Oscar 2016
Özellikle son 2 yıldır sinemaya ilgim gelişti. Film izleye izleye yönetmenlik nedir, kamera anlatım teknikleri nedir, metod oyunculuğu nasıl bir şeydir, senaryo güzel mi, bu film aslında ne anlatmak istiyor... gibi birçok soruya cevap bulabilecek kadar yetiştirdim kendimi. Hele ki bu sene izlediğim filmler hakkında daha derin düşünmeye başlayınca kendimi daha da geliştirdiğimi fark ettim. Hal böyle olunca Oscar’ları beklemeye başladım, çünkü izlediğim filmlerin büyük çoğunluğu Hollywood çıkışlıydı.
Törenlerden bir gün önce ödülleri kim kazanır diye klasik bir entry girdim Ekşi Sözlük’e. Hem bu tahminlerimi tutturmuş olmanın gururuyla hem de belki birilerinin ilgisini çeker diye Akademi Ödülleri hakkında bu yazıyı yazıyorum.
-----------
TSİ 22.00′da izlemeye başladığım törenleri sabah 7.00′da izlemeyi bıraktım. Dolayısıyla ne uyku ne bir şekerleme....
Moviemax Oscars sağolsun bu sene Oscar’ın haklarını almış, internetten yayınlama nezaketini gösterdikleri için teşekkürler. Ancak sunucu seçimi, konuk seçimi ve kırmızı halıdaki aşırı moda geyiği beni baydı. Yekta Kopan’ı sevsem de Ceyda Düvenci’nin ciddiyetten uzak tavırları ve yanlış bilgi vermeleri programı baltaladı. Gene de fena kotarmadı değil. Oscar gecesi sunmak sunuculuk yeteneği dışında film kültürü ve ucundan eleştirmenlik gerektiren bir şey nihayetinde.
Konuk seçimi ise fiyaskoydu. Kadın konuklar Hazal Kaya ve Demet Evgar’dı. Tahminlerinin zannediyorum hiçbiri tutmadı ancak mesele bu değil. Hazal Kaya’nın The Revenant için “Filmde pek bir şey yoktu, Leo Oscar alamaz.” demesi bana kalırsa konudan ne kadar bihaber olduğunu gösterdi. Demet Evgar’ın ise ezberden Eddie Redmayne övmesi çok bayağı kaçtı. Erkek konuklar Mert Fırat ve Serkan Keskin’di. Serkan Keskin’i ne kadar sevsem de filmleri izlememiş olması niye davet edildiğini bana sordurttu. Mert Fırat ise en güzel yorumlamaları yapan konuk olarak kendine ait dakikaları güzel geçirdi.
Bu konuklardan sonra çıkan iki eleştirmenden biri tanıdığım Mehmet Açar, diğer kadını maalesef tanımıyorum. Güzel eleştiriler getirip gece hakkında güzel ön bilgiler verdiler. Gece içerisinde tahminlerinin çoğu da tuttu. Bu açıdan gayet olağan olsa da en iyi film kategorisini tahmin edememeleri beni şaşırttı. Gecenin havasına katılıp “Ya Revenant ya Fury Road” dediler ama sonuç öyle olmadı.
Kırmızı halı töreninde modacıların yaptığı eleştiriler hakkında yorum yapmayacağım. İlgim olmadığı için bana sıkıcı geldi. Ancak Tuvana Büyükçınar isimli modacı “look, fresh...” gibi dilimizde karşılığı olan sözcükleri kullanmasıyla bana antipatik geldi. Bu yönden kırmızı halıyı sevmedim. Leo DiCaprio’nun annesini getirmesi, Alicia Vikander’in tatlı güzelliği, Room filminin küçük yıldızı Jacob Tremblay’ın Star Wars sevgisi benim daha çok ilgimi çekti.
Ödüller ve yorumlarıma geçmeden önce geceninin geneliyle ilgili bir yorumda bulunmak farz oldu. Geceye “The Oscars is too White.” sözü damga vurdu. Chris Rock konuşmasından ırkçılıktan açık açık dem vurdu, siyahi şakaları yaptı. Akademi üyelerine açık bir biçimde ırkçısınız dedi. Aslında dediklerinin çoğu doğru olsa da bence kendisi antipatik bir kişilik olduğu için kötü bir sunumdu, beğenmedi. Bu sene hiç siyahi adayın olmamasının sebebini de gerçekten hak eden birinin olmamasına bağlıyorum.
