Ah canım kaynanam serisi varmı
MAALESEF YOK AMA ISTERSEN YENI BİR HİKAYE YAZABİLİRİZ
Phantogram Three
YOU ARE THE REASON
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

bliss lane

Love Begins
Game of Thrones Daily
Show & Tell

Jimmy Eat World
The Bright Sessions
🪼

Jar Jar Binks Fan Club
Fai_Ryy
No title available
occasionally subtle
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
KIROKAZE
Glass Animals
h
Cosmic Funnies

shark vs the universe
seen from United States
seen from Colombia
seen from Vietnam
seen from United States
seen from Indonesia

seen from France
seen from Canada
seen from Canada
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Germany

seen from Germany
seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from Armenia
seen from Venezuela
seen from Argentina
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Canada
@sexhikayeleri09
Ah canım kaynanam serisi varmı
MAALESEF YOK AMA ISTERSEN YENI BİR HİKAYE YAZABİLİRİZ
HİKAYET İSTEYENLER BURDAMI
Kaba Adama Siktirecektim Gotumu
Merhaba, adım Zuhal. 39 yaşındayim, evli ve iki cocuk annesiyim. Fiziksel ozelliklerimi bilmek isteyenler için hemen belirteyim, esmer,orta boylu, balık etli, vücudumla orantılı (ne cok büyük, ne çok küçük) göğüslere ve popoya sahip bir ev hanımıyım. Kocama uzun zamandir evin boyasinin dokuldugunu ve artik yeniden boyatmanin vakti geldigini soyleyip duruyordum. En sonunda dayanamdi ve “iyi iyi yarin birilerini bulup yollatirim, istedigin gibi boyatirsin evi” dedi. Ertesi gun kocam ve cocuklar evden ayrildiktan sonra gunluk islerime baslamistim. Hemen hemen bir saat sonra kapi calindi. Kapiyi actigimda karsimda biri orta yasli biri daha genc iki adam vardi. Kendilerini kocamin yolladigini, boya isi icin geldiklerini soylediler.
Tamam deyip iceri aldim ve evi gezdirmeye basladim, gezerkende hangi renk boyanacagi falan gibi konulari konusuyorduk. Uzerimde uzun bir tayt, ve beyaz bir t-shirt vardi ve ben sutyen giymemistim. Gogus uclarim kendilerini belli ediyorlardi ve popomda butun guzelligiyle ayni sekilde kendini belli ediyordu. Boyacilarin beni gozleriyle soyduklarini hissedebiliyordum. Hele genc olan cadiri kurmustu bile. Itiraf edeyim bende bir hos olmustum, bacak aram hafiften nemlenmisti. Resmen o iki adami arzuluyordum. Ne yapacagimi bilemiyordum, evliligim suresince hep kocama sadik kalmistim.
Neyse, evi dolasmayi bitirdikten sonra adamlar ertesi gun ise baslayacaklarini soyleyip,tesekkur edip gittiler. Onlar gider gitmez yatak odasina gidip taytimla kulodumu cikarip amimi oksamaya basladim. Sirilsiklam olmustum. Biraz once evimde olan adamlarin beni siktigini dusunup amimi parmakliyordum. Ozellikle genc olanini dusunuyordum, yasi tas catlasa 19-20 idi, ve cadirindan anladigim kadariyla iri bir aleti vardi. Neredeyse bir saat kadar masturbasyon yapip defalarca orgazm oldum. Kafama koymustum, yarin bu hayallerimi gercege donusturecektim!!
Ertesi gun yine kocami ve cocuklari yolladiktan sonra odaya gidip kendimi boyacilar icin hazirlamaya basladim. Onlari delirtmeliydim. Once siyah seffaf tanga kulodumu giydim, sutyen takmadim. Sonra bulabildigim en mini etegimi giydim, uzerimede yazlik askili bir bluz. Ayagimada ince uzun topuklu bir ayakkabi gecirdim. Sonrada yuzume makyaj yaptim. Boy aynasina soyle bir bakip “Bomba gibi oldun Zuhal” dedim kendi kendime.
Cok gecmeden kapi caldi. Heyecanla kapiya kosup yavasca actim. Karsimda dunkulere ek olarak bir tane daha genc delikanli vardi. Iki beklerken 3 kisi gelmislerdi. Iceri aldim onlari. Belliki gorunusum onlari etkilemisti, cunku dogru durust konusamiyorlardi bile ve devamli gozleri goguslerime veya bacaklarima kayiyordu.
Neyse islerine baslamislardi. Bende yanlarindaydim, soyle yapin boyle yapin diye direktifler veriyordum ve gereksiz yere onlerinde domalip yerden birseyler aliyordum. 3 cift gozun uzerimde dolastigini hissediyordum. Bir bes dakika sonra orta yasli olani gencleri “Siz gidin biraz daha malzeme alin, elimizdekiler yetmiycek” diyerek gonderdi. Onlar gittikten sonra Hasan beyle (orta yasli adamin adi bu) boyanan yerleri inceliyorduk. Cok yakinimda duruyordu pis pis siritarak uclari dikilmis goguslerime bakiyordu.
Birden elinin kalcalarimda dolastigini hissettim. Kocaman elleri popomu avucluyordu. Arkama gecti, bir eliyle etegimi yukari siyirdi ve kalkmis aletini gotume surtmeye basladi. Bir yandanda obur eli goguslerimle oynuyordu. Ben gozlerimi kapamis hafif hafif inliyordum. Ilk defa kocamdan baska bir erkek vucudumu elliyordu sex icin. Kalkik sikini gotume surtmeye devam ediyordu. Kulagima egildi “Noldu? Kocan iyi sikemiyo galiba seni ha, Zuhal hanim? Merak etme ben seni yarraga doyururum” dedi.
Kocam bu tür sozleri hic soylememisti bana ama Hasandan duymak cok hosuma gitmisti nedense. Ona dogru donup onunde diz coktum. “Mmmm evet, guzell.. ac bakalim su fermuarimi” dedi. Dedigini yaptim ve acmamla birlikte karsima oldukca iri bir alet cikti. Hasan “Hadi Zuhal hanim, goster bakalim marifetlerini” dedi. Agzimi acip onumdeki iri yaragi yalamaya emmeye basladim. Muthisti, butun agzimi dolduruyordu ve sanki gittikce dahada sertlesiyordu agzimin icinde. Ben bir elimi sirilsiklam olmus amima atip oksamaya basladim, diger elimde Hasan’in tasaklarini oksuyordu.
Hasan iki eliyle saclarimdan tutup bir ritm tutturmus resmen yuzumu sikiyordu. “Ohhh muthiss, am gibi agzin var orospu, harikasin. ohhh” turu seyler soyluyordu devamli. Gittikce hizlaniyordu, sikinin hepsiyle giriyordu agzima, nefes almakta gucluk cekiyordum. Tasaklarinin gerildigini hissediyordum, gelmesi yakindi anlasilan. Birden “Ohhh geliyorrr!!” diye bagirip sikini agzimdan aniden cikardi ve menilerini yuzume dogru fiskirtmaya basladi. Yuzum, gozum, saclarim hati.
Rahatladiktan sonra tekrar sikini agzima sokup iyice temizletti. “Nasil hosuna gittimi yarragimin tadi ha?” diye sordu Hasan bende “Ohh evet cok guzeldi ama ben o yarragi amimda da istiyorum.” diye cevap verdim. Tam o anda salon kapisindan bizi izleyen diger iki boyaci genci gorduk. Ikiside aletlerini cikarmislar 31 cekiyorlardi. Hasan “Hakan, Mert size demistim dun oglum bu kari verici diye, bakin ben bir posta gittim bile” deyip gulmeye basladi. O an kocami dusundum, o olanlardan habersiz isinde bense evde uc tane boyacinin onunde ustum basim dolle kapli bir sekilde dizlerimin ustunde.
Kendimi bir orospu gibi hissettim o an ve bu his hosumada gitti. Ayaga kalkip genclere dogru yurudum, onlara suh bir bakis atip “Yatak odasina gecelim gencler, orda daha rahat sikersiniz amimi, gotumu.” dedim. Ucu de pesimden yatak odasina geldiler. Hakan ve Mert hemen uzerimdekileri cikarmaya basladilar, uzerimde sadece topuklu ayakkabilarimi biraktilar. Hakan (bir gun once Hasan ile eve gelen cocuk) hemen beni yatakta domaltti ve kalin sikini zaten islak olan amima sokuverdi.
“Lan oglum, kaltagin amcigi sirilsiklam olmus bile” deyip pompalamaya basladi. Mert’de onume gecip sikini agzima verdi. Hayatimda ilk defa ayni anda iki yarak yiyordum ve bu yaraklar neredeyse oglum yasinda iki gence aitti. Hasan bu arada bizi seyredip 31 cekiyor, sikini kaldirmaya calisiyordu. Bir sure sonra Mert’le Hakan yer degistirdiler. Zevk sularim deli gibi akiyordu, kac kere orgazm oldugumu sayamamistim bile. Mert bir sure sonra dayanamadi ve amimin icine dollerini doldurmaya basladi.
Ilik ilik akitiyordu icime, her gece kocamla uyudugum bu yatagin ustunde 19 yasinda bir oglan amimi menisiyle doldurmustu. Mert rahatliyinca icimden cikip bir sigara yakti ve oturdu bir koseye. Hasan sikini yeniden kaldirmis arkama gecmis gozu got deligimdeydi. Sikini got deligime surtmeye basladi. Kocam bile cok istemesine karsin hep hayir demistim bu olaya ama bu sefer bu iri yari kaba adama siktirecektim gotumu. Bu arada Hakan hala agzimi sikmeye devam ediyordu.
Canim cok yaniyor, gozumden yas geliyordu. Hasan “offf orospudaki gote bak, daracik valla, tam sikmelik.”diyordu. Sonunda hepsini yerlestirmisti gotume ve sikiyordu. Evet elin herifine gotumu siktiriyordum bir orospu gibi, ustelik agzimda baska bir yarak daha vardi. Hasan gotumu bir sure siktikten sonra Hakan “Hasan abi kariyi sandvic yapali mi?” dedi Hasanin cevabi tabiki evetti! Hasan yataga sirt ustu uzandi ben onun sikini amima aldim, arkadanda Hakan Hasan abisinin genislettigi got deligime girmeye basladi.
Muthis bir zevk almaya baslamistim. Ayni anda icimde iki sert yarak vardi, ikiside sikmeye basladi deliklerimi. “Mmmmmm… Ohhhh.. Eveettt.. Sikin beni..mm evet..orospunuzum sizin sikin amimi gotumu.. yarraga doyurun beni..” diye bagirmaya basladim artik. Evli bir kadinin agzindan cikan bu sozler bir koseden bizi seyreden Mert’in de sikinin sertlesmesine yol acmisti. O da yatagin uzerine cikip sikini agzima verdi. Cennetteydim sanki.. Dakikalarca boyle siktiler beni.
Ilk patlayan Hakan oldu, gotume tazzikle akitti menisini, daha sonra Hasan amimi titreyerek dolledi, son olarakta Mert agzima bosaldi ve dolunu bana yutturdu.
Bir sure yatakta bitkin vaziyette oylece kala kaldik. Sonra duvardaki saate gozum ilisti, birden panik yaptim cunku cocuklarin eve donus saati geliyordu. Sikicilerime “toplanin cabuk, birazdan cocuklarim gelecek” dedim.
Ucude hemen giyindiler ve salona gidip boya islerine devam ettiler. Bende uzerime normal gunluk birseyler gecirdikten sonra alelacele makyajimi silip mutfaga gittim ve aksam icin yemek yapmaya basladim.O sira yaptigim bu olayi degerlendirdim. Kocami ilk defa cok pis bir sekilde boynuzlamistim. Kendi kendime “Kizim Zuhal, sen bir orospusun” dedim. Baska erkeklere kendimi siktirmenin zevkini almistim bir kere…. Birakmasi zor bir aliskanligin baslangiciydi bu olay.
Çarşaflı Annemin Takma Yarağı
Merhaba, adım Rümeysa. 19 yaşında genç bir kızım. Babamı iki yıl evvel kaybettim. Annemle birlikte İstanbul’un epeyce sofu semtlerinden birindeki dairemizde yaşıyorum. Babamdan kalan emekli maaşının yanında akrabalarımızdan yardımlar aldığımız için çalışmak zorunda kalmadan rahat bir formda geçiniyoruz.
Kapalı, türbanlı bir kızım lakin erkeklerin bakışlarını üzerimde hissetmekten hoşlanıyorum. Beyaz tenliyim, makyaj yapmayı seviyorum lakin annemin endişesinden pek yapamıyorum. Çağdaş biçimde kapanıyorum. Ayak bileklerimi açıkta bırakan dar kotlar ve taytların üstüne uzun bluzlar, tunikler giyip başımı çok sıkmadan şallarla rahat biçimde bağlıyorum. Topuklu botlar, ayakkabılar giymekten de çekinmiyorum. Annemle vakit zaman bu mevzuda tartışıyoruz.
Annem benim aksime çok sofu bir bayandır. Dışarı çıkarken kesinlikle çarşaf giyer. Tesettürü bile kapanma olarak görmezken benim kapanma halim onun hudutlarını zıplatıyor. Gerçi kendisinin de konutun içinde dar pantolonlar, taytlar hatta kısacık şortlar giydiği oluyor. Göğsü, yakası açık kısa kollu bluzlar giymekten de çekinmiyor. Fakat dışarı çıkarken kesinlikle en kapalı biçimde giyiniyor.
Erkek arkadaşım olmadı bu vakte kadar. Birkaç tane çıkma teklifi aldım fakat beğenmediğim için kabul etmedim. 1,62 uzunluğunda 70 kiloyum. Biraz kilo fazlam var ve daha fazla kilo almamaya uğraş ediyorum. Yediğime içtiğime dikkat ediyorum. Annemle tartışma konularımızdan biri de bu oluyor. Yaptığı hoş yemekleri azıcık yediğim için söylenip duruyor. Kendisinin Maşallah iştahı yerinde. Hele babam öldükten sonra kendini güzelce yemeğe verdi. Son iki senede en az 10 kilo aldı. 37 yaşında, 1,70 uzunluğunda ve 85 kilo yükünde lakin bakıldığında o denli çok kilolu görünmüyor. Kaslı ve yapılı bir bedeni var, kemik oranının fazla olması nedeniyle bedeni pek yağ bağlamıyor. Ayrıyeten benim üzere dar kıyafetler giymediği, dışarda bol ve geniş çarşaflar giydiği için (Kilo aldım, berbat görünüyorum, kimse beni beğenmez!) üzere kederleri de yok.
Liseden sonra okumadım. Günlerim çoğunlukla meskende geçiyor, ortada kız arkadaşlarımla dışarda buluşuyorum. Annemse markete, çarşıya, pazara çıkmaları haricinde genelde meskende oluyor. Bizimle tıpkı binada yaşayan Zarife Abla annemin en yakın arkadaşı. Gençliğinde başı açık, kısa etekler, elbiseler giyen bir kız olduğunu lakin bir gece gördüğü hayalin tesirinde kalarak kapanıp ibadete başladığını çok kezler anlatmıştı. Kendisi 50 yaşında, o da annem üzere dul bir bayan. İki oğlu, üç kızı ve birkaç torunu olsa da hala hoş bir kadındır…
Bir Cumartesi gecesiydi. Kızlarla Whatsapp kümesi kurmuş orada muhabbet ediyorduk. Odamın ışığını yakmamıştım. Saat 02.00’ye geliyordu. Artık uykum geldiği için yatmak istediğimi yazıp sohbetten çıktım. Telefonu yere bırakıp başımı yastığa koydum. Gece epey sessizdi fakat bir orta güya bir şeye vuruluyormuş üzere bir ses duydum. Güya birisi duvara yumruk atmıştı. Bir müddet sessizlik oldu lakin sonra tıpkı ses yine tekrarlandı. (Bu ses ne gece gece?) dedim, uykum kaçtığı için sinirlendim. Yatakta doğruldum, kulağımı kabarttım fakat ses yoktu.
Başımı tam yastığa koyacakken ses yine geldi. Çabucak yanı başımdaki duvardan geliyordu ses. Neydi bu bu türlü? Yan oda annemin yatak odasıydı. Annem kalkıp da duvara mı vurmuştu? Yavaşça kalkıp kulağımı duvara dayadım. Daha düzgün duyabilmek için nefesimi tuttum. Evet, sesler annemin odasından geliyordu. Duvara vuran fiskeye benzeri sesleri bile rahat ve net duyuyordum artık. Ortada beni uykumdan uyandıran şiddette olanları da geliyordu kulağıma. Annem ne yapıyordu içerde gecenin bu saatinde? Vakit zaman gece kalkıp namaz kıldığı oluyordu fakat bu o denli bir şey değildi. (Aman be neyse ne!) diyerek girdim yatağıma tekrar.
Sabah epeyce erken bir saatte, daha güneş bile doğmamışken banyoda akan su sesiyle uyandım. Annem Pazar sabahında yıkanıyordu. Bayanın saat kavramıyla meseleleri vardı, başımı yastığa gömüp uyumaya çalıştım…
Birkaç gün sonra tekrar bir gece vakti birebir sesler geldi. Bu defa saat 01.00’i biraz geçiyordu. Ben tekrar kızlarla yazışıyordum. Yazışmayı kesip kulak kabarttım. Annem yeniden bir şeyler çeviriyordu. “Kızlar birazdan geliyorum!” diye yazıp telefonu bıraktım yatağın üstüne. Yavaşça kapımı açtım. Annemin odası çabucak sağımda kalıyordu. Kapısının önüne geldim. Kulak verdim kapıya fakat bir şey duyamadım. Kapıya tıkladım. “Anne, güzel misin?” dediğimde, “Ne oldu kız gece gece, git zıbar yat!” diye beklemediğim bir reaksiyon geldi annemden. “İyi be!” diyerek odama geri döndüm.
Sabahın erken bir saatinde yine banyodaki suyun sesiyle uyandığımda annemin bir işler çevirdiğini anladım. Ne olduğunu merak ediyordum lakin bunu ona muhakkak etmemem gerekiyordu. Tıpkı gün öğlenden sonra annem, “Ben Zarife Ablalara çıkıyorum!” diyerek gidince odasına bakmak istedim. Genelde yapmadığım ve sevmediğim bir şeydi lakin annemin ne dolaplar çevirdiğini öğrenmem gerekiyordu.
Çekmeceleri, dolabı, yatakların ve yorganların ortalarını karıştırdım. Ne aradığımı bile bilmiyordum gerçi. Sonunda annemin çeyiz sandığı kalmıştı bakmadığım. Yatak ve yorganları üstüne koyuyordu. Her birini tek tek indirdim. Sandığı açtım. Annemin çeyizinden kalan giysiler, çamaşırlar, eşarplar, masa ve sehpa örtüleri vs. vardı. Annemin gerdek gecesi için anneannemin aldığı kırmızı saten çamaşır ve geceliğini görünce gülmeye başladım. Çarşaflı, sofu annemi bu dantelli külot ve gecelikle hayal ettim.
En altta beyaz beze sarılı bir şey vardı. Uzun ve kalın bir silindire benziyordu. Onu aldım. Annem içine bir şey koyup sarmıştı. Benden bâtın altın yahut para mı biriktirip bunun içine koymuştu? Lakin pek de o denli bir şeye benzemiyordu. Sargı bezi üzere uzadıkça uzayan bir şeydi. Sonunda açtığımda birden çığlık attım. (Bismillah bu ne?) diyerek havaya attım elimdekini.
Bu bir erkek sikiydi. Plastikten yapılma, gerçek bir sike benziyordu. Bilgisayarımda pørnø sitelere girdiğim oluyordu. Ne olduğunu biliyordum yani. Yapay bir sikti, öbür ismiyle yaraktı bu. Bir karışımdan çok daha uzun ve kalındı. Deri renginde plastikten yapılma bir sikti. Üstünde damara benzeyen çıkıntılar, altında ise taşağa benzeyen top üzere bir şey vardı. Ayrıyeten en altında bombeli bir boşluk vardı. Vantuzlu bir sikti bu. Babamın bana küçükken aldığı oyuncak basket potası üzere içine ‘Hoh!’ yapıp istenen yere yapıştırılıyordu. İki gece boyunca duvara vurma seslerinin sebebi bu muydu yoksa?
Duvarın önünde sandalye vardı. Çabucak çektim onu. Eğilip baktım. Krem boyalı duvarın üzerinde vantuzun muhakkak bilinmeyen yapışma izleri vardı. Yerden 30 cm kadar yukardaydı izler. Annem buraya yapıştırmıştı siki ve o biçimde kendini becermişti. Aman Yarabbim, fikri bile dehşetli bir şeydi bu.
Sik hala yerdeydi. Korka korka aldım. Beklediğimin bilakis sert değil yumuşaktı. Sıkınca güya bir insanın kolunu, bacağını sıkıyormuşsun üzere parmaklarım içine girdi. İki elimle tuttuğumda bile sikin başı açıkta kalıyordu. Bir merakla odama geçtim. Masamdaki cetveli alıp siki ölçtüm. En altından başının ucuna kadar 26 cm geliyordu. Taşak hariç 22 cm idi. Kalınlığı ise 5 cm geliyordu. Dümdüz değil, hafif kavisliydi. Annem bunu nerden, kimden, nasıl almıştı? Aklım almıyordu bir türlü. Kocaman, dev üzere siki duvara yapıştırıp gecenin bir vakti kendini bununla beceriyordu. Siki tıpkı biçimde beze sarıp yerine koydum. Her şeyi eski haline getirdim. Odadan çıkıp kendi odama geçmiştim ki annem konuta geldi.
Hemen yatağın üstüne uzadım, güya telefonla ilgileniyormuşum üzere yaptım. Kapıdan başını uzatıp, “Kız ne o denli malak üzere yatıyorsun, kalk soğan doğra, yemek yapıcaz!” diye çıkışınca mutfağa geçtim. Ben soğanları doğrarken o da geldi yanıma. Kendisi yemeği yapmaya girişirken yan gözle ona bakmadan edemiyordum.
Devasa sik aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Annem o koca siki amına alıyordu, inanılmaz bir şeydi bu. Annemi çıplak görmeye alışkındım. Birçok vakit beni o yıkıyordu, ben de o yıkanırken sırtını sabunluyordum. Kocaman, top üzere göğüsleri vardı. Büyük pembe göğüs başlarının ortasında ileri fırlamış etli göğüs uçları sutyen taksa bile muhakkak oluyordu. Ana kız birlikte epilasyon yapıp kıllarımızı, tüylerimizi alıyorduk. Kasıklarımdaki kılları birinci vakitler annem kesiyordu. Bana öğrettikten sonra ben kesmeye başladım, lakin yine de her seferinde denetim ediyordu. Kasıklarının ortasında uzun ve büyük amı derin bir vadi üzere uzanıyordu.
Bir seferinde amının dudaklarında çıkan yara nedeniyle aylarca benden merhem sürmemi istemişti. Amının pembe, büyük dudaklarına kendi ellerimle merhem sürmüş, tabir yerindeyse amının tüm ayrıntılarına vakıf olmuştum.
Uzun fakat dar bir etek vardı üstünde. Açık mavi ve lacivert renkli eteği koca götünü ve kalçalarını sıkmıştı. Üstüne de yine koyu mavi uzun kollu bir bluz giymiş, başını beyaz büyük bir eşarpla ensesinden bağlamıştı. Bluzun göğsü açıktı, çıplak beyaz koynu ve büyük göğüslerinin çatalı görünüyordu. Kollarını ve karnını sıkıyordu bluzu. Gündüz saatlerinde binada erkek olmadığı için bu kıyafetle Zarife Ablaya gitmekte zahmet görmüyordu. “Ne var, ne oldu?” dedi patates doğrarken. Bendeki değişikliği anlamıştı. “Yok bir şey, ne olsun?” dedim. Soğanları doğrayıp ellerimi yıkadım. Odama geçtim. Sik hala aklımdaydı, çivi üzere beynime saplanmıştı…
Gece saat 12:00 olduğunda heyecanım daha da artmaya başladı. Annem bu gece de bir şeyler yapacak mıydı sanki? Yüreğim küt küt atıyordu. Kızlar yine Whatsapp sohbetine dalmışlardı, lakin ben rahatsız olduğumu söyleyip çıktım. Orta sıra kulağımı duvara dayayıp dinliyordum, ancak o gece bir hareket olmadı. Annemin bir orta horultusunu duydum saat 02:00’e yanlışsız. Sonrasında ben de yattım…
Aklım vantuzlu sikteydi. Nasıl bir şeydi o o denli? Sahiden o denli siki olan birisi var mıydı? Neye nazaran yapmışlardı onu? Bir bayan o denli bir şeyi nasıl alır amına diye diye kendimce hesaplar yapıyordum. Düşündükçe bir tuhaf oluyordum. Bakire olmasam denerim dedim kendi kendime. Lakin benim minik amım o sikin başını bile içine alır mıydı ki? Annem beni sezaryenle doğurmuştu, amından değil. Hasebiyle amına yalnızca merhum babamın siki girmişti. Babamın siki o kadar büyük müydü sanki? Bunun nasıl olabileceğini düşünsem de işin içinden çıkamıyordum. Babam annemle birebir uzunlukta, zayıf bir adamdı. O kadar siki olsa giydiği pantolonların, pijamaların altında aşikâr olurdu…
Birkaç gün sonra arkadaşımla buluşmak için sözleştik. Anneme dışarı çıkacağımı söyledim, o da, “İyi tamam, ben Zarife Ablanın yanına çıkıyorum!” diyerek üst çıktı. Giyinirken arkadaşım aradı ve acil bir işi çıktığı için gelemeyeceğini söyledi. Buluşma işi yatmıştı. Canım sıkıldı. Odamın kapısını kapatıp yatağa uzandım, telefonumdan internete girdim.
