“Çok kıymetli bir şey bulursun,sonra bulduğuna pişman olursun.Çünkü nereye koyacağını bilemezsin.”
Sabiha gibi kadınlar,hep Halil gibilerini mi bulurlar? Ya da Halil gibileri Sabihalarını çok geç veya çok erken bulduğundan,zamansızlıktan mı böyle yarım kalırlar?
Sabiha : Her birimiz yolumuza gitsek.
Halil : Birleşti biliyorum.
Sabiha : Yok.Birleşecek gibi değil.Seni tanıdıktan sonra anladım bunu.Senle beraber olduktan sonra.. Sevgide yetmiyormuş.Çok eskiden rastlaşacaktık..
Sabiha konuşamıyor,yaşamamış ki daha önce böyle bir şey.Sevdiği adam ya “evliyim” derse? Sabiha gururunu,vicdanını bırakıp kalamazda gitmek zorunda kalırsa? Yapamaz,konuşamaz Sabiha.
Halil? Halil de sokak ortasında tutar kolundan “böyle münakaşaları sevmem,yapamam,sana bağıramam,kolundan tutup çekemem” der.
İkisi de öylesine susarlar.İçlerinde kopan fırtınalar,akıllarını kemiren düşünceler asla karşılıklı oturup konuşulmazlar.
- Evli miymiş sorsana.
- Soramam.
- Neden?
- Ya evet derse?
- Başka biri mi var,dostu oynaşı mı var,biri mi çıktı ortaya?
- Bilmem kendine sor.
- Sormam.
- Neden?
- Ya evet derse?
Sabiha bekler,ama Halil'i her gördüğünde kirpiklerinde gizlediklerini içine akıtır.Halil'in sapladığı bıçağı bile o kadar şahit varken “ben sapladım” der de Halil'e laf söyletmez.
Sonrası “gitmek mi daha zor,kalmak mı?” sahnelerinden biridir.
Halil gider.
Sabiha kalandır.
Ama giden de kalan da yarım kalmıştır.
Aşkı anlatmak gerekiyor.Çok önemli aşkı anlatmak.Aşkı anlatmanın büyük imkanlarından biri de ayrılığı getirmektir,yani aşkı beraberlik içinde ancak bir süre anlatabilirsin.Nerede aşk doruğa çıkar?Ayrılık geldiği zaman!İsteğinin dışında bir ayrılık,bir mecburiyet,zorunlu ayrılık geldiği zaman!Ne kadar sevdiğin,ne kadar sevmediğin!Felaket orada başlıyor,kaybettiğin zaman,ayrıldığın zaman!