuştur adeta.. Herkes büyülenmiş gibi izler seni hangi eve gidilecek diye ıstıraplı bir merak sarar ortalığı.. Şehidin evine doğru yaklaşmaya başladığında, bahçedeki ihtiyarın büyülenmiş gibi sana baktığını, bacaklarının titrediğini, elindeki bastondan güç alarak zar zor ayakta durmaya çalıştığını görürsün. Ayakların geri geri gider. Pencerelerde bir hareketlilik başlar ve kapının önüne telaşla bir anne çıkar, bir sana, bir arkanda yere bakan Mehmetçiklere, bir de ambulansa bakar. Sonra atar kendini yere. Oğlu daha toprak altına girmeden o ana düşer toprağa.. Öyle bir vurur ki yere, zelzele oluyor sanırsın.. Konu komşu yığılır, bin feryat bin figana karışır, dersin ki kıyamet budur.. Kimi ana önce sana doğru koşar, ellerine sarılır, son bir umutla yüzüne bakar, "Yaralı değil mi komutan?" der; Başını öne eğer, hiçbir şey diyemezsin. Dizlerinin bağı çözülür, çökersin anayla birlikte yere, o ağlar sen ağlarsın.. Hemşire elinin titremesinden, gözünün yaşını silmekten sakinleştirici iğneyi yapamaz bile.. Baba.. Fidan gibi evlatlarını vatana feda eden o babalar.
"bir kahve doldur, bir kitap seç ve yaşadığın hayatı sessize al."
"Bırak bilmeyi hiç öğrenemedim kendimi..."
Güneş doğdu sürece pes etmek yok.
"Bazı insanlar şiir sevmez, çünkü onların yaraları yoktur. Ama yaraladıkları vardır."
-Sevmek ile beğenmek arasındaki farkı biliyor musun Pooh?
-Hayır Piglet, anlatsana.
-Eğer bir çiçeği beğenirsen onu koparırsın. Ama onu seversen her gün gelip sularsın.