Yarım saat sonra Zarife Ablanın telefonundan annem aradı ve “Gittin mi, merak ettim?” diye sordu. Olağan bir şeydi bu türlü sorması, lakin işkillendim. “Çıktım, otobüsteyim!” dedim, bile bile palavra söyledim. “İyi, tamam. Geç kalma sakın!” diyerek kapattı telefonu.
Bu konuşmanın üstünden fazla bir vakit geçmemişti ki meskenin kapısı açılıp kapandı. Zarife Ablanın sesi geldi kulağıma. Anneme, “Çabuk gız, yandım vallaha!” dediğini duydum. Konutumuz küçük olduğu için kapının önündeki konuşmaları bile rahatça odamdan duyabiliyordum. “Yandım vallaha!” derken neyi kastediyordu Zarife Abla?
Odamın kapısı kapalı olduğundan benim dışarıda olduğumu sanıyorlardı. Halbuki yatağımda yatıyordum. İkisi birlikte annemin yatak odasına geçtiler. Perdelerin çekilmesinin akabinde bir şeylerin kaldırılıp indirilme sesleri, yer değiştiren eşyalar derken birden Zarife Ablanın, “Ohhhh, gızzz, anammm!” seslerini duydum. Annemle ikisi bir şeyler çeviriyordu katiyetle. Yavaşça kalktım, telefonumu sessize aldım.
Bu sırada Zarife Abla garip sesler çıkartıyordu. “Hızlı yap gızzz!” demesini duydum o garip seslerinin ortasında. Ne oluyordu bu türlü? Yavaşça kapımın kolunu çevirdim, lisan yuvasından kurtulup kapı açılırken sessizce açtım kapıyı. Zarife Ablanın, “Uhhhh, gızzz, ahhhh, anammm, uffff!” sesleri ortasında annemin söylediği, “İyi mi böyle?” sözleri kulaklarımda yankılandı. “Devam et gızz, düzgün iyi!” dedi Zarife Abla annemin sözleri üzerine.
Yavaşça, parmak uçlarıma basarak birkaç adım attım. Başımı biraz uzattım. Yatağın ayakucunda kalan aynalı sürgü kapaklı gardıroptan yatak görünüyordu. Yani ne yaptıklarını görebiliyordum. Gördüklerim inanılmazdı. İkisi de çırılçıplaktı. Annem plastik siki tutmuş Zarife Ablanın amına sokup çıkartıyordu. Zarife Abla yatağın üstüne çıkmış, elleri ve dizlerinin üzerindeydi. Kocaman sik nerdeyse uzunluktan boya amına girip çıkıyordu. Annem taşak kısmından tutmuştu siki. Zarife Ablanın kararmış ve biraz kıllı amı her seferinde açılıp genişliyor ve siki alıyordu içine. Zarife Ablanın iniltilerine, güçlü nefes alışverişleri karışıyordu. Annem siki döndüre döndüre sokup çıkardıkça Zarife Abla keyiften zıplıyordu güya. Anneminkiler üzere büyük ancak daha da sarkmış olan göğüsleri hareketleri ile birlikte oynayıp duruyordu daima.
Annem bazen süratli bazen yavaş yavaş siki sokup çıkarıyor, bu işi nasıl yapacağını uygun biliyordu. Bazen siki amında birkaç saniye boyunca tutup yavaşça çekiyor, sonra da süratli hızlı sokuyor ve çekiyordu. Zarife Ablanın beyaz ve kocaman götünün yanakları sarsılıyordu amına girip çıkan plastik sik nedeniyle.
İlginç olan, o kocaman sikin taşak kısmına kadar amına girmesiydi. Hatta bir orta annem en altından tuttu siki ve o halde soktu amına. Zarife Ablanın, “Uhhh, anammm, ahhhh, gızzz bu neee?” diye iniltili sesleri geldi bu anda. Kızının boyadığı kahverengi uzun saçlarını geriye atınca yüzünün terden ıslanıp kızardığını gördüm. Sikin deri rengi üzerinde ıslaklığın verdiği yoğunluk gözüme ilişti. Zarife Ablanın kocaman amının sıvısı sike bulaşmıştı.
İkisi de beni göremezlerdi, o yüzden rahattım. Ancak benim onları dikizlediğimden habersizlerdi. Birkaç dakikanın sonunda Zarife Ablanın hırıltılı ve boğuk sesleri daha da arttı. Güya gücü, gücü tükenmiş üzere kendini yatağın üstüne bırakırken, annem siki amından çıkardı. Sik annemin beyaz, dolgun elinde sallanıyordu artık.
Zarife Abla, “Uhhhh, ayyy!” sesleri eşliğinde saçlarını topladı geride. Yatakta sırt üstü uzanmış anneme bakıyordu. Annem sik elinde olduğu halde yanına uzandı. Göğüslerinin üzerinde gezdirdi bir müddet, amına sürttü, akabinde da başını ağzına soktu şaşkın bakışlarım ortasında. Siki ağzına sokup çıkartıyor, emiyordu. Zarife Abla ise bir taraftan göğüslerini bir taraftan amını okşayıp duruyordu.
Bir müddet sonra annem kalktı, sik artık Zarife Ablanın elindeydi. Annem pencere ile yatağın ortasında duran çekmecenin üzerinden bir şey aldı. Siyah renkli, uzun kayışları olan bir şeydi tuttuğu. Önünde üçgene benzeyen ve ortasında halka olan bir modül vardı. Zarife Abla siki uzatınca annem kayışları çekip gevşek bıraktı. Siki ortadaki halkanın içine soktu. Taşak kısmı halkanın içinde kalmıştı. Ağzım açık halde sikin takılı olduğu şeyi bir külot üzere giymesini, kayışları daraltmasını izledim.
Plastik sik artık annemin önünde sallanıyordu…
Yengem Hamileydi
Merhabalar Bedelli Seks Öyküsü Ve Sikiş Kıssası Okurları Sizlere Başımdan Geçen En Hoş Sex Kıssası Anlatacağım Ardınıza Yaslanın Ve Peçetenizi Alarak Güzel Okumalar Umarım Beğenirsiniz Arkadaşlar Fotoğraf Bilinmeyen Zımnî Ben Çektim Yorum Atarsanız Şayet Sizlerle Yengemin İntstagram Ve Öbür Fotoğrafları Yorumlarda Paylaşacağım Uygun Okumalar Arkadaşlar
Arkadaşlar Benim Adım Rüzgar 24 Yaşındayım Abim Ercan Oda 32 Yaşında Karısı Didem Oda 28 Yaşında Beyaz Ciltli Hoş Bakımlı Ve O Kadarda Ateşli Bir Bayan Yengeme Bu Gözle Bakmamıştım Lakin Hakikaten Seks Makinası Resmen Arkadaşlar Ağabeyimle 4 Yıllık Bir Alakaları Var 1 Yıldır Evliler Ama Yengem Daha Yeni 5 Aylık Gebe Yeni Yaptılar Yani Yengemde Taze Gebe Bir Seks Makinası Abim Biraz Titiz Galiba Yengemle Gebe Kaldıktan Sonra İlgiye Girmemiş Muhakkak ki Yengem Bu Derecede Azgın Ve Kıssaya Başlıyorum Arkadaşlar Biraz Ayrıntılı Anlatmıycam Çok Uzun Okurken Sıkılmayın Sizlerde
Abimlere Hafta Sonları Masraf Kalırım Ağabeyimle Bağım İğidir Abi Kardeşi Olmazda Arkadaş Üzereyiz Yani Alkol İçeriz Birlikte Sigara İçerim Karışmaz Falan O denli Bir Bağımız Var Abimlere Gittim Cumartesi Günü Lakin Yengeme O Akşam Başladı Herşey Daha Evvel Bakmadım O Gözle Ağabeyimle Hoş Bir Rakı Masası Kurduk Yengemde Bir Duble Falan İçti Karı Koca Onlar Masraf Bir Yerlerde İçerler Yengem Hoş Et Yemekleri Falan Yapmış Mezeler Meyve Tabakları Falan Hoş Bir Gece Geçireceğiz Muhakkak Yengem Gebe Olmasa Daha Hoş Olurdu Sarhoş Olabilme İmkanı Vardı En Azından Gebe Diye Ortama Eşlik İçin Bir Duble İçti Biz Ağabeyimle Sünger Bob Üzere İçiyoruz Gece Yarısı Oldu Başımız Harbiden Hoş Olduk Gülüyoruz Eğleniyoruz Abim Tuvalete Kalktı Yengem Falan Bana Sordu Sordu Manita İşleri Falan Nasıl Gidiyor Varmı Sevgilin Konuştuğun Birisi Diyerek Muhabbet Açtı Ve Konuşmaya Başladık Yok Ben Sevgili İstemiyorum Hayatımda Falan Diyerek Başladım Bahse Yengem Olmaz O denli Dedi Daima Erkek Arkadaşlar İle Takınılmaz Kızlar İle de Dolaş Eğlen Sevgili Ol Falan Dedi Ben Yok Kız Arkadaşlarım Var Ancak Sevgili Konusu Bana Saçma Geliyor Dedim Birebir Şeyleri Ben Kız Arkadaşlarım İle de Yapıyorum Esasen Diyince Yengem Kaşının Tekini Üst Kaldırdı Nasıl Şeylermiş Onlar Dedi Yani Aklına Ne Geldi Yenge Dedim O Yani Dedim Cinsel Muhabbetlerini Olağan Arkadaşın İle mi Gideriyorsun Dedi Evet Dedim Hoş Bir Kız İle Görüşüyorum 5 6 Aydır Dedim Beni Memnun Ediyor Sevgili Olmasına Gerek Yok Yani Dedim Lakin Yengemin Bakışı O Akşam Değişikti Yani Ağabeyimde Hala Gelmedi Lavabodan
Bir Şey Dikkatimi Çekti Yengemin Tek Eli Daima Masanın Altındaydı Bende Merak Ettim Palavradan Ayağıma Kaşıyormuş Üzere Yapıp Masanın Altına Eğildim Ve Yengem Bacağının Ortasından Eliyle Amını Sıkıyordu Niçin Bilmiyorum Lakin Amının Dudaklarını Eliyle Ayırıyordu Resmen Azdı mı Sanki Çocukla mı İlgili Bir Şey Diye Düşündüm Ancak Yengem Pembe Giydiği Eşofmandan Islandığı Muhakkak Oluyordu Azmıştı Nasıl Atak Yaparım Derken Abim Geldi Tuvalatte Saçları İle Oynamış Dakikalardır Başı Baya Hoş Olmuş Aşikâr ki Abim Televizyonun Başına Geçti Ve Ayaklarını Uzatarak Sinema Arıyordu Ben Hala Story Çekiyorum Ve İçiyorum Abim Bir Sıra Gözlerini Kapattı Galiba Sızmaya Başlamıştı Abim Hiç Ses Çıkartmadım ki Uyusun Güzelce Bende Yengemi Nasıl Ayartırım Diye Yollarını Düşünüyordum Abim 15 20 Dakika Sürmedi Bayıldı Koltukta Yengem Ercan Ercan Diye Seslendi Fakat Ses Yok Abim Uyumuştu Yengem Kalktı Ve Elinden Kumandayı Alıp Üstünede Bir Şey Örtecekti Yengem Ayağa Kalktığında Ardının Islandığını Gördüm Yengem Abimin Elinden Kumandayı Almak İçin Eğildinde Yengemin Amı Sırıl Sıklam Olmuştu Kumandayı Aldı Yerine Koydu Yatak Odasından Örtü Alacaktı Üstüne Yengeme Yenge Galiba Su Dökülen Bir Yere Oturmuşsun Dedim Yengem Döndü Neden Dedi.
Yenge Gerinde Islaklık Var Belirli Oluyor Pembe Olduğu İçin Dedim Kendi Kendine Söylenmeye Başladı Yengem Ee Ne Yapıcam Falan Diyordu Kendine Kendine Bende Noldu Yenge Dedim Oda Benim Konutta Giydiğim Kıyafatler Daima Gecelik Şekli Eşofmanım Yok Dedi Diğer Olsun Onları Giy Yenge Bende Dedim Bilmiyormuş Ayağına Yatarak Yengem Gerçek Diyorsun Sen Yabancı Değilsin Dedi Yengem İçeri Gitti Bende Peşinden Gittim İzlemek İstedim Onu Odanın Kapısından Yengemde Bilerek mi Yaptı Yoksa Gerçekten Kapımı O denli Aralıklı Kaldı Bilmiyorum Lakin Aralık Kalmıştı Bende Gizlice İzlemeye Gerçek Eğildim Dikkat Çekmiyim Ayakta Diye Yengem Üstünü Çıkartmaya Başladı ki One Amk O denli Mükemmel Bedeni Varmış Bu türlü Hayal Bile Etmedim Ben Yengemi Yengem Yataktan Geceliklerini Almak İçin Eğildi Ve Domalık Bir Formda Yengemin Amından Su Aktını Görüyorum Nasıl Makûs Oldu Bu türlü Bilmiyorum Yengem Tam Geceliklerini Giyeceği Vakit Elini Amına Hakikat Getirerek Islanmış Olan Amını Elleyince Birden Kendisi Tuhaf Oldu Gözlerini Falan Kapattı Yatağa Uzandı Ve Kendiyle Oynuyor Seks Yasak mı Sanki Diye Düşünüyorum Abim Dokunmuyor Bu türlü Hoş Ceylana Lakin Ben Affedemem Dalgam Çok Sertleşti Birden İçeri Girdim Yengem Elini Teki Karnında Çocuğunu Seviyor Öbür Eli İle de Islak Pembe Pak Amını Elliyordu Bir Anda İçeri Girince Yengem Elleri İle Kapatmaya Çalıştı Lakin Hem Sarhoşum Hem de Çok Makus Oldum Yenge Dakikalardır Seni İzliyorum Kapıda Çok Berbat Oldum Dedim Bana Sessiz Ol Abin Burda Çabucak Çık Odadan Bak Yanlış Anlar Dedi Yenge Çok Berbatım Diyerek Üstüne Gerçek İlerlemeye Başladım Yengem Olmaz O denli Şey Desene de Elimi Bedenine Dokundurdum Elimi Ufaktan Gezdiriyorum Yengeme Abim Dokunmuyor mu Bu türlü Bir Hoşluğa Diyerek Onu Şevklendirmeye Çalışıyorum Yengemde Dökülüyor Düzgün Değil Zira.
Hamile Kaldığımdan Beri Seks Yapamıyoruz Dedi Bende Kendimi Seks Kıssası Okuyarak Porno İzleyerek Tatmin Ediyorum Dedi Sen O denli Konuşunca Masada Gençlik Şeyim Geldi Aklıma Abin İle Dedi Makûs Oldum O Yüzden Dedi Artık Seni Ben Güzelleştireceğim Yenge Diyerek Pantolonun Düğmesini Açtım Ve Yengemin Elini Tutarak Al Canlısına Dokun Kendini Bununla Tatmin Et Dedim Yengem Ayağa Kaltık İçeri Gitti Abimi Denetim Etti Kapıyı Geriden Kitledi Ve Önümzde Diz Çöktü Bacaklarını Açarak Sikimi Eline Aldı Ve İnceliyor Kocamanmış Bu Kalın Ve Damarlı Hemde Sem Sert Bu Çocuğa Ziyan Verir mi Sanki Diye Soruyor Abinin Bunun Yarısı Kadar O Vermez Lakin Bu Verebilir Güya Dedi Ve Yumuldu Yalıyor Hasret Kalmış Bebeğim Yarrağa Resmen Hepsini Almayı Denedi Ve Beceremedi Çok Ses Çıkıyordu Hemde Çok Büyük Gitmiyor Hepsini Alamıyorum Canım Diyerek Devam Etti Yalamaya Yengemde Amıyla Oynuyor Daha Fazla Dayanamadım Ayağa Kalkmasını Söyledim Ve Yatağa Yanlışsız Uzanmasını Rica Ettim
Yengem Uzandı Bacaklarını Açtı Ve Hayatta Bu türlü Bir Amcık Sikmedim Yalamadım Ben Çok Pak Ve Çok Hoş Kokuyordu Amını Yalamak İçin Eğildim Ve O Islak Suyunu Ağzıma Topladım Hepsini Vakumluyorum Yengem Çıldırıyor Resmen Saçlarımı Çekiyor Canımı Yakıyordu Bütün Zevk Suları Ağzımdan İken Kaltım Ve Dudaklarına Giderek Ağzının İçine Kendi Zevk Sularını Döktüm Ağzından Göğüslerine Boşalttı Ve Oynamaya Başladı Onlar İle Bende Devam Ediyordum Yalamaya Dilimi Amının Yarısına Kadar Soktum Sıcacık Yanıyor Yengem Bana Seslendi Kalk Ve İçime Gir Çabucak Diyerek Komut Verdi Resmen Bana Kalktım Ve Bacakları Açtım Ve Yarrağımın Başını Sokarak Yengemin İçine Girdim Yengem Sırtımı Yırtıyor Kendinide Bana Gerçek İtiyor Ve Hepsini İçine Aldı Yengemin Gözleri Döndü Seninle Yatsaydım
Daha Evvel Demeye Başladı Yengem Kendinden Geçmeye Başladı Artık Bende Hiç Bebek Yok Güya Karnında Üzere Sert Sert Vuruyorum Kendimi Kaybettim Biraz Alkolun Ekisi İle Bacaklarını Başına Yanlışsız İtmeye Çalışyorum Daha Çok Sokmak İçin Yengem Canım Acıyor Dedi Bıraktım O denli Yapmayı Hor Kullanmanın Manası Yok Bir Daha Sikeriz Yengemi Bir Kaç Dakika Siktim O denli Yengemi Kaldırdım Ve Hem Karnını Dokunmak İstiyorum Sikerken Hemde Göğüslerini Ellemek İstiyorum Yengemi Kucağıma Aldım Ama Yengem Kalktı İçeri Gitti Baktı Koşarak Geri Geldi Devam Etmek İçin Orta Ara Abimi Yokluyor Kucağıma Oturmadan Yarramı Yaladı Sonra Oturdu Ve Karnını Tutarak Zıplıyor
Bakın Değişik Hoş Bir Zevk Bu Yengem Mecnun Üzere Zıplarken Bağırmaya Çalışıyor Kendi Tangasını Ağzına Soktum Fazla Ses Çıkmasın Abim İçeride Zira Kaldırdım Yengemi Domalttım Ve İçine Girrdim Yengem Bu türlü Daha Çok Zevk Veriyor Daha Sert Sik Lütfen Beni Diyerek Yengem Beni Çıldırttı Ve Götünden Belinden Tutarak Sert Sert Vuruyorum Sikiyorum Yengem Mecnun Oldu Altımdan Yengeme Duramıyorum Dedim Ve İçine Boşaldım Yengem Gebeyim Allahtan Bir Şey Olmaz Dedi Elini Amına Soktu Ve O Dölleri Ağzına Ald Bir Sonrakinde Ağzımın İçine Göğüslerimi Attır Dedi Tamam Diyerek Giyindim Ve Hiç Bir Şey Olmamış Üzere Odaya Geçtik Yengem 7 Aylık Gebe Ve Hala Çok Sert Acımazsız Bir Formda Sikiyorum.
18 Yaşında Tazecik Yeğenimi Siktirdim
Slm. adım Ferit. Almanya’da Nürnberg’te kalıyoruz. Epeyce çağdaş bir aileyiz. Karım 38 yaşında, hoş ve epey seksi bir bayan. (Bazılarından benim haberimin olmadığını sandığı) birtakım seks fantezileri var. Almanyada çalıştığı işyerindeki erkek arkadaşlarıyla, birebir binada oturan komşuyla, Türk marketin çırağıyla falan az sikişmedi. Benim yanımda sikişmese bile, onlarla nasıl, nezaman ve nerde sikiştiğini bana açık açık anlatır. Diyeceksiniz ki, “Götoş madem bunlardan haberin var, niçin sesini çıkarmıyorsun?”. Sesimi çıkarmıyorum, zira karımı çok seviyorum. Şunu da burda itiraf etmek istiyorum ki, ben karımı düzgün sikebilen biri değilim. Karım da, (sadece seks emelli olmak şartıyla), bulduğu abaza adamlarla sikişip, o formda keyifli oluyor. Ama karımın bana olan sevgisine ve bağlılığına en ufacık bir kuşkum yok! Ben karım için herşeyi feda ederim, karım da benim için!
Kızıma gelecek olursak, Onu da çok özgür yetiştirdik. Dedim ya, biz çok çağdaş bir aileyiz. Kızım seks konusundaki tüm bilgilerini karımdan aldı. Kızımın karımdan kapalısı gizlisi yoktur. Geçen sene okuldan sınıf arkadaşına kızlığını verdiği günü bile karımla paylaştı (Karım da benimle tabi!). Kızım, sevgilisiyle seks konusunda sorunu olduğunda da karımdan nasihat alır. Karım da, kızımın sevgilisini yatakta nasıl şad edeceğini, nasıl oral seks yapması gerektiğini, nasıl sperm yutması gerektiğini, nasıl anal seks yapması gerektiğini, nasıl korunulması gerektiğini, nasıl prezervatif kullanılacağını falan ayrıntılı bir formda anlatır kızımıza. Hatta kızımın erkek arkadaşı bizde kalınca, Prezervatifleri karım kendi eliyle kızımın odasına bırakır.
Şimdi size yaşadığımız bir olayımızı anlatmak istiyorum. 2 yıl evvel ailece (karım ve kızımla) otomobille Türkiyeye gittik. İstanbulda bir hafta eş dost ve akrabaları ziyaret ettikten sonra, kalan 3 haftayı da tatille geçirmek üzere Antalya’ya indik. Beş yıldızlı hoş bir otele yerleştik. Antalya’ya vardığımızın 2. günü Oteldeki kalabalıktan sıkıldığımız için ve çevreyi şöyle bir gezip tanımak gayeli, Toros dağlarına otomobille günübirlik seyahate çıktık. Rafting yapılan Beşkonak taraflarında aracımın bozulmasıyla olaylar başladı. Tabi ogün bizim üzere çağdaş bir aile dağın başında yolda kalınca, etrafta da tarlada çalışan mevsimlik emekçiler olunca, Eyvah! dedim. Otomobilden inip motorkaputunu açtım, arızayı bulabilirmiyim diye bakıyorum, bulamadım. Tarlada çalışan emekçilerden biri (sonradan isminin Haydar olduğunu öğrendim), yanıma gelerek, “Ben motordan anlarım…” dedi. Motorun sağını solunu kurcaladı, sonra, “Bu iflah olmaz, alımlı çağırmanız lazım.” dedi. O sırada yol servisini arayıp arızayı tanım ettim, onlar da otomobilin çekilmesi gerektiğini ve 2 saatten evvel gelemiyeceklerini söylediler. Onlardan gelirlerken bir tane de kiralık otomobil getirmelerini rica ettim, kapadım telefonu. Haydar, “Sıcakta beklemeyin, gelin size personel Barakasında soğuk Ayran ikram edeyim.” dedi.
Haydar, kaba saba, 44-45 yaşlarında, üstü başı toz içinde bir adamdı. Daima birlikte Barakaya girdiğimizde, içerde (Cafer adında) bir personel, bir mecmuadaki çıplak bayan fotoğraflarına bakarak 31 çekiyordu! Bizi görünce çabucak toparlandı ve elindeki mecmuayı kapatarak kaldırdı. Hepimiz şaşkın şakın birbirimize bakakaldık. Cafer 30’lu yaşlarda, zayıf, bakımsız bir personeldi. Barakanın her tarafında üzerine bol bol sperm attırılmış bayan fotoğraflarıyla dolu Gazeteler vardı ve içersi leş üzere Sik Taşşak kokuyordu. Haydar, Caferin bu hareketinden ötürü özür diledi. Biz de “Önemli değil, olağan şeyler bunlar, hem Delikanlının kabahati yok, biz habersiz geldik, O kusura bakmasın.” dedik. Oturduk, Ayranları içerken Caferin bakışları karımın küçük eteğine kenetlenmişti. Haydar ayaktaydı ve Baraka içerisindeki eşyalara biraz da olsa tertip vermek için, bir o köşeye bir bu köşeye gidiyor, birşeylerle uğraşıyordu. Ama dikkatimden kaçmadı, Haydarın gözü de daima kızımın ardında, düşük muhakkak kotundan görünen Tanga külotuna takılıyordu. Gördükleri bu görüntüler her ikisinin de siklerini çatlarcasına kaldırmıştı…
Kızım Ayranını bitirince, “Bunaldım, ben dışarıya çıkıyorum, etrafa şöyle bir bakacam…” dedi. “İyi çık, fakat fazla uzaklaşma…” diye müsaade verdik ve çıktı. İki dakika geçmeden Haydar da, “Ben de çıkayım da Kıza gözkulak olayım, dereye inerse kaybolur…” diyerek çıktı. Barakada Cafer, karım ve ben kaldık. Karımın bir huyu vardır, aklından ne geçiyorsa, hiç esirgemeden pat diye söyler. Cafere, “Niye 31 çekiyorsun? Köyde birlikte olacağın bayan falan yok mu?” diye sordu. Bu çok açık soru karşısında şaşıran Cafer karıma karşılık vermek yerine bana baktı. Güya konuşmak ve yanıt vermek için benden müsaade ister üzere hali vardı. Karşılık verebilirsin manasında başımla işaret verdim. Cafer de karıma, “Yok abla ne gezer! 3 aydır bayana hasretiz burda, kadınsızlıktan kırıldık, hele sizin üzere bayanların fakat fotoğrafını görebiliyoruz burda, 31 çekmeyip ne yapalım?” diye karşılık verdi ve yetim bir çocuk edasıyla boynunu önüne eğdi.
