“Çay, yavaşlamanın ve anı yaşamanın en lezzetli bahanesidir.”
TVSTRANGERTHINGS

❣ Chile in a Photography ❣
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Origami Around

pixel skylines
Xuebing Du

if i look back, i am lost
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
RMH
KIROKAZE
Monterey Bay Aquarium
Three Goblin Art

oozey mess
trying on a metaphor
NASA
occasionally subtle

titsay
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
AnasAbdin

#extradirty

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from North Macedonia

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from United States

seen from United States

seen from South Africa
seen from United States
seen from North Macedonia

seen from United States
seen from Canada
seen from United States

seen from United States
seen from North Macedonia
@derdiderun
“Çay, yavaşlamanın ve anı yaşamanın en lezzetli bahanesidir.”
Misafir ağırlama adabı: Çay ikramı - telefon şarzı - Wi-Fi şifresi... Sonra kalkana kadar herkes telefona dalar...
"Allah'ın sana ne verdiğine değil, seni neyle meşgul ettiğine bak; zira senin makamın, O'nun seni istihdam ettiği iştir."
İbn-i Ataullah el-iskenderi (k.s)
"Görünmenin arzusundan, görülmenin huzuruna..."
Dijital dünyanın içine doğan kaçıncı nesiliz, saydın mı hiç? Uyanır uyanmaz bildirimleri, fırsat bulduğumuz her an gönderileri kontrol etmek, artık günlük rutinimiz haline geldi. Sosyal medya, haber almanın ötesinde kendimizi ifade etmek, hatta varlığımızı kanıtlamak için kullandığımız bir alan haline geldi. Her gün bir şeyler paylaşıyoruz. Eli telefona en az gidenimiz bile birkaç beğeniyle orada, o dünyada yerini alıyor. Peki, tüm bunlar ne için?
Arzudan Huzura
Bir fotoğraf paylaşınca içimizin bir anlığına aydınlanması, "story"lerimiz fazla izlenince içimizden geçen o küçük sevinç...
Fark edilmek, anlaşılmak, varlığının bir karşılığı olduğunu hissetmek, insanın yaratılışından gelen bir ihtiyaç. Fakat an geliyor, ne kadar çabalasa da yeterince görülmediğine dair his, insanın içini karıştırmaya yetiyor.
Sahi insanı huzurla buluşturan, kalbini tatmin eden şey, birilerinin görmesi mi? Yoksa Rabbinin görüp bildiğini bilmek mi, ne dersin? Soruları sevelim derim sevgili arkadaşım ki bazı sorular, bazı cevaplardan çok daha iyi gelir.
Başkalarının onayını aramak, gerçekten kendin olmanın huzurunu verebilir mi? Allah Teala'nın nazarında görülmek, bizim için ne anlama geliyor? Birinde "'beni fark etsinler" gerginliği, ötekinde "kimse bilmese de O celle celaluhu beni biliyor, görüyor" güveni; işte bu fark, iç huzuruyla gürültü arasındaki ince çizgi.
Yüreğinle Görülmek
Ekranlar geçicidir. Trendler biter, algılar değişir. Ama amel defterine kayıtlı bir niyet bakidir.
Bir tebessümde, bir selamda, bir hayırda, bir iyilikte... Rabbimizin bizi nasıl "beğendiğini" bizzat keşfettiğimiz anlar çoğaldıkça, içimizde gerçek bir huzur doğar. Yaratanın nazarında; bir niyetle, derin bir teslimiyetle, samimi bir varoluşla yol aldıkça...
Gerçek "beğeni" işte o an gelir. Hangi mecrada olursa olsun, niyetimizle tartılırız, butonlarla değil.
-Deniz Fatma Saraç - Aile Danışmanı-
Hane Dergisi - Sayı 5 Mayıs
Bir Vazife Olarak Emri bi'l-maruf
Gösteriş Korkusu ve "Kusursuz Değilim" Yanılgısı
Allame İzz bin Abdüsselam: Emri bi'|-maruf, doğası gereği açıktan yapılması gereken bir ameldir. Bir kişi, "Acaba gösteriş mi yapıyorum?" korkusuyla hayırdan geri durmamalı, aksine bu görevi yaparken içindeki gösteriş arzusuyla da cihat etmelidir.
Toplumdaki bir diğer büyük yanılgı ise "Benim de hatalarım var, başkasını nasıl uyarabilirim?" düsüncesidir. Tabiin dönemi alimlerinden Hz Said b. Cübeyr bu konuda noktayı şöyle koyar: 'Eğer iyiliği sadece içinde hiçbir kusur bulunmayan kişiler emretseydi, yeryüzünde hiç kimse bir başkasına tek bir sey bile söyleyemezdi." Kişisel hatalarımız, toplumsal sorumluluklarımızı iptal etmez.
| Buhara Dergisi - Sayı 17 Mayıs
Sünneti İnkar Eden Hocayı Dinledi, Hristiyan Oldu!
