Bu yazdıklarım hep gizli kalacağından mıdır nedir bilinmez inanılmaz bi rahatlıkla yazıyorum cümlelerimi 22 yaşındayım belki koskoca belki de kısacık bi ömür kimisi için benim için karmaşık biraz sanki dünya her gün kendimizi daha da gizlememiz gereken bir yere dönüştü . Gerçekler mi onlar artık kimsenin umrunda değil gibi kendin gibi birkaç tane bulduysan sakla onları. İşte dünya aynen böyle hissettirmeye başladı. İçtiğin çorbanın bile zamanla kokuşmaya başladığı o güzel anın çürüdüğünü bu yüzden güzel anlarda bile derinlik aramaman gereken bi yer oldu .Küçükken belli duygulara sahip değildim belki de bu duygulara sonradan sahip olmanın acısını çekiyorum ben küçükken sıkılmak ne demek bilmezdim üzülmek ne demek bilmezdim bildiğim tek bi ifade vardı acıkmak canım sıkılırsa acıktım derdim üzülürsem acıktım derdim sevilmezsem acıktım derdim şimdi anlıyorum bu hislere sonradan sahip olmanın acıklı olduğunu hala canım sıkılınca acıkıyorum . Sanki sürekli kavga var içimde bi yanım o kadar yaşlı ki dünyaya anlam vermeye çalışıyor neden her sabah erkenden uyanıyoruz diyor niye hep zorluk niye hep mücadele niye şefkat bu kadar zor ve kısa süren bi şey neden sevgi sadece benim empati yapmamı gerektiren bir şey. Onları da anlıyorum ama zoruma gidiyor beni anlaşılmanın bile kurtaramayacağını fark etmek. Sonra diyorum ki çok mu şey istiyorum aslında yok hayır istemiyorum ama işte orda düğümleniyor hikayem benim her şeyi yapmaya çalışırken yıkılışımı izlediğim çaresiz hissettiren ama yine de gülmeye hasret sevgiye tapan hikayem. Bildiğim tek şey bu dünyanın adil olmadığıdır. Eğer olsaydı çok sevdiğim içi küle dönen kadınların gözlerindeki ışık içindeki inanç hala kalıyor olurdu.

















