Sıkıştık Arkadios Sütunu misali bir köşeye; çıkabilene aşkolsun! Yaşıyoruz ama öte yandan bize dayatılan yaşama isyan bile edemediğimiz günlere az kaldığını hissediyoruz. Halkın arasındayız ve millet bu iktidardan memnun diyenler var etrafımda. Görece doğrudur. Etrafınıza bakmanız yeter. Sizin tüm bu olup bitenlere isyanınız sizde kalacak, en fazla yakınınızdakilerle konuşacak, 'yok yaaa bu kadar da olmaz'dan öteye gidemeyecek. Durumumuz bu kadar basit. Etrafıma bakıyorum, çocuğuma kitap alırken bina görevlisinin çocuğuna da kitap alıp veriyorum ama o kitabı okumadıklarını görüyorum, biliyorum. Metroda önümden yürüyen iki elinde iki çocuk, kimsenin görmediği, görmek istemediği adamın, ağlayan çocuğunu susturmak için kucağına alışını, ona usulca Arapça birşeyler fısıldadığını görüyorum, ağlayasım geliyor.. Sıkışmışlık, hiçbirşey yapamama durumu bana bir kaç ay evvel gördüğüm o devasa sütunun binalar arasında kaybolmaya yüz tutmuş zavallılığını anımsatıyor. Çocuğuna kitap okumayan görevlimizi her gördüğümde; 'kavruk suratlı - Anadolu insanı tam da böyle güneşten kavrulmuş değil midir?- milyonlarca kişi büyük kentlere çocuğunu daha iyi okutmak için mi geldi sanıyorsun Sevda diyorum kendime!' ' Köyümde bir kütüphane bile yok, İstanbul'a bir gideyim hergün okuyacağım, Gorki, Proust, Hemingway, Beauvoir, Sartre; ne bulursam okuyacağım. Varolacağım! Tüm kişiliğimle şehirlilerin karşısında dimdik düşüncelerimle duracağım', düşüncesiyle mi geldiler buraya Sevda yoksa 'Istanbul'un taşı toprağı altın, gider bir yerde bir arsa kapatıp bir gecekondu dikeriz, ben kapıcılık yaparken bizim kadın temizliğe gider, çocukları da çırak veririz' düşüncesiyle mi? Seçimler öncesi gecekondusuna tapu verildiği için mutlu olan,o gecekondunun apartmana dönüşünü görmek gelecekteki tek gayesi olan, okumayan, çocuklardan kız olanları ilkokul sonrası evlendiren, oğlanlar iş sahibi olsun diye çırak veren, geleceğimizi - toplu halde geleceğimizi- divan altına süpüren tüm insanlar beni şıkıştırıyor, boğuyor ve ben kendimi her geçen gün daha fazla kenarlarından bloklar düşmüş Arkadios sütununa benzetiyorum . Hiç vatandaş olamayan, insan bile olamayan, ne zenginleşen , ne de demokratikleşen koca insan toplululuğu o devasa sütundan yere düşen, sonra etrafındaki binaların yapımında kullanılan ve tekrar kullanılan ve tekrar kullanılan taş parçaları gibi adeta. Bir yandan haberlerde Gazze'ye atılan bombalar içini parçalıyor, diğer yandan musevi kadınla kahveni içerken sana yıllarca her hamile kalışında çocuğunu düşürdüğünü ve oğlu Jacobo'ya hamile kaldığını dört ay boyunca anlayamadığını çünkü artık çocuk fikrini aklından çıkarmış olduğunu anlatıyor. Ve Jacobo ile yaşıt yeğeninin şu an İsrail'de olduğunu , Istanbul'a döner dönmez oraya gidip yeğenini kurtarması gerektiğini söylüyor. O an tek çaren Arkadios Sütununda eskiden varolan merdivenlerden bir dehlize girip kaybolmak! Televizyon kanallarında, burada veya Amerika’da ya da Brezilya’da stratejistler tarafından tarih yazılıyor, belgeleniyor, biz de o tarihi yiyip yiyip kusuyoruz. Acımasız tarih, acımasız inanışlar, dinler!Ve hangi Tanrı? İnsanlara, ateşi ve ateşle birlikte tüm sanatları ve tekniği ve korkunç ölümleri hediye eden Prometheus’dan başkası mı Tanrı ? Yoksa yaşadığımız çağa müthiş bir tiksinti duymaya sebep olan bambaşka bir Tanrı mı? Ben yine en iyisi Fatih Belediye'sinin 40-50 yıldır restore edeceğini, etrafındaki yamalı binaları