Jack London – Before Adam / Adem’den Önce (AltıKırkBeş, 2018)
Görüntüler! Görüntüler! Görüntüler! Hakikati öğrenmeden önce, sık sık, düşlerime üşüşen bunca görüntünün nereden geldiğini merak ederdim; çünkü böyle görüntüleri, gerçek yaşamda uyanıkken hiç görmemiştim. Düşlerimi bir kabuslar alayına çevirip, çocukluğumu eziyet haline getirmiş ve kısa bir zaman sonra, beni, öteki insanlardan farklı, tuhaf ve uğursuz bir yaratık olduğuma ikna etmişlerdi.
Mutluluğu yalnızca gündüzleri bir parçacık tadabiliyordum. Gecelerime ise korku egemen olmuştu, hem de nasıl bir korku! Bugüne kadar yeryüzüne gelmiş insanlardan hiçbiri ne bu türden ne de bu şiddette bir korku yaşamamıştır desem yeridir. Çünkü korkum, çok eski bir çağın korkusuydu; hem Genç Dünya’da hem de Genç Dünya’nın gençliğinde yaygın olan bir korku. Kısacası, Dördüncü Çağ diye bilinen dönemde hüküm sürmüş bir korku.
Ne mi demek istiyorum? Görüyorum ki düşlerimin içeriğini size anlatmadan önce, açıklama yapmam gerekiyor. Yoksa, benim çok iyi bildiğim şeylerin anlamının ancak çok azını kavrayabileceksiniz. Ben bunu yazarken, öteki dünyanın tüm varlıkları ve olayları gözümün önünden hayaletler gibi geçiyor fakat bunların size saçma sapan geleceğini de biliyorum.
Sarkık-Kulak’ın dostluğu, Çevik’in sıcak çekiciliği, Kızıl-Göz’ün hırsı ve atacılığı sizin için ne ifade ediyor? İpe sapa gelmez bir çığlıktan fazlasını değil. Aynı şekilde, Ateş Halkı’nın ve Ağaç Halkı’nın davranışları ile sürünün bir araya geldiğinde çıkardığı garip sesler de sizin için hiçbir anlam ifade etmez. Uçurumun dibindeki serin mağaraların huzurunu da bilmezsiniz siz, gün sonunda sirke dönen su içme yerlerini de. Siz, ne ağaç tepelerinde seher yelinin çarpışını hissettiniz, ne de taze ağaç kabuğunun hoş tadını aldınız. İyisi mi, siz de benim yaptığım gibi yapın ve çocukluğumdan başlayın konuya. Çocukken, ben de tıpkı öteki çocuklar gibiydim -uyanıkken yani. Uyurken ise, ötekilerden farklıydım. Kendimi bildim bileli, uyku, benim için bir dehşet vaktiydi. Düşlerimde nadiren mutluluğun izi görülürdü. Düşlerim çoğunlukla korku doluydu; hem de öylesine garip, öylesine anlatılamaz, yabancı bir korkuydu ki… Uykumda beni etkisi altına alan korku gibi bir korkuyu, uyanıkken hiç yaşamadım. Bu, tüm yaşadıklarımı aşan cinsten bir korkuydu.













