Cava Grande, on parmağında yüz marifet olan Tan Tuncağ’nın yeni solo projesi. Prograssive, ambient, trance sularında yüzen bir elektronik müzik yaptığını söyleyebilirim sadece Our Weakness’e dayanarak. Keza paylaşmış olduğu ve benim de gördüğüm başka bir şarkısı yok Cava Grande adıyla.
Sofar İstanbul, çok güzel ve bozulmadan ilerlemeye devam ediyor. Bozulmadan kısmı önemli, çünkü Türkiye için şaşırtıcı bir durum bu. Sponsor işini kotarmaları ve sponsorların projenin önüne geçmemiş olması, o dengenin sağlanması da başarı hanesine yazılacaklardan.
Bunun dışında, daha çok konuşulması gereken başarıları ise, müzikal kaliteyi belli bir skalanın altına düşürmeme işini de kotarabilmiş olmaları. Bağımsız müzisyene destek kisvesi, çiğ, vasat, bayağı, henüz ham kimseleri de dinletmeyi zorunlu kılar algısını da kapsıyor kimilerince ve bu azcık ilgi duyan kitleyi bile soğutuyor bu girişimlerden, Sofar İstanbul; çiğ işlerden uzak durmayı başardı şu ana kadar.
Başka bir konudan da bahsedeyim istiyorum. Sofar gibi ‘session’ projeleri, yarattığı ambiyanstan mütevellit, gitar müziğine daha müsait bir kitleyi çekiyor kendine. Gelenler bir odada, canlı performans dinleyeceklerini bildikerinden akıllarına ilkin gitar-vokal ikilisi geliyor bu kesin. Astrofella, Ağaçkakan, Görkem Han Jr,, Cava Grande gibi bu tarzdan uzak kimselerin performansına da alık alık bakıyor haliyle kitle. Bu duvar nasıl aşılır, elbette üstüne üstüne giderek aşılır, aşinalık yaratılarak aşılır. Lakin bu uğurda çok sanatçı, reaksiyonsuz kalıcak görünen o ki.