Çok fazla derin düşünce, çok fazla derin düşünce!!

No title available

@theartofmadeline
ojovivo

titsay
he wasn't even looking at me and he found me
d e v o n
sheepfilms
occasionally subtle
noise dept.
No title available

No title available
TVSTRANGERTHINGS
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

❣ Chile in a Photography ❣
Sade Olutola

shark vs the universe

oozey mess
Alisa U Zemlji Chuda

Product Placement
cherry valley forever

seen from Greece

seen from Poland
seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from Romania
seen from India
seen from United States
seen from Canada
seen from United States

seen from Singapore
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Qatar
seen from United States

seen from Canada
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Singapore
@summonedfear
Çok fazla derin düşünce, çok fazla derin düşünce!!
Okey, bak şimdi dün
Yatakta uzanıyordum, şarjım biteli saatler olmuştu ama şarj aletini alıp prize gidemeyecek kadar üşengeçtim. Zihnim uyanıklıkla uyku arasında gidip geliyordu. Bir an gerçekten hayatımı sorguladım. Olduğum kişiyi, olmak istediğim kişiyi, aslında değişmek bile istemiyordum. Ama değişmem gerekiyor yoksa hayatta kalamayacağım.
Bu zamana kadar birkaç yıldır çok değişmiş gibi hissettim. Her ay biraz daha fazla, "Çok değiştim, eskiden olsa böyle davranır mıydım? Böyle konuşur muydum?" ama sonra gram değişmediğimi fark ettim. Hala aynı kişiydim. Aynı yaşama sevinci, aynı hayal kırıklığının üzüntüsü, aynı tepkiler...
Farklı olan tek şey kendime bakış açımdı. Bilincim açılmıştı. Kendimi daha net görüyordum. İlk başta korktum, kendimi tanıyamadığım için korktuğumu düşündüm. Kendimi tanımaktan korkmuştum. Bu korku giderek arttı, duygusal olarak çok fazla iniş çıkış yaşadım. Daha kendime bile güvenemezken insanlara güvenmemem, onlara yaklaşmamam gerektiğini düşündüm.
Bu da bana kişiliğimin bir madalyon gibi olduğunu fark ettirdi. (Sonuçta daha önce insanlarla bu kadar iç içeyken bir anda tersine döndüysem iki yüz var demektir.)
Duygularla yapılmış bir kurdeleye özenle tutuşturulmuş gümüş bir madalyon.
Bir tarafında nazik, insanları yargılamayan, kendini bir kenara atıp tanıdığı insanlar için yardımcı olacak her şeyi yapan küçük bir kız vardı. Her şeyi dedikleri gibi yapan, karşı çıkmayan, en iyisini onların bildiğini düşünen...
Bu taraf, insanlar tarafından manipülasyona uğrayana kadar böyle kaldı.
Sonra...
İnsanların bana yaptığını sezdim, aynısını yavaşça kullanmaya başladım. İçime asla sinmedi. Kesinlikle hayır. Ama bağımlılık yaptı.
Tonlarca yalan söyledim ta ki yalanlarımı ben bile gerçek sanana kadar. Ailem fark etmedi, ortanca çocuktum hani anlarsınız, benimle gerçekten yeterince vakit geçirmediler.
Madalyonu bu şekilde çevirdiğimi düşündüm. Kendi kişiliğimin üstüne yalanlardan bir tabaka oluşturdum. Kendime kendimi unutturdum. Sonra bu tabakayı kazımak yerine yeni bir ben inşa etmeye başladım.
Yeni ben insanlar için biraz kabaydı ve sosyal olarak garipti. Onca yalandan sonra bir daha yalan söylememek için aşırı açık sözlü olmaya karar vermişti. Saygılıydı ancak insanların istediği kadar samimi değildi.
Onlara göre toxic idim.
Madalyon asla çevrilmemişti. Sadece kendi zihnimde kaybolmuşken ben öyle düşündüm.
