Soru-cevap yapalım. İster normal ister anonim olun size kalmış :)

seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Yemen

seen from United States
seen from Germany
seen from Germany
seen from Germany
seen from China
seen from China

seen from United States
seen from United States

seen from Canada
Soru-cevap yapalım. İster normal ister anonim olun size kalmış :)
"Zaman var oldukça seni unutmayacağım."
Farzet hiç tanışmadık, buluşmadık hiç dönmedin o köşeden.
Şu an nasıl birisiniz? Olmak istediğiniz biri mi, yoksa zamanında nefret ettiğiniz 'iğrenç' dediğiniz kişiler gibi mi? Ben zamanında iğrendiğim ve nefret ettiğim bir kişiliğe büründüm. İşin garip kısmı bu 'iğrenç' kişiliğim sayesinde ne yara alıyorum ne de canım yanıyor :)
Az önce unuttuğum bir şeyi yeniden hatırladım.
Ne annem ile anne-kız oldum ne de babam ile baba-kız, ama dışarıdan görseniz o kadar şanslıyımdır(!) ki bazı insanlar için. Babam olmasa da olur, zaten pek etkilemiyor beni. Ama konu annem olunca... Minnettarım, kırgınım, hüzünlüyüm. Minnettarım çünkü bizi büyütebilmek için günde 3 işe giderdi, kimseye muhtaç etmezdi. Kırgınım çünkü beni hep hor gördü, dışladı, saydı sövdü. Hüzünlüyüm çünkü... Bunu bir ânım ile anlatmak istiyorum.
Bize misafirler gelmişti, sanırım 2 yıl falan oluyor. Akşam üzeri olmuş kahveler, çerezler güzel sohbet var. Ben her yerde sessiz bir tipimdir. Zaten duyuramıyorum sesimi ya neyse. Annem beni çok iyi tanıdığını söyledi, sordum ben de; 'Hangi kahveyi daha çok içiyorum' diye, 'Nescafe 3'ü 1 arada' dedi, en son 10 yaşında içtiğim bir kahveydi. Ki zaten şekerleri içecekleri sevmeyen biriyim. 'Tatlıyı sever miyim' diye sordum, 'Evet, özellikle baklavamı' dedi, tatlılarla aram yoktur hele ki baklavayla hiç. Anca yoğurtla 1-2 dilim yerim, ya da şerbeti dökülmeden 3-4 dilim çalarım tepsiden.
Birkaç tane daha sormuştum şu an aklımda değil ama 2 ablamı ve abimi tanıdığın ve üzerine titrediğin kadar olmasa bile birazcık benim üzerime de titreseydin keşke. Annem ile birlikte kalırken konuşmazdım, şimdi babamla kalıyorum onunla da tek kelime konuşmuyoruz. Tabii o, otu boku bahane edip söyleniyor ama ben kulak asmıyorum.
Velhasıl az önce anneme yazdım; nasılsın, ne yapıyorsun diye, konuşmalarımız o kadar yabancı ki... Sanki annemle değilde yeni tanıştığım biriyle konuşuyorum.
Beni suçladığını biliyorum anne, ama ben, beni suçladığın her konu da suçsuzum. Kusura bakma.
Beni tanıyanlar bilir çocuksuyumdur. Beni oluşturan özellikleri sıralayım; çocuksu halim, sevgi dolu, iyi niyetli -bu niyetim yüzünden saf sanılıyorum, ama değilim-, umursamaz, kendini düşünen biriyimdir. Yanı sıra kitaplara, şarkılara ve rotasız yürüyüşlere aşık biriyimdir. Şimdi bir diğer yarımı da paylaşmak istiyorum; gaddarım, karşımdakini düşünmem, sonunu düşünmeden davranır, hareket ederim, acı ve sinir dolu, gamsız ve de kelimelerim bıçak gibi serttir. İlk anlattığım kişiliğim, ikinci anlattığım kişiliğimden bir tık üstündür. Ya da üstündü. Bırakıyorum artık. Olduğum gibi davranmak ve büyümek istiyorum. Kırmızı Oda'da bir cümle geçmişti; " insan sevilmediği yaşta kalır." Benim bu çocuksuluğumun bir diğer nedeni ise; kaçmak içindi. Düşüncelerimden en çokta. Ama artık bunu yapamam. Bugün 19 oldum ve bi' şeyleri değiştirme zamanı. Geçmişimi silmiş ve umursamamaktaydım hep, evet bunu başarmıştım. Ama bu çocuksu hallerim ile geçmişimin arasında güçlü bir bağ var. Korktuğumda, ağlamak istediğimde, acı çektiğimde, ailemin yanında iken, arkadaşlarımla iken yani kısaca ben kötü olduğumda çocuksulaşırım. Bu nedeni sorulmasın diye her; 'nasılsın, naber'e 'İyiyim' demek gibi. Artık geçmişimi tamamen siliyorum. Artık çocuksu bir kız olmayacağım. Ben artık büyüyorum. Okuyanlara teşekkür ediyorum.
Seni beklerken, her şey sana benzedi.
Büyüdükçe kendime duvarlar ördüm.