merhem elindeydi*
ne çok ağlamıştım ama sen gidince. ne çok haykırmıştım ‘neden?’ diye. sokaklar, caddeler, beraber yürüdüğümüz kaldırımlar, hatta inanır mısın hiç birlikte gitmediğimiz halde o kadar çok yerde seni anımsayıp ağlamıştım ki duysan şaşarsın. adını haykırmak istediğim zamanlar da olmuştu ama hiç yapamadım bir kere bile. adını ne zaman duysam deprem oluyor gibi oluyordu. hatta oluyor, hâlâ. önce bi’ sendeliyorum. sonra yurkunuyorum ve gülümsüyorum sanki az önce bir göçüğün altında kalan ben değilmişim gibi. birlikte hepi topu 3 fotoğrafımız vardı, seninleyken öyle bi’ hal alırdım ki unuturdum fotoğraf çekmeyi. yüzünü izlemek isterdim ama dosdoğru bakamazdım da sana, gözlerin gözlerime değince eğerdim kafamı. öyle güzellerdi ki, kaybolucam diye korkardım inan ve inan o birkaç saniyede bile kaybolurdum. geceleri uyurdun sen ben seni düşünüp bi’ duvara gülümserdim. bi’ iş yapardım misal yüzüm gülerdi öyle boş boş çünkü hep aklımda sen olurdun ve seni düşünmek dünyanın en güzel şeyiydi. seni çok severdim, yüreğimde öylece duruşunu bile severdim. gülüşünden, bakışından bahsetmeye mecalim kalmadı. senden sonrasını anlatayım derken yine varlığına takılı kaldım.. sezen aksu’nun bahsettiği ‘tutuklu kaldım’ kısmı burası oluyorum sanırım. bazen hâlâ durup dururken seni düşünüp gülümserken buluyorum kendimi, sonra bir göçük daha. insan kendini o halde bulunca ne yapacağını bilemiyormuş biliyor musun? ben bilmiyordum. çok anlattım seni insanlara, her önüme gelene anlattım. varlığında da yaptım yokluğunda da. sonra yoruldum. sustum. seni kendime sakladım. geçti dedim, bitti dedim ama hep yutkunmam gerekti senden bahsedilirken. boğazımda kilitli düğüm olmuşsun. geçen yine senden bahsedilirken biri adını yanlış söyledi, hemen doğrusunu söyledim. ‘ne önemi var ki?’ dedi. ‘o sinir olur öyle denmesine, önemi yoksa doğrusunu söylemeliymişsin.’ diyordum ki durdum. çok yaptım o hatayı, çoğu kez söyledim bunu ama artık durdum. çok uzaklaştım senden, çok kaçtım. artık ağlamıyorum, haykırasım da gelmiyor öyle ama her şarkıda yanındayım yine. seni alan fırtınalar beni de yanına alsın istiyorum, sonra o da geçiyor. yanında olma fikri de iyi gelmiyor artık, öyle saçma bir şey işte. bu yazı kadar saçma işte.













