Babaannemsiz tam 2 yıl oldu, alışırsın demişlerdi alışmadım bu hayatta ki tek özlemim tek sevgim ona, seni çok özledim Gülpembe’m 🖤

seen from Belgium

seen from Ireland
seen from United Kingdom

seen from Germany

seen from Belgium
seen from United States

seen from United States
seen from Singapore
seen from China
seen from Belarus
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Malaysia
seen from T1
seen from United States
seen from Belgium

seen from Japan

seen from Guatemala
Babaannemsiz tam 2 yıl oldu, alışırsın demişlerdi alışmadım bu hayatta ki tek özlemim tek sevgim ona, seni çok özledim Gülpembe’m 🖤
Yıllar önce babaannem şöyle bir cümle kurmuştu :
" Dokunmadığın birini özlüyorsan , özlediğin kalbine dokunmuştur çoktan ... "
Diye , o zaman anlamamıştım ama simdi cok iyi anlıyorum ...
grandma’s tiny forest.
"Babaannem derdi ki; 'insanlar kendi işlediği kocaman günahları çuvala basar, senin küçük yanlışını duvara asar' diye.."
babaannem alzheimer ve son zamanlarda bizi tanımadığı oluyor. Cümle kuramıyor, doğru davranamıyor. İki aydır görmemiştim sanki daha da ilerlemiş bu durum. Eşimin yanına çıkacaktı, kendisinin başörtüsünü taktım üstünü düzelttim, ayaklarına baktı. ‘Köylü gibi patik var ayağımda terliklerim nerede’diye sordu. Şaşırdım, güldüm. Kadın her şeyi unutmuş ama bir Üsküp hanımefendisi olduğunu unutmamış.
Herkes dünya peşinde.
-Babaannem
Kuzenim çantalarını atacakken Babanem içlerine bakmış,yüzük bulmuş, almış ve takmış. Diyo bu gümüş hâlbuki yüzüklerin efendisinin sırlar yüzüğü kkk. Çıkarmıyo
Babaannem Gideli 1 Yıl
İnsanın inanası gelmiyor 1 yıl ne kadar çabuk geçiyor. Bugün babaannemin buralardan gidişinin üzerinden tam 1 yıl geçmiş. Tarihlerle aram pek iyi değil, not aldığım bir yerlerden görüp de fark ettim. Ama son iki haftadır içimdeki derin özlemin sebebi meğer 1 senenin gerçekten uzun bir süre olmasından ileri geliyormuş.
Bugün ister istemez babaannemle anılarım aklımdan durmadan geçiyor gidiyor. Tek çocukluğumda bana arkadaş olan yegane insandı o. Hava kötü, dışarı çıkamıyorum. Cam kenarında sıkıntı ile oturuyoruz babaannemle. Arabaları sayma oyununu ilk orada o öğretiyor bana. Sağa gidenler benim, sola gidenler onun. Kim kazanıyor hatırlamıyorum ama şimdi o ev yok, ev olsa baktığımız cadde bir bina ile kapandı, hepsi yerli yerinde dursa ne ben 5 yaşındayım ne de babaannem yanıbaşımda. Soba üzerinde çay demlemelerimizi, portakal kabuğu yakmalarımızı gerçekten çok özledim. Bana ilk dikiş dikmeyi öğretişini de dün gibi hatırlıyor, şu an en ufak bir kıyafetim sökülse aklıma babaannem geliyor. İzler bırakmayı, unutulmamayı çok isterdi, başardın babaanne. Senin gibi çok güçlü, bazen tam bir diktatör ama torunlarına karşı pamuk olan bir kadın nasıl unutulabilir ki? O mendil duruyor mu acaba, üzerinde dikiş denemesi yapıp, ismimi nakışlamıştık birlikte. Kızardık birbirimize bazen, bağırır çağırırdım ara sıra sana ama hep de affederdin beni. Günü küs bitirecek olsak, ben senden önce yatağıma girer, oda arkadaşım sen geldiğinde uyuma numarası yapardım. Sen başıma her akşamki gibi gelir, üzerimi örter, dualarını okur saçlarımı okşar yatardın. Uykumun arasında çok korkmuşsam kılıç gibi ütülü çarşafların ve saten yorganlı olan yatağında yanına gelir koyun koyuna uyurduk.
Ah be babaanne. Hayat dersleriyle geçti bizim günlerimiz değil mi? Tüm sözlerin aklımda biliyor musun? Belki de duygusal yönümü hep bildin, belki de kalbimin ömrü billah eksik kalacağını hissettin ve dedin bana; “Aşık olmadan, çok sevmeden asla evlenme kızım” diye. Neyse ki sözün benim için emirdir, zaten evlilikle de hala aram yok. Rahat uyu, huzurlu uyu canım babaannem Güzel Emine. Mekanın cennet olsun.