VAKTİNİZ YOK...
Eşyaları ve elbiseleri bu kadar sık değiştirmemeliyiz. Ruhumuzun şeylere yayılmasına müsaade etmeliyiz. Ruhumuzun birbirine yayılmasına... Bazı kokular sadece birbirimizi hatırlatabilmeli. Giydiğimiz bir terlik, taktığımız bir gözlük, kullandığımız bir bardak çok hatırayı taşıyabilmeli. Gittikçe birbirimiz olmayı başarırız o zaman. Ne yabancı kadınların yabancı güzelliklerinin önemi kalır, ne yabancı erkeklerin başarılarının. Onun fazla kiloları senin fazla kiloların olur, senin kâr getirmeyen işlerin onun kâr getirmeyen işleri... Onun güzel kokusu senin güzel kokun olur, senin geniş omuzların onun geniş omuzları... O zaman uzun uzun küsebilirsiniz de ve hiç korkmazsınız ayrılık ihtimalinden çünkü alışmışsınızdır beklemeye ve hayatınızda yeni bir tad olsun diye terketmeyeceğinizi bilirsiniz birbirinizi. O bir gömleği ütülerken "Adım adım barışalım" der, gömleğin ona söylediklerinden, sen çalışma masanın çekmecesinde gördüğün bir not yüzünden... "Ekmek, havuç, domates, dolmalık biber ve çikolata..." Adım adım barışırsınız o zaman. Bu kadar ayrılık olmaz hayatlarınızda. Ama vaktiniz yok ruhlarınızın birbiri üzerine yayılmasına...
| Rafet Elçi