Şimdi madalyonu sessizce çeviriyorum. O düz yüzünü ortaya çıkarıyorum. Üzerinde birkaç çizik var ama kazımaya hazır. Gerçek beni görmeye hazırım. Pes etmemek için hazırım.
Madalyonu sıkı sıkıya tutup ailemin bana öyle bir şey asla olmadı dediği anılara vurarak tabakayı, üzerindekileri ve altındakileri kırıyorum. Geçmişle bağlantılı olmama gerek yok, artık çok fazla düşünmeme gerek yok.
Eğer istersem birkaç davranışı tutabilirim ve eğer istemezsem her şeyi boşverip oluruna bırakabilirim. Bunu biliyorum, kendimi biliyorum.
Ben her şeyden önce
kendime aitim
Ve bununla gurur duyuyorum.
Tüm gün bu haldeydim. Pf, ders çalışmadım ama ders çalışmışım gibi hissettirdi. Mide bulandırıcı.
Bazen neden kendi dilimden korktuğumu anlamıyorum. Sonuçta ben bununla doğdum, büyüdüm ve iletişim kurdum. Ama yine de yabancı dilleri daha fazla sevmekten kendimi alıkoyamıyorum. Beni yanlış anlamayın Türkçeye saygım sonsuz. Sadece diğer dillerde konuştuğumda ya da bir şeyler yazdığımda çevremdekilerin anlamamış yüz ifadelerini seviyorum. Gerçi Türkçe konuşunca da anlamıyorlar ama o benim ve yaratıcı dereceyi çoktan aşan aşırı mecaz konuşma problemimle ilgili. Kendimi açıklamayı sevmem, eğer anlamak istiyorlarsa dinleyebilirler. Tüm toplumun sorunu bu değil mi zaten? Dinlememek.
Uykuya ihtiyacım var, tek konuda kalamıyorum.
Puff, tatlı uykular.
Hey Bae,
Eğer orada bir yerdeysen bil ki bana geldiğinde seni çok seveceğim. Normalde bu konularda utangacımdır, hislerimi saklarım, güven sorunum vardır, saçmalarım ya da konuyu değiştiririm. Ama bebeğim biliyorum ki yanında rahat hissedeceğim. Düşünmeden konuştuğumda bile beni anlayacaksın. Benim aşk dilim sözlerimden ibaretken seni sevdiğimi bilip beni anlamamazlıktan gelemezsin ki zaten. Birkaç dakika sessiz kalıp sonra garip bir deyimle döneceğim ve muhtemelen sana konuşma şansı vermeden deyimimi açıklarken beni keseceksin ve zaten anladığını söyleyeceksin.
"Cıvıldadığında veya yeni bir fikirle dolduğunda gözlerinin parlayışını seviyorum. Bana sadece farkında olmadan konuştuğunda uzun süre bakabiliyorsun ve bu anlara minnettarım. Sıkıntıdan ölecekken beni canlandırabilir ve sana güldüğüm için bana kızabilirsin. Ve ben her zaman seni sevdiğimi kulağına fısıldayıp kollarımda kıvranman için orada olacağım. Asi değilsin, sadece sevilmemişsin.
Bunu değiştirmek için buradayım.
Beni sevebilirsin."
Ben umutsuz bir romantiğim >-<
Bir kütüphane kurmayı hayal ediyorum. Çevresinde birkaç yetimhane ve birkaç okul bulunan çok fazla nüfusu olmayan ama geniş alana sahip olan bir yerde olacak. Reşit olmayan herkese ücretsiz giriş verilecek. Her kitaptan birkaç tane olacak ve ödünç alınılmasına izin verecek ama eğer o kitaptan bir tane kaldıysa üzgünüm ama orada okuman gerekecek. İstek kitaplar için küçük bir kumbara mı? Okuldaki şikayet kutuları gibi bir kutuda. Veya uzun bir ödünç kitap listesi. Muhtemelen içlerinde kaybolur ve ilk günü bitiremeden pes ederdim. Yine de öyle bir yerde çalışmak isterdim ve kesinlikle işimi severdim.
"Ne yapıyorsun?"
"Nefes mi alıyorum? Nefes alıyorum!"
"Hayır, yani elindekiyle ne yapıyorsun?"
"Aah. O bir stres topu salak."
"O bir kedi, örgülü."
*tümhayatıbaşınayıkıldı*
"Taslaklara kaydedilsin mi?"
*asilbirhanfendigibihissetmekiçinhazırlanır*
"Atılsın."
A lot of royalty vibe
Pfft, psikolojik destek almak mı? ADPXMĞXÖDĞSÖXĞDÖ
Bitch, i have a tumblr.