Bu karşılık karşısında karımla göz göze geldik. Karımın bana bakışlarından Caferin durumuna üzüldüğünü anladım. Karım bana baş göz işaretiyle birşey sordu, tam anlamasam da galiba Cafere bu mevzuda yardımcı olmak istiyordu. Bende baş işaretiyle karıma, “Tamam, ne yapmayı düşünüyorsan yap!” bildirisini verdim. Karım bacaklarını düzgünce ayırarak, külotu Cafer tarafından açık seçik görünecek formda oturdu. Bu tabi Caferin dikkatini çabucak çekti, bakışları karımın bacak ortasına kenetlendi. Karım, “Memleketinde seks yaptığın birisi var mı? En son nezaman seks yaptın? Sevgilin var mı? Sevgilin ağzına alıyor mu? Arttan yapıyormusunuz? Hiç Eşek siktin mi?” üzere sorular sormaya başladı. Cafer utana sıkıla, biraz da benden çekindiği için, kendini kapana sıkışmış üzere hissediyor, sandalyede bile huzurla oturamıyordu. Buna karşın karıma kısa kısa da olsa yanıtlar veriyordu. Ben bile Caferin yarağının patlayacak duruma geldiğini görebiliyordum. Karım bana bakarak, “Ay Hakan, dayanamayacağım, Cafere en azından Manuel (Elle) yapacam!” dedi. Cafer karımın neden bahsettiğini anlamadı bile, aval aval bakıyor yalnızca.
“Olur hayatım…” demek zorunda kaldım. Karım kalktı Caferin yanına geçti, Cafere sarılarak, “Kocacığım bizi Videoyaya çeksene!” dedi. “Olur…” dedim, Camerayı kabından çıkardım ve Karımla Caferi kaydetmeye başladım. Ben kaydederken karım da “Beşkonakta otomobilimiz bozuldu, burdaki beşerler çok misafirperverler, bize Ayran ikram ettiler, buralar çok hoş, Cafer çok güzel bir genç, ancak malesef burda birlikte olup seks yapacağı kimse yok…” gibisinden, Cameraya poz veriyor ve Röpörtaj yapar üzere konuşuyordu. Az sonra karım anlatmayı bıraktı ve elini Caferin pantolonunun önüne attı. Caferin yarağını dıştan biraz okşadıktan sonra, Caferin kemerini çözdü ve yarağını dışarıya çıkardı. Önüne çökerek, eliyle biraz 31 çektirir üzere sıvazladıktan sonra, Caferin sidik kokan donunu koklaya koklaya, eğri büğrü, ancak uzun sikini yalamaya başladı. Cafer daha karım ağzına alır almaz boşaldı karımın ağzına! Boşalırken de kurbanlık koyun üzere çırpınıyordu garibim. Karım Caferin bütün spermlerini yaladı yuttu ve yarağını yalamaya devam etti. Güya karım Caferin yarağının inmesini istemiyormuş üzere bir hali vardı. Ben de sesimi çıkarmadan Cameraya çekmeye devam ediyordum…
Karım ayağa kalktı, külodunu dizlerine kadar sıyırarak masaya domaldı ve Cafere, “Hadi gel sik beni!” dedi. Cafer garibim neye uğradığını şaşırmış, bu yaşananlardan iyicene salaklaşmış, (Ne yapayım?) gibisinden yüzüme bakıyor. Başımı sallayarak, “Devam!” dedim. Cafere müsade verdiğim halde yeniden de ürkek ürkek kalktı sandalyeden ve domalmış karımın ardına geçti. Hala bana güya (Gerçekten karını sikmeme müsaade veriyormusun?) üzere bakıyordu. “Devam! Devam!” dedim. Cafer yarağını geriden karımın amına sokarak gidip gelmeye başladı. Karım çok geçmeden zevkten inlemeye başladı ve Caferi yeterlice azdırmak için neler neler söylüyordu. “Sik beni aslanım! Geçir koca yarrağını! Dağıt amımı! Köyündeki Eşşekleri siker üzere sik beni! Daha süratli sok! Daha sert sik beni!” üzere kelamlar söyleyerek, esasen abaza olan Caferi güzelce körüklüyordu. Birkaç dakika geçtikten sonra Caferde utangaçlık namına birşey kalmamış, karımın amını süratli hızlı sikiyor, yarağı karımın amına piston üzere girip çıkıyordu. Karım masaya yapışmış, artık zevkten gıkı çıkmıyordu (karım orgazm olup boşaldığı vakit sesi çıkmaz). Karım orgazm olmuş, lakin Caferin boşalacağı yok şimdi. Karım elini geriye atarak Caferin yarağını kavradı, amından çıkarıp götüne yerleştirdi…
Cafer, şaşkınlığı bir kat daha artsa da, hiç (olmaz, istemem falan) demeden karımın götünü sikmeye başladı. Karım götten sikilmekten de çok zevk alır ve saatlerce sikseler götünü bıkmaz. Caferin yarağı götüne âlâ girsin diye, karım iki eli geride kalçalarını ayrık tutuyordu. Ama Cafer daha 5 dakika geçmeden karımın üstüne abanarak yığıldı, hareketsiz kaldı. Evet Cafer karımın götüne boşalmıştı, ben de karımın sikilişini seyrederken küloduma boşaldım bu ortada tabi. Karım Caferin altında nerdeyse ezildiğinden kalkmak istedi. Cafer yarağını karımın götünden çektiğinde, karımın götünden akan spermler yerlere kadar döküldü. Cafer külodunu çekip pantolonunu bağlarken, karım da benden kağıt mendil istedi. Mendili verdim. Karım amını götünü silip temizlerken, bana, “Kaydettin mi hepsini?” diye soruyordu. “Kaydettim, kaydettim…” dedim.
Karım da üstüne başına çeki tertip verdikten sonra barakadan çıktık. Sağa sola bakındık, ancak ne Haydar var ortalıkta, nede bizim kız! Cafer, “Belki aşağı ırmak kenarına indilerse burdan görünmez, siz durun ben bakıp geleyim.” dedi. Cafer gitti, ben karımla birlikte barakanın önünde hem kızımızı, hemde yol yardımını bekliyoruz. Yarım saat sonra yol yardımı kurtarıcı ile geldi. Sağolsunlar, benim sipariş verdiğim kiralık arabayı da getirmişler. Bir sürü kağıt kürek imzaladıktan sonra, kiralık arabayı teslim ettiler ve bizim bozulan arabayı çekiciye takıp Antalyadaki Servisin yolunu tuttular. Cafer bakmaya gittikten bir saat sonra, çalıların ortasından çıkıp geldiler, kızım, Haydar ve Cafer. Kızımın hızı kıpkırmızı, üstü başı çamur halde. “Kızım ne oldu?” diye soruyorum, “Birşey yok babacığım! Irmak kenarına inerken ayağım kaydı düştüm. Otomobil problemi çözümlendiyse Otele gidelim artık!” dedi.
Suçlu üzere duran Cafer ve Haydara misafirperverlikleri için teşekkür edip, kiralık otomobile bindik, Otele döndük. Otelde biz kendi odamıza çekildik duş almak için, kızımız da kendi odasına. Duştan sonra akşam yemeğine indik daima bir arada. Yemekten sonra ben barda otururken kızımla karım üst Odaya çıktılar. Kızmın karıma anlatacakları özel şeyler varmış. Bir saat sonra tekrar aşağı Lobiye indiler. Ben karımla başbaşa bir iki kadeh içip, sonra da plaja yürüyüşe çıkmaya karar verdik. Kızım da Otelin Discosuna gideceğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı…
Kızım gittikten sonra karıma sordum, “Neymiş kızımızın anlatacağı özel konu?” diye. Karımın anlattıkları ise tam ‘Yuhh Be!’ dedirtecek şeylerdi. Kızımız Barakadan çıktıktan sonra ırmak kenarına gitmişti ya, Haydar da gerisinden. Haydar ırmak kenarında bizim kızın orasını burasını ellemeye başlamış, bizim kız da kaygısından sesini çıkaramamış. Sonra Hayadar kızımızı yatırmış bir hoş amından zorla sikmiş o kocaman kart yarağı ile. Kızımızın götünü de sikmek istemiş, lakin yarağı çok kalın olduğu için sokamamış kızımızın götüne. Daha sonra Cafer bunlara bakmaya gittiğinde, bunları sikişirken görünce, o da katılmış kızımı siken Haydara. Haydar kızımı amından sikerken, Cafer de birebir anda götünden sikmiş kızımızı. Nitekim Yuhh yani! Ulan kıyamadan nasıl ikiniz birden zorla siktiniz 17 yaşındaki körpecik kızımızı! Yazık, tazecik kızımızın amını götünü dağıtmışlar, Ayı herifler ne olacak!
Tatilimiz bitene kadar All İnclusiv Otelimizden ayrılmadık. Daima Otelde vakit geçirdik. Yüzme havuzunda, Discosunda, Barında, Lobisinde ve Saunasında. Almanyaya döndüğümüzde karımla birlikte, bol bol Caferin karımı siktiği görüntüyü seyrediyoruz ve o macerayı anıyoruz. Kızımız o yaşadığı zorla sikilme olayını unuttu bile. Karım da, “Oldu bir sefer, yapılacak birşey yok!” diyor. Fakat ben kızımızın iki kaba herif tarafından zorla sikilmesini ne unutabiliyorum, ne de kabullenebiliyorum! Ne yapalım, elden birşey gelmiyor dostlar!
Dar Ve Küçük Amina Girerken Biraz Zorlanmıştım
Bundan bir yil önce arkadaşım hasan’la birlikte karum’da dolasiyordik. O sirada en yakin arkadasimizin kiz arkadasi tugçe’yi gördük.Kiz tam bir afetti. O siyah ve kivircik saçlari ve o sirin gülüsü bizi deli ediyordu. Onu takip etmeye basladik, en sonunda bir mayocuya girdi bizde onun çikmasini bekledik. Sonunda tugçe disariya çikti. Bize yine o tahrik edici gülümsemesiyle “Merhaba” dedi. Bizde onu bir cafeye götürmeyi önerdik.O da hemen kabul etti.
Sonra cafede sohbet etmeye basladik.Biz ona neler aldigini sorduk. O da bize çekingen bir sekilde bikini aldigini söyledi. O anda aklima onun bikini içinde ne kadar seksi görünecegi geldi. Hasan’in da böyle düsündügünden eminim. Çünkü pantolonunun önünde bir siskinlik oldugunu fark ettim. Daha sonra yemeklerimizi yemeye basladik. Erkek arkadasiyla arasinin nasil oldugunu sordum. Bu kisi en yakin arkadasimiz oldugu için hiç garipsemeden cevapladi. Aralari pek iyi degilmis ve neredeyse bir kaç aydir onunla hiç ilgilenmiyormus(!). Beraber dolasirken baska kizlara bakiyormus.
Bundan sonra ona üzülmemesini, bizlerin onun en yakin arkadaslari olarak onunla ilgilenecegimizi söyledik. Daha sonra bizi evine davet etti. Önce kabul etmek istemedik çünkü kemal(erkek arkadasi) gelebilirdi. Ama o, kemalle daha yeni bir tartisma yasadigini, kemalin bir arkadasinda kaldigini söyledi. Zaten evde yalniz kalmaya korktugu için bizi çagidigini söyledi. Biz de bunu hemen kabul ettik. Evde otururken ona neden yeni aldigi bikinisini denemedigini söyledim. O da hemen kabul etti. Erkeklerin onunla ilgilenmesi hosuna gitmisti.Odasina gidip üstünü degistirdi ve yanimiza geldi. Bikini siyahti ve üstü dolgun gögüslerini tam kapatamiyordu.Tugçe bundan rahatsiz gibi görünmüyordu üstelik bizim bu azgin bakisalrimiz onun hosuna gitmisti.Gögüs uçlarininin findik gibi büyüdügü belli oluyordu belli ki o da bizi istiyordu. Sanirim hazir degildi ve üstünü degistirmek istedi. Ve odasina gitti.
O anda Hasanla göz göze geldik. Aklimizdan ayni seyler geçiyordu. Odasinin kapisi tam kapanmamisti ve biz de onu gözetlemeye basladik. O sirada bikinisinin üstünü çikartmisti.Bizi görünce birden utendi ve elleriyle gögüslerini kapatmaya çalisti. Ama gögüsleri o kadar dolgundu ki küçük elleri onlari kapatmaya yetmiyordu. yanina gittim ve ellerini yavasça asagi indirdim. Sert ve iri gögüsleri ortaya çikmisti. Teni esmer oldugu için gögüsleri de ayni renkti .Sanki güneste bronzlasmis gibiydi. Gögüslerine deli gibi saldirdim, onlari öpmeye, isirmaya basladim. Nefes alip vermesi hizlanmisti. Hafif hafif inliyordu. O sirada Hasan içeri girdi.Ben asagilara inip bikinisinin altini çikardim ve amini yalamaya basladim.
Bu sirada Hasan arkasina geçmis bir yandan gögüslerini sikiyor, bir yandan da yaragini tugçenin götüne sürtüyordu. Tugçe de iyice tahrik olmustu. Aminin islanmaya basladigini fark ettim. Sanki bayilacak gibiydi. Onu hemen yataga yatirdik. Yattiginda daha da tahrik edici olmustu. Uzun ve sütun gibi bacaklari yukariya uzanip yuvarlak ve harika bir kalçayla son buluyordu. Kendimi tutamadim. Hiç oral seksle ugrasmayip seyimi amina soktum.Ilk basta cani yanmis olacak ki birden “Ahh çok aciyor ” diye bagirdi. Ben de nedenini bilmiyorum ama onun aci çekmesinden zevk almistim.Seyimi dibine kadar soktum. Dar ve küçük amina girerken biraz zorlaniyordum.
Bu sirada hasan 31 çekmeye baslamisti ve daha bir kaç saniye geçmeden tugçenin gögüslerinin üstüne bosaldi. Tugçe bu durumdan igrenmisti ve artik durmamizi istedi. Biz onu hiç dinlemedik. Ben onun içinde gidip gelmeye devam ediyordum.Ami iyice kayganlasmisti. Zevk aliyordu ama yapmak da istemiyordu. “Yapma Cem ,dur artik” dedi. Ben daha fazla dayanamadim ve içine bosaldim. Tugçe kendinden geçmis bir sekilde inliyordu. Onu domalttik ve dört ayak pozisyonuna getirdik. Hasan benim yerimi aldi. Ve onu arkadan sikmek istedigini söyledi. Tugçe buna karsi çikti.Çünkü simdiye kadar hiç arkadan sikilmemisti. Ama götü öyle yuvarlak ve sahaneydi ki hasan kendini tutamadi ve sikinin basini götüne dayadi. Ben ise o sirada tugçenin önüne geçmistim. Ona agzina almasini söyledim. Kabul etmedi.Halbuki Kemalinkini defalarca agzina aldigini biliyordum. Birden hasan arkadan sokunca tugçe acidan bagirdi.
Aci çektigi yüzünden belli oluyordu . Ama hasan bir kaç defa gidip geldikten sonra aci çigliklarinin yerini zevk inlemeleri aldi. Bundan çok zevk aldigini söylüyordu. Bundan istifade ederek seyimi agzina soktum. Hiç itiraz etmeden aldi. Deminki çekingenliği tamamen kaybolmus, yalama konusundaki hünerlerini göstermeye basladi. Önce sikimi girtlagina kadar sokuyor bir kaç defa bunu yaptiktan sonra çikarip basini yaliyordu. Bundan inanilmaz zevk almistim çünkü ben de daha önce hiçbir kadinin agzina vermemistim. Bir kaç defa sonra agzinin içine siddetli bir sekilde döllerimi fiskirttim. Bundan rahatsiz olabilecegini düsünmüstüm ki spermlerin hepsini yuttu ve sikimin üstünde kalanlari da yalayip yuttu. O sirada hasan aklima geldi ve ona baktim. Inlemelerle tugçenin içine bosaldi.Götü o kadar dardi ki spermler disari fiskirdi. Bu sirada tugçe o masum bakislariyla bana “Artik çok yoruldum.Sonra devam ederiz dedi” ve yine o tahrik edici gülümsemesiyle yataga uzandi. Bu gülüse itiraz etmek olanaksizdi.Ben de yanina uzandim. Ertesi sabah tugçe kemalden ayrıldigini söylemek için onu aradi ve ayrildilar.Artik üçümüz bir arada yasamaya basladik ve neredeyse hergün tugçeyi bayılana kadar siktik.
Üfürükçü
Üniversitede okurken kendi grubumuz dışından bir arkadaşım olan Elif'le daha samimiydim. Liseden beri arkadaşımdı ve aslında ailelerimiz arkadaş olduğundan o zamandan beri birbirimize kardeş derecesinde çok yakındık.
Elif benden çok farklı biriydi aslında. Hanım hanımcık, hatta muhafazakar bir tarafı da olan biriydi. Ve istediği tek bir şey vardı; evlenmek... Özellikle zengin bir koca bulup, kendini sağlama almak istiyordu. Bunu da daha okulun ilk yılındayken başarmıştı.
Kendisinden on yaş büyük biriyle evlenmişti ve ailesinin bunu hiç itiraz etmeden kabul etmesi, hem bana, hem de çevredekilere şaşırtıcı gelmişti. Ama evlenmiş olmak Elif için yeterli değildi. Olabilecek en çabuk şekilde hamile kalmak ve evliliğini garanti altına almak istiyordu.
Fakat altı ayın sonunda hamile kalamamıştı ve bu yüzden ara sıra ağlama krizleri geçiriyordu. Bir sürü doktora gitmesine rağmen, Elif ile ilgili herhangi bir sorun bulamadılar.
Bir gün yanıma geldi ve beni inanılmaz derecede hayrete düşüren fikrini söyledi. Artık nereden duymuşsa bir hocanın adını almıştı. Bu sözde hoca çocuk sahibi olamayanlara yardım ediyormuş ve Elif de ciddi ciddi gitmeyi düşündüğünü söyledi.
O kadar şok olmuş bir haldeydim ki, bir süre sadece ağzım açık baka kalmıştım. Sonrasında vazgeçirmek için ne kadar uğraşsam da Elif'i kararından döndüremedim.
Benim de onunla gitmemi istediğinde, en azından ona göz kulak olabileceğimi düşünerek bu teklifini kabul ettim. Sonuçta sağlıklı düşünemediği belliydi ve başına olmadık bir iş açabilirdi.
Benim arabamla Elif'in üfürükçü hocasının yaşadığı kasabaya doğru yola çıktık. Elif yolda sürekli teşekkür ediyordu bana, ama ben yine de üstümdeki sıkkın ruh halinden kurtulamıyordum. Zerre kadar inancım yoktu böyle konulara, benim için hepsi dolandırıcılıktı.
Oraya varmamız bir saat kadar sürdü. Fakat Elif'in elindeki adresi bulabilmek için daha fazla zaman harcamamız gerekti. Bir sürü yere sorduktan sonra kasabanın biraz dışında, köy kılıklı bir kenar mahalleye girdik ve ara bir sokaktaki iki katlı berbat haldeki bir evin önünde durduk.
Kapının önü kalabalık sayılırdı ve kalabalık genelde başörtülü, hatta kara çarşaflı kadınlardan oluşuyordu. Daha o anda, ne işimiz var bizim burada diye geçirmiştim içimden, ama yine de arabadan inip Elif ile birlikte eve yöneldim.
Daha biz arabadan inerken bütün yüzler ikimize dönmüştü zaten. Oradaki tiplerle uzaktan yakından alakası olmayan ve oraya göre biraz fazla açık saçık giyimli iki genç kadın, herkesin dikkatini çekmişti doğal olarak…
Özellikle de altımdaki mini eteğimle, çıplak bacaklarımla bana bakıyorlardı dik dik… Kalabalığın içindeki kadınlar, gizlemeye gerek duymadan bizi işaret edip aralarında konuşurken, aralarından geçerek evin kapısına vardık.
Kapıyı bir kere tıklatmam yetti. Başörtülü, orta yaşlı bir kadın kapıyı açarak bizi içeri davet etti. Elif hemen daha önceden aradığını belirterek, bir an önce içeri girmek istediğini söyledi. Ama evin içi de tıka basa doluydu ve içerideki koku pek de tahammül edilebilecek gibi değildi.
Kadın beklememiz gerektiğini söyleyerek bize oturmamızı söyledi. Tıklım tıklım odanın içinde oturacak yer olmadığından ayakta beklemeye başladık.
Elif, çoktan bir eşarp çıkarmış ve başını örtmüştü. Yanımda eşarp getirmediğimden başım açıktı ve etraftakilerin bakışları, saklamaya gerek duymadan kınıyordu beni.
İçimden Elif'e türlü hakaretler ederken sessiz kalmaya çalıştım. Elif ise sanki transa geçmiş gibiydi. Dudakları ses çıkarmadan kıpırdıyordu. İçinden dua okuduğunu anladım, ama aynısını yapmak için yeltenmedim bile. Ne de olsa iflah olmaz bir Deist idim ve dinlere inancım kendimi bildim bileli hiç olmamıştı.
O şekilde hemen hemen bir saat bekledikten sonra kadın yanımıza geldi ve hoca efendinin bizi kabul edeceğini söyledi. Benim girmeme gerek olmadığını söylemeye çalıştığımda,
“Hoca efendi dün gece isimlerinizden bakı yaptı. Sende de kötü bir büyünün varlığını hissetmiş. İkinizi birden görmesi gerekiyor. Eğer ikiniz birden girmezseniz ikinizi de görmeyecek.” dedi.
Elif'in yalvaran gözlerle koluma asılması için yeterli oldu bu tehdit... Açıkçası, içeride karşılaşabileceğim şarlatanlığın beni ne kadar güldüreceğini merak ederek hocanın yanına birlikte girmeyi kabul ettim.
Fakat hiçbir şey beni içeri girdiğimde hissettiklerime hazırlayamazdı. Bunu, bugün bile açıklayamıyorum ve mantıklı bir açıklaması olduğunu da sanmıyorum.
Daha içeri girer girmez sanki dizlerimin bağı çözülmüş ve bütün iradem elimden alınmıştı. Hafif bir baş dönmesiyle başlayan kontrol kaybım, adamın sesini duymamla artık tamamlanmıştı.
Hoca dedikleri adam kırklı yaşlarında, çember sakallı, eğri burunlu ve delici mavi gözleri olan biriydi. Altında siyah bir şalvar, üstündeyse yıpranmış kareli bir gömlek vardı. Bağdaş kurmuş halde bize bakıyordu ve biz de sanki sahibinden izin isteyen köleler gibi kapının ağzında duruyorduk.
Eliyle girmemizi işaret ettiğinde yaklaştık ve yardımcısı olan kadın arkamızdan kapıyı kapattı. Hiç konuşmadan iki yanını göstererek oturmamızı söyledi. Dizlerimizin üstünde iki yanına geçtiğimizde bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sanki birşeyler mırıldanıyordu, ama hiçbir şey anlamıyordum. Ara sıra durarak bize bakıyordu ve baştan aşağı gözden geçiriyordu bizi…
Beş dakika böyle geçtikten sonra Elif'e dönerek, kötü varlıkların rahmini bağladığını ve bu bağı ancak kendisinin çözebileceğini söyledi.
Elif'e baktığımda gözlerinde hem mutluluk, hem de hayranlık gördüm. Ama bu bana hiçte anormal gelmedi. Sanki bir rüyada gibiydim ve olanlar gayet normaldi.
Adam sonrasında bana döndü, benim de rahmime kötü varlıkların yerleştiğini ve bu durumu yine ancak kendinin çözebileceğini söyledi.
Ardından bana odadan çıkmamı, önce Elif ile ilgileneceğini söyledi. Hiç ses çıkarmadan kalktım ve dışarı çıktım. Kapının yanında beklerken kısa sürede içeriden zar zor, ancak kapının dibinden duyulabilen sesler gelmeye başladı.
Elif açık seçik inliyordu ve gelen sesler içeride aslında yapmamaları gereken bir şeyler yaptıklarına şüphe bırakmıyordu. Fakat o anda oradan kaçmaya veya içeri girip Elif'i adamın ellerinden almaya çekindim nedense…
Daha on dakika geçmeden kapı açıldı. Elif, yüzünde bir rahatlama ifadesiyle dışarı çıktı ve hocanın beni beklediğini söyledi. Cevap vermeden içeri girdim ve kapıyı kapattım.
