Görmezden gelinen çok şey var, benim hiçbir zaman sesimi çıkarmadığım ama belki de tam da bu yüzden kimsenin fark etmediği şeyler. Çok da önemli değiller zaten.
Kardeşim ve kuzenim küçük kuzene resmen tahammül edemiyorlar. İki çocuk ve diğer aile bireyleri birbirlerine paslayıp duruyorlar çocuğu. Yine gidip gelsin ben onunla ilgilenirim diyen, çocuğa istenmeyen adam muamelesi yapılmasına dayanamayan ben oluyorum. İçimden de kızıyorum.
Sonra akşam oluyor, ve annem uzun süredir duymak istediğim ama duymayı da hiç beklemediğim bir şey söylüyor, kardeşimin resmen benim elimde büyüdüğünü kabul ediyor.
Anneanne - babaanne elinde büyüyen iki kuzen, halasının elinde büyümekte olan bir başka kuzen ve onlara karşılık sadece annemin büyüttüğü ben ve ben daha 6-7 yaşındayken bana emanet edilmeye başlanan bir kardeş.
"Sen zaten hep olgun bir çocuktun" demek kolay ben büyüdükten sonra. Ben istediğim gibi çocuk olamamışken, ergenliğe bile doğru düzgün girmeden hayatımın 20 küsur senesini hiçbir sorun çıkarmadan geçirmek zorunda hissetmişken bunu söylemek kolay. Ama olgun olmak ister miydin diye soran yoktu. Hala yok.
Buna rağmen, yıllar sonra da olsa birinin sonunda bunu takdir etmesi güzel. Yeterli değil, ama yine de güzel.
Kafam bu kadar dolu olmasa şu anda daha iyi anlatabilirdim belki kendimi ama bu seferlik böyle oldu.