Gecenin sürprizi Amerika Başkan Yardımcısı John McCain’in üniversite tacizleri hakkında konuşması oldu, ardından gelen Lady Gaga şarkısı da durumu kalayladı ve güzel bir atmosfer oluştu. Hoştu, ayakta alkışlandı. Bu dişe dokunur şeyler dışında küçük şakaları, Revenant’ın meşhur ayısının kameralar tarafından gösterilmesi, komik vtr’ler gayet yerindeydi.
Gelelim fasulyenin faydalarına... Ödülü alan ve benim görüşüm olarak gideceğim şu satırdan sonra.
***
En iyi özgün senaryo: Spotlight
Güçlü ve dişe dokunur bir senaryosu vardı. Toplumsal bir soruna değinmesi, gerçek kahramanların pelerin giymediğini ve bir kişi olmadıklarını anlatması muazzamdı. Dibine kadar hak etti. (Tutturdum.)
En iyi uyarlama senaryo: The Big Short
Gecenin bana kalırsa en dişe dokunur ikinci filmiydi. Amerika’daki bankacılık sistemini ve 2007-2008 Krizi’ni anlayabileceğimiz gibi anlattığı için gerçekten hak etti. Ödül konuşmasından “Sizi kandıranlara oy vermeyin!” dediler, iyi dediler. (Tutturdum.)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Alicia Vikander
Danish Girl’deki kendini ön plana çıkarmayan ama bir yandan da kendini göstermekten vazgeçmeyen oyunuyla hak etti. Ex Machina ile yükseldi, bu filmle ödül aldı. Hollywood için ilerde önemli bir aktrist olacağı belli. (Tutturdum.)
En iyi kostüm tasarım: Mad Max: Fury Road
Kostüme en bağlı filmdi ve filmi izlediğimde büyülendim. Almaması sürpriz olurdu. (Tutturdum.)
En iyi prodüksiyon tasarımı: Mad Max: Fury Road
Yine teknik bir dal ve yine hak edilen bir ödül. (Tutturdum.)
En iyi saç ve makyaj tasarımı: Mad Max: Fury Road
Filmi izleyen bunu da hak ettiğini görecektir. (Tutturdum.)
En iyi görüntü yönetimi: Emmanuel Lubezki
Bu ödülle ard arda 3 Oscar aldı Lubezki. Birdman ve The Revenant’ta ortaya çıkardığı şaheserler göz önündeyken tahmin etmek zor değildi. Kendisi yaşayan bir efsane. (Tutturdum.)
En iyi film kurgusu: Mad Max: Fury Road
Açıkçası bu ödülü Fury Road’un alması beni şaşırttı. Evet iyi bir kurgusu vardı ancak The Big Short bu konuda çok öndeydi. Gene de çok da sürpriz olmadı. (Tutturamadım.)
En iyi ses kurgusu: Mad Max: Fury Road
Hak etti.
En iyi ses miksajı: Mad Max: Fury Road
Hak etti.
En iyi görsel efekt: Ex Machina
Tutturamadığım diğer bir kategori... Bu Oscar’ı The Martian alır diye bekliyordum ve gerçekten hak eden film de oydu. Ancak sürpriz oldu ve basit efektler filmi olan Ex Machina ödülü aldı. Şaşırtıcı ve yanlış bir seçim bence.
En iyi kısa animasyon: Bear Story
Filmi daha sonra izleyeceğim, bir fikrim yok. Ödülü Minion’ların sunması bana garip geldi sadece.
En iyi animasyon: Inside Out
Filmi biraz izledim ve beğenmedim. Yaratıcı gibi gözükse de hoşuma gitmedi ama alacağı kesindi. Ödülü Buzz ve Woody sundu Toy Story’den. (Tutturdum.)
En iyi yardımcı erkek: Mark Rylance
Bu kategori sürpriz yapar diye bekliyordum, yaptı. Bence ödülü Spotlight’taki performansıyla Mark Ruffalo hak etti. Bunun yanı sıra ödülü kesin Stallone alacak dediler. Çoğu kişi tutturmadı. (Tutturamadım.)
