Dikkatli bakarsak çevremize, başka pek çok insanın da pek çok başka şey biriktirmekte olduğunu gözleyebiliriz. Daha ileri giderek bu listeye kendimizi ve biriktirdiklerimizi de ekleyebiliriz. Mesela ben, hayattan, tabiattan, insanlardan, günlerden kareler biriktiriyorum. Parasını biriktirenler var mütemadiyen. Hayallerini biriktirenler, umutlarını biriktirenler, öfkelerini, nefretlerini biriktirenler var. Kimileri var ki, aklıyla alt ettiği başka akılların çetelesini tutuyor gurur ve hatta kibirle. Yazılmamış romanlarını, çekilmemiş filmlerini biriktirenler var. Kimileri de okunmamış kitaplarını, tutulmamış sözlerini, yazılmış yazılmamış mektuplarını biriktiriyor. Düşünün kendi koleksiyonlarınızı da bulacaksınız, dolaplarda, çekmecelerde, dijital depolarda ya da hafızanızda, içinizde, derinlerinizde...
Biriktirmek, hayatın her yanına ve anına sinmiş faniliği unutmak için uydurduğumuz oyunlardan biri sadece. İnsan, bir tarafında ölüm olan bir terazinin diğer kefesinde tartılmaya hep çok gönüllü. Bir gün, çoğu zaman hiç gelmeyen, gelmeyecek olan bir gelecek için yanımızda götürmeye çalışıyoruz ihmal ettiğimiz, hakkını vermediğimiz ne varsa. 'Yarın her şey daha güzel olacak' diyoruz ya hani bıkıp usanmadan senelerdir... Sormak lazım artık; 'Bugünler ne zaman güzel olacak?' diye...
Bir gün, bu günkü insanlığımızdan daha tamam bir insan olmaya inanmak... Güzel ama, biliriz ki ölüm hep ansızın gelir. Ve her insan, yaşı kaç olursa olsun, hep çok erken ölür."