İDDİA: Cem Boyner şirket çalışanlarına Durun Gitmeyin Siz Kardeşsiniz başlığı ile bir mail gönderdi. HABER İLE İLGİLİ İDDİA YANLIŞ. İş adamı Cem Boynerin şirket çalışanlarına bir mail gönderdiği, mailde Türkiyenin son dönemde gündeminde olan konulara değinildiği, birlik ve beraberlik mesajı verildiği iddia edildi. Bu iddia kısa sürede sosyal medyada çokça paylaşıldı. Herkeste bir gitme arzusu. Dolar uçuşa geçmiş, başkanlık tartışmaları canını sıkıyor, sınırımızda savaş, içeride terör belası, biliyorum cümleleriyle başlayan yazı şöyle: Ama, nereye gideceksin ki zaten Memleketin içinde debeleneceksen, git. Şehirden sıkıldıysan, trafikteki kornalar ruhunda çalıyorsa, asansördeki selamsız adam yüzüne bön bön bakıyorsa, damızlık bir tip omuz atıp geçiyorsa sokakta, masandaki dosyalar çalıştığın plazanın maketi gibi yükseliyorsa önünde, yürüyen bantta gibi hissediyorsan hayatta kendini; git. Küçük bir kasabaya git, yerleş. Küçül, kalabalıktan uzaklaş, ruhunu temizle. Ama sıkılırsan, gel. Artık Amerikayı falan unut bir kere. Bu seçimden sonra oraya gidip anca beyaz Amerikalıların çimlerini biçersin. Amerikalılar Kanadaya kapağı atmak için başvuru sitelerini çökertiyorlar yoğunluktan, senin orada ne işin var Meksikalılar, Kübalılar, El Salvadorlular, Porto Rikolular işgal etmiş zaten memleketi. İngilizcen yetmez, İspanyolcayı ana dil yapman lazım. Hintliler, Çinliler neredeyse bir Avrupa ülkesi kadar kalabalıklar. Sen işini gücünü bırakacaksın da, Amerikaya yerleşeceksin cıbıl cıbıl. Kendine Türk arkadaş arayacaksın. Sonra sorgulayacaksın kendini, bu arkadaşımla Türkiyede olsak arkadaşlık eder miyim Almanyaya da gitme mesela. Büyük şişersin. Saat dokuz dedin mi sokakta adam bulamazsın. Oranın düzeni bizim insanı ruh hastası yapar. Karınca gibi planlı, düzenli, analitik olamazsın sen. İllaki kaytarmak isteyeceksin, bir kısa yol bulmaya çalışacaksın hayatta. Almanyada yemez bunlar. Burada Almancı, Almanyada yabancı olacaksın. Kapını bir kez çalmayacak hiç bir Alman komşun. Anca fazlaca gürültü yaparsan Polizei gelecek kapına, ona dert anlatacaksın. Uzak yerlere gitme. Avusturalya misal. Ya da dünyanın en yaşanılası yeri falan diye Yeni Zelandayı hedefleme. Arkanda kimse bırakmadın mı Birine bir şey olsa, dönüp gelemezsin. Dünyanın bir ucu dedikleri yer oralar işte. Çok medeniymiş, çok mutluymuş insanlar. Evet öyle. Ama sen onlardan değilsin ki Yanında kafanı da alıp götürdüğün için, Sydneyde bir kafede mutlu mutlu oturup ilkokul arkadaşın Sametin Facebook sayfasına bakacaksın. Çok soğuk yerlere de gitme. Herkesin medeniyet rüyası Kanadaya sakın gitme mesela. Tam on bir yıl orada kalıp dönen arkadaşıma neden döndün oğlum, manyak mısın deyince, on bir yılını şöyle özetlediydi: çok soğuk oğlum Soğuk yere alışamazsın sen. Bizim bünyeler güneş ister. Bazen günün ortasında felekten bir saat çalıp, güneşin alnında malak gibi duralamak ister bizim bedenler. Bir de çay oldu mu yanında. Hele bir de senin gibi işsiz güçsüz bir dost, ömre bedel Kapının önündeki 3 ton karı küremezsin sen Kanadada. Ellerin plaza eli, bedenin Akdeniz bedeni. Birine yaptırayım desen, Türkiyedeki Genel Müdür maaşını isterler. Sinirlenip kürek takımı alırsın, iki kürer, sonra bakakalırsın. Çok medeni, mekanik Avrupada bir yer seçme Almanya dışında da. Irkçılık almış başını gidiyor. Birinci sınıf vatandaş olamayacağın bir memlekette nasıl huzur bulacaksın Kara kafalar diyorlar bizim gibilere İskandinav dostlar, bilir misin Ben çipil sarışınım arkadaş, kendimi aryan ırk arasına yediririm, Gider orada bir Türk mahallesine yerleşirim, Brükselde Burdurlular Kahvehanesinde takılırım, Biz zaten İtalyana benziyoruz milletçe, aralarına karıştım mı kimse anlamaz, gibilerinden bir diyeceğin varsa sen bilirsin. Ama gittiğin yerde hep yabancı kalacaksın, unutma. Türk kahvesinde bir Euroya içtiğin ince belli çay bile hasret kokacak. İngiltereyi hiç düşünme. Çünkü İngiltere deyince Londrayı düşlüyorsun biliyorum. Gofret kolisinden hallice bir apartman dairesine, Türkiyedeki yıllık maaşının yarısını vereceksin bir ayda. O da Londranın merkezinde falan değil ha, trene binip şehre gideceğin mesafede. Hesabını baştan yap. Londranın merkezinde oturman için ya bir prensle evleneceksin, ya da Chelseade top oynayacaksın. İkisi için de geç değil dersen, bilemem. Bence para biriktireceğine antrenmanlara başla, daha büyük bir olasılık var. Sürekli yağan yağmurunu, hep kapalı havasını saymıyorum. Bizi bozar. Sütlü çayını içer, içinden bir Ege türküsü söylersin. Londra dışını hiç düşünme sakın. Adanın diğer bölgelerinde misal bir puba girsen gece yanlışlıkla, kırmızı burunlu holigan abilerin bakışlarından öyle tırsarsın ki, bırak İngilterede kalmayı, Çorum Sungurludaki halanın evine yerleşmeyi tercih edersin. Sayacak yer de çok, her birine takacağım kulp da. Aslında demek istediğim şu: Gitmeyin güzel insanlar, biz kardeşiz. Gittiniz mi birbirimizi özleriz. Yılda bir gelinen tatille falan da geçmez hasretimiz. Yazı, Hürriyette yayınlanmış Ancak yazı, takma adıyla Hürriyette köşe yazan birine ait. Yazı, 16 Kasım 2016 tarihinde Hürriyette yayınlanmış. Öte yandan Boyner Grupun a verdiği bilgiye göre, Cem Boyner, çalışanlarına böyle bir mail göndermedi. Cem Boynerin çalışanlarına Durun gitmeyin başlıklı bir mail attığı doğru değil iddiası yanlış Kaynak: teyit.org