Zor işmiş youtuber olmak.
will byers stan first human second
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

No title available
Misplaced Lens Cap
I'd rather be in outer space 🛸
Jules of Nature
No title available
we're not kids anymore.

⁂

Discoholic 🪩
🩵 avery cochrane 🩵
Peter Solarz

Andulka

ellievsbear
Mike Driver
Cosmic Funnies
𓃗
$LAYYYTER
Show & Tell
sheepfilms
seen from Tunisia
seen from United States
seen from Ukraine
seen from Brazil
seen from Oman

seen from Argentina
seen from United Kingdom

seen from New Zealand

seen from Australia
seen from Germany
seen from Canada
seen from Russia
seen from Greece
seen from United Arab Emirates
seen from France

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Chile
seen from Pakistan
seen from United States
@seyhmaglup
Zor işmiş youtuber olmak.
Ah.
Gecenin karanlığını Fatih Caminin haşmetinin aydınlattığı bir gece. Sırlar Dünyası atmosferindeki cami avlusundan etrafı temaşa ederek huşuyla geçiyoruz. Elinde taburesi sakallarına ak düşmüş piri fani bir amca giriyor sahneye. Yaşıtları bu saatte evlerinde emekliliğin keyfini sürüyorken ve muhtemelen bu saatte de uyuyorlarken o ekmek parasının derdinde.
Ekmek Parası…
Bize sesleniyor. Telefonumuzla arama yapmak istiyor. Kulak asmadan birkaç adım atıyoruz. Ve iç ses olaya müdahil oluyor. ‘’Arayacağı numara terör numarası olabilir gece gece iş alma başına devam et acş.’’ / ‘’ Görmüyor musun yüzü nurlu bir amca yürümekte dahi zorlanıyor ne kötülük gelebilir ondan kendisini almak için çocuklarını arayacaktır, kalp değil odun mu o taşıdığın’’
Yazı tura atalım diyorum arkadaşıma, yanaşmıyor. Amcanın çekim gücüne daha fazla karşı koyamıyoruz ve cebinden çıkardığı karttaki numarayı çeviriyorum. Oğlunu arıyor amca ve dualarla uğurluyor bizleri.
Fatih Camisine karşı çay içerken gönlüm sıkılıyor içim daralıyor.
Ulan ne oldu bize be! Nerde kaldı güven toplumu? Nerde kaldı birbirinin elinden ve dilinden emin olan güzel insanlar.
İnsanlara olan inancımızı kaybettirmeye çalışıyorlar.İyilik yapma duygumuzu köreltiyorlar. Şefkat ve merhamet hislerimizi zayıflatıyorlar. Siz iyi niyetlerimizi köreltmeyle uğraşsanızda biz bileylemekten vazgeçmeyeceğiz bilesiniz.
Fatih Camii’nin yarım asırlık çınarı, Fatih’in türbesinin başında yıllarca Milli Gazete ve dua kitapları satan Mustafa Amca Rabbine kavuştu. 4 yıl önceki bu anı kaldı geriye.
Tanburi Abdusselam Bey güzel bir katkıda daha bulunmuş nefer ekibine. Allah karşımıza “Bir adam tanıdım…” denilecek kişileri çıkarsın… Baştan sona emek kokan bir çalışma. Etkileyici bir klibi var. Oyuncunun jest ve mimikleri ile Abdusselamın yanık sesi birleşince insanın ağlayası geliyor. Hatta sigara içesi. Evet bazı müzikler bazı duyguların üzerine geldiğinde insanın gönlünde yanardağlar patlıyor.
( Yaklaşık 6 ay önce yeni doğan yoğun bakımından gecenin bir vakti arabayla tek başıma eve dönerken ‘’ Sözlerin var içimde ‘‘ ezgisi patlama yaşatmıştı en son. bu da geçsin tumblr kayıtlarına )
Balık burcuysanız ve rakik bir yüreğiniz varsa bir söz bir bakış hatta bir susuş bile ağlatabilir sizi.
‘’Lal olsam, beni sen duysan
Senden gayrına kör olsam (yâre)
Tahtım tacım ateşinde yansa
Bastığın eşiğe toz olsam’’
Dini sırtınızda bir yük gibi yaşamayın çünkü insan, dini sırtına yük ederse ondan bereket göremez
ömer türker
Başımızın belası adam.
