Yalpalayarak yürüyorum, cebimde sahte gülüşlerim. Yüreğimde eksikliğimin ağırlığı. Nefesim boğucu, zihnim çok bulanık. En son ne zamandı deliksiz bir uyku ? Annemin kollarında mıydım ? öyle mi anne ? Sen beni kucağına almaya korkmasaydın belki ? Uğursuz bir bedene tıkılmış aciz bir ruhum. en sevdiğim oyun acıma gır gır geçmek. En iyi yaptığım özel hissettirip sırt pohpohlamak. Sanıyorlar ki ben elden ele dolaşmayı seven bi' figürüm. Size ne benim kendi eğlencemden, size ne benim kelimelerim ve dalga geçişlerimle. Evet eğleniyorum babasının yüz vermediği bir kıza birilerinin kendini ıspatlamak için çırpınışlarını izlemeyi. Acıyorum biraz da hem size hem kendime. Sizin en küçük derdiniz ben, benim eğlencem siz. Ben tanrının soytarısı siz de bir bakıma küçük tiyatromda benim. Okuduğum satırlarda hissettiklerimi soğutup aktardığım haline tapanlarsınız. Çok bunaldım bunca insan içinde, bunca varlığın arasında ucube bir ruhum ben. Kimsenin ruhunu göremiyorum, kimseye inanasım da yok yargılayabilirsinuz beni ruhu olmayanları siklemem yani hiç birinizi öyle işte.. Ezberimi yıkan tek bi' adem oğluna denk geldim. Avuçlarımdan mı kaydı nedir bulamıyorum. Gerçi o okadar mükemmel ki Tanrı en eşsiz kulunu bir soytarıya armağan etmez herhalde en büyük hüznüm onun varlığından yoksun bulunmak












