1-0-1-0
Başlangıç, bitiş, başlangıç…
Hayatın değişmeyen paterni. Hayat dediğimiz şey sanki bu paternin içinde dönüp duruyor. Her yeni başlangıç bir bitişi, her bitiş ise yeni bir başlangıcı beraberinde getiriyor. Ya da getirecek. Kaçınılmaz döngü.
Değişim, zaman, insanlar, ortamlar hep bu partenin değişmeyen oyuncuları.
Peki biz bu oyunun neresindeyiz?
Durup baktığımda bir oyunun parçası olduğum fakat hangi rolü üstlendiğimi göremediğim / anlamadığım – ki görmek zorunda da değilim – zamanlar var. Bu belirsizlik çoğu zaman canımı sıkıyor olsa da oyunda kalmaya – ki buna kimileri anda kalmak diyor – devam ediyorum.
Başlangıçlarla gurur duyduğumuz doğrudur. Başlayabilmek ne kadar da önemli değil mi?
Peki başlayabildiğin kadar bitirirken de saygı değer olabiliyor musun? Bence fark yaratan soru/n burada.
Bence insanın rengi tam da bu noktada beliriyor. Uzun yıllardır tanıdığın yada yeni yeni tanımaya başladığın ruh ikizin sandığın kişilerin , farklılıklarınız ortaya çıkmaya başladığında ve bitiş süreci yaklaştığında, tıpkı turnusol kağıdı gibi renk vermeleri an meselesi.
Şu sıralar Nexflix’ te Lucifer’ı izliyorum. İzleyenler bilir. Lucifer bir Şeytan. Eğer gerçekte de Şeytan böyleyse, Dünyada ondan daha dürüst ve adaletli birini tanımadım.
Dizideki Cehennemde insanların geçek cezasının kendi vicdanları ile yüzleşmek olduğu vurgusu çok çarpıcı.
Bu başlangıç ve bitişler paternine geri dönelim.
Ben şu an aklıma bir başlangıç ve bunun bitişini getirdim. Şimdi siz de kendi hayatınızın istediğiniz bölümündeki herhangi bir başlangıç ve bitişini düşünebilirsiniz.
Hani derler ya hiçbir şey yoktan var olmaz vardan da yok olmaz diye.
Nasıl başlamıştı.?
Başlangıç zemini hazırlayan etkenler neydi. Ne bitiyordu? - ki bir şey başlıyorsa bir şey de bitiyordur –
Bitmekte olanın sende yaratmış olduğu hislerin zemininde, ufukta gelen şeyin sizde yarattığı heyecan duygusunu düşünmenizi istiyorum.
İnsanı savunmasız kılan fakat bir o kadarda güçlü hissettiren o hisleri sakladığınız o sırlar odasından çıkartmanın zamanı geldi.
Zaman şimdi yavaşladı. Burada duyguların ile baş başasın. Ne güzel ve karşı konulmaz hislerdi değil mi? Sana kendini özel hissettiren o anlar. Daha önce hiç yaşamamışçasına , sanki annenden doğduğun anda aldığın o ilk nefes gibi gelen o yaşamsal güç. Hayatın yeni sana yepyeni bir hediyesi olduğu o anlar.
Ve şimdi Nasıl bitti…
Bitirebilmenin bir güç olduğunu biliyorum. Aslında birçok kişinin asıl sorun bitiremediklerinden ortaya çıkıyor. Sen bitirebilmişsen güçlüsündür. Bu önemlidir.
Bundan daha mühim olan ise arkanda bir enkaz bırakmamaktır.
Binalar yapılır. Boyanır. Dekore edilir. İnsanlar içlerinde çok güzel anlar geçirir. Bir an gelir – ki geleceğinden emin olduğun ama ne zaman geleceğini bilmediğin - tüm hayatlar enkaz altında kalır.
Eğer ardında bir enkazı sen yaratmışsan bitirirken, o zemine o güçsüz binayı yapanlar/yaptıranlar kadar suçlusundur. Eğer ortada bir enkaz varsa yaşadığın ve yaşattığın o güzel anlar bir hiç olmuştur o yıkımdan sonra.
Eğer doğru bitirememişsen işte Luciferın Cehennemindesindir. Bazılarımız buna karma diyor. Sen doğru bitiremedikçe başlatsan da yürütemeyeceksin…
Al sana bir başka döngü…
1-0-1-0-1-0-1-0
True – False yada Başlat – Bitir .
Peki sevgi nedir?
Hayat bazen fısıldar … “Doğru Bitir…. “








