k. yazıyor, okuyorum. yazdıkları hoşuma gidiyor gitmesine ama dili, bildiğim kadarıyla anadili olan bu dili, tıpkı yabancı bir dilden çevirir gibi kullanmasına anlam veremiyorum. belki de çeviri eserlerden ödünçlediği bir üsluptur bu. öyle çok "kötü" çeviri okumuştur ki, bilinçli ya da bilinçsiz, dili kullanma biçimi bundan etkilenmiştir. aslında bu fikir zihnimi dalgalandırdı. uykumu kaçırdığını bile söyleyebilirim. azıcık tekrar yapmanın zararı yok: toury'nin bahsettiği sözdeçeviri (pseudotranslation) terimi geliyor aklıma. çeviri olmadığı halde, bazı sebeplerden dolayı çeviriymiş gibi yayımlanan eserleri bu şekilde ifade ediyor toury. böyle bir kitap yazmak isteseydi, k. bunu çok iyi yapardı diye düşünüyorum. kimse kitabın çeviri olmadığını fark etmezdi. bu üslubun yaygınlaşması endişe verici olur muydu? sanmıyorum, çünkü belki de yaygınlaşması, artık bunun için endişelenecek bir farkındalığın kalmaması demektir. öyleyse metnin "çeviri kokma" ölçütlerini yeniden konuşmamız gerekmiyor mu? diye sormam lazım bir ara. soracağım.














