Fenerbahçe Ülker bu akşam grupta iddiasını sürdüren Maccabi Tel Aviv takımı ağırladı.Maçta Fenerbahçe takımı daha önce oynadığı Eurolegue maçlarını anımsatan bir oyunla sahadan 94-85 mağlup ayrıldı.
Bu yazımda maçı değerlendirmek yerine buralara nasıl gelindi onlardan bahsetmek istiyorum.Çünkü ortada basketbol adına anlatılacak bir durum yok temsilcimiz adına..
Sene başında takıma yapılan her takviyeyle taraftarlar mest olmuştu adeta.Öncelikle İtalya'nın Siena takımını 6 sezon üst üste şampiyon yapan coach Simone Pianigiani takımın başına getirildi.Coach takıma gelirken eski takımından geçen yıl Eurolegue'de MVP seçilen Bo Mccalebb ve David Andersen transfer edildi.Yabancı transferler bunlarla sınırlı kalmadı.Panathinaikos takımında yıllarca basketbol oynamış Avrupa basketbolunda adlarından sıkça söz ettiren Mike Batiste ve Romain Sato'da bu takıma katıldı.Türk rotasyonu içinde oyun kurucu Barış Ermiş ve İlkan Karaman transfer edildi.Hem Fenerbahçe taraftarları hem de basketbol severler bu transferler sonrasında Fenerbahçe'nin Eurolegue'de F4 kesin yer bulacağını düşündüler.Çünkü artık taraftarlar Fenerbahçe'den Avrupa'da başarı bekliyorlardı.Fenerbahçe'nin bu flash transferlerle sezona başlaması rakiplerini de harekete geçirdi.Galatasaray ve Anadolu Efes kadrolarını etkili isimlerle güçlendirdiler.Eurolegue ilk kez mücadele edecek Beşiktaş takımıysa sponsor bulamadığı için elindeki mevcut kadrosunu koruyamadı ve düşük bütçeyle vasat oyuncuları takıma katarak sezona başladılar.
Sezon başladığında ligde her şey istenildiği gibi gidiyordu Fenerbahçe cephesinde.Eurolegue macerasının başladığı ilk maçtan itibaren oynanan basketbol taraftarları endişeye düşürmüştü.Bunun nedeni sahadaki oyuncular birbirleriyle uyum içerisinde hareket edemiyor, yabancı oyuncularsa adlarına yakışan oyun sahaya yansıtamıyordu.Siena'da harikalar yaratan, havada yürüyen, rakip takım defansını geçip sayılar bulan Bo Mccalebb'den eser yoktu.Panathinaikos takımında pota altını yaptığı savunmayla karartan ve hücumda rakip pota altını dağıtan Batiste'e baktığımızda sezonun bitmesini bekleyen , takımı farklı yenik durumdayken yüzünde kazanma hırsı yerine gülümseme bulunan umursamaz bir oyuncu hüviyetinde.Aynı şekilde Romain Sato'da öyle.Şutör olarak geldiği Fenerbahçe'de kullandığı atışların çoğunda isabet bulamadı Sato ve gün geçtikçe yüzdesi düştü.Savunma tarafını daha çok ön plana çıkarmaya çalışsa da bunda da pek etkili olduğu söylenemez.Diğer yandan David Andersen'e bakalım oda bu sezonun hayal kırıklığı yaşatan oyuncularından.Son maçlarda hücum hattında takıma katkı sağlasa da savunma anlamında sınıfta kalan bir oyun sergiledi.Bu sezon Eurolegue'de en fazla sayı yiyen takımın Fenerbahçe olmasındaki etkenlerden birisi oldu.Tabiki de bu duruma alınan oyuncuların başarıya doymuş olmalarının etkileri var.Çünkü kazanma arzusu ve hırsı oyuncuların yüzlerinde göremiyorsunuz.Türk oyuncuların performansları da yabancı oyunculardan aşağı kalmayınca ortaya inançsız, ruhsuz bir takım çıkmış oldu.
Oyuncuların performansları böyleyken hocanın performansına da değinmeden geçmeyelim.Bu derece başarılı bir hocanın yeni geldiği bir takıma alışma evresi elbetteki zaman alabilir.Fakat kendi çalıştığı oyuncularla gelip takımın başında 6-7 ay geçirdikten sonra gelinen nokta ilk günkü noktadan farksız ise burada hocayı sorgulamadan geçemeyiz.Takımın buralarda olmasının en önemli sebebi hoca Pianigiani'dir.Takıma savunma yönünden hiç bir artı kazandıramadı.Kafasındaki sabit fikirlerin dışına çıkmadı.Kritik anlarda farklı rotasyonlar deneyerek maçlarda takımının oyunda kalmasını sağlayamadı.Sert kişiliği ve davranışları ile oyuncularının performansının düşmesine sebep oldu.Türk oyunculara gereken önemi vermedi.Bu akşam 13 sayı 6 ribaundluk katkı sağlayan Kaya Peker'i hiç bir zaman oyun planları içerisinden düşünmedi tıpkı İlkan Karaman, Can Mutaf, Tripkoviç gibi.Halbuki bu oyuncular şans verilmeyi hak eden oyunculardı.Simone Pianigiani geldiği takımın hedeflerinin, taraftar kitlesinin, takımdan beklentilerin ve bu takımın ne kadar büyük bir camia olduğunun sanırım tam olarak farkına varamamıştı.Gel gelelim kendiside bu duruma çok fazla dayanamadı ve takımdan ayrılmaya karar verdi.Bu ayrılık biraz daha erken olsaydı belkide Ertuğrul hoca takım üzerinde daha yararlı olabilirdi.
Milyon dolarlar harcanarak yapılan yatırımlar sonucu gelinen noktada maçı izleyen seyirci sayısı bu akşam bin kişiyi belkide geçmiyordu.Sene başından beri her maça ümitle gelen taraftarların artık takımlarına olan inancının kalmaması bu senenin en büyük kayıplardandır bana göre.Çünkü bu Fenerbahçe geçen sene Eurolegue maçlarından en çok seyirci toplayan takım ünvanını kazanmıştı !
Bundan sonra kalan Eurolegue maçlarında takımda bulunan genç oyuncuların şans alması onların bu arenada deneyim kazanmaları adına önemli olacaktır.Çünkü Fenerbahçe takımının alttan gelen yetenekli, azimli, arzulu ve başarıya aç oyunculara ne kadar ihtiyacı olduğunu bu sene fazlasıyla gördük ! Ertuğrul hocada artık kafasından Eurolegue çıkarmalı ve tamamen Türkiye Ligi'ne yoğunlaşmalı.Karşılarındaki rakipler gerçekten Eurolegue seviyesinde oynayabilecek kapasitede güçlü ve dişli rakipler.Bu yüzdendir ki Eurolegue'de gösteremedikleri çekişmeli oyunu lig arenasında göstermeye çalışmalılar.
Son olarak inanıyorum ki basketbol şubesi önümüzdeki sezonun planlaması için çalışmalara şimdiden başlamıştır.Umarım hem hoca hemde alınacak oyuncuları seçerken bu sezon yaptıkları hatalara düşmezler.Başarıya aç, savaşçı, terinin son damlasına kadar mücadeleyi bırakmayan, yıpratıcı oyuncuları kadrosuna katarlar.Çünkü milyon dolarlar harcayarak aldıkları oyuncular 16 bin kişilik salonda yüzlerce kişiye oynuyor.Buda basketbol adına gerçekten çok acı bir durum !