. "postmodern durum, modernliğin hayatın her fazında reel olana olan tutkusunun eleştirilmesi, bilimden felsefeye, edebiyattan sanata 'gerçekliğin temsili' fikrinin alaşağı edilmesidir. Peki gerçekliğin temsili yerine biz neyle iştigal ediyoruz? Bunun cevabını bilhassa Gilles Deleuze ve Jean Baudrillard 'simulakr' (simulacrum) olarak verir; yani kendisi değil gölgesi, aslı değil taklidi, reel olan değil bir imge. Post modern durum, o halde, gerçeklik imparatorluğunun yıkılıp yerine gölgelerden, taklit ve kopyalardan kurulu bir düşünceye takabül etmektedir. Fakat böyle bir düşünce, bu iki filozof tarafından farklı şekilde alımlanır: Baudrillard hiper-gerçekçiliğin (hyper-reality) inşa edildiği postmodern bir toplumda anlamın da yitirildiğini, konuşna ve diskura artık gerek kalmadığını ilan ederken, Deleuze bunu post-metafizik (hatta tabiri caizse post-Platonik) bir çerçeveye oturtur ve imgeler dünyasını müspet bir şekilde karşılar. Zira az evvel bahsettiğimiz 'aslı değil taklidi'ndeki iyeliğin ait olduğu formlar dünyası bir kurmacadan ibarettir: Dünya aslı olmayan taklitlerden, imgelerden, gölgelerden oluşmaktadır. Bu yüzden diyebiliriz ki, Baudrillard'ın postmodern düşünceyle kaybedilen gerçeklik için yaktığı ağıda karşılık, Deleuze bu yitirilişi Varlığın konumunun sahici bir şekilde kavranması olarak algılar." syf.32 Her ne kadar yazar önsözde alçak gönüllülük yapmış olsa da, benim gibi postmodern konusunda fazla bir bilgisi olmayan okurlar için başucu niteliğinde bir kitap. #abdullahbaşaran #postmodernfelsefeedebiyatnekahet #dedaluskitap #kitap #neokuyorum #okumakiptiladır #okumahalleri #postmodern #edebiyat #felsefe #nekahet