En iyi belgesel: Amy
Bunu tahmin etmek kolaydı ama bir yanda Ukrayna’nın acılarını anlatan bir belgesel varken bir pop kültür ögesini seçmek bence işgüzarlık. (Tutturdum.)
En iyi yabancı dilde film: Saul fia
Filmi izlemedim ama çok güçlü bir drama olduğu konuşuldu. Bu dalda Fransa’dan bir Türk yapımı olan Mustang de adaydı. Ancak filmin çok güçlü bir yapım olmadığı söyleniyordu nitekim olmadı. (Tutturdum.)
En iyi film müziği: Ennio Morricone - Hateful Eight
Büyük üstadın en az 390 yapım için müzik yaptığını biliyordum. Filmin müziği de şahaneydi. Ayakta alkışlandı ve sadece onun için getirilen kürsüden İtalyanca teşekkür etti. (Tutturdum.)
En iyi özgün şarkı: Spectre
Geçen sene de bir James Bond filmi kazanmıştı. Şarkı beni pek etkilemedi. Ancak ödülü kazanan sanatçının “Eşcinsellere selam olsun. Bir eşcinsel olarak bu ödülü aldım.” konuşması bir ilkti.
En iyi yönetmen: Alejandro González Iñárritu
Geçen sene Birdman ile de bu ödülü kazanmıştı. Bu dalda iki sene üst üste güçlü filmlerle bu ödülleri kazanmak gerçekten zor iş. Sonuna kadar hak etti. The Revenant tam anlamıyla bir yönetmenlik filmiydi. (Tutturdum.)
En iyi kadın oyuncu: Brie Larson
Herkesin birleştiği isimdi, tahmin etmesi kolay oldu. Açıkçası filmi izlemeden tahminde bulundum ve ismini ilk gördüğümde şaşırdım. Çünkü daha önce “hafif” sayılabilecek ikinci sınıf filmlerde rol alıyordu. Artık adı büyüdüğü için bir gömlek yüksek filmlerde oynayacaktır. (Tutturdum.)
En iyi erkek oyuncu: Leonardo DiCaprio
Daha önceki adaylıkları hakkına değil bileğinin hakkına kazandı. İsmi okunduğunda herkesin ayağa kalkıp onu alkışlaması, yakın arkadaşı Kate Winslet’in ağlaması ve adına yapılan tezahüratlar beni de duygulandırdı. Çok sevindim. Zaten büyük bir aktörün hak ettiği ödülle daha da büyümesi kendi adına gurur verici. Ödül konuşmasında teşekkür edip küresel ısınmaya dikkat çekmesiyle yine tüm takdiri topladı. (Tutturdum.)
En iyi film: Spotlight
Çoğu kişi bu en büyük Oscar için favori adaylarının The Revenant olduğunu söyleyerek beni şaşırttı. Evet The Revenant çok güçlü bir film ancak senaryo gücü düşük ve “tek adam” filmi. Ayrıca eleştirmenlerin son anda “Mad Max: Fury Road da alırsa şaşırmam.” demesi de beni garipsetti. Hiç şüphesiz Spotlight alacak diyordum en kötü ihtimalle bana göre The Big Short alırdı bu ödülü. Nitekim Spotlight aldı. Çünkü film güçlü bir senaryoya, sağlam bir ekip oyunculuğuna, gerçeklikten ve dramadan aldığı güce dayanıyordu. Bundan dolayı Amerikan Oyuncular Birliği de favorimiz Spotlight demişti. Kesinlikle hak ettiği ödülü buldu film. (Tutturdum.)
***
Kısa belgesel dışında tüm kategorileri elimden geldiğince, bir şeyler bildiğimce yorumladım. Benim için çok güzel bir 9 saatti, maç izler gibi izledim. Buraya da bu yazıyı yazmak için bir emek verdim ancak illaki bazı yazım hataları veya kusurlarım vardır. Bunlar için şimdiden affola. Seneye başka bir törene daha güzel bir yazıyla :) ...