Adam, eliyle yanına oturmamı işaret etti. Çok kaba bir şekilde rahmimi kötü varlıkların işgal ettiğini tekrarlayarak, beni iyileştirmezse kısa sürede çok hastalanacağımı söyledi.
Söyledikleri şu anda kulağa ne kadar inanılmaz geliyorsa, bana o anda, o kadar olağan ve inandırıcı geliyordu.
Adam uzanmamı söyleyince itiraz etmeden sırt üstü yere yattım. Tam karşıma diz çöküp elleriyle bacaklarımı araladı.
İçimdeki o cılız ses hala kaçmam için beni ikna etmeye çalışıyordu, ama dizlerimi tutan sıcak parmaklarının zorlamasına karşı koyamadım. Mini eteğimin sıyrılmasını, altıma giydiğim tanga külodumun meydana çıkmasını bile umursamadım.
Üfürükçü hoca bacaklarımın arasına geçerek yavaşça eğildi, yüzünü kasıklarıma yaklaştırdı. Külodumun ağını yana çekerek bir şeyler mırıldanmaya başladı. Bir yandan da ara sıra bacak arama üflüyordu ve nefesini amımda hissetmek, inanılmaz rahatlatıcı ve zevkli geliyordu bana...
“Hocamm…” diye inleyenek kıvrandım, nefesinin sıcaklığından kaçınmak istercesine… Ama aslında daha çok yakınlaşmasını, dudaklarının dilinin temasını kadınlığımda hissetmek istiyordum içten içe…
“İçindeki habislere geldiğimi haber veriyorum. Kıpırdama sakın…” diyerek engel oldu kalçalarımın hareketine, iki eliyle bastırıp olduğum yere mıhladı beni…
Mini eteğimi yukarıya sıyırmasına, külodumu aşağıya sıyırıp çıkarmasına büyülenmiş gibi hiç bir itirazda bulunmadan, sesimi çıkarmadan izin verdim.
Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra tenimi yakan nefesinin yanı sıra parmaklarını da işin içine soktu. Bütün bacak aramı, iki deliğimi de ihmal etmeden okşamaya ve parmaklamaya başladı. Beynimde şimşekler çaktı sanki… Zevkten inliyordum artık…
Bir süre daha böyle devam ettikten sonra, geri çekildi. Zevkimin yarım kalmasından hiç hoşlanmamıştım. Soran, hatta devam etmesi için yalvaran gözlerle ona baktığımda cebinden katlanmış, küçük bir kağıt parçası çıkardı ve
“Bunu sürekli külodunun içinde, amına temas eder şekilde tutacaksın.” dedi. “Kağıtta çok güçlü bir büyü var. Bu büyü rahmindeki kötü varlıkları rahatsız edecek. Zamanla hepsini yenecek. Ama tam iyileşebilmen için daha uzun süre beni görmeye devam etmen gerekiyor.”
Kağıdı aldım. Küloduma uzanırken engel oldu,
“Külodun bende kalacak yavrum. Gördüğün gibi sırılsıklam, ben okudukça içindekilerin bir kısmı dışarı aktı. Saat tam gece yarısı iken külodunu okuyup üflemem lazım… Sen şimdi külotsuz git evine, yeni bir külot giyeceksin ve kağıdı içine koyacaksın.”
Şaşkınlıkla doğrulup toparlandım. Ellerim kollarım tutmuyordu adeta… Yaptığı şeye devam etmesi, beni zirvelere çıkarması için istediği her şeyi yapabilecek durumdaydım.
“Korunuyor musun yavrum?” dedi.
“Doğum kontrol hapı kullanıyorum hocam…” dedim.
“Hapları acilen bırakman lazım… Bu tip haplar rahmini kötü varlıklara daha uygun hale getiriyor. Bunu başarmak için iki haftada, hatta bazen her hafta yanıma gelmen gerekiyor.”
İnanılacak gibi değildi ama ona inanıyordum! Elimde değildi! Bütün iradem yerle bir olmuştu ve sanki bu karizmatik adamın kölesiydim. Dediklerini itiraz bile etmeden kabul ettikten sonra, adamın,
“Çıkabilirsin!” demesiyle birlikte kendimi dışarı attım ve karşımda Elif'i gördüm.
Yüzündeki o tatmin ifadesi halen duruyordu ve aynı ifadenin benim de yüzümde olduğunu bilmem için aynaya bakmama gerek yoktu. Adamın yardımcısı olan kadın, yüzünde pis bir sırıtışla yanımıza gelerek,
“Haftaya tekrar geliyorsunuz. Bugünkü işlem için 100'er dolar karşılığı para vereceksiniz.” dedi.
Gittikçe durum daha inanılmaz oluyordu. Hem resmen taciz edilmiştik, hem de üstüne para vermeliydik. Ses çıkarmadan parayı verdikten sonra hızlıca dışarı çıktık ve arabaya atlayarak oradan ayrıldık.
Yol boyunca hiç konuşmadık. Sanırım ikimiz de o evde, o odada olup bitenleri an be an yaşıyorduk. Altımda külot yoktu ve o şekilde araç kullanmak tuhafıma gidiyordu. Elif'e hocayla ne yaptığını, adamın onun küloduna da el koyup koymadığını soramadım.
Onu eve bıraktıktan sonra eve gidip olanları mantıklı bir şekilde düşünmeye çalıştım, ama aklımda kurduğum hiç bir şey mantıklı değildi.
Açıkça o adamın beni becermesini istiyordum, gittikçe daha da artan bir arzuyla hem de… Dediğini de yerine getirerek verdiği katlanmış ufak kağıt parçasını külodumun içine, tam amımın üstüne yerleştirdim.
Sanki okunmuş kağıt değil de onun parmaklarıydı amımdaki ve onu görmeye tekrar gidene kadar da orada sakladım. Hemen ertesi gün doğum kontrol hapını da bıraktım ve bir haftanın geçmesini sabırsızlıkla bekledim.
Sonraki hafta geldiğinde, Elif yine birlikte gitmemiz için aradı. Zaten o aramasaydı ben arayacaktım kaltağı… Bir an önce gitmeliydim. Yolda tek kelime etmedik birbirimize. Ama sabırsızlandığımız ikimizin de yüzünden belliydi. Aynı yere gittiğimizde yine benzer şeyleri yaşadık, fakat bu sefer beni önce almıştı.
Bu durumun Elif'i kıskandırdığı açık seçik belli oluyordu ama umursamadım. İçeri girdiğimde, adam uzatmadan kabaca tek kelimeyle,
“Soyun.!” diyerek soyunmamı emretti. Hiç itiraz etmeden üstümdeki herşeyi çıkardım. Adamın karşısında çırılçıplak öylece dururken kendimi inanılmaz güçsüz ve zavallı hissediyordum. Refleksle elimin birini göğüslerime, diğerini kasıklarıma götürüp kapatmaya çalıştım.
“Benden hiç bir şey saklamayacaksın kızım… Çek ellerini… Seni olduğun gibi görmem lazım ki işimi yapabileyim.”
İki elim iki yanımda, olduğum gibi çırılçıplak onun delici mavi bakışlarının hedefi oldum bir süre… Dizlerim titriyordu, heyecan, utanma, seks arzusu, adamın bana neler yapacağını bilememenin korkusu… Her şey birbirine karışmış vaziyette yere düşmek üzereydim.
Uzanmamı söylediğinde minnetle sırt üstü yere uzandım. Adam bacaklarımı iki yana iyice açarak araya girdi ve kalçalarımı kucağına aldı. Amım açık bir şekilde adamın önündeydi.
Bir şeyler mırıldandıktan sonra sanki muayene edermiş gibi iki eliyle amımı ellemeye ve parmaklamaya başladı. Zaten daha soyunduğum anda ıslanmıştım, ama adam bunları yapmaya başladığında bacak aram artık yapış yapıştı.
Bir süre bu şekilde amımla oynadıktan sonra şalvarını çözdü ve bacaklarımın arasına geçti yine. Gözlerime inanamadım. Adamın siki inanılmaz büyük ve kalındı. Sikinin morumsu başı da yumruğum kadar vardı neredeyse…
Benim kabarmış ve şişmiş am dudaklarımın arasına bir kaç kez sürttüğünde sikinin kafası benim havuzda ıslandı ve pırıl pırıl parlamaya başladı. Dudaklarımı ısırdım,
“Hocam…” diyecek oldum, çok büyüktü aleti ve o güne kadar beraber olduğum oğlanların standart siklerine benzemiyordu hiç… Korkmaya başlamıştım.
“Şşşttt… Sesini çıkarma kızım… Merak etme, içindeki kötü varlıkları yok etmeye geliyorum. Sana musallat olanların hepsini ezeceğim… Sessiz ol, kendini rahat bırak…”
İçime girdiği anda nefesim kesildi. Bağırmamak için kendimi zar zor tutarken inliyordum. Bacaklarımın arasında müthiş bir dolgunluk hissi, vulva duvarlarını yararak ilerleyen, amımı genişletmeye çalışan bir varlık dibime kadar dayandı.
“Ahhh… Hocammm…” diye inleyerek adamın beline sarılıp tırnaklarımı batırdım.
“Sakin ol yavrum… Sona geldim. Rahminin duvarlarına dayandım. Şimdi hepsini eziyorum. Uhh… Çok zorluyorlar beni… Sen de hissediyor musun?” diye fısıldadı.
“E… Evett… Hissediyorum… Hem de çok…” diyebildim nefes nefese…
Gerçekten, aletinin başı içimde bir yerlere dayanmıştı. Belini hafifçe oynatarak baskı yapıyor, başıyla diplerimi okşayarak inlememe sebep oluyordu. Kısa bir süre içimde hareketsiz kaldıktan sonra temposunu yavaşça arttırarak beni sikmeye başladı.
İçime her girişinde adeta patlama yaşıyordum, gözümde şimşekler çakıyordu, ama bir o kadar da zevk alıyordum. Yaklaşık on dakika gidip geldikten sonra içime boşaldı.
Sikini çıkardığında amımın içinden adamın spermleri akıyordu ve sanki içimi oymuştu adam... Genişlediğimi hissediyordum. Kalkmak için yeltendiğimde,
“Dur bakalım yavrum… Daha işim bitmedi.” dedi. “Etkili olması için bir seans daha işlem yapmam lazım…”
Baş ucuma gelerek biraz önce içimden çıkan sikini ağzıma dayadı. Beş dakikalık oral seks sonunda yine aynı şekilde dev haline geri dönmüştü. Pozisyonu değiştirmeden bacaklarımın arasındaki yerini tekrar aldı ve içime bu sefer daha rahat bir şekilde girdi.
Sikinin kalınlığına, içimi yaran yarak kafasının büyüklüğüne alıştığım için daha çok zevk alıyordum ve kasıklarımı sürekli ona bastırmaya çalışıyordum. Bu sefer daha uzun sikmişti beni…
Boşalması için yarım saate yakın içimde kalması gerekti ve yine aynı yoğunlukta boşaldı. İki boşalma sonunda içime o kadar çok boşaldı ki, adamın spermlerini gayet rahat hissediyordum. Veya bana öyle geldi, çünkü içimi yakmıştı.
Üstümden kalktığında içimi temizlemememi söyledi. Kendi elleriyle külodumu giydirdikten sonra
“İçine bırakmış olduğum menilerimin iyileştirici gücü var yavrum… İşlemin başarıya uluşması için iki gün rahminin içinde kalmaları gerek…” dedi.
Ben de, bu sanki çok normal bir şeymiş gibi itiraz etmeden kabul ettim. İki posta o koca yarak tarafından sikilmiş amım sızlaya sızlaya kalkıp giyindim. Eliyle kovar gibi çıkmamı ima ettiğinde sessizce dışarı çıktım ve Elif'in sabırsız bakışlarıyla karşılaştım.
Kadın iznini alır almaz içeri girdi. Kısa sürede işi bitip çıktığında kıpkırmızıydı. Aynı şekilde yine kadına parayı verip, hızlıca arabama atlayarak Ankara'ya geri döndük.
Sonraki zamanlarda bu durum bir rutin haline geldi. Her hafta koşa koşa kendimizi o adamın kollarına atmak için yanına gidiyorduk ve üstüne para veriyorduk. Sanki filmlerde anlatılan tarzda bir büyünün etkisi altındaydık ikimiz de ve bundan şikayet etmiyorduk kesinlikle.
Hatta adam beni bazı hafta sonları onunla kalmam için çağırdığında, eline yeni bir oyuncak geçirmiş bir çocuk gibi inanılmaz bir mutlulukla koşa koşa yanına gidiyordum ve hafta sonunu onun yatağında geçiriyordum.
Sözde içimdeki kötü varlıklar kovuluyordu, ama asıl olan adam içimi sürekli spermleri ile dolduruyordu.
Beklenen olay kısa sürede oldu elbette. Ve uyanmamı sağlayan da ilginç bir şekilde bu oldu. Adama ilk gitmemizin üzerinden üç ay geçtiğinde, adetim gecikti ve mide bulantılarım başladı.
Şüphelenmem için daha fazlasına gerek yoktu. Hemen bir doktora gittim ve iki aylık hamile olduğumu öğrendim. Aslında durumun kafama dank etmesini sağlayan bu da değildi. Hemen koşa koşa üfürükçünün yanına gittim.
Adam bana rahmimde hayırlı bir varlık olduğunu ve kesinlikle doğurmam gerektiğini söyledi. Bu sözleri duyar duymaz uyandım! Fakat itiraz etmeden söylediklerini kabul ettiğim yalanını attım ve hızlıca oradan çıktım.
Daha oradan çıktığım anda Elif'i aradım ve onun da aynı durumda olduğunu, iki gün önce adamla görüştüğünü öğrendim. Tek farkımız Elif uyanmış değildi! Yanına nasıl gittiğimi hatırlamıyorum. O kadar hızlı kullanııyordum arabayı ki, göz açıp kapayana kadar Elif'in yanına vardım.
Ve Elif'i uyandırmam neredeyse bir haftamı aldı. Uyanması için adamın bana yaptıklarını detaylı bir şekilde anlatmam gerekmişti. Her anlattığımla yüzündeki hayal kırıklığı artan Elif, sonunda kürtaja ve bir daha o adamı görmemeye ikna oldu.
Neredeyse kürtaj olamayacak haftanın sınırında zar zor ayarladığımız bir doktor sayesinde kürtaj olmuş ve içimizdeki Veled-ül Zina'lardan kurtulmuştuk.
Sonrasında adam beni aramaya ve mesaj atmaya devam etti. Benden cevap alamadıkça attığı mesajlar tehdit içerikli olmaya başladı. Nasıl çarpılacağımdan ve nasıl yanacağımdan bahseden mesajlardı genelde. Ben de sonunda numaramı değiştirerek bu sorunu çözdüm.
Elif'e sorduğumda onu da aradığını öğrendim ve Elif cevap vermediğini söyledi. Fakat bu olaylardan sadece dört ay sonra Elif tekrar hamile kaldı. Ve o zaman benden gizli bir şekilde o adama gittiğini düşündüm.
Sanırım karnındaki o adamın çocuğuydu. Zaten bu olay üstüne de, çok kısa bir zaman dilimi içinde Elif'le görüşmelerimiz iyice azalarak sonunda tamamen bitti.
Ara sıra halen ortak arkadaşlarımız sayesinde Elif'ten haber alıyorum ve sosyal medyada çocuğunun bir kaç resmini gördüm.
Aynı eğri burun ve aynı delici mavi gözler!
Anne serisi varmı acaba
Maalesef :(
Yeni hikayeler ne zaman yayınlanır. Merakla bekliyoruz. Umarım sayfada sıkıntı yoktur. Hikayeler duyguların yeniden canlanması anlamındadır. Ne zaman yayının başlar. Saygılar
Bugün yüklerım
Hikaye isteyenler Buradamı
Yeni eklenen Hikayeler için buraya yorum yazamısınız yoksa sayfa kapanacak
Eşimin arkadaşının amını yardım
Ben Sedat. 46 yaşındayım.Kumral uzun boylu yakışıklı biriyim. Eşimse 42 yaşında bembeyaz tenli harika vücutlu biri. İyi bir işim var, gelir düzeyim de oldukça yüksek. Oğlumuz ilköğretimi bitirince onu yurtdışında okutmaya karar verdik. Uzun arayışlardan sonra İngilterede bir okula yerleştirdik. Eşimle hiçbir sorunumuz yok. Birbirimizi de deliler gibi seviyoruz. Yatakta da sınır tanımayız. Her şeyi deneyebiliyoruz. Oğlum yurtdışına gittikten sonra evde yalnız olduğumuz için cinsel hayatımız daha da renklendi. Fakat eşimin çocukluk dostu Sibelin tayini İstanbula çıkıp gelince hayatımız biraz değişti. Sibel kısa boylu, minyon tipli, çok hoş bir kız. Mimar olarak çalışıyor. Ona bize yakın bir ev tuttuk. Evini taşıdı, oldukça sempatik bir ev olmuştu. Eşimle de çok iyi anlaşıyorlardı. Sık sık bize geliyor, biz de ona gidiyorduk. Oldukça güzel bir kız olmasına rağmen daha evlenmemişti. Konuşmalarımızda her zaman ona evlenmesini falan tavsiye ediyorduk. O da, “Buldukta mı evlenmedik?” diye geçiştiriyordu. Aramızda teklif yoktu. Ama ben ona cinsel açıdan hiç bakmıyordum. Aslında buna da ihtiyacım yoktu. Çünkü harika bir karım vardı ve her türlü ilişkiyi deniyorduk.
Bir gece eşimle birlikte dışarıda yemekteydik. Ama eşim o gece çok farklıydı. Sanki vücudu elbisesinin dokunuşundan bile tahrik oluyordu. “Geç kalmayalım, eve gitmek istiyorum!” dedi. Saat 23 gibi kalktık. Daha yolda sarkmaya başlamıştı. Eve zor girdik, antrede öpüşmeye başladık, yatakta devam ettik. Harika olmuştu her zamanki gibi. Göğsümde yatarken konuşmaya başladık. İlk geceyi, gerdek gecemizi unutamadığını söyledi. Karım benimle evlenmeden önce hiç erkek dostu olmamış, eline erkek eli değmemişti. Cinsel bilgisi sadece arkadaşlarının anlattığı kadarmış, düğün günü yaklaştıkça içindeki korku büyüyormuş. Düğün gecesinin heyecanı ve korku hepsi birbirine karışmış, ben hiç hissetmemiştim. Ama benim anlayışımla eşimin ilk gece korkularını yenmiş ve düşündüğünün aksine sexten zevk almış, nasıl girecek, nasıl patlayacak korkusunu atmıştı üzerinden.
Eşim gerçektende o gece çok heyecanlıydı. Düğün gecesi balayı otelimizdeki süitte ben sanki o gece gerdek gecesi değil de özel bir buluşmaymış gibi davranmıştım. Eşimi sikmek isteğimi belli etmemiştim. Konuştuk gülüştük, sonra yatağa girdik sarıldık, sabaha kadar öyle devam etti. Ertesi gün öğleden sonra bozmuştum eşimin kızlığını. O da kendi isteğiyle olmuştu ve bir nevi ben onu değilde, kendi bozmuştu kendini. Ben sırt üstü yatmıştım, o da üzerime oturup amını sikime sürtüyordu. Daha sonra yarrağımın başını vajinasına yerleştirdi ve çok zevklendiği bir anda kendini bıraktı. Sikim önce kızlığına dayandı. Bir hamle daha yaparak tamamını içine aldı. Sikimin kenarından ince bir kan sızıntısı oldu. Ve sonrasında ilk orgazmını yaşadı.
Yıllar sonra bunun için tekrar teşekkür etti bana, ancak benden o geceyi bir kez daha yaşatmamı istiyordu. Ben de, “Nasıl olacak?” dedim. “Ben planlarım, sen kendini bana bırak!” dedi. Yeniden sevişmeye başladık, ikimiz de daha coşkulu orgazm olduk. Ertesi gün eşim bir otelin balayı suitini tutmuş hafta sonu için. Anlatmaya başladı: “Çarşambadan itibaren bana dokunmayacaksın. Cumartesi günü ikimiz ayrı ayrı otele gideceğiz. Birbirimizi hiç tanımıyormuş gibi davranacağız. Ben odaya yerleşeceğim. Seninle havuzda karşılaşacağız, orada tanışacağız. Daha sonra neler olacağını sen halledeceksin. Beni ilk kez tanıştığın biriymiş gibi tavlayıp sevişmeye ikna edeceksin!” dedi. “Tamam!” dedim, ancak Çarşambadan Cumartesiye dokunmamak hoşuma gitmemişti. Ne yapalım katlanacaktık. Salı gecesi harika bir seks yaşadık ve perhize başladık. Gerçekten Cuma gününe kadar gerekli olmadıkça konuşmadı benimle ve ayrı yattık.
Cuma günü işime gittim. Saat 13 gibi telefonum çaldı, arayan eşimdi. Annesi hastalanmış, gitmesi gerekiyormuş. Üzüldüm, ancak bütün plan da bozulmuştu. Ve ben 3-4 gün daha perhize devam edecektim. Uçak biletini almış, Otelin rezervasyonunu gelecek haftaya ertelemiş. Uçağı saat 18 de kalkacakmış. Ne yapalım, tüm düşüncelerimiz haftaya kalmıştı. Saat 16 gibi işten çıktım, evden eşimi alıp hava alanına götürdüm. Yolcu ettim ve hava alanından çıktım. Evde yemek yoktu, dışarıda yemek yiyip eve gidipdinlenmek istedim. Yoldayken telefonum çaldı. Arayan Sibeldi. Eşimin ona telefonda annesinin hastalandığını söylediğini, geçmiş olsun dileklerini iletti. “Evde yemek yoktur şimdi, istersen bana gel, yemeğim var birlikte yeriz!” dedi. Ben de olur dedim. Evinin önüne gelinceye kadar saat 20 olmuştu. Güzel bir sofra hazırlamış, balık yapmış. Yemeğe başladık. “Balık Rakısız olmaz!” dedi, hadi Rakı ile devam ettik. Çok güzel geçiyordu…
Eşim aradı. Ulaşmış, annesinin ciddi bir şeyi yokmuş, ancak yine de gittiği iyi olmuş. Ne yediğimi sordu. Ben de, “Sibelde Balık Rakı yapıyoruz!” dedim. “Sibeli verir misin?” dedi. Sibel telefonumun hoparlörünü açtı. Eşim, “Kız kocama iyi bak, aç bırakma, sana emanet, sakın çapkınlık falan yapmaya kalkmasın!” dedi, gülüştük. Telefonu kapattık. Yemek faslı bitince Sibel, “Ben sofrayı toplayayım!” dedi. Birlikte topladık. Masayı temizledik. Meyve getirdi, koltuklara geçtik. Birer duble daha Rakı koydu. Onu da bitirdik. Yeniden tazeledik. Çakır keyf olmuştuk ikimiz de. Bir ara mutfağa gitti, dönerken bileği burkuldu ve elindeki çerez tabağı yere düşüp kırıldı. Dizlerinin üzerine kapaklandı. Hemen fırladım kaldırdım, kanepeye yatırdım. Ayak bileğini ovuyordu. Sanırım zedelenmişti. Tabağı, dökülenleri topladım. “Hadi seni yatağına götüreyim!” dedim. Kolunu boynuma doladı belinden tutup götürdüm. Yatağa uzattım. Bileğine baktım, bir şeyi yok gibiydi, ancak yine de ağrıdığını söyledi…
Ben biraz ovaladım iyi gelmişti. Banyoda ağrı kesici merhem olduğunu, onunla ovmamı istedi. “Tamam, ancak geceliğini giy, taytla olmaz.” dedim. “Tamam.” dedi. Banyoya gittim Pomatı aldım biraz oyalandım, döndüğümde kapıyı tıklattım, “Giyindin mi?” dedim. “Evet, gelebilirisin!” dedi. Kapıyı açtım, aman Tanrım, kısacık bir gecelik ve içinde birşey yok, heryeri görünüyor, ancak memeleri harika. Yinede aklıma kötü birşey getirmedim, çünkü onu yazlıkta da bikiniyle ve bir seferinde duşta çıplak görmüştüm. Yatağın kenarına oturdum ayağını avuçlarıma aldım, biraz okşadım. Tam elime Pomat sürecekken doğruldu, iki elimi tuttu, “Ayağımda birşey yok…” dedi ve ağlamaya başladı. Sonra da, “Sedat abi senle konuşmak istiyorum!” dedi. Şaşırmıştım, “Dinliyorum?” dedim. “Ben bu güne kadar evlenmedim ve elime erkek eli değmedi. Çıkan taliplerimi de bir erkeğin bana dokunmasından, kızlığımın bozulmasından korktuğum için reddettim. Şu an bir erkek dostum var ve benimle evlenmek istiyor. Ama ben korkudan yine red edeceğim. Kızlığımı değer verdiğim, güvendiğim birinin bozması ve bu korkumu yenmemi sağlamasını istiyorum. Bunu da ancak sen yaparsın, çünkü sana güveniyorum!” dediğinde daha da şaşırmıştım…
“Bak Sibel… Kızlığını sevdiğin adama vermelisin, bunda korkulacak birşey yok. Ayrıca sen eşimin arkadaşısın, bunu benimle yapman doğru değil. Ben eşime ihanet etmek istemiyorum.” dedim. “Hayır… hayır yapamıyorum. Bir erkeğin bana dokunması çıldırtıyor beni. Bunu ancak sen yapabilirsin. Bunu ihanet olarak görme lütfen, ben de arkadaşımın kocasını ayartan biri değilim. Bu işi sadece tıbbi bir işlem olarak yerine getir. Çünkü senden diğer bir erkeğin bana dokunmasına dayanamıyorum!” dedi. Şok olmuştum. Kafam karmakarışıktı. Salona geçtim bir duble Rakı koydum kendime. Karanlıkta oturuyordum. Düşünüyordum. Nasıl yapardım böyle birşeyi, nasıl ihanet ederdim eşime, hem de en samimi arkadaşıyla. Yapmamalıydım, ancak Sibel de zor durumdaydı. En iyisi burdan gitmek diye düşünürken Sibel geldi salona, kanepeye yanıma oturdu. Ağlıyordu. “Yapmak istemiyorsan yapma!” dedi ve bundan kesinlikle eşime bahsetmememi istedi. Bana yakındı, kolumu boynuna doladım, başını göğsüme koydu, titriyordu…
Parmağımın ucuyla kolunu okşamaya başladım, kasıldı. “Dur, sakin ol, bu sorununu çözelim birlikte.” dedim. Işığı yakmadan güzel bir müzik hazırladım ve onu dansa kaldırdım. Sarıldı boynuma dans ediyorduk. Sırtını okşamaya başladım, irkildi. Ben de 3 gündür sikişmemiştim ve kollarımın arasında dipdiri bir vücut vardı. İncecik geceliğin üzerine giydiği incecik sabahlık bir yerini örtmüyordu aslında, memelerinin ucunun sertleştiğini hissediyordum. Uzun süre dans ettik. Bir an sırtındaki sabahlığı çıkardım, önce direndi ancak sonra vazgeçti.Sikim kalkmıştı. Göbeğine değiyordu. Geceliğini de sıyırdım. Şu an kollarımda çırıl çıplaktı. Titriyordu kollarımda. Kulağına eğildim minicik bir öpücük kondurdum, “Hiç sik elledin mi?” dedim. Kalbi hızlı hızlı çarpıyordu, “Hayır, korkuyorum! Sadece bir kere seni yazlıkta duşta gördüm. Kocamandı.” dedi.
