Ben seni beklerken sen başka masalara oturdun
seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Netherlands
seen from Türkiye

seen from Germany

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from Norway

seen from United States

seen from Canada
seen from United States
seen from United States
Ben seni beklerken sen başka masalara oturdun
bütün kırıklarımın toplamı: ben!
Devasın bana canımın içi
Ben kimsenin eksik enerjisini tamamlayamam artık.
bazı günler kendimi ince bir camın arkasında gibi hissediyorum. her şey çok yakın, ama hiçbir şey bana değmiyor! ben onların içine sığmıyorum, onlar da bana. son zamanlarda kendimi bir cümlenin ortasında unutulmuş gibi yakalıyorum. başlamış ama bitmemiş, anlamı yarım kalmış. belki de hayatım hiçbir zaman tam bir cümle olmadı sadece birbirine eklenmiş, bağlaçlarla zor tutulan parçalar.
ve yine de devam ediyorum. çünkü durmak da bir cevap değil. hızımı kaybettim ama yönümü hâlâ arayan bir şeye döndüm. büyümek dediğim şey de giderek daha tuhaf bir şeye dönüşüyor. bir varış değil, bir eksilme gibi. bazı parçalarım geride kalıyor ve kimse onları kayıp saymıyor.
ama yine de, bütün bu dağınıklığın içinde küçük bir şey var: tamamen yok olmadım!
sadece ben. arada. bir yerlerde. hâlâ!
O an, biraz daha uzaklaştım kendimden, dünyadan. Uzaya fırlatılan köpek gibi. Denizin dibindeki dalgacı gibi. Bir ölü kadar uzaklaştım hayattan.
dönüp dolaşıp aynı yerden vuruyorsun ve beni karşına alıyorsun!
Kupa önümde duruyor, kahve yarıdan fazla ama içemem artık. Tadı değişmiş gibi değil aslında ben değişiyorum sanki her yudumda. Oturuşum alışkanlıktan; bir düzenim yok ama hep aynı şekilde çöküyorum koltuğa. Kendi sesimi duymadığım kadar uzun zamanlar geçiyor. Sanki konuşsam kırılacak bir şey var etrafta. Ama ne olduğunu bilmiyorum. Bugün bir şey okudum, yarısında bıraktım. Çünkü sonunu bilsem ne olur ki, demek geldi içimden. Bazı şeyler tamamlanmasın istiyor gibiyim ya da tamamlayacak hâlim kalmadı. Odanın içi dağınık değil ama içimde bir şey hep karışık. Birileri bir şey demiyor belki ama bazı sessizlikler çok gürültülü. Ben de duymamış gibi yapıyorum. En iyisi böyle. Kahveyi yine yarım bıraktım. Her şeyi yarım bırakmak gibi bir huyum var fark ettim. Bir kitabı mesela, tam ortasında bırakırım. Bir konuşmayı, tam bir şey söyleyecekken susarım. Ne zaman bir şeye başlasam, içimde hep zaten tamamlanmaz düşüncesi büyüyor. Belki de ben bitirmekten değil, bitince ne olacağından korkuyorum.