*Kamu Spotu* ‘’Başımızın belası adam. Paraya ve şöhrete tapan adam.’’ bu cümlelerle tarif etmişti rahmetli Balkanlıoğlu Hoca bu zaatı. İlahiyat camiası tarafından hiç ciddiye alınmaz, gündemde kalkmak için saçma sapan çıkışlar yapar, Nureddin Hoca dinlenir mi diye bir video yayınlamış iki hafta önce, dinlenmeyeceğine hükmetmiş, yine geçen günlerde Serdar Tunceri ve kurduğu youtube kanalını hedef almış. Bugün ise Allah için Saadet Partisine husumet duyduğunu söylemiş. Yazık...
Bu satırları yazarken fonda
https://open.spotify.com/track/2JWCTN9POkKDQZPOWLQVsW?si=777fdb65247b4797 çalıyordu.
...
İdari yoğunluktan dolayı öğrenciler mağdur olmasın diye müzik dersine girmeyi tercih etti. Haftada bir saat boş geçse bile çok büyük bir sorun olmayacaktı. Istiklal Marşını İsmet Özel vari olarak okutmayı öğretti öncelikle. Sonra Selam İmam Hatiplimi, Gül bahçesinde ibrahimi , ben imamhatipliyimi... Sesi kısılana kadar, ellerini yumruk yapıp göğe kaldırarak kimi zaman, aşk ile.
Yakartop da oynadı taklit de yaptı evet hayır dedirtmeye de çalıştı, kitaplar da okuttu
...
Dünyevi üzüntü ve sevinçlerin zafer ve mağlubiyetlerin geçici olduğuna iman etmişti. Önemli olanın dünyada "ebediyyen kalıcı olan'ın sırrını yakalamak olduğunu biliyordu. Ama yine de gönlünde hüzün vardı. 5. Sınıf bıcırıklarından ayrılacak olmanın hüznü. İmza kampanyaları düzenlediler minik gönüllerince, velilerini organize etmeye çalıştılar ama istifa dilekçesini yazmıştı şeyh, eski okuluna geri dönmek zorunda kaldı, bundan da bir hayır umarak.
...
Hazırlıklar yapıldı, protokolü ve Nihat Hatipoglunu karşılamak için öğrenciler bahçeye indirildi. Şeyh de davet edilmişti. Öğrencilerin bundan haberi yoktu. Birdenbire karşılarında şeyhi gördüklerinde daha öncesinde verilen protokol karşılama telkinlerini unutarak koşmaya başladılar. Ortalık bir anda karıştı. Bıcırıklariyla birlikte yürüyerek durumu toparladı şeyh, bir hatipoğlu değildi belki ama onun da sevenleri vardı, hangi makam, mevki, şöhret bıcırıkların gönlüne girmekten daha ulvi ve tatminkar olabilirdi?
''o yeşil sarıklı hocaların bile öğretmediğini öğretti.''
Ölümün dahi güzel olanı. Uykuda iken ruhunu rahmana teslim etmek...
''Kendinden birşeyler kattın Güzelleştirdin ölümü de.''
İnsan İlmihali.
Nureddin Yıldız hocayı en son dergi röportajı için ziyaret etmiştik, 5 yıl geçmiş üzerinden...
‘’Sosyal Dokuda sabah namazı ile başlayan bir program var beraber gidelim mi? Ordan da okula geçeriz’’ Alanı Beden Öğretmenliği olan dost, bu cümlelerle davet edince, Nureddin Hocayı görürüz umuduyla tamam dedim. Programın içeriğini whatsaptan gönderdi. Üniversite öğrencilerine yönelik insan suresi temalı 4 günlük bir kamp imiş. Programda Nureddin Hoca yok :) ‘Öğrencilere yönelik programda ne işimiz var’, ‘Nureddin Hoca da yokmuş zaten’ gibi vesveselerle yan çizmeye çalışacakken ‘ salihlerle beraber olacağız, günahlarımıza kefaret olur belki’ diyerek ikna etti beni.
---
3 Muharrem.
Saat 12′de kamptaki gençlerle hasbihal edeceğini öğrendik. Bıraktık işi gücü koyulduk yola. Hocada değişen tek şey sakallarının rengi. Biraz daha beyazlaşmış, enerjisi aynı. Sohbetlerdeki gibi ciddi değil birebir görüşmelerde. Esprileri ve soruları ardı ardına sıralıyor. Niye geldiniz buraya? İnsan suresine niye bu isim verilmiş? Sosyal Dokuya geldiniz sosyal dokucu mu oldunuz? Misafir olduğumuz ve konuşma hakkının gençlerde olduğunu düşündüğüm için söz almıyorum. ‘Seni bir yerden hatırlıyorum diye iletişime geçsin diye gözüne gözüne bakıyorum. Sonuç başarısız. Yarım saatin sonunda sohbet bitiyor.
bu satırları yazarken fonda
https://open.spotify.com/album/7apRIODCAwfYPNlBxR725x
çalıyor.