temizleyerek açığa çıkaracağını söylediği Arkadios Sütununa sığınayım, zira Evliya Çelebi dediğine göre anıt bir tılsımmış. Anıtın üstünde bir maksure( mahfil) bulunur, bunun tepesinde de bir kız heykeli bulunurmuş. Bu kız yılda bir kez canlanır, bir sayha( çığlık)koparır, bunun üzerine de uçan kuşlar yere düşermiş. Evliya Çelebi'ye göre Hz. Muhammed doğduğunda bir deprem olmuş, sütun parçalanmış ama tılsımı sayesinde dağılmadan bizim Çelebi'yi beklemiş! Kimbilir tılsım bizi insan olmaya iteler! “ Dualar ve emirler küçülttüler bizi parçalara ayırıp.” (Gottfried Nenn) Arkadios Sütunu; Kserolofos denilen yedinci tepe üzerine dikilmiştir. Imparator Arkadios ( 395-408 ) Got generali Gainas'ın çıkardığı ayaklanmayı bastırdıktan sonra, 5. yy başlarında ( 402 veya 403 ) kazandığı zaferi kutlamak amacıyla anıtsal bir sütun inşa ettirmeye başladıysa da eser ancak ölümünden ( 1 Mayıs 408 ) sonra oğlu II. Teodosios tarafından tamamlandı. Üzeri ve kaidesi zengin bezemelerle süslenen bu sütun Arkadios Sütunu olarak adlandırıldı. Teodosios, sütunun üzerine babasının büyük boyutlu bir heykelini yerleştirdikten sonra, 421'de görkemli bir törenle açılışı yaptı. Bundan bir süre sonra heykelin ve sütunun bulunduğu yerin çevresinde bazı galeriler ve dükkanlar yapılmış ve meydan ithaf edilen ya da yaptıran imparatorun adıyla, Arkadios veya Teodosios Forumu olarak adlandırılmıştır. Forumu çevreleyen mimari unsurlar bilinmemekle beraber, burasının Tauri Forumu'nun bir benzeri olduğu düşünülmektedir. Kaynaklara göre, meydanda Arkadios Sütunu'ndan başka, tanrıça Artemis, II.Teodosios, III. Valantinianos, Markianos vb'nin heykelleri bulunmaktaydı.Arkadios Forumu'nun ortasında yer alıyordu. Bizanslı tarih yazarı Teophanes'e göre anıt 404'te yapılmış fakat üstüne Arkadios'un heykeli ancak oğlu II. Teodosios tarafından konulabilmiş ve bunun için 10 Temmuz 421'de tören yapılmış. Bir başka dönem yazarına göre, meydanın düzenlenmesi 435'lere dek devam etmiş. Forum dikdörtgen biçiminde olup, etrafı revaklarla çevrilmişti. Hatta burası kabartmalar ve heykellerle süslenmişti. 543'te depremden, 550'de yıldırımdan, 740'da yine depremden zarar gördü. Bizans halkına göre uğursuz bir anıt ve yerdi; hatta 1204'ten 1261'e dek Bizantion'u işgal eden Haçlılar'ın şehri işgal edeceği anıtın gövdesindeki kabartmalarda yazıyordu! Halk bu yüzden kabartmaları kazımaya başlamıştı. Anıtın tepesinde yaşayan keşiş'in kutsaması da işe yaramamış olacak ki 1204'te kendisini imparator ilan eden V. Aleksios Murtzuflos, Haçlılar tarafından muhtemelen bu anıtın tepesinden aşağı atılarak idam edilmişti. Türk Dönemi'nde alıcı ve satıcıları kadın olduğu için ' Avrat Pazarı' diye adlandırılmış olan meydanın yerinde bugün elbette meydan yok! Arkadios Anıtı'nın içinde dönen merdiven en yukarıya kadar çıkışı sağlıyormuş. Bunun sonunda, anıtın başlığında bir balkon varmış. Anıtın boyutu 47 metreden fazlaymış. Gilles anıtın içinde 233 basamak saymış, içeriyi aydınlatan 56 mazgal varmış. Bugun pek az kabartma görülebiliyor. Girilebilirse, giriş holünün tavanındaki levhada İsa'nın alameti olan bir khrisma ile iki yanında alfa ve omega harfleri görülebilirmiş. ( Grek alfabesinin ilk ve son harfi, İsa'nın her şeyin başı ve sonu olduğuna işaret eden iki semboldür). Istanbul Arkeoloji Müzesi'ndeki kabartmalı mermer parçaları ve Davutpaşa buluntularının da Arkadios Sütununa ait olduğu düşünülüyor. Kaynak: Istanbul Ansiklopedisi S.KALİ