"Biz, bu milletin problemi ne? Sorunu ne? Adam oğluna namazı anlatamıyor, kızına tesettürü anlatamıyor, sokaklarımız perişan. Bu millet Hz. Muhammed aleyhissalâtu vesselâm'la nasıl barışacak bunu anlatacak. İmanlar perişan olmuş bunu anlatalım da millet İslam'la barışsın buluşsun."
İhsan Şenocak Hoca
"İnsanlar üç şeyi neredeyse kaybetmek üzeredirler: Helal para, doğru konuşan dil ve teselli bulmak için sığınabilecekleri bir kardeş."
Hz. Ali (radıyellahu anh)
Kaybolan Gençliğin Pusulası: Kur’an
Rabbimiz, alemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz (s.a.v.) aracılığıvla insanlığa en büyük nimeti lütfetti: Kur'an-ı Kerim.
Bu kitap öyle bir kitap ki bize varoluşumuzun gayesini, yaratılışımızın hikmetini öğretti.
Bu kitap öyle bir kitap ki hayatın ancak imanla anlam kazanacağını, İnsanın ancak Allah'ı kullukla yücelebileceğini bizlere haber verdi. 14 Asırdır biz müminler zihin dünyamızı, gönül dünyamızı işte bu kitapla inşa etmeye çalışıyoruz. Onun peşi sıra gitmeye çalışıyoruz.
Yine bu kitap öyle bir kitap ki o bizim hidayet rehberimizdir, kurtuluş reçetemizdir.
Kur'ân-ı Kerim öyle bir kitap ki, kâinatın Efendisi Efendimiz Muhammed Mustafa Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in bizlere en büyük emanetidir. O ki, ilk ve son haccı olan veda haccında bütün insanlığa şöyle seslenmişti.
“Size sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla dalalete düşmeyeceğiniz iki şeyi bırakıyorum.” demişti. Birincisi Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim. İkincisi de Peygamber'inin sünneti.
Kur'an-ı Kerim böyle bir kitap. Peygamberimizin bize en büyük emaneti. Yine Kur'an-ı Kerim Zihnimizi, gönül dünyamızı aydınlatmaya çalıştığımız, onun ışığında ilerlemeye çalıştığımız bir kitap.
Kur'an-ı Kerim öyle bir kitap ki, müminin hüznünü, sevincini, varlığını, yokluğunu ibadete dönüştüren bir kulluk kitabıdır.
Müminin hüznünün niçin olması gerektiğini Allah rızası için bir mümin kardeşinin kalbine sevinç ilka etmesi gerektiğini biz Kur'an'dan öğreniriz. Müminin varlığını, yokluğunu, hayatı ve ölümü bütün bunları bizlere öğreten bir kulluk kitabıdır Kur'an-ı Kerim.
O halde kulu Cenab-ı Allah Ayetleriyle şekillendirir.
İşte geldiğimiz noktada özellikle gençlerimizin ve hepimizin bir hidayet rehberine Kur'an-ı Kerime sarılmaya, Cenab-ı Hakk'ın ayetleriyle şekillenmeye ihtiyacı var.
Kur'an-ı Kerim yine aynı zamanda bizleri her türlü esaretten kurtaran bir özgürlük kitabıdır. Bizleri küfürden, nifaktan, şirkten, günahtan, masiyetten arındıran bir özgürlük kitabıdır Kur'an-ı Kerim.
Yine Kur'an-ı Kerim bizleri yüceltmek için gelen bir kitaptır.
Kur'an-ı Kerim bizleri aziz ve yüce kılmak için gelen bir kitaptır. Tarih boyunca baktığımızda Kur'an'la birlikte hayat sürenler Kur'an-ı hayatlarının süreçlerine dahil edenler hep yücelmişlerdir.
Allah Kur'an'la nice milletleri ve toplumları aziz kılarken hayat süreçlerinden, yaşam süreçlerinden Kur'an'ı bir kenara bıraktıkları için de nice milletleri bir bir alçaltmıştır, zelil kılmıştır.
Bu noktada bir hadis-i şerifi paylaşmak isterim. Biliyorsunuz ayet-i kelimelerin nüzul sebebi vardır.
Hadislerin de vurut sebebileri zikredilir hadis kitaplarında. Bir gün Hazreti Ömer radıyallahu anh Mekke civarındaki usfana gider. O sırada Mekke'de yönetici olarak tayin ettiği Nâfi vardır. Ona sorar. Der ki, ''Buraya bu insanların işlerini deruhte etmek üzere kimi görevlendirindin?'' der.
Nâfi der ki, ''İbni Ebi Evza'yı görevlendirdim.'' ''Hazreti Ömer tanıyamaz. Kimdir o?''. Der.
''O azatlı bir köledir.'' der. Hazreti Ömer anlayamaz. Der ki başkasını bulamadın mı der. Neden onu bu insanların sorumluluğuna tevdi ettin dediğinde. Nafi (r.a) şöyle cevap verecektir:
“O Allah'ın kitabını çok iyi bilir. Haramı helali çok iyi bilir. O yüzden onu tayin ettim.” deyince Hz.Ömer radıyallahu anh Allah Resulü ne kadar da güzel söylemiş diyecek ve şu hadisi hatırlayacak:
“Allah bu kitapla nice milletleri ve toplumları yüceltirken sırt döndükleri yaşam süreçlerinden çıkarttıkları için de nice toplumları alçaltır ve