“Gel o zaman!” dedim. Yatak odasına götürdüm onu. Gardrobundan iki ipek fular çıkardım, biriyle gözlerini bağladım. Yatağa sırt üstü yatırdım. Ben de soyundum, penisim taş gibi oluş, şaha kalkmıştı. Ama ne yazık kibizim ürkek ceylanı sikmek kolay olmayacaktı. Beyaz ipek fuları alnında gözlerinde gezdiriyordum irkiliyordu. Yavaşça boynuna indim, kıpırdamaya başladı. Memelerinin etrafında dolaşmaya başladım, inliyordu. Sol ayağını sağ ayağının üzerine koydu ve amını bacak arasında sıkmaya başladı. Bir hayli gezdirdim fuları vücudunda. Derken göbeğine doğru indim, daha çok kasılmaya başladı, inliyordu. Kasıklarına indim. Külot çizgisinde dolaşıyordum. Bacaklarını sıkıyor, kalçalarını kaldırıp indiriyordu. Birden ağlamaya başladı. Kasılıyordu. Kalçalarını vurmaya başladı yatağa, hıçkıra hıçkıra orgazm oluyordu. Memeleri daha dikilmiş, harika görünüyor, bacaklarını sıkıp bıraktıkça vajinasından sular akıyordu. Titreyerek sarsılarak boşaldı.
Ben bir sigara yaktım. Sırt üstü yattım. Hep bu şekilde bacaklarını sıkarak mastürbasyon yaptığını, bacağını açtığında kesinlikle boşalamadığını söyledi. Gözleri kapalıydı. “Şimdi sıra sende. Sen de benim vücudumu tanıyacaksın!” dedim. “İmkansız, dokunamam!” dedi. “Dene bir kere!” dedim. El yordamıyla fuları aramaya başladı. “Hayır, sen parmak uçlarınla gezeceksin!” dedim. Parmak uçlarını dudaklarıma götürdü, burnuma, kaşlarıma. Sadece yüzümde geziyordu. Nefes alışları sıklaşmıştı. Hiç müdahale etmiyordum. Yüzümde oldukça oyalandı, sonunda boynuma indi, göğsümde geziyordu şimdi. Bir an bacağı sikime değdi, titredi, kasıldı. Devam etti, göbeğime geldi. Şu an kolu sikime değiyordu, taş gibi dikilmişti sikim. Aşağı indi. Sikimin etrafında dolaştı uzun müddet. Bir türlü cesaret edip dokunamıyordu. Hiç acele etmiyordum, mutlaka merakı galip gelecekti. Yaklaşmaya başladı, artık sikime kaçamak dokunuyordu. Harika oluyordu, içim geçiyor, sikimhiç olmadığı kadar sertleşiyordu…
Bir an tamamını tuttu. Bir anda bırakıp gözlerini açmak istedi. Engelledim. “Hayır gözlerini açma, istemiyorsan dokunma!” dedim. “Çok büyük, korkuyorum!” dedi. Serbest bıraktım, ürkek ceylan yine çekingen, yarrağımın etrafında dolaşmaya başladı. Ama biraz daha cesaretliydi, parmağının birini yarrağımın ucunda dolaştırıyordu şimdi. Memelerinin ucu sertleşmiş, kasıklarıma değiyordu. Bir anda tüm eliyle kavradı, geri çekti elini, tekrar kavradı. Alışmıştı. Okşamaya başladı. Harikaydı, boşalmamak için zor tutuyordum kendimi. Sikimin ucuna bir minik öpücük kondurdu, açılmıştı artık. Biraz sonra ürkek öpücük yerini müthiş bir oral sexe bırakmıştı. Harika emiyor, sıvazlıyordu. Uffff nefisti… Artık zor tutuyordum kendimi, ancak ağzına da boşalmak istemiyordum doğrusu. Kıpırdadım yerimden. Durdu. Onu sırt üstü yatırdım. Boynundan kulak memelerinden öpmeye başladım yeniden kıvranmaya başladı. Yavaşçacık dudaklara geldim, önce kaçırdı dudaklarını, sonra teslim etti. Hiç öpüşmemişti bu güne kadar, acemice öpüyordu. Sonra kendini bana bıraktı. Dudaklarını araladım. Dilim diliyle dans etmeye başladı. Artık ustalaşıyordu.
Yavaş yavaş boynundan aşağıya doğru indim. Kıvranıyordu. Memelere gelince yine kasıldı. Ama dilim memelerinin etrafında dolaştıkça aldığı zevk arttı. Meme uçlarına dil attım, üzüm gibi şişmişti. Yavaş yavaş göbeğine doğru indim, ayaklarını yine üst üste koydu amını sıkmaya başladı. Aşağı indim, bacaklarını hafifçe aralamak istedim. Kastı kendini. Anlaşılan açmayacaktı. Başka formül bulmalıydım. Yüzü koyun çevirdim. Ensesinden öpmeye başladım. Aşağıya doğru indikçe ürperiyor, kıvranıyordu. Bel çukurunda dilimle dairelerçizdim. Kalçalarını kaldırmaya başladı, bacakları hala sımsıkı kapalıydı, sıkıp gevşetiyordu. Belinin iki yanından tutarak kalçalarını kaldırdım, başını yastığa gömdü, ancak bacakları yine bitişikti. Arkadan harika görünüyordu. Amına dilimi gömdüm, emmeye başladım. Kalçaları daha çok dikildi. Emdikçe suları akıyordu. Dilimi sokup çıkarıyordum derinliklerine. Uzun süre devam ettim böyle. Sonra sikimi elime alıp vajinasında gezdirmeye başladım. Fark etmemişti. Dilliyorum sanıyordu, ancak bacaklarını da açmıyordu.
Bacaklarını bacaklarımın arasına aldım. Sikimi dayadım, kıvranıyor, memelerini yastığa sürtüyor, inliyordu şimdi. Hala dayadığım sikimi farketmemişti, dilliyorum sanıyordu. Biraz bastırdı kendini, başı girmişti. Kızlığına dayanmıştı. İnliyordu. Hafif hafif girip çıkıyordum, sel gibi suları akıyordu. Bir anda kalçalarını geriye verdi,sikim önce kızlığına takıldı sonra yağ gibi girdi yarıya kadar, iniltisi odayı dolduruyordu. Kıpırdamadım ben, kendisini ileri geri oynatarak gidip geliyordu. Biraz sonra birden bastırdım, şu an dibine kadar içindeydi. “Ahhhh!” diye bir ses çıktı. Sikimin kenarından kan sızıyordu. Biraz durdu, ileri geri oynatmaya başladı. Artık kendimi tutamıyordum. Fışkırmalıydım vajinasına… Bir anda patladım. Şaşırmıştı. Kasıldı. “Çok güzel emiyorsun, içime sıcak birşeyler akıyorrrr, harikaaaa!” diye hızlandı. O hala yarrağımın farkında değildi. Hızlandı, hızlandı ve kasılmaya başladı. Titreyerek boşaldı, yığıldı yatağa, ben de üzerine yığıldım…
İpek beyaz fularla sızan kanı sildim. Görmeyeceği yere koydum. Yana devrildim. İkimiz de soluk soluğaydık. Birer sigara yaktık. Çarşafı göğüslerine çekti. Çok farklı şeyler hissettiğni söyledi, “Çok güzel emdin beni, ancak içime fışkıran o sıcak şey neydi?” dedi. Anlaşılan sikildiğinin, o çok korktuğu kızlığının bozulduğunun farkında değildi. Güldüm, dudaklarına bir öpücük kondurdum. Fuları aldım elime, “Artık sen kadınsın!” dedim. Şaşırdı. Gözlerinden iki damla yaş süzüldü, “Ne yani, oldu mu şimdi?” dedi. “Evet… Bak bu kan senin kadınlığa geçişini simgeliyor!” dedim. Öptüm, kokladım, “Hadi şu an banyoya gir!” dedim. Kalktı yataktan, müthiş vücuduyla banyonun yolunu tuttu. Ben de yatağa uzandım bir sigara yaktım. Hiç düşünmediğim şeyler yaşamıştım. Eşim bilse ayrılmaya bile kalkardı…
Biraz sonra banyodan bornozla geldi, yanakları pembe pembe idi. Yaramıştı ona. Kafam karmakarışıktı. Yataktan kalktım banyoya gittim. Sıcak su iyi gelmişti. Biraz kafamı toplamıştım. Niyetim duşumu alıp giyinip evimin yolunu tutmaktı. Banyodan çıktım, yatak odasına geldim, külodum pantolonum toplanmış asılmıştı. Ama Sibel yoktu. Gecenin saat 3’ü olmuştu. Seslendim. “Salondayım…” dedi. Belimde havluyla oraya yürüdüm. Siyah bir gecelik giymiş ve ortadaki sehpanın üzerini boşaltmış, üzerine çikolata meyve çerez tabaklarını yerleştirmiş, kristal bir kasenin içine kızlık kanını sildiğim bembeyaz ipek fuları yerleştirmiş ve buz kovasının için de bir şampanya şişesi. “Hayrola?” dedim. “Bunu kutlamalıyız!” dedi. “Tamam, giyinip geleyim.” dedim. “Yok… Giyinmene gerek yok, öyle gelebilirsin!” dedi. “Olmaz!” dedim. “O zaman sadece külodunu giy!” dedi. Giyip geldim. Beni oturttu. Şampanya şişesini aldı. Patlattı. İyiki aşırı ses çıkmamıştı, yoksa apartmandakiler ayaklanabilirdi. Kadehlerimizi doldurdu. Yanağıma minicik bir öpücük kondurdu, “Teşekkür ederim! Beni büyük bir sorundan kurtardın!” dedi.
Ben de, “Bu işi arkadaşınla yapmalıydın!” dedim. “Yapamadım. Olmadı. Olamıyor. Hem arkadaşıma bakire olmadığımı söylemiştim!” dedi. Şampanyalarımızı yudumlamaya başladık. Yanıma oturdu. Sırtını kanepenin yanına dayadı. Ayaklarını kucağıma uzattı. Şeffaf geceliğin altında külot yoktu. Pırıl pırıl amı kadınlığının gururuyla gülümsüyordu sanki. Neden böyle bir korkusu olduğunu sordum. Ailesinin tek kızıymış. Çok iyi bir yaşantıları ve çok güzel bir annesi varmış. Küçükken annesinin odasından sesler geldiğini, annesinin inlemelerini, Ahhhh ve Offff’larını duydukça, başını yastığın altına sokup ağladığını, babasının annesine işkence yaptığını sandığını anlattı. Sibel biraz daha büyüdüğünde, bir gece sesler o kadar artmış ki, kalkıp mutfaktan bir bıçak almış, annesinin yatak odasının kapısına gelmiş, içeri dalmayı ve annesini kurtarmayı düşünmüş. Fakat bir anda aklına kapının anahtar deliğinden içeriye bakmak gelmiş. Eğilmiş bakmış…
Babası sırt üstü yatmış, annesini üzerine oturtmuş. Annesi de, “Ohhh, sik hadi, kökle!” diye zevkten ve mutluluktan kıvranıp duruyormuş. Sibel tabii şaşırmış. Bakmış ki annesi hiçte işkence görüyor gibi değil, geri odasının yolunu tutmuş. Biraz sonra annesi banyoya gitmiş. Banyodan çıktığında Sibel annesini kapıda karşılamış. Annesi, yüzünde güller açmış bir halde, Sibelin yanağını sıkmış, “Noldu kizim uyuyamadın mı? Hadi yat uyu!” demiş ve gülümsemiş, yatak odasına gitmiş. O geceden sonra Sibel babasının annesine yaptığı şeyin kötü birşey olmadığını düşünmüş ve onların her sevişmelerinde seslerini dinleyerek mastürbasyon yapmış. Üniversiteyi kazandıktan sonra da birçok erkek dostu olmuş, ancak iş ilerleyince içindeki korku büyümüş. Dokundurtmamış kimseyi kendine. Birçok talibini de reddetmiş. Şu an biriyle arkadaşmış. Onu da bu korkusundan dolayı reddetmek üzereyken aklına ben gelmişim. Bana karşı, diğer erkeklere duyduğu gibi korku duymadığını, beni yazlıkta duşta çıplak gördüğünde anlamış. Orada ilk kez bir erkeğin yarrağını okşamak istediğini düşünmüş. Ve benden yardım istemeye karar vermiş…
Şampanyalarımız bitmişti. Kalkıp yeniden doldurdu kadehlerimizi. Ayağını yeniden kucağıma uzattı. Etkilenmiştim. Ayak bileklerini okşamaya başladım. Ürperdi. Dizlerine kadar çıktım. Bu arada penisim de yeniden taş gibi olmuştu. Ayağının birini kaldırıp kanepenin sırtına koydum. Amı yine sulanmıştı. Yavaş yavaş yukarıya doğru hareketlendim. Açıldı iyice, parmağımı vajinasının etrafında gezdirmeye başladım. İnliyordu, gözleri kapalıydı. Parmağımla klitorisine baskı yapmaya başladım. İyice ıslandı. Memelerini geceliğinin üzerinden sıkmaya başladım. Bir çırpıda geceliğini çıkardı, pırıl pırıl pürüzsüz tüysüz vücudu karşımdaydı. Gömdüm ağzımı vajinasına, içime çeke çeke emmeye başladım. Çıldırmıştı. İnlemeye başlamıştı. Kaldırdım, sırtımı kanepeye yasladım, ata biner gibi üzerime aldım. Sikim tam vajinasının ağzındaydı. Başını sürtüyordum şimdi. Suları akıyordu. Azıcık eğildi, memelerini dudaklarıma verdi. Sonra da bir anda kendini yarrağımın üzerine bıraktı. Köküne kadar içindeydi şimdi. Ağzından bir, Ahhhhh!” döküldü. Komşular duymadıysa iyi… Zıplamaya başladı üzerimde. Çığlık çığlığa boşalıyordu. Bende zor tutuyordum kendimi. Bir anda fışkırtmaya başladım. Kasıldı, o da geliyordu. Çılgın gibi inip kalkıyordu. Daha sonra üzerime yığılıp kaldı.
Kalktık yeniden duşa girdik birlikte, birbirimizi yıkadık, sonra yatak odasına geçip sarıldık birbirimize. Zaten gün ağarmış, sabah olmuştu. Sarıldık öylece uyuduk. Derin uyurken bir elin sikimle oynadığını hissettim uyandım, saat 11’i geçiyordu. Bizim ürkek ceylan sikimle oynuyordu, “Hayrola?” dedim. “Uyanmalı artık!” dedi, emmeye başladı. Amı sıcak ve ıslaktı yine. Sikim yine taş gibiydi, bu sefer ben de azmıştım. Birden döndürüp sırt üstü yatırdım, bacaklarını omzuma aldım, kökledim, gerçek sikilmeyi görmeliydi. Çıldırmıştı yine, kökledikçe inliyor, bağırıyordu. Kalçalarına vura vura becerdim, yine biraz sonra çılgın gibi içine fışkırtım. O da boşalıyordu. Harikaydı. Bittik ikimiz de. Yığıldım kaldım üzerine. Kalktık banyoya girdik. Ben banyodan çıkıncaya kadar kahvaltıyı hazırlamıştı. Birlikte kahvaltı yaptık. Giyindim evden çıktım. En yakın eczaneye uğrayıp ‘Ertesi Günü’ haplarından aldım. Geri döndüm, ürkek ceylanıma içirdim. Ne olduğunu sordu. Söyledim, “Seni kocana açık göndereceğim, ancak hamile göndermek istemem!” dedim, gülüştük. Dudaklarımdan öperek uğurladı.
Evime gittim. Yatağı yatılmış gibi bozdum. Akşam eşim gelecekti. Hava alanından alacaktım onu. Sanki kahvaltı yapmışım gibi çay demledim. Kahvaltı sofrası hazırladım. Her şey eşimin şüphelenmeyeceği şekildeydi artık. Biraz uzanıp dinlendim. Ve akşam 19 da hava alanının yolunu tuttum. Gelmişti fıstığım. Eve geldik, yemek hazırladık, birlikte yedik. Biraz sonra Sibel telefon açtı, “Hoş geldin!” dedi. Eşim de, “Kız kocama iyi baktın mı? Aç falan bırakmadın değil mi?” dedi. Sibel de, “Yok yok, çok iyi baktım. Balık Rakının üzerine kaymaklı kadayıfta yedirdim!” dedi. Gülüştüler. Ben birşey anlamamıştım, ancak meğerse iş başkaymış…
Teyzemin Kızını Çiş Yaparken Görünce Dayanamadım
Slm, Amcılar, adım Hüseyin, 19 yaşındayım. Benim bir teyzekızı var. Köyde evlerimiz çok yakın olduğudan sürekli görüşürüz. Teyzekızı 16 yaşında ve fazla güzel sayılmaz. Aklımdan teyzekızını sikmek hiç geçmezdi, akrabam olduğundan. Fakat bir akşam onu bahçelerinde çişini yaparken görünce bu fikrim değişti. O beni görmemişti, ben ağaçların arkasından izliyordum. Bu beni acaip azdırmıştı. Yarrağım kalkmıştı, pantolonumdan çıkardım ve izlerken 31 çekmeye başladım. Teyzekızı çişini yaptıktan sonra yanında getirdiği su ile önce götünü sonra amını yıkadı…
Benim niyetim ilkbaşta sadece görünmeden 31 çekip boşalmaktı. Fakat dayanamadım, son anda fikrimi değiştirdim. Teyzekızı tam külodunu çekeceği sırada, yanına vardım ve kolundan tuttum. Beni görünce çok korktu, az kalsın çığlık atacaktı. Ağzını kapattım ve bağırmamasını söyledim. Korkusu geçince, “Ne zamandan beridir buradasın?” diye sordu. Ben de, onun çiş yapıp amını ve götünü yıkamasının tamamını gördüğümü söyledim. Kızın şoku geçmeden hemen dudaklarına yapıştım ve öpmeye başladım. Teyzekızı ise, “Yapma!” diyor, elimden kurtulmaya çalışıyordu. Elimi bacak arasına attım, amını götünü okşamaya başladım. Bana engel olmaya çalışıyordu. Sadece sürteceğimi, amına götüne sokmayacağımı söyleyerek, bunun arkasına geçtim. Yarağımı bacak arasına sokup, amına götüne sürtünmeye başladım. “Yapma! Şimdi birileri gelir yakalanırız!” dedi. Ben de, “O zaman çabucak ağzına al!” dedim. O da biran evvel kurtulmak için, istemeyerek te olsa, “Tamam!” dedi. Bunu dönderip önüme çöktürdüğümde, yarağımı görünce şaşkınlığını gizleyemedi, “Ne kadar büyük bu böyle!” diyerek eline aldı. “Ne o, yoksa başka yarak ta mı gördün?” diye sordum. Önce cevap vermedi, daha sonra abisinin ve kendinden 2 yaş küçük kardeşinin siklerini gördüğünü, ama benim sikimin onlarınkinden hem uzun, hemde kalın olduğunu söyledi.
