Rasûlullah Efendimiz Hira Mağarası’nda inzivâya çekildiği zamanlarda Hz.Hatice annemiz Rasûlullah Efendimiz’e bizzat azık götürmüştür. Eşsiz sadâkatiyle; İslâm’ın en garip ve zayıf zamanındaki boykot yıllarında, bütün servetini, Allah ve Rasûl’ü için cömertçe harcayarak muhteşem bir fedakârlık ve îman cesareti sergilemiştir. Öyle ki, Hatice annemizin fedakârlığına Cebrâil (as) bile hayran olmuştur. Nitekim vahiy meleği bir gün Rasûl-i Ekrem Efendimiz ile sohbet ederken, Hazret-i Hatice’nin elinde bir kap yemekle gelmekte olduğunu haber vermiş, sonra da şunları söylemiştir: “–Hatice yanına geldiği zaman, ona Rabbinden ve benden selâm söyle! Onu, Cennet’te inciden yapılmış bir sarayla müjdele! Orada ne gürültü vardır ne de yorgunluk.” (Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr, 20) Allah Teâlâ Hazretleri’nin Cebrâil (as) ile gönderilen hususî selâmına mazhar olmak,bir kul için şereflerin en yücesidir.Hatice Vâlidemiz’in Allâh’ın hususî selâmına mazhar olmakla ulaştığı şeref, yaratılıştan beri acaba kaç kula nasîp olmuştur? Hz.Hatice(ra) ise bu ilâhî selâma şöyle mukâbele etmiştir: “Allahümme entesselam ve-minkesselam tebarekte ya zelcelal-i vel-ikram” O (şanı yüce Allah Teâlâ) Selâm’ın kendisidir, selâm O’ndandır. Cebrâil’e de selâm olsun. Ey Allâh’ın Rasûlü! Allâh’ın selâmı, rahmeti ve bereketi Sen’in de üzerine olsun!”
.
.
.