20 Zilhicce 1442
İncinmemek mi / İncitmemek mi hangisi daha zor. Dilsiz filminde hat öğrenmek isteyen öğrencisine bu soruyu soruyordu mim kemal öke.
Başarılı bir okul da görev yapıp iyi yerlere gelecek öğrencilerle mi ilgilenmek, yoksa başarısız bir okulda görev yapıp bataklıktan öğrenci mi kurtarmak bu soruyu soruyor şeyh kalbine.
Bataklığı kurutma çalışmalarında destek değil köstek olanlara öfkeli, köstek olanlar nedamet getirmişler ama nefsini ayaklar altına alamıyor. Bataklık yerine çiçek bahçesinde bahçıvanlığı seçiyor. Rahatlığı mı bırakıyor yoksa rahatsızlığı mı? Yükü hafifliyor mu, ağırlaşıyor mu ?
***
Efendisini doğuran cariyeler başka bahçelere konsun diye getiriyorlar efendilerini, bilmiyorlar bazı bahçelerin zehirli olduğunu, şeyh vazgeçirmeye çalışıyor, iyi yerlere gelen dostlarından bahsediyor çünkü İyi insan olmaktan daha çok önemseniyor iyi bir meslek. Geçmişteki kat sayı zulmünden bahsediyor, yksdeki ihl başarılarından bahsediyor köle mahçup, efendi umursuz. Şeyh yaşlandığını hissediyor.
***
İdealistliği azaldı ama yok olmadı. Dünyanın bir gün gül bahçesine döneceğine hala inanıyor.
‘’Bir gül açmasın diyedir bütün yaptıkları
Ey gül -toprağına bir gübre olmak- kaldı bana.’’
Bu satırları yazarken fonda Abdusselam’ın bestelediği Sırrı Sefer çalıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=JD7DAZw3Lao&ab_channel=Gen%C3%A7TV
Kendi istidadımıza yönelik sorumluluğumuz vardır. Eğer kabiliyetlerimizin hakkını vermezsek bunun sonucunda kabiliyetlerimiz bizden intikam alırlar. Bu intikamın adı da mutsuzluktur.
Ekrem Demirli
Genç Düşünce Prodüksiyon ; dopdolu bir youtube kanalı. Skeçler, kültür programları, güncel meseleler... Gençliğin dilini yakalamak adına çok önemli bir iş. Radyo Tembih de kanalın güzel bir projesi. güzel kitaplardan kısa güzel bölümler ve öncesinde konu ile ilgili müzik cümbüşü. Şuana kadar 16 video yayınlandı. Severek ve takdir ederek takip ediyorum. Özellikle de Mustafa’yı. Kalemi de kalbi kadar güzel olan Mustafa.
...
Zeyd bin Eslem’in babasından naklettiğine göre: Hz. Ömer (r.a) bir gün dostları ile otururken aralarında şöyle bir konuşma geçmişti. Hz. Ömer (r.a) yanındaki dostlarına: “Allah’ın kabul edeceği tek bir dileğiniz olsa ne isterdiniz?” diye bir soru sormuştu. Oradakilerden biri: “Ben, şu oda dolusu gümüşüm olsun da onu Allah yolunda harcamak isterim dedi. Bir başkası: Şu oda dolusu altınım olsun da onu Allah yolunda harcayım isterim dedi. Bir diğeri: Bu oda dolusu mücevherim olsa da Allah yolunda harcasam isterim dedi.” Herkes dileğini söyledikten sonra oradakiler “Ya Ömer peki sen ne isterdin?” diye sordular. Hz. Ömer (r.a): Ben de, Ebu Ubeyde bin Cerrah, Muaz bin Cebel ve Huzeyfe bin Yeman gibi bir oda dolusu adam isterim ki onları, Allah yolunda görevlendireyim.” diyerek herkesi duygulandıran dileğini söyledi.
...
Bir oda dolusu adam seçme hakkım olsa o adamlardan birisi de sen olurdun Mustafa. Allah ayaklarını ve kalbini istikamet üzere tutsun.
Genç Düşünce Prodüksiyon - https://www.youtube.com/channel/UCkSkZiFBs1RBRxCbNLAtBaQ/featured
Yunus eydur senin aşkın yolundan
Varam mansur gibi berdar olam ben
Ya Hay Ya Hay Ya Hay Ya Hay Ya Hay Ya Hay
Sakın efsane söyleme Hazrete varır yolumuz
Eyvallah.
küfre yaklaşmak üzerine..
İslami camiada kelam ve mantık dersleri veren birisi küfre yaklaştığını ilan etti bugün sevgili günlük.
Yıllar önce Gazenferağada verdiği bir derste sorulan bir soruya:
‘’Çok soru sorma Bazı konularda teslim ol geç demişti’’
Kadere bak...