“Daha önce hiç sikiştin mi?” diye sordum. “Hayır be manyak, sikişmedim ve ilk defa elime bir sik alıyorum. Hadi ne yapacaksan bir an evvel yap!” dedi. Sikimi ağzına sokmaya başladım. Ama sikimin başını zorla alabiliyordu ağzına. Zorla yarısını ağzına soktum. Saçlarından tutup sikime bastırıp ağzına Git-Gel yapıyordum. Bu konuda acemi olduğu belliydi, gerçi bu benim için de ilk oluyordu. Yaklaşık 5 dakika ağzına Git-Gel yaptım ve daha önceleri 31 çekerken boşalmadığım kadar yoğunlukta ağzına boşaldım. Döllerimin bir kısmını istemeyerek te olsa yuttu. Ağzının kanarından döller akıyordu. Bir an tiksinince kusmaya başladı, “Niye ağzıma boşaldın, çok iğrenç bir tadı var!” dedi. “Merak etme bundan sonra sen isteyecek ve bir damlasını bile ziyan etmeden hepsini yutacaksın!” dedim. Teyzekızı da, “Ne birdahasından bahsediyorsun manyak! Bir daha seni görmek istemiyorum! Lütfen git, yakalanacağız!” dedi. “Bir kez de memelerini ve amını yalayıp öyle giderim!” dedim. Yaşına göre oldukça büyük sayılacak memelerini sıkıp öperken, uzaktan teyzemin seslendiğini duyunca, hemen oradan ayrıldım…
Ama teyzekızının amını yalayamamanın ve sikemenin özlemiyle yanıp tutuşuyordum. Fırsatını bulduğum zamanlar, teyzekızına, “Günün birinde seni amından ve götünden sikeceğim!” diye söylüyordum. Artık iyice azmıştım. Belkediğim fırsat çok geçmeden çıktı. Bu ilk olaydan 15 gün sonra, teyzemler bir iş için şehire gittiler. Teyzem giderken anneme, “Biz gelene kadar kızım sana emanet, kardeşi okula gitmeseydi onları da götürecektik. Şehirde bir hafta kalacağız, bir ihtiyaçları olursa karşılayın.” dedi. Ben içimden çok seviniyordum. Teyzemin gittiği günün ertesi günü, annem beni teyzemlere gönderdi, “Git kuzenini çağır gel.” dedi. Hemen teyzemlere gittim. Kapı açıktı, içeriye girdim, seslendim, ancak ses gelmedi. Biraz bekledikten sonra teyzekızının geldiğini duyunca, kapının arkasına saklandım. Teyzekızı içeriye girince hemen kapıyı kapattım. Kapı kapanıp karşısında beni görünce ne yapacağını şaşırdı. Ben de, “Sana demedim mi, seni sikeceğim diye!” dedim. Bu başladı ağlamaya, “Ne olur yapma, biz akrabayız, hem ben bakireyim!” diye yalvarmaya başladı…
“Olsun! Götünden sikeceğim zaten, amını sikip başıma bela mı alayım?” dedim ve teyzekızını sürükleyerek yatak odasına götürdüm. Üzerindeki elbisleri yırtarcasına çıkarttım. Eteğini de çkarınca, altına amını zor örten G-String Tanga giydiğini fark ettim, “Ooo, Sexy takılıyorsun ha!” dedim. Teyzekızı külot ve sütyenle kalmıştı, onlarıda bir solukta çıkardım, çırılçıplak kaldı. Karşımda muhteşem, tazecik bir vücut duruyordu. Tahminim bir hafta önce traş edilmiş amı ve avuçlarıma sığmayacak kadar büyük, fakat dip diri göğüsleri gözlerimin önündeydi. Ağlamaya devam ediyordu. Ağlamamasını, kendisinin de zevk alacağını söyledim. Bu arada benim yarak şahlanmıştı bile. Ben de hemen soyundum ve öpmeye başladım. Dudaklarını öperken, bir elimle göğüslerini sıkıyor, diğer elimle de amını karıştırıyor, klitorisini okşuyordum. “Ne olur kızlığıma dokunma da ne yaparsan yap!” diye yalvarmaya başladı. “Tamam!” diyerek memelerini yaladım…
Daha sonra bunu yatağa uzatıp, amcığını yalamaya başladım. Amcığını bir süre yalayınca, ağlamayı kesti ve zevkten inlemeye başladı, kafamı amına bastırıyordu. Bu arada yarağım zonklamaya başlamış, girecek bir delik istiyordu, “Doğru söyle, gerçekten kızmısın?” diye sordum. “Valla da billa da kızım, niye inanmıyorsun yaa?” dedi. Ben de, “Bakacağım!” diyerek bacaklarını ayırdım, amının dudaklarını açtım. Ancak bir kurşun kalemin girebileceği kadar bir amcık deliği görünüyordu. Parmağımı amcığının deliğine götürdüğümde, hemen elime yapıştı durdurdu, “Sokma!” dedi. “Tamam!” dedim. Teyzekızını 69 pozisyonunda altıma aldım, yarağımı ağzına verdim. Ben de amcığını yalıyordum. Amcığı sulanmış, Orgazm olmuştu. Ağzıma boşalıyordu. Amının sularını zevkle yaladım yuttum. Ben de fazla dayanamadım ve ağzına boşaldım. Bu sefer döllerimi yutmayarak tükürdü…
Ama benim azman inmemişti. Teyzekızını köpek pozisyonuna getirdim. Yarı döllü yarağımı götüne sokmaya çalıştım, fakat girmiyordu. Götüne tükürdüm ve tekrar denedim. Zorla başı girmişti ki, bu bağırarak öne kaçtı. Ben belinden tutarak kendime çektim ve tekrar sikimi götüne sokmaya başladım. Busefer başı girince biraz bekledim. Bu sırada durmadan, “Lütfen çıkar! Çok acıyor!” diyordu. “Sabret biraz, birazdan zevkle daha fazlasını isteyeceksin!” dedim ve birden sikimin tamamını götüne soktum. Taşaklarım bile kalçasına değmişti. Teyzekızı nasıl bağırıyor ama, avazı çıktığı kadar, “Aaahhh, anaammm, çıkar çok acıyorrrr!” diye. Yastığı verdim ağzına ve ısırmasını söyledim. Çok az bir süre bekledikten sonra, götüne Git-Gel’lere başladım. Önceleri bağıran teyzekızının sesi, 10 dakika sonra kesilmişti. Yarım saat kadar götünü siktim ve döllerimi götünün derinliklerine fışkırttım. Götünden çıktığımda, götünden döllerimle birlikte kan da gelmeye başladı…
Bu işte bir gariplik vardı, teyzekızından hiç ama hiç ses çıkmıyordu. Bayılmıştı! Hemen kucaklayarak banyoya götürdüm ve ayılsın diye duşun altına soktum. Kendine gelince, “Mahvettin beni, götüm çok acıyor!” diye ağlamaya başladı ve “Tuvalete götür beni, yüreyemiyorum!” dedi. Tekrar kucaklayarak banyoda bulunan klozete oturttum, fakat çişini tutamamış, kaçırmıştı. Klozette otururuken yüzünü bruşturduğundan canının nekadar yandığı belli oluyordu, “Götümü paramparça etmişsin, büzüğüm kapanmıyor!” diye ağlamaya başladı. Götünü yıkamak için kalktğında klozetin kanlı olduğunu görünce, “Amımı da mı siktin? Her yer kan içinde!” dedi. “Hayır, valla amını sikmedim!” diyerek, bunu yıkayıp kuruladım ve kucağımda yatakodasına götürdüm. Yatağın kanlı halini görünce yine başladı, “Yalancı! Amımdan da sikmişsin, kızlığımı bozmuşsun!” dedi. “Valla amına dokunmadım yaa, bu kanların hepsi götünden geldi!” desem de inanmadı, “Şimdi ben ne yapacağım?” diye ağlamaya başladı…
Nekadar yemin etsem de bana inanmayınca, “Madem bana inanmıyorsun, amından da sikeyim de gör!” dedim ve amını yalamaya başladım. Yalamanın etkisiyle gevşemeye başlamıştı, bacaklarını omzuma alarak sikimi amına sürtmeye başladım. Sikimi tam amına sokacağım anda bu birden panikledi, “Tamam tamam, sokma, inandım!” diye yalvarmaya başladı. “Geçti kızım Bor’un pazarı, sür Eşeğini Niğde’ye!” diyerek sikimi amına hizaladım ve birden soktum, “Esas şimdi bozdum kızlığını!” dedim. Bu yine feryat figan, “Aaahhhh, annaaaammm!” diye bağırmaya başladı. Ama o saatten sonra dinlermiyim, bağırdıkça daha hızlı ve sert sokmaya devam ettim. 10-15 dakika amını siktikten sonra bağırmaları yavaş yavaş zevk çığlıklarına dönüşmeye başlamıştı. Kanlı sikimi başına kadar çekip, tekrar tekrar köklüyordum teyzekızının amcığına. Daha önce boşaldığım için bu sefer amına çok uzun gidip geldim. Değişik pozisyonlarda, yarım saat kadar siktim teyzekızını. Tam boşalacağım sırada, hamile kalmasın diye, sikimi amından çıkarıp, göğüslerine ve yüzüne boşaldım.
Çarşaf zaten kan içindeydi, şimdi daha berbat oldu ve üstelik amının kanaması da durmuyordu. Bunun üzerine sikimi tekrar amına soktum, tampon olsun diye. 5 dakika kadar içinde bekledim. Sikim inince çıkarttım, artık çok az sızıntı şeklinde kan geliyordu. Amını açarak baktığımda, o bir kalemin zor gireceği delik, kalın bir salatalık girecek kadar büyümüştü. Kanlı çarşafı da alarak, teyzekızını kucakladım, banyoya götürdüm. Çarşafı ve kendimizi yıkadıktan sonra giyindik. Ben eve gittim, anneme kuzenimin evde olmadığını söyledim, “Daha sonra tekrar bakarım.” dedim…
Annesi babası şehirden gelene kadar, teyzekızını her gün siktim. Hatta bir gün sabaha kadar siktim. Artık o da itiraz etmiyor, mırın kırın etse herkese kendisini siktiğimi söyleyeceğimden korkuyordu. Ben de iyice korkutup, “Kız değilsin artık, seni benden başka kimse almaz!” diye kandırıyordum. Böylelikle fırsat buldukça sikiyorum teyzekızını, hem de istediğim gibi! Bir keresinde amına ve götüne Mısır bile soktum.
Teyzekızı bilmiyor daha ama, amcaoğluna anlattım. Amcaoğlu da tutturmasın mı, “Beraber sikelim!” diye
Plajda (1) Rontgenci
Adım Ece, 30 yaşındayım. Kocam 36 yaşında, 6 senelik evliyiz. Almanya'da yaşıyoruz. Ben ana okulu öğretmeniyim, kocam ise kuaför... Kocamla izinlerimiz denk gelirse hemen hemen her sene tatil için Türkiye'ye gideriz. Bu sene kocamın isteği üzerine İtalya'da bir sahil kasabasına gitmeye karar verdik...
Kaldığımız otelde genelde yerli halk, kısmen de bizim gibi Almanya'dan gelme turistler vardı. Yabancı bir ülkede olmak bizi psikolojik olarak rahatlatmış, bana ve kocama daha bir güven gelmişti. Türkiye'de hayatta yapamayacağım bir şeyi yapıp, burada üstsüz güneşlenebiliyordum.
Kocamla daha ilk günde, gerek otelin havuzunda, gerekse sahil kenarına inip denizde cilveleşiyor, göğüslerim meydanda oyunlar oynuyorduk. Kimsenin kimseye aldırmaması, herkesin canının istediği gibi hareket etmesi bizim daha da serbest davranmamıza imkan tanıyordu.
Tabii tek tük de olsa, bazen abazan gözler üzerimde olabiliyordu. Ama kocam yanımda olduğundan fazla da umursamıyordum. Alabildiğine rahat davranıyor, kocamla cilveleşmeye devam ediyordum...
Elbette, söylememe gerek yok, yerli yabancı erkeklerin benim diri göğüslerime yalanarak bakmaları da deli gibi tahrik ediyordu bizi… Her gece uzun uzun sevişmeden uyumuyorduk.
Tatilimizin ikinci gününde, öğlen üzeri deniz kıyısında tenha bir yerde geziyorduk. Benim yine göğüslerim açıktı ve altımda tanga benzeri ipli bir bikini vardı. Kocamın üzerinde ise sadece şortu vardı.
Denize girdik, suyun içinde şakalaşıp birbirimize su atarken, suyun içinde kocamın sikini tuttum. Tutmamla beraber azgın kocamın siki hemen şahlandı. Kolumu beline sarıp sımsıkı yanaştım kocama… Elimi şortunun içine sokup sikini okşamaya başladım.
“Ne yapıyorsun kızım, herkesin içinde, delirtme beni…” diye homurdandı önce kocam…
Biraz çevreye bakındıktan sonra o da daha fazla dayanamadı. Suyun altından elini bikinimin içine sokup, amımı okşamaya, bir yandan da zaten açıkta olan ve kıllı göğsüne sürtünüp duran mememin birini yalamaya başladı.
Kocamın dudakları kah sağ mememde, kah sol mememde geziniyor, meme uçlarımı öpüyor, bazen de ısırıyordu. Hatta bir ısırışında canım çok yandı, ama müthiş zevke gelmiştim.
Kocamın amımı okşaması, parmaklarının amımın içinde gidip gelmesi hızlanmıştı. Zevkten dudaklarımı ısırıyordum. Orgazm olmak, boşalmak üzereydim. Kocam da aynı durumdaydı. Sonunda ikimiz de suyun içine ellerimizi daha hızlandırarak aynı anda boşaldık. Rahatlamıştık.
İşimizi bitirip rahatladıktan sonra kıyıya yöneldik. Çevreye bakarken, plajın arka kısımlarındaki otların arasından bizi gözetleyen yirmili yaşlarında bir genç gördüm. Kocam genci görmemişti, ben de kocama söylemedim röntgenlendiğimizi...
Genç sürekli bulunduğu yerden bize bakıyordu. Kocamla denizden çıkıp, plajda tenha bir yerde kurulandık ve kendimizi güneşlenmeye bıraktık. Ben güneş yağını çıkardım,
“Sana da süreyim kocacığım, yoksa yanacaksın!” dedim. Kocam her zamanki inatçılığı ile,
“Bana bir şey olmaz!” diyerek istemedi. Ben göğüslerime güneş yağı sürerken, bir yandan da kocama çaktırmadan arada sırada gence bakıyordum, evet hala gözü bizdeydi...
Bana ne olduysa artık, birden azmıştım yine. Elimi kocamın şortundan içeri sokup sikini okşamaya başladım. Kısa zamanda tekrar sertleşmişti siki…
“Kızım yapma diyorum, senin elin hep sikimde dolaşıyor. Taş gibi memelerin meydanda… Şunlara bak, nasıl da uçları kabarmış… Azdırma beni diyorum sana…” Sözlerine gülümseyerek cevap verdim,
“Azarsan az canım… Zaten senin azman için yapıyorum.”
“Bak, şuracıkta sikerim seni, sikimi kaldırdın zaten…”
“Seni tutan mı var aygır kocam? Çok istiyorsan sik beni…”
Kocam kafasını kaldırıp çevreyi kontrol etti. Baktı plaj ahalisi epey uzakta, bizimle kimse ilgilenmiyor, şortunu çıkarıp yeniden yattı.
Oysa çalıların arkasındaki genç oradaydı, hala bizi gözetliyordu. Ben de o gence nispet yaparcasına eğilip kocamın sikini ağzıma aldım yalamaya başladım. Yan gözle de o gence bakıyordum, bizi dikizliyor mu diye...
Genç delikanlı benim baktığımı görmüş, kocamın da kendinden geçtiğini görünce yer değiştirmişti. Bizi biraz daha yakından görüyordu şimdi… Şortundan sikini çıkarmış, sanki canlı porno seyreder gibi bizi izleyerek sikini okşuyordu.
Sırt üstü yatıp keyfine bakan kocamın onu görmesi imkansızdı. Belki bu yüzden iyice rahattı hareketleri… Benim ona bakmama aldırmadan gözlerini bize dikmiş, sikini sıvazlayıp duruyordu.
Otlardan ve aramızdaki uzaklıktan dolayı sikinin boyutları tam olarak seçilmiyordu, fakat görebildiğim kadarıyla kocamın sikinden biraz daha uzun ve kalındı.
Kocama oral seks yaparken koca sikli bir delikanlının bizi izlemesi iyice kudurtmuştu beni… Zevk suyum akıyor, küçücük bikini altımı ıslatıyordu. Bir elimle kocamın sikini tutup yalıyor, diğer elimi bikinimin içine atmış, kabaran am dudaklarımı okşuyordum.
“Yala orospu yala… Hem yarrağımı yala, hem amcığını okşa… Seni doymaz fahişe seni…” diye mırıldanıp duruyordu kocam…
Kocamın siki ağzımda iyice büyüyünce, hemen bir hamlede bikinimin altını yana çekip üstüne çıktım, sikini zaten sırılsıklam olmuş, kayganlaşmış amıma alıverdim.
“Ohhh… Çılgınsın sen karıcım…” diye inledi kocam… “Şimdi biri gelecek, rezil olacağız. Bırak otelde sikeyim seni… Delirttin ulan beni…”
“Hayatta bırakmam. Sen de beni delirttin. Azdırdın. Aşkım, kimsecikler yok işte… Denizdeki balıklardan başkası göremez bizi… Oteli bekleyemem ben… Burada sikeceksin beni…”
Kocamın siki üstünde zıplarken gerçekten çıldırmış gibiydim. Zevkten uçmuş bir halde zıplarken bir yandan da gence bakıyordum. Gencin de el hareketleri hızlanmıştı, sanırım boşalmaya yaklaşmıştı.
Birinin bana bakarak otuzbir çekmesi beni acayip azdırmıştı. Kocamın siki üstünde zıplarken bir yandan da göğüslerimi avuçluyordum... Sikişmemizi izleyen delikanlıyı da, kocamı da azdırmak için avazım çıktığı kadar zevk çığlıkları atıyor, durmadan inliyor, en ayıp ve argo kelimelerle kocamı teşvik ediyordum.
Sonunda ben feryatlar ve kasılmalar eşliğinde orgazm olurken, kocam da daha fazla dayanamadı ve içime boşaldı. Sıcacık dölleri amımı doldurmuş, bir kısmı da dışarı taşmıştı.
O anda gözüm gence takıldı, o da bizim gibi boşalmış, yüzü gülüyordu. Amımdan akan döllerden elimle biraz alarak dudağıma götürdüm ve kocama çaktırmadan gence elimdeki dölü göstererek bir öpücük yolladım.
Genç de gülerek sikinde kalmış son damla dölü parmağıyla alıp bana gösterdi ve bir öpücük yolladı.
Kocamla yeniden denize girip temizlendik. Denizden çıktığımızda genç ortadan kaybolmuştu. Akşama kadar güneşlenip otele döndük. Ama aklım o gençte kalmıştı. Akşam yemeğinden sonra odamıza çıktık, yorgunluktan erkenden yattık, uyuduk...
Ertesi gün kalktığımızda kocam kendini iyi hissetmiyordu. Otelin doktorunu çağırdım, muayene etti. Kocamı güneş çarpmış. Birkaç tane ilaç verdi, bir kaç gün güneşe çıkmaması gerektiğini söyleyip gitti. Kocama her ne kadar,
“Ben sana bakarım, iyileşene kadar yanından ayrılmam!” desem de,
“Benim yüzümden sen de denizden, güneşten mahrum kalma! Havuza gir, plaja git, denize gir, güneşlen, tatilin tadını çıkar!” diye ısrar etti.
Ben yine de kocamın yanında kaldım. Öğlen olduğunda yemeği odaya istedim. Yemekten sonra kocam,
“Hayatım üzülüyorum sana, benim yüzümden odaya kapanıp kalma!” diye ısrar edince,
“Peki, biraz denize girer, güneşlenir gelirim!” diyerek hazırlandım. Kocam yuvarlak kalçalarıma geçirdiğim bikiniyi ve transparan pareomun saklayamadığı iri çıplak memelerimi görünce bir ıslık çaldı,
“Aşkım dikkat et ne olur. Çok seksi görünüyorsun. Çapkın İtalyanlar seni görünce yatırıp sikmesinler.” dedi gülerek…
“Canım, İtalyan dilberler dururken bana bakmazlar merak etme…” derken aklımda dün plajda bizim sevişmemizi röntgenleyen kalın sikli İtalyan vardı sadece… “Ah kocacım ah, benim de dileğim o zaten… Keşke o İtalyan çocuk yatırıp sikse beni…” diye geçirdim aklımdan, kocamı öpüp çıktım.
Plaja indim. Yürürken ayaklarım beni yine dün kocamla sikiştiğimiz o tenha yere götürdü. Aynı yere havluyu serip, bikinimin üstünü çıkardım. Gözlerim dünkü genci arıyordu, ama görünürlerde yoktu.
Kocamın durumunu unutmuş, gencin olmayışına epey üzülmüştüm. Denize girip biraz yüzdüm. Suyun içinde biraz serinleyip tekrar çıktım. Kurulanıp, göğüslerime, kollarıma ve bacaklarıma güneş yağı sürdüm.
Elimin yettiği yere kadar sırtıma da sürerken, birden yine o gencin varlığını fark ettim ve müthiş heyecanlandım. Yine otların arasında sikini şortundan çıkarmış, bana bakarak sıvazlıyordu...
İlkin ne yapacağımı bilemesem de, sonra şeytan dürttü, genci biraz azdırmak istedim. Elimdeki güneş yağı şişesini gence gösterip, el işareti ile sırtıma sürmesini istediğimi anlatmaya çalıştım.
Genç sıvazladığı sikini şortuna sokup, etrafa bakına bakına yanıma geldi. Önümde dikildiğinde kalkık siki şortunu delecekmiş gibi duruyordu. Bana İtalyanca bir şeyler söyledi. Ama ben maalesef günlük ve çok bilinen sözcükler dışında İtalyanca bilmiyordum.
Ona Almanca bilip bilmediğini sordum, ama o da Almanca bilmiyormuş. İster istemez gülüştük. Tarzanca, el kol hareketleriyle ismini sordum. İsmi Alberto imiş.
Alberto'ya güneş yağını verdim ve havluya yüzüstü uzandım. Omuz başlarımdan ve ensemden yağlamaya başladı. Sırtımı ve belimi de yağladıktan sonra İtalyanca bir şey söyleyip,
“Si Sinyora?” diye sordu. Herhalde 'Bu kadar yeterli mi?' diye soruyordu.
“Si, Grazie!” diyerek teşekkür etmemle birlikte bikini altımın yanlardaki bağcıklarını çözüp açtı ve popomu yağlamaya başladı.
Hay aksi… Oysa yeterince yağladığı için bırakacağını düşünmüştüm. Meğer minik tanga bikinimin zaten açıkta bıraktığı mahrem yerlerimi yağlamayı düşünüyormuş.
Önce doğal olarak evli bir kadının yapması gerekeni yapıp itiraz etmeyi düşündüm. Ama Alberto'nun eli götümün yanakları arasında gezinmeye başlayınca içim bir tuhaf oldu ve sesimi çıkarmadım, kendimi onun becerikli parmaklarına bıraktım.
Parmakları bazen amımın dudakları ve göt deliğimin etrafında dolanıyordu. O anda o kadar azmıştım ki, parmaklarını deliklerime sokmasını bekler olmuştum. Daha rahat olması için bikinimin altını komple çekip çıkardım ve bacaklarımı biraz aralayıp popomu yükselttim. Alberto o içimi titreten bariton sesiyle,
“Bellissimo! Bellissimo!” diyerek birden götümün yanaklarını ayırıp yüzünü gömdü.
Amımın dudaklarını ve götümün deliğini yalamaya başladığında bende film koptu. Islak dilinin verdiği zevkle yüksek sesle inliyor, zevk çığlıkları atıyordum. Çok geçmeden ilk orgazmımı yaşadım.
Hemen doğrulup Alberto'nun şortunu indirdim. Dünden beri uzaktan gördüğüm sikinin nasıl bir şey olduğunu merak ediyordum. Tahmin ettiğim gibi kocamınkinden uzun ve kalın bir siki vardı. Fazla oyalanmadan oğlanın harika sikine yumuldum. Deli gibi yalıyordum sünnetsiz sikini…
Biraz daha yalayınca nefis siki parmaklarımın arasında taş kesilip zonklamaya başladı. Ucundaki sünnet derisi sıyrılmış, açık mor renkli başı meydana çıkmıştı. Şapkanın kenarlarında dilimin ucunu dolaştırdım, dudaklarımı okşadım kaygan başıyla, ağzıma alıp vakum gibi emdim.
“Ohhh… Mamma miaa...” diye zevk çığlıkları atıyordu İtalyan aygırı...
Sonunda yeteri kadar yaladığımı düşündüm, sırtüstü yattım, bacaklarımı ayırdım. Artık bu güzel siki yemenin zamanı gelmişti. Alberto bacaklarımın arasına yanaştı. Sikini amımın ağzına yerleştirip hepsini birden soktuğunda,
“Ohhhh! Harikaa…" diye inledim. Yarağı amımı boşluk bırakmadan doldurmuştu. Kocamın sikinden daha uzun ve kalın olduğunu gözlerimle görmüştüm iki gündür…Ama amcığımı yararak girdiğinde vajinamın içinde o kalınlık farkını daha iyi hissettim.
Hiç beklemeden pompalamaya başladı. İtalyanca bir şeyler söyleyerek bacaklarımı omzuna almış, habire hızlı hızlı pompalıyordu. Kalın aleti öyle zevk veriyordu ki…Kocamla sikişirken de çabuk orgazm olurdum, ama hiç bu kadar kısa sürede orgazm olduğumu hatırlamıyorum. Kısa bir aralıkla ikinci kez boşaldım.
Alberto yine İtalyanca bir şeyler söyleyip, el işaretleriyle arkamı dönmemi istedi. Domalmamı istiyordu galiba… Hemen arkamı dönüp domaldım. Arkadan amıma geçirip sikmeye devam etti.
Bir süre sonra hareketleri iyice hızlandı, sanırım boşalmak üzereydi. İşin tuhaf tarafı ise ben de yeniden orgazm olmaya yaklaşmıştım. Çok geçmeden Alberto bir şeyler söyledi ve
“Si, Sinyora?” diye sordu. Ne dediğini anlamadım, ama o anda ne dediği önemli değildi. Ben üçüncü kez kendimden geçip orgazm olurken,
“Si Alberto, Si!” diye inleyince, Alberto böğürerek arkama kenetlendi ve içime boşaldı. Sıcacık dölleri kesik kesik amıma fışkırırken, benimse heyecandan, zevkten ve yaşadığım orgazmın etkisinden dizlerim titriyordu...
Aygır herif, içime boşalmak için izin istiyormuş meğer… Ateş gibi yakan spermlerini doldurdu vajinama…
Kendimize gelince denize girdik, temizlendik. Tekrar plaja çıkıp kurulandık. Alberto saatini gösterip bir şeyler söyledi, ben tabii yine anlamadım. Dudaklarımı öpüp,
“Ciao!” dedi ve arkasını dönüp gitti. Öylece bakakaldım arkasından… Beni bırakıp gitmesine bozuldum nedense... Oysa bunca yıllık kocamdan hiç görmediğim bir şekilde arka arkaya üç kez orgazma ulaştırmıştı beni aygır…
Biraz daha güneşlenip dinlendim, sonra da kalkıp otele döndüm. Odaya girdiğimde kocam uyuyordu, hala ateşi vardı. Kocamı uyandırmadım, duş alıp yanına uzandım. Gözlerimi kapamış, Alberto'nun beni sikişini düşünürken uykuya dalmışım...
Akşama doğru uyandığımda, kocam uyanıktı ve kendini biraz daha iyi hissediyordu. Neler yaptığımı sorduğunda, plaja gittiğimi, denize girdiğimi ve güneşlendiğimi anlattım ve
“Kocacığım, iyi ki tatil için burayı seçmişiz! Ben burayı çok sevdim! Plajda üstsüz geziyorsun, üstsüz denize giriyorsun, üstsüz güneşleniyorsun, valla dönüp bakan erkek sinek bile yok!” dedim.
Tabii ki plajda Alberto'yla sikiştiğimden ve beni üç kez orgazma ulaştırdığından kocama bahsetmedim :)
Ertesi gün ben sabah erkenden uyandım, kocam ilaçların etkisiyle hala uyuyordu. Acıkmıştım, resepsiyona telefon açıp odaya iki kişilik kahvaltı istedim. Kocamı uyandırmaya kıyamadım, ben kahvaltımı yaptım. Sonra duşumu aldım.
