Mayısın 18’i. Gün de mayıs gibi son demlerini yaşıyor. Saat geçmiş dokuzu. Gökyüzü de geçmiş kendinden Bolu’da. İşte seyrediyoruz caddeyi, şöyle oturmuşuz kedimle. Sarı sokak lambasının ışığıyla parıldarken damlalar, ifşa oluyor yağmur. Şu hemen karşıdaki kocaman ağacın dalları karşı koyamayıp, rüzgarın heybetiyle savruluyor. Onunla birlikte belki nice hayatlar da savruluyor. Yağan yaz yağmurundan biraz daha farklı. Hava da hafif soğumuş, ondan diyorum Hepimiz biliyoruz bu mayıs sonu gökyüzünün neye ağladığını. Bize neye ağlıyoruz? Ya da biz neden ağla(ya)mıyoruz?