Allah insanı iddiasından vuruyor...
İmam Gazali’yi yemekten içmekten kesen zihin ve ruh dünyasında bunalıma sürükleyen ders veremeyecek duruma düşüren derin şüphe...
El Münkız’da Allah’ın kalbine akıttığı nur sayesinde bu krizden kurtulduğunu anlatır Gazali.
Verdiğin dersler hürmetine inşallah sen de bu krizden kurtulursun. Dua edelim. Hem hocaya hem akibetimize.
‘’Hey Taha dur sınırı geçiyorsun
Bir taş var orada nereye gidiyorsun’’
“Ümmü Seleme"ye; "Ey müminlerin annesi! Allah Resûlü (sav) senin yanındayken en çok hangi duayı ederdi?" dedim. Ümmü Seleme, "Onun çoğunlukla ettiği dua şuydu: "Ey kalpleri çeviren (Allah"ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl." Ben kendisine, "Ey Allah"ın Resûlü! "Ey kalpleri çeviren (Allah"ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl." diye neden çok dua ediyorsun?" dedim. Allah Resûlü şöyle buyurdu: “Ey Ümmü Seleme! Hiçbir insan yoktur ki kalbi Allah"ın iki parmağı arasında olmasın. O, dilediği (kulunun kalbini) istikamet üzere kılar, dilediğini ise saptırır.”
( Tirmizî, Deavât, 89)
'Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.
Âl-i İmrân Suresi 8. Ayet
küfre yaklaştıkça inancım artıyor.
neyi kaybettiğini hatırla
‘Yıllar sonra hayatın içinde ilk o açtı Mushaf'ı şerifi ve ilk o okudu cihad ayetlerini . Damar damar , tabaka tabaka Anadoluya iman ve umut taşıdı. Abdulhamid’ten sonra siyaset kürsülerinde küresel güçlere, “Haddinizi bilin.” dediğinde marka Müslümanlarının yürekleri ağızlarına geldi. Ahiretle tehdit edildiğinde, “Ölümü düğün gecesi olarak görene ölüm ne yapabilir ki?” diye karşılık verdi. Ümmetin yıkıldığı her cepheye ilk o koştu.Yoruldu yıkıldı fakat nefesi durana kadar cihad meydanından çekilmedi.Bir şubat günü o durunca zaman da durdu .Göklerin kapısı açıldı ve yarım asır küfre direnen süvari geride bir kabir , hafızalarda silinmez izler , yüzbinlerce talebe bırakarak sonsuz gitti .’ Mekanın cenet olsun SAVUNAN ADAM !
Tarih 27 Şubat, bir gün önceden kendi doğum günümün pastasını almak için pastanede sıranın bana gelmesini bekliyorum. Tv açık gözüm son dakika alt yazısına takılıyor. Yutkunuyorum. Gözlerim doluyor.
***
Lise 2. 1 Mart,
Biyoloji dersinde not sunuma göre verilecek. Sıra bizde. Sunum usbmde, çalışkan bir öğrenci olduğum için ufak bir tereddüt yaşıyorum önce, sonra ‘banane biyolojiden’ diyorum yaşadığım tereddütten ar ederek düşüyorum yollara. Furkan’la birlikte önce Edirnekapı ordan da yürüyerek Fatih Camii. Surlarda Erbakan Hocanın fotoğrafı. Fevc fevc Fatih Camiine doğru yürüyen insanlar. Ve hayatımda kıldığım en kalabalık cenaze namazı. Aksaraya kadar kortej eşliğinde sloganlar. Ve Murat Paşa camiinde kılınan ikindi namazı.
***
Erbakan Hoca...
Ortaokulun ilk yıllarında annemin arkadaşı olan Semra abla, milli görüş propagandası yapardı. Kızardım. Yenilikçilerin tarafındaydım :) Sonra 7. sınıf ve AGD. Beyin yıkama seansları. Havuzlar, geziler, kamplar, divanlar, kongreler, kitap okuma grupları. İstanbul Üniversitesini itlere çakallara teslim etmeme gayretleri. Salavat yürüyüşleri.
***
Ruh hamurumu yoğuran ‘dert kazandıran’, bir hayal kuran ve bizi o hayale inandıran beyaz takım elbiseli adam. Ruhun şad olsun. mekanın cennet olsun.
***
Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana O inanmışlar çağının.
Zaman akar yer direnir gökyüzü kanat gerer Siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde Karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz Soluğunuz umutsuz ceylanların gözyaşına sünger.