Odada sıkılmıştım, balkona çıktım. İnsanlar sabahtan havuza inmişlerdi, havuz cıvıl cıvıldı. Her ne kadar canım dışarı çıkmak istese de, kocamı bu halde bırakıp gitmeye vicdanım müsaade etmiyordu. Mecburen o uyanana kadar odada kaldım. Bir yandan da acaba Alberto yine plajda beni bekliyor mu diye düşünüyordum.
Kocam uyandığında öğleden sonra olmuştu. Benim bu saate kadar yanından ayrılmadığımı öğrenince, kızdı bana…
“Hayatım, biliyorum beni düşünüyorsun, teşekkür ederim, ama merak etme ben başımın çaresine bakarım, alt tarafı biraz ateşim var, bir iki güne kadar iyileşirim! Git eğlen, denize gir, güneşlen, dükkanları gez, alışveriş yap, sevdiğin şeyleri yap!”
“Anlayışlı kocacığım, seni çok seviyorum!” diyerek dudaklarından öptüm ve çıktım...
Alberto aklımdan bir saniye bile çıkmıyordu, oyalanmadan telaşla direkt plaja gittim. Aynı yere havlumu serip, üstsüz güneşlenmeye başladım. Yarım saat güneşlenip, denize girdim, biraz yüzüp çıktım.
Ama Alberto görünürlerde yoktu. Bir yarım saat daha bekledim. Gelmeyince moralim bozulmuştu, toparlanıp otele döndüm.
Kocam halen halsiz, perişan bir şekilde yatıyordu. Duşumu alıp, giyindim. Aşağı indim, akşam yemeği yedim. Yemekte canlı müzik vardı, biraz onları dinledim. Sonra otelin altındaki dükkanları gezmeye başladım. Güzel şeyler vardı, ama çok pahalı sattıkları için almadan birinden çıkıyordum, öteki dükkana giriyordum.
Böyle epey dükkan, butik gezdim, birkaç saat oyalandım. Dükkanların en sonunda bir dövmeci varmış. Hep dövme yaptırmak istemiş, ama cesaret edememiştim. Dışarıdan vitrindeki dövme desenlerine bakıyordum.
Geçici dövmeler de vardı. Aklıma yatmıştı, geçici dövme yaptıracaktım. Dövmeciye girdim. Dövmeci yakışıklı bir İtalyan gençti, Almanca biliyormuş,
“Kusura bakmayın, saat 23:00'de kapatıyoruz! Dövme işi uzun sürer. Yarın gelin, açık olduğumuz saatler burada yazıyor!” diyerek bir broşür verdi. Ben tam teşekkür edip gidecektim ki, arka bölmeden elini kurulayarak Alberto çıktı! Şaşkınlıkla ve de sevinçle elbette,
“Alberto???” dedim. Dövmecide ne işi var bunun diye düşünüp, aynı zamanda da müthiş heyecanlanmıştım. Şaşkınlığım geçmeden Alberto o çapkın İtalyan coşkusuyla,
“Amoree Mioo!” diyerek bana sarılıp, dudaklarıma bir öpücük kondurdu.
Şaşkınlığımı anlamış olacak ki, elimdeki broşürün en altındaki isimleri gösterdi. 'Alberto & Giovanni' yazıyordu. Sonra arkadaşını yanımıza çağırıp, "Giovanni!" diye tanıttı bana. Meğerse bu iki yakışıklı genç dövmeci dükkanına ortakmış.
Önce kendi aralarında bir şeyler konuştular. Giovanni de kapıya 'Kapalıyız!' tabelasını asıp, kapıyı kilitledikten sonra yanımıza geldi. Kendi aralarında İtalyanca konuşuyorlar, Giovanni de tercüman gibi bana Almanca anlatıyordu.
Geçici dövme yaptırmak istediğimi söyleyince, bana bir katalog verdi, katalogdan seçim yapmam için. Ben desenlere göz atarken aynı anda da acaba nereme yaptırsam diye düşünüyordum.
Giovanni, bir gül deseni gösterip, istersem bir göğsüme gül, öbür göğsüme de bir kalp içinde ok yapmayı teklif etti. Aklıma yatmıştı, havuzda veya plajda üstsüz gezerken değişik bir havası olurdu.
Ben, "Si!" deyince, Giovanni beni dövme yapılan bölmeye aldı. Alberto günlük kasa işlemlerini kapatacakmış. Dövmeleri Giovanni yapacaktı.
Üzerimdeki askılı tişörtü ve sütyeni çıkarıp koltuğa oturdum. Giovanni eldivenli eliyle göğüslerimi bir ilaç ile temizlemeye başladı. Meme uçlarım dikleşmeye başlamıştı bile.
Giovanni işini biliyordu, yavaş yavaş okşar gibi memelerimi yağlıyor, bazen de avuçluyordu. Amımın ıslanmaya başladığını hissediyordum. Giovanni bazen ayakta, bazen taburede oturarak, sol göğsümün üzerine çizeceği deseni ayarlıyordu.
Bu arada erkeğin ön tarafında hafiften bir şişlik kendini göstermeye başlamıştı. Tabureye oturup kalkarken kabarık önünü sürekli koluma sürtüyordu...
Ben gözlerim kapalı, amım ıslak, mutlu bir şekilde, içimdeki kaynama noktasına ulaşan şehvet ve duyduğum müthiş zevkle uğraşıyordum. Giovanni sertleşmiş meme ucuma bir öpücük kondurarak mememi avuçlayınca, ben iç geçirerek dudağımı ısırdım.
Tepkimi gören Giovanni bir bebek gibi göğsümü emmeye başlamıştı bile… Dayanamadım, ben de elimi onun önüne attım, pantolonun üstünden sikini okşamaya başladım. Siki daha da sertleşmişti.
Giovanni bir ara mememden çekilince gözlerimi açtım. Yakışıklı herif üstünü çıkarmış, pantolonunu indirmekle meşguldü. Külodunu da indirince, siki şahlanmış at gibi kendini gösterdi.
“Ohhh… Belissimoo…” dedim onların konuşmasını taklit ederek, hoşnutlukla… Önündeki alet Alberto'nun sikinden de güzeldi.
Üçgen omuzları, daracık kalçaları, uzun sarı tüylü kaslı bacaklarıyla nefis, fit bir vücudu vardı piçin… Geniş göğsünün altındaki karın kasları hep hayran olduğum baklava desenleriyle göz dolduruyordu. Spor salonunda epey vakit geçiriyor olmalıydı. Bu oğlan beni sikmese de o kasları okşamaya bile razıydım.
Sikini elime verip, tekrar yumuldu memelerime... Elimdeki sıcak siki ben okşadıkça sanki daha da sertleşiyordu. Giovanni'nin dudakları memelerimi somururken bir eli de etek altımdan tangamı yana çekerek ıslak amıma ulaşmıştı.
Parmaklarıyla amımın içinde git gel yapıyordu. Orta parmağı vajinamın girişini okşarken avucunun içiyle sertleşen klitorisime şak şak vurduruyordu. Daha fazla dayanamadım. Kendimden geçtim aldığım zevkle, şehvetle inleyerek orgazm olmaya, kasıla kasıla boşalmaya başladım.
Giovanni ben biraz sakinleyince doğrulup, sikini ağzıma uzattı. Sünnetsiz pembecik sikini yalayıp somurmaya başladım. Sikini boğazıma kadar almaya çalışıyor, bazen sikinin kafasına, bazen de taşaklarına hafif ısırıklar atıyordum.
Giovanni daha fazla dayanamadı, ağzıma sıcacık döllerini fışkırtmaya başladı. Siki halen ağzımda olduğu için döllerini yutmak zorunda kaldım. Sikini yalayıp temizlediğimde Giovanni önümden çekildi.
O sırada fark ettim ki, Alberto sikini sıvazlayarak bizi izliyormuş. Demek ki röntgenleme takıntısı vardı Alberto'nun.
Giovanni'nin yerini şimdi Alberto almıştı. Hemen sikini verdi ağzıma... Ona da bir güzel sakso çektim, ama o ağzıma boşalmadı. Alberto oturduğum koltuğu biraz daha geriye yatırıp, eteğimin altından tanga külotumu çekip çıkardı.
Amımı biraz yalayıp, bacaklarımı yanlara ayırdı, bacak arama yanaşıp, sikini amıma soktu. Ve pompalamaya başladı. Amım Alberto tarafından sikilirken, Giovanni de başucuma gelip tekrar sikini verdi ağzıma…
İnanılmaz zevkliydi, heyecandan ölecektim. Aynı anda hem amımda bir sik, hem de ağzımda bir sik çalışırken ben yeniden orgazm oldum...
Sonra beni ayağa kaldırdılar. Koltuğa Giovanni oturdu, beni de üzerine aldı. Elimle sikini amıma yerleştirip, göğüslerimi ağzına verdim. Giovanni bir yandan göğüslerimi somururken, alttan da habire amıma pompalıyordu.
O sırada biz sevişirken Alberto ortadan kaybolmuştu. Az sonra göt deliğimde bir ıslaklık hissettim. Kafamı çevirip baktığımda, Alberto elindeki küçük bir şişeden götüme bir sıvı damlatıyordu. Zevkle ürperdim.
Şişeyi elinden bırakan Alberto sıvıyı parmaklarıyla götümün deliğine güzelce yedirdi. Niyetini anlamıştım, götümü sikecekti. Götten sikilmek benim için sorun değildi, kocama da götten veriyordum. Ama ilk defa aynı anda hem amdan, hem de götten sikileceğim için heyecanlıydım...
Alberto aynı sıvıdan biraz da sikinin başına sürüp, Giovanni'ye bir şeyler söyledi. Giovanni alttan amıma pompalamayı durdurdu, iki kolunu belime dolayarak vücudumu kendi vücuduna yapıştırdı.
Götüm şimdi kabak gibi arkaya çıkmıştı. Alberto az bir zorlamayla sikini götüme sokmayı başarmıştı. Az sonra sırayla pompalamaya başladılar. İki yarak senkronize bir şekilde deliklerime girip çıkmaya başladı.
“Ahhhh…” diye şehvetle inleyerek Giovanni'nin geniş erkek göğsüne kapandım. Nefes alamıyordum zevkten… Öyle şiddetli bir kasırgaya tutulmuş gibi iki erkeğin arasında yaprak gibi titriyordum.
İkili pompalamayı kestiler bir süre sonra… Biri amıma yarağını gömüp hareketsiz beklerken, öbürü sert hareketlerle belimden tutmuş götümde gidip geliyordu. Biraz sonra aynı şeyi diğeri yapıyor, götümdeki hareketsiz beklerken diğeri amımda çalışmaya başlıyor, beni delirtiyorlardı.
Tanrım, inanılmaz zevk alıyordum. İtalyanca bilmiyordum, bilseydim,
“Sikin, parçalayın amımı götümü!” diye bağıracaktım. Onun yerine durmaksızın,
“Si! Si! Ohhhh! Si! Mmmhhh! Si Alberto, Fuck Me! Ja Giovanni, Fick Mich!” diye inliyordum...
Sonra yer değiştirdiler, Alberto amıma geçirirken, Giovanni götüme girdi. Beni yarım saate yakın siktiler. Sikişmemiz bittiğinde amımdan götümden döller taşıyordu.
Dövme koltuğunda amımdan akan zevk suyumdan ve iki erkeğin spermlerinden küçük bir gölcük oluşmuştu. Beni sikerlerken zincirleme orgazm olmanın ne olduğunu da öğrenmiş ve yaşamış oldum.
Saat gece yarısına geliyordu. Verdikleri kağıt havlularla amımı götümü silip üzerimi giyindim. Onlar da giyindiler. Ayakta ikisiyle de biraz öpüşüp, çıktık dükkandan… Diğer dükkanlar da çoktan kapatmışlardı.
Erkeklerim evlerine giderlerken ben de odaya çıktım. Kocam biraz kendine gelmiş, sırtını yatak başlığına verip televizyonda porno izliyordu. İçeri girdiğimi görünce gözleri parladı. Üzerindeki örtüyü sıyırıp attı. Çırılçıplaktı ve siki taş gibi havaya dikilmişti.
“Gel bebeğim… Nerelerde kaldın? Çok özledim seni…. “ diyerek yatakta kollarını açtı bana…
“Ben de seni çok özledim kocacığım” diyerek üzerimdeki giysileri tekrar çıkardım, ben de kocam gibi çırılçıplak yanına uzandım.
Bacaklarımı araladı sabırsızlıkla, sikinin başını bir hamlede amıma geçirdi.
“Ohhh…” diyerek boynuna sarıldım kocamın, “Ne kadar da çok özlemişsin beni aşkım… Sikin taş gibi, hemen geçirdin bakıyorum.”
“Bildiğin gibi değil karıcım, porno izlerken canım çekti seni... Filmdeki kadın aynı sana benziyordu. Nasıl siktiler kadını bilsen… Boşalmamak için kendimi zor tuttum.”
“Sapık kocam benim…” dedim gülerek… “Bensiz porno seyrettiğin yetmiyormuş gibi… Bana benzeyen kadını sikmelerinden tahrik mi oldun sen bakayım? Söyle bana… Beni sikmeleri mi azdırdı seni yoksa?”
“Ohhh… Deme öyle… Deme…” Kalçalarımı oynatıp sikini sağdım vajinamda…
“Dedim bile… Söyle… Beni siktiler mi? Onun için mi azdın sen?”
Kocam cevap vermedi bana ama, tahrik olduğu öyle belliydi ki… Dudaklarımı boyunlarımı öperken gidip gelmeye başladı. Kulak mememi emerken soluk soluğa,
“Aşkım amcığın su içinde kalmış. Çok mu azmış benim seksi karım?” diye sordu.
Dudaklarımı ısırdım. İki İtalyan aygırı amcığıma döllerini boşaltalı bir saat olmamıştı daha… Sanırım kocamın zevk suyum sandığı İtalyanların spermleri olmalıydı. Amımın çevresini temizlemiştim ama aygırların dölleri içimde hala kalmıştı demek ki… Beline sarılıp üstüme çektim, kulak memesini ısırırken,
“Evet kocacım… Çok azdı karın… Çok ıslandım. Çapkın İtalyanlar sikecek gibi baktıkça karın çok azdı. Hadi sik beni… Çok özledim seni, sikini yemeyi özledim…” diyerek kalçalarımı indirip kaldırıyordum.
Kocam içime boşalırken bir kez daha orgazm oluyordum ben de… Kalkıp duşumu aldım. İçimde üç erkeğin dölleri vardı, küvetin içinde ayakta dururken bacak aramdan beyaz köpüklü spermlerin süzülmesini izledim.
Üzerimde tatlı bir yorgunluk vardı. Kurulanıp giyinmeden çırılçıplak vaziyette kendimi yatağa attım. Kocamın banyoda ıslık çalarak keyifle duş aldığını duyuyordum.
Zevkten mayışmış ve mutlu bir şekilde uykuya daldım :)
Yasak Aşk
O zamanlar işimin zorlukları arasında birkaç başarısız denemeye rağmen aşık olamamış, atılgan bir doktordum. Kadınların hastane ziyaretleri benim için yeni bir heyecan ve günü canlandıran bir mutluluk olmuştu.
Çevremde benimle olmak için dolanan birçok kadın olmasına rağmen ben bir aşk adamıydım, şiir defterleri olan. Birkaç dul hemşire ve üniversite yıllarından bir kız arkadaşı fırsat buldukça yatağa atıyordum tabii ki…
Ama Meral, zihnimde yankılanan, tutku ve acıyla eş anlamlı bir isim. Baharın ilk yaprakları kadar yeşil gözleri olan güzel bir kadındı. Başörtüsü, güzel bir yüzü ve yeşil gözleri çerçeveliyordu.
Meral ilk hastaneye geldiğinde yanında ancak babası olacak kadar yaşlı gözüken bir adam olan kocası ona eşlik ediyordu. Agresif tavrı, herkesi aşağılayan sözleri ve karısına sinirleri bakışları ağzımda hoş olmayan bir tat bırakmıştı, ama Meral gibi bir güzelliği görmenin verdiği mutlulukla, profesyonelliğimi korumuştum. Bir tokatla yıkardım güdük herifi…
Oynadığımın bir oyun olduğunun farkında idim, bu sıkıcı kasabada sadece bir platonik aşıkmış gibi davranmak hoşuma gidiyordu. Kendimi eğlendiriyordum. Erkek kardeşinin refakatçisi olduğu ikinci ve üçüncü ziyaretlerde,
"Kocanız bugün yok galiba?" sorusuna aldığım,
"Aman gelmesin!" cevabından parçalanmış bir evlilik hikayesi okuyordum.
Meral'in bedeni, mütevazı kıyafetleriyle örtülmüş olsa da bir gizem ve cazibe tuvaliydi. Onu kaplayan kumaşlara rağmen, hayal gücüm çoktan güzelliğinin bir resmini çizmişti.
Gözleri, o delici zümrüt mücevherleri, arzusu hakkında çok şey anlatıyordu. Dolgun dudaklarının acıyla büzülme şekli, onu incelerken çıkardığı yumuşak iç çekişler, uzun elbiselerinin ima ettiği nazik kıvrımlar, hepsi altında saklı hazinenin ipuçlarıydı. Başörtüsünün kumaşı yüzünün hatlarını okşayarak çıkık elmacık kemiklerini ve narin burnunu çerçeveliyordu.
İnce bir zerafet sütunu olan uzun boynu, hastane odasının keskin ışığında asla verilemeyecek öpücüklerim için hedefti. İnce bedeni ile uyumlu göğüs çıkıntılarının neler vaat ettiğini görmeyi hayal ediyordum.
Kocasının kıskançlığı aşikardı, her randevunun üzerinde dolaşan kalın, boğucu bir varlık. Boncuk gibi kara gözleri bir an bile karısının üzerinden ayrılmıyordu.
Benden kıdemsiz doktorun elinden kaparak girdiğim kontrol öncesinde, ellerimi iyice ısıtmıştım. Ellerimi nazikçe Meral'in karnına bastırarak rahatsızlığının kaynağını ararken kocası atmaca gibi yanımda dikiliyordu.
Dokunuşum klinikti, yine de parmaklarımın dolaşmasına izin verme dürtüsüne direnmek, kumaşın hemen altında yattığını bildiğim cildinin yumuşaklığını keşfetmek için yapabileceğim tek şey buydu.
Beyaz teni, bronzlaşmış ellerimle tam bir tezat oluşturuyordu, güneşin dokunuşundan korunaklı bir yaşam sürdüğü hayatın bir kanıtıydı ve ipek kadar pürüzsüzdü.
İşte bu anlarda, yaşlı kocasının bakışları başka yerdeyken, Meral'in gözleri benimle buluşuyor ve o kısacık bağlantıda, onun çaresizliğinin derinliklerini görüyordum. Kurtuluş için sessiz bir yakarıştı, asla dile getiremeyeceği bir aşk için bir çığlıktı.
Bunun yanlış olduğunu biliyordum, ateşle oynadığımı biliyordum, ama onun cazibesine karşı güçsüzdüm. Yapılacak hiçbir şey olmayan kasabada akşamları bir iki kadeh rakı içip evime döndüğümde işte bu boş hayalleri kuruyordum.
Mecburi görevim bitip Ankara'ya dönmeme daha yedi ay vardı. Ancak Meral'in dördüncü ziyareti farklıydı. Kardeşi ortalıkta görünmüyordu ve ofisimin kapısını kapatıp ilk defa yalnız kalırken içimden bir heyecan ürpertisi geçtiğini hissettim.
Oda antiseptik kokusuyla doluydu ve ona ikinci bir ten gibi yapışmış gibi duran parfümünün aromasıyla tam bir tezat oluşturuyordu. Muayene masasının kenarına gergin bir şekilde oturmuştu Meral… Gözleri sanki kendi düşüncelerinden bir kaçış arıyormuş gibi odanın içinde dolaşıyordu.
Kahretsin çok güzel bir kadındı ve kendi kendime kurduğum oyun gerçek oluyordu. Ben bu kadın için her şeyi yapardım.
"Meral Hanım..." diye başladım, kısık sesli ve yatıştırıcıydım, "Nasılsınız?" diye sordum.
Bu basit bir soruydu, herhangi bir doktorun soracağı bir soruydu, ancak havada asılı kalan, söylenmemiş üstü kapalı niyetlerle doluydu. Bana baktı, gözleri korku ve umut karışımıyla yüzüyordu.
"İyiyim..." diye yanıtladı, sesi odanın içinde dans ediyormuş gibi görünen bir fısıltı. Ardından gelen sessizlik gerginlikle doluydu.
Bir adım daha yaklaştım, kalbim göğsümden fırlayacaktı. Ondan yayılan ısıyı, onu daha da yakınlaştırıyormuş gibi görünen bir sıcaklığı hissedebiliyordum.
"Kardeşiniz bugün gelemedi mi?" diye sordum. Gözlerim, sözlü olarak vermek istemediği bir cevap için onun gözlerini arıyordu. Başını küçük bir şekilde sallaması ihtiyacım olan tek yanıttı. Sanki kader bize bu kısa, çalınmış anı birlikte yaşatmak için komplo kurmuş gibiydi.
"Yok, yalnız gelmek istedim. Yanımda hep bir bekçi olmasından sıkıldım!" dedi. Duymak isteyeceğim cevaplar arasındaydı bu da…
Elimde bir titreme ile masamdan küçük bir kağıt parçası aldım, el yazımı neredeyse okunaksız hale getiren bir aciliyet duygusuyla üzerine numaramı karaladım.
"İşte..." derken sesim arzuyla boğuşuyordu, "Soracağınız bir şey olur veya herhangi bir şeye ihtiyacınız olursa, beni arayabilirsiniz!" dedim.
Kağıdı avucunun içine koydum, parmaklarım yumuşak teninde gerekenden bir saniye daha uzun süre kaldı ve
"Her zaman, gündüz veya gece telefona hep bakıyorum!" diye ekledim. Tıp yeminimi yerle bir ederek hastamın gözlerinin içine bakarak imalı gülümsedim.
Meral'in gözleri büyüdü ve kağıda yasak bir esermiş gibi baktı. Belki de ilk kez bir erkek görüşebilmek için ona telefonunu veriyordu. Yanağında bir kızarıklık hissettim.
"Teşekkür ederim Orhan bey..." diye mırıldandı, sesi sadece bir nefesti.
Kağıdı katlayıp çantasına koyarken onu izlemeyi sürdürdüm. Yanımdan süzülüp odadan çıkarken omzundan çevirip dudaklarını kapmak istedim, ama yapamadım.
Sonradan tüm ayrıntılarını dinlediğim Meral'in hayatı, tam bir taşra trajedisiydi. İki çocuğu, bir zamanlar hissettiği sevginin bir kanıtı olsa da, aynı zamanda hapsolduğu hapishanenin sürekli bir hatırlatıcısıydı. Günlerini onlara ve kocasının bitmeyen misafirleri ile ilgilenmekle geçiriyordu.
Kocası evdekileri umursamaz bir hayat sürerken Meral'e ne huzur ne mutluluk sunuyordu. Meral'in güvenebileceği bir arkadaşı yoktu, en derin arzularını paylaşacak kimsesi yoktu. Yaşadığı yoğun tutucu ortam ise sadece üstündeki baskıyı artırmaya katkı sağlıyordu.
İlk telefon bir ay sonra geldi. O gün hastaneden başka bir servisten çıkarken gördüm onu. Bir tanıdığını ziyarete gelmiş. Çevredeki kalabalıktan bulduğum bir fırsatta,
"Demek ki iyisiniz, hiç aramadığınıza göre?" dedim. O akşam üstü aradı. Bir arkadaşı için bir ilaç sordu. Basit, her eczanede olan bir şey. Belli ki sırf aramış olmak için açılan bir kapı…
Ertesi gün öğlene doğru ben aradım, ilaç tavsiyesini anlatmak için. İki gün sonra ise karnındaki ağrı için o aradı. Bu sefer bir saate yakın konuştuk. Ona,
"Seni merak ederim. Yarın ararım durumunu öğrenmek için!" dediğimde panik yaptı,
"Yok ben aramadan bir daha arama, ben ararım!" dedi. Aramızda sizli bizli konuşmalar kalkmıştı bir anda.
Neredeyse aynı saatlerde akşam üstü çocukları okulda, kocası işte iken arıyordu. Aramızdaki bağ güçlendikçe her şeyimizi anlatmaya başladık birbirimize, ona şiirler bile okudum defterimden. İlk defa biriyle flört ediyordu, kocasının sertliğinin yarattığı boşluğu dolduran kişiydim.
Ona aşktan, özgür olabileceği bir dünyadan bahsettim, sadece iç çekti derin derin. Yaşadığı cendereyi bilmeme rağmen onu bir takip randevusu kisvesi altında hastaneye ya da öğle yemeği için uzak bir lokantaya davet ettiğimde hep reddedildim. Korku içinde sınırlarını genişletmekten çekiniyordu. O reddettikçe ısrarım arttı. Sevgi sözcükleri söylüyordum. O da,
"Orhan bunları konuşmamız yanlış!" diye ağlıyordu telefonda…
Onu bir an mutlu görmek tek hayat amacım olmuştu. Soğuk bir kış akşamı, kuralımıza uymadım ve aradım.
"Meral..." diye başladım, yumuşak ve yatıştırıcı bir ses tonuyla, "Sana bir şey söylemek istiyorum, önemli!" dedim.
"Ne oldu Orhan?" diye sordu, sesi beklentiyle titriyordu.
"Meral, seni çok düşünüyorum. Mutlu olmadığını biliyorum ve sadece seni özel hissettirmek istiyorum, sana bir erkeğin seni ne kadar seveceğini göstermek istiyorum!" sözlerini dikkatlice seçerek durakladım ve davam edip,
"Kocanın yerini alamayacağımı biliyorum, ama sana asla yapmayacağı bir şey sunabilirim. Nazik bir dokunuş, dinleyen bir kulak ve sadece senin için atan bir kalp. Sana gerçekten olduğun kraliçe gibi davranmak, hak ettiğin sevgiyi yağdırmak istiyorum!" dedim. Cevap vermeden bekledi bir süre, sonra,
"Bilmiyorum!" diye yanıtladı, sesi titrek bir fısıltıyla çıkmıştı.
"Anlıyorum!" dedim, sesim anlayışla ve biraz pişmanlıkla doluydu, "Ama eğer bir gün bu hayattan kaçmak istersen kapım sana açık!" dedim.
Sonradan anlattığına göre hayatında mutlu uyuduğu ilk geceymiş. Sabah ise bir sıkıntı ile uyanmış. Bir kasabada, tutucu bir çevrede, bir adam ile adının çıkması dünyasını yıkardı. Elinde hiçbir şey kalmazdı, ailesi, çocukları, çevresi. İki günlük sessizlik ardından ciddi bir ses ile aradı,
"Orhan bey, ağrılarım için bir daha kontrole gelmek istiyorum, ne zaman uygunsunuz?" diye sordu, çevresinde birileri varmışçasına ciddiydi.
Hastane ziyaretini kocası ve kardeşinin işleri olduğu bir ana denk getirmiştik. Kapısı açık odamda heyecan içinde hastane koridorunu gözlüyordum. Bu sefer onun eline dokunuşum eskisi kadar klinik değildi. El ele bir süre ayakta kaldık.
Aylardır telefonda konuşmak dışında görüşmemiştik bile. Kendime gelince kapıyı kapadım. O da ne yapacağını bilmez halde muayene koltuğuna oturmuştu. Onun yasak dünyaya attığı ilk adım, benimse aşktan titrediğim ilk andı.
Ona doğru yürüdüm, ellerini tutup öptüm. Nefes alışverişi yoğun ve göğüslerini aşağı yukarı şişiren şiddette idi. Eğildim, nefesim yüzüne değecek kadardı,
"Meral, bundan emin misin?" diye fısıldadım. Sorum, ortak özlemlerimizin ağırlığı ve almak üzere olduğumuz risklerle doluydu.
Başını salladı. Yeşil gözlerini gözlerimden ayırmayınca dudaklarına dudaklarım değdi. Sadece dudak dudağa bir iki dakika öpüştük. Sonra elimi boynuna değdirdiğim anda yerinden kalktı,
"Geç olmuş… Şeyy… Çocuklar..." diyerek koşarcasına kaçtı.
Sonraki her hafta her çarşamba gelmeye devam etti hastaneye. Kocası anlamasın diye reçetelerin üstüne kadın doktorlardan birinin adını yazıyordum. Artık odama girer girmez kapıyı kilitliyordum.
Benim için özel seçildiği belli kıyafetleri içinde onu aşkla öpüyordum. Elbisesi üzerinden göğüslerinin büyüklüğünü, elimi bacak arasına götürünce nasıl inlediğini, artık odamda takmadığı başörtüsü altındaki sarı parlak saçlarını ezbere biliyordum. Telefon konuşmalarımız daha yoğundu artık. Meral'in ikilemi her geçen gün daha da ağırlaşıyordu. Bana,
"Kalbim sende ve bana verebileceğini bildiğim sevgi ve tutkuya özlem duyuyor!" diyordu, ama muhafazakar dünyası ona işleyeceği günahları fısıldıyordu. Oyun gibi başladığım bu yasak ilişki ikimizi de bir girdaba çekiyordu.
"Bizim için en iyisi olsun diye dua ediyorum!" diyordu.
Odamdaki son ziyareti en tutkulu olanıydı. Elbisesini sıyırmaya başlamama önce sessiz kalmış, ama hemen sonra,
"Hayır hayır, bu çok yanlış!" diyerek altımdan kaçmıştı.
Ayağa kalktığında kolundan kendime çektim ve giyinik olmamıza rağmen duvara dayayarak vücudunu duvar ve gövdem arasında uzun uzun ezdim. Kalkmış sikim elbise üzerinden gövdesine batmıştı. Ertesi gün aradığında sesinde bir kararlılık vardı. Bana,
"Görüşmemiz lazım!" dediğinde,
"Meral, iyi misin?" dedim. Aklımdan geçen (Ayrılalım, arık bu saçmalık bitsin!) demesiydi. Ama Meral,
"Bir karar verdim..." diye fısıldadı, sesi telefonda zar zor duyuluyordu.
"Evet?" dedim, içimden (Bu bir ayrılık görüşmesi!) diye geçirdim. Ama Meral,
"Seni görmeye ihtiyacım var. Yalnız. Babamın yazlık evinde. Bu hafta sonu!» dedi. Aklım tamamen durmuştu, verebileceğim en saçma cevabı verdim,
"Aşkım, emin misin?" diye. Sesim endişe ve umut karışımıyla doluydu. Onun aldığı risklerin büyüklüğü beni korkutuyordu.
"Evet!" diye yanıtladı ve "Kocama, babama kış için evi hazırlayacağımı söyledim. Babamdan korkar, bir şey diyemedi!" dedi.
"Orada olacağım aşkım. Senin için her şeyi yaparım!" dedim.
Hafta sonu gelmek bilemedi. Kendime küçük bir çanta hazırladım. Yola çıkarken yasak aşkım için güzel bir çiçek yaptırdım. Benden bir gün önce gelmiş meğer... Dikkat çekmesin diye bir kadın tutup evi kışa hazırlamış ve boş kalan soğuk evi iyice ısıtmış.
Arabayı karşı sokağa bırakıp verdiği adrese yürüdüm. Dediği gibi aralık bıraktığı kapıdan süzülüp içeri girdiğimde karşımdaydı. Dışarısının soğukluğuna rağmen gördüklerim ve heyecanım terlememe sebep olmuştu.
Saçları omuzlarının etrafına yumuşak dalgalar halinde düşmüş, masum yüzünü çerçevelemişti. Vücudunu saran basit ama zarif bir elbise giymişti, onu ilk defa diz hizasında bir elbise ile görmüştüm.
Genellikle kumaş katmanlarının altına gizlenmiş olan göğüsleri daha belirgindi. Sanki o da heyecanlıydı benim gibi. Göğüs uçlarının da belirginleşmesi o yüzdendi.
Ona yaklaşırken, gözlerim her santimini inceliyordu. Bakışlarım saçlarında kaldı, sarı teller tozlu pencerelerden sızan solgun güneş ışığında parlıyordu.
"Çok güzelsin!" diye mırıldandım.
Karşımda tanrıça gibi duran kadına hayatının en büyük adımını attırmak üzereydim. Yol boyu kafamda kurduğum planlar ve sevgi sözcükleri kafamdan uçup gitmişti. Ellerini tuttum ve gözlerine bakakaldım.
Bakışlarım gözlerinden dudaklarına gitti. Konuşma zamanı değildi. Eğildim, dudaklarım hem şefkatli hem de talepkar bir öpücükle onunkini talep etti. Meral de sanki uzun zamandır içinde sıkışıp kalmış olan tüm sevgiyi ve tutkuyu bu tek, ruh yakıcı eylemle aktarmaya çalışıyor gibiydi.
Saldırır gibi dili ağzıma girdi ve dilimle dans etti. Elleri ilk defa vücudumda dolaşıyor, sakince her noktamı keşfediyordu. Boynunu öperken kıvrandı. Kokusu parfüm ve sabun kokusu idi. Biraz geri çekildi ve beni şaşırtmaya devam etti. Elbisesi yandan çekince bacaklarına düşüverdi.
Aç gözlerimle güneş görmemiş tenine bakakaldım. Teni kadar beyaz ipek çamaşırların üstünden acele etmeden göğüslerini, vücudunun her kıvrımını okşadım. Kristal gibiydi, kırmaktan korkuyordum, tüy kadar hafif dolaştım teninde.
Göğüslerini kolayca serbest bıraktım. Orta boy yuvarlak dik memelerini tamamlayan gördüğüm en uçuk pembe renginde meme uçları. Parmaklarım, uçları sertleşip gergin ve hassas olana kadar onlarla oynadı.
Nefesi zorla çıkarken tekrar dudaklarına yapıştım. Üstümdeki kazağı çıkarmıştım. Kemerimi çözerken bana dudaklarımdan ayrılmadan yardım etti. Dudaklarını çekip,
"İçerdeki oda!" diyerek ilk konuşan o oldu. O tamamen çıplak, ben üzerimde sadece külodum, ince bedenini kucağıma aldım ve yatak odasına doğru taşıdım.
Bu odada da bir soba yanıyordu. Onu kırılacak bir oyuncak gibi özenle yatağa yatırdım. Beyaz mükemmel teni ve teninin hassas yerlerinin pembeliği koyu renk çarşaf ile tezat oluşturuyordu.
Acele etmedim, ellerimle onu ve verdiği tepkileri seyrederek her yerini dolaştım. Kendimi sık sık tutamayıp dudaklarına saldırdım. Geri çekilip onu incelerken utanır gibi kıkırdadı.
Donumdan ayrılınca taşlaşmış olarak ortaya çıkan sikime de kaçamak bir bakış attı. Az evvel şaşkınlıkla incelediğim amının pembe dış dudakları hafif dışa doğru duruyordu.
Amını daha da iyi keşfetmek için parmaklarım amının çizgisini takip etti. İnlememek için çaba harcar gibi kesik kesik nefes almaya başladı. Islaktı, bir parmağım çevresinden hemen akacak kadar yoğun ıslaktı.
Yine de parmağımın ucunda klitorisinin sertliğini hissedene kadar amını okşamayı sürdürdüm.
Dudaklarım dudakları ve göğüs uçları arasında kararsızdı. Aynı anda ikisini de istiyordum. İkisi de birbirinden güzel. Sonra hayatımdaki en güzel daveti aldım. Ağırlığımı üzerine vermeden yanına doğru yatıp ıslak amını okşamak ve sertleşmiş portakal büyüklüğündeki göğüslerini emmekle meşguldüm.
Hafif altıma doğru kaydı ve benden tarafta olmayan bacağını hafif kıvırdı. Nefes alışverişi aynı kesiklikteyken, hiç konuşmadan (Sik beni artık!) demenin en güzel yoluydu bu…
Üzerine doğru gelince diğer bacağını da kırdı ve tam misyoner pozisyonu almış oldu. Bir an için Meral sikime bakarken, ben amının girişine baktım ve sonra sikim ıslaklığı çevresine yayılmış amının girişini kolaylıkla buldu.
Önce yavaş bir iki giriş, sonra tamamen içine yerleştim. Şimdi o uzun süredir tuttuğu nefesi bıraktı. Altımda bir kedi gibi mırıldanırken ben de ince bacaklarını belime dolamaya çalıştım. Daha derine ve daha hızlı girmeye başladığımda ise, tırnakları sırtıma saplandı.
Sikimi güzelce saran bu amcığa mahcup olmamak için tüm dikkatimi vererek altımda ezilen güzelliğe odaklandım. İnce boynunda kalınlaşan damarları öpmeye başladım. Oradan dudağına geçtim ve hafifçe ısırdım. Kulağına eğildim,
"Seni her şeyden daha çok istiyorum, aşkım!" diye fısıldadım.
Sevişmemiz ve sikişmemiz birbirimize dolandığımız ve gitgide yavaşladığımız erotik bir dansa döndü. Sikim amının derinliklerindeki titremeler ile boğuşurken ter içinde birbirimizin boynunu dudaklarını emiyorduk.
Acele etmedik, her anın tadını çıkardık. Nefeslenip birbirimize baktık, konuşmadan. Sonra yine sikim amının derinliklerinde dolaştı. Meral'in doruğa yaklaştığını fark ettiğimde de halen sadece bellerimizi oynatarak sikişiyorduk. İnlemeleri yükselince hızımı artırdım, o da daha yüksek inleyerek karşılık verdi ve odayı zevkinin tatlı müziğiyle doldurdu.
Göğüs uçlarını sıkınca da çığlık atmaya başladı. Bunu sürdürdüm. Az evvel pembe olan göğüs uçları sıkmamdan kızarmıştı bile. Altınızda orgazm olan bir deniz kızı varsa, tam bir vahşiye dönüşüyorsunuz. Daha da hızlandım...
Orgazm dalgalarının sikime kadar vurmasını içinde durarak bekledim. Benim de kalbim duracak kadar yorulmuştum. İçinden hiç çıkmadan kolaylıkla ince bedenini çevirdim. Şimdi tüm güzellikleri ile kucağımda idi.
Ellerim sıkı götünü kavradı, hareketlerine rehberlik etti, onu daha hızlı, daha sert sikmeye başladım. İki çocuk emzirmiş göğüsleri o kadar sert ve o kadar yuvarlak duruyordu ki, sikimi alttan sert sert vurmam bile sanki onları yerinden oynatamayacak gibiydi.
Vücutlarımız yanan sobanın da alevi ile iyice terlemişti. Meral kucağımda ileri gidip gelirken gözlerini kapamış ve bir rüyaya dalmıştı.
"Göğüslerin..." diye mırıldandım öpücükler arasında, ellerim onları nazikçe kavradı, "Mükemmel!" diye fısıldadım.
Bir tanesini ağzıma aldım, emerken dilim meme ucunu salladı, sonra aynısını diğerine yaptım. Dil darbeleri vurarak titrettim meme uçlarını.
"Memelerin çok güzeller, çok!" dedim. Dokunuşlarıma karşılık verdi, üstümde kıvranıyordu artık. Ona,
"Bunu çok istiyordum!" diyerek bir memesini yandan sıkarak ağzımın içine vakum gibi çektim. Acı mı zevk mi olduğunu anlamadığım bir çığlık çıktı ağzından ve öne doğru üstüme yığıldı.
Bu harika kadının amında bu kadar dayanmasını beklemediğim sikim, boşalan am sularının sıcaklığına daha fazla karşı çıkamayacaktı.
Onun da az evvel orgazm olan bedeni titriyor, götü düzensiz bir şekilde hareket ediyordu. Nefesi biraz düzene girse de onu serbest bırakmadım, kollarını arkasında sardım. Sulanmış gözlerine baktım ve
"Yine!" diye mırıldandım, "Tekrar geldiğini hissetmek istiyorum Meral!" dedim.
Vücudu halen doruğunun yoğunluğundan titriyordu, ama hevesle başını salladı. Nazik bir gülümsemeyle tekrar hareket etmeye başladı sikimin üstünde, ben de ilk başta yavaş ve sakince siktim...
Amının sıcaklığı ve kayganlığı artık karşı konulamaz haldeydi. Götünü kavrayıp ritmini bulmasını sağladım. Kucağımda gözlerini kapamış, tekrar gerçeklikten ayrılmıştı. İnce beli kıvranıyor, serbest bıraktığım kolları ile göğsümden güç alıyordu.
Dayanılmaz yola girerek amının derinliklerine akmaya başladım. Gözleri açıldı, beni sağmak ister gibi üzerimde ileri geri oynamasını sürdürdü. Öylece kaldık. Sikim amcığının içinde. İçinden süzülen sular ve döllerim taşaklarımdan kayıyordu. Konuşmadan sadece öpüştük...
"İnanılmazdı!" dedi bir kaç kere.
Tekrar onun içinde hareket etmeye başladım, vuruşlarım düzensizdi. Sikim inmek ve inmemek arasında kararsızdı, yarı sert hali ile sıcacık ıslak amdan ayrılmak istemiyordu.
İçinden çıkıp bu güzelliği tekrar altıma aldım. Göğüslerinin arasındaki teri yaladım. İçtiğim en tatlı suydu. Boynunu yalayarak çenesine indim, oradan o kırmızı şişkin alt dudağını öptüm.
"Yataktan hiç çıkmayalım!" diye fısıldadı. Bunu sikim bir emir olarak algıladı ve eski sertliğine geri döndü.
İnce ayak bileklerini güçlü ellerime aldım ve bacaklarını dizinden bükülene kadar kaldırdım. Bacaklarını geriye itti, pembe, parıldayan amını soğuk kış havasına maruz bıraktı. Açı mükemmeldi ve beni daha rahat karşılayan amına bir kerede yerleştim.
Daha çok geri çekilip daha hızlı girerek her vuruşumda altımda daha da katladım. Bu pozisyonda sikimin hep övündüğüm mantarının G noktasını ezdiğini biliyordum. Sulanmış ve irileşmiş gözleri de bunu doğruluyordu.
Eski evdeki eski yaylı yatak bizimle birlikte sesini artırdı. Aşkımın inlemeleri daha da yükseldi ve odayı tatlı sesiyle doldurdu. Elleri ile yüzünü izledi, gözleri şehvetle karardı.
Tekrar orgazm olduğunda amı kasılarak sikimi sıkıyordu. Kendi de çarşafların üzerinde tutunacak bir yer arar gibi ellerini gezdiriyordu. Bir kedi gibiydi altımda. Güzel, uysal ama sonuna kadar dişi...
İçerisi soğumuştu sanki. İstemeden sikimi amcığından çıkarıp kalktım. Sobaya, kenarında duran kovadan bir iki odun daha atıp tekrar yatağa döndüm.
Yatakta dağılmış çarşafın arasında bir su damlası gibiydi yine. Az evvel çığlıklar ile orgazm olan kadın değildi sanki. Yerde duran yorganı üzerimize çekerek aşkıma arkadan sarıldım.
Kulağına ne kadar harika olduğunu fısıldarken sikim yavaşça amının içine kaydı. Göğüslerini avuçladım. Kaşık pozisyonunda onu sikerken,
"Ohhh, bu çok güzelmiş!" diye inledi. Bacaklarını sıkıştırarak kendini bana doğru itmeye başlaması ile içimdeki son enerjiyi de amına bıraktım. Sırtını öptüğümü hatırlıyorum, onun da bana hayatının en güzel gününü yaşadığını anlattığını...
Sabah mutfaktan gelen kızartma kokusu ile uyandım. Ona seslenmeme,
"Banyo sobası sıcak!" cevabı verdi. Evdeki sobaların sıcaklığı ile rahat bir duş aldım. Bana özel yaptığını söylediği hamur işleri ve reçelleri yedikten sonra sanki dün gece hayatımızın en yasak sevişmesini yapmamış gibi sohbet ediyorduk.
Bir an için göz göze gelince sustuk. Gözlerim kalın sabahlığından görülen parlak teni ve göğüslerindeydi. Kırk yıllık aşıklar gibi konuşmadan anlaşarak ayağa kalktık. Gitti üç kişilik geniş kanepeye oturdu.
Gün ışığında yeni yıkanmış saçları güneş gibi parlarken, yakası kaymış sabahlığın altında bir şey olmadığını bilmek azgınlığımı kamçıladı. Bu kadının her noktasını keşfetmek için kalan süreyi en iyi şekilde kullanacaktım.
Önünde diz çöktüm. Bacaklarını aralayarak dizlerini ve üst kısımlarını okşadım, öptüm. Sabahlığını iki yana kaydırarak öpüşlerimi yukarılara taşıdım. Gözlerine baktım, şaşkın ve şehvetli beni izliyordu.
Parmağım, sabah banyoda tazelenmiş ve yine pembeliğine kavuşmuş amına dokununca inledi. Eğilip dilimi değdirdiğimde ise,
"Yapmaaa!" diyebildi. Başımı ince elleri ile itmeyi denedi. Soran gözlerle baktığımda,
"Hiç yaptırmadım!" dediği itirazını duymadım, bu mucize amı yalayacak ilk adam olarak dudaklarımı am dudakları ile buluşturdum. Bacaklarını kapamaya çalıştı. Kolaylıkla ince bacaklarını yine araladım.
Direncini daha hızlı kırmak için dilim ıslaklığına daldı, amının her kıvrımını tanımak istiyordum. Vücudu tepkisini verdi. Sanki içine afrodizyak katılmış gibi tatlı am suları dilimin üstünde çoğalırken minik elleri saçlarımı okşamaya başladı.
Nefesi dün gece en hızlı sevişme anlarımızdan daha güçlü bir patlama ile inlemeye dönüştü. Gözleri kapalıydı, aşkım bu yeni tattığı zevkle kendini bana teslim etmişti. Dilimi amına vura vura sularını içmeye devam ettim.
"Bırak artık, ohhh!" sözlerini sağa sola düşen kollarını bacakları izlemişti. Dilimi amının damlamaya başlayan sularından istemeyerek ayırdım. Maraton koşmuş gibi nefes nefese kalan göğsü inip çıkarken şehvet ve aşk dolu gözler ile beni izledi. Sonra da,
"O zaman şimdi de ben sana yapacağım!" dedi. Titreyen elleriyle sikime uzandı, ilk kez kocasından başka bir adama bu şekilde dokunduğunu biliyorum. Büyüklüğünü ölçer ve kıyaslar gibi bir süre inceledi. Küçük eli ve ince parmakları arasında taş gibi olmuş sikim bana bile daha heybetli görünüyordu.
Sikimi ağzına aldı. Şaşırarak ve vücuduma çarpan elektrik dalgasına kapılarak onu izledim. Bir süre sonra o da bana baktı. Bir erkeğin kendini en güçlü hissettiği anlardan biri bu olabilir.
Bu konuda çok da deneyimli olmadığı belliydi, ama yapmak istiyordu. Ona rehberlik ettim, elini nereye koyacağını, hangi noktayı yalayacağını işaret ettim. Sabahki sevişmemiz ham ve sınırsızdı, birbirimize duyduğumuz şehvet tüm çekingenliklerimizi ezmişti.
Beni o kadar çabuk zirveye yaklaştırmıştı ki, ağzından çıkıp kucakladım ve kanepeye doğru ters çevirdim. Halen sıkı duran güzel götünü seyrederek ıslak sikimi ıslak am deliği üzerinde gezdirdim. Boynunu çevirip bana bakan gözlerinin daveti ile içine bir kere de tamamen yerleştim.
Ağzı kocaman açıldı ve kafası kanepenin kırlentlerine gömüldü. Bedenlerimiz birlikte hareket etti, nefes almak kadar doğal olan bir aşk ve şehvet dansı ile. İçimde ne varsa onun derinliklerine göndermek istiyordum. Bu hırsla bedenlerimizin birbirine çarpma sesini artırarak girişlerimi sürdürdüm.
Bu sefer ondan önce boşaldım. Yeni boşalmış sikimin hassas başı am sularında çıldırtıcı bir zevk ile kayarken, onun içinde kalmaya çabaladım. Götü önce havalandı, sonra öne doğru yüksek bir ohlama ile yığıldı. Geri çekildiğimde döllerim kızarmış amından kanepeye damlıyordu. İki gündür aklıma gelmeyen şey o an aklıma gelmişti.
"Sen korunuyor musun?" diye sordum.
"Hayır!" dedi ve sorumun nedenini anlamış olarak cevabını sürdürdü, bir yandan banyoya doğru yürüyordu. Bana bakmamaya çalışarak,
"Kocam üçüncü çocuk istemişti, denedik olmadı, doktora gittim bende sorun yokmuş, o günden beri korunmuyorum!" dedi.
Bacak arasını yıkadıktan sonra içeri çıplak olarak giren güzelliğin tekrar kucağıma oturması ve on dakika süren çılgın bir öpüşme seansından sonra kendi elleri ile içine soktuğu sikimin üzerinde zıplamasıyla sevişmemize kaldığı yerden devam ettik.
İkimizin de tükendiği bu son sevişme ve sikişme sonrasında eşyalarımızı topladık. Kanepeye akmış dölleri temizledik. Evden çıkmadan önce son bir kez evin içinde bir iz bıraktık mı diye kontrol ettik. Dışarda da bu soğuk havada kimsecikler görünmediğinden onar dakika ara ile evi terk ettik.
Takip eden hafta telefonum hiç çalmadı. Her zaman konuştuğumuz saatlerde ben aradım, ama telefonu hiç açılmadı. Evlerinin sokağından defalarca geçtim. Ne yüzünü görebildim, ne de bir haber alabildim.
Mecburi görevim bitip Ankara'ya döndükten üç ay sonra bir bahane ile kasabaya gelip hastaneyi ziyaret ettim. Eski arkadaşlar ile sohbet güzeldi. Ama aklımda evinin sokağından geçmek, belki onu bir kere olsun görebilmek vardı.
Benden sonra ne yapmıştı, belki kasabadaki bu tek hastaneye gelmiş bir not bırakmıştır diye eski odamı kullanan yeni doktora uğradım, danışmadaki kızları sıkıştırdım. Onun adını değil ama kocası adına kesilmiş bir fatura buldular, detayını araştırdım.
Evet, hastaneye bir kere gelip iki gün kalmıştı.
O evde geçirdiğimiz aşk dolu hafta sonundan tam dokuz ay sonra bir kız çocuğu dünyaya getirmek için…
Adem hocanın karısı Hiranur ,u yazabilir misiniz.
Tabiki