Memleketime gelişlerim artık hep kötü nedenler için olmaya başladı. Babanemi verdik toprağa bu sefer de. Kuzenimle beraber koyduk mezara. 97 yaşındaydı ama tam bir atom karıncaydı, bu yaşında hâlâ gözlüksüz el işi yapan bir kadın. Çok güzel yaşadı, hiç eziyet çekmeden göçtü gitti. Toprağı bol olsun. İkinci fotodaki ağacı küçükken bana hediye etmişti, ‘senin olsun bu ağaç’ diye. Muşmula ama biz töngel deriz buralarda. O çocuk aklımla o kadar sevinmiştim ki o zaman, ağacım oldu diye. Hâlâ bu satırları yazarken gülümsüyorum. Çok akıllı kadındı, karedenizde kadınların pek sözü geçmezdi ama dedem dahil kimse babanemim sözünün üstüne söz söyleyemezdi. Üçüncü fotodaki evde kuzenlerimle geçirdiğim o güzel yazları, babanemin kendi elleriyle açtığı su böreklerini, yaptığı köy peynirini hayatım boyunca unutmayacağım. Böyle gitmek çok güzel. Öpüyorum ellerinden.
Fındıklar da yeşillenmiş. Yine aynı söz kulaklarımda.
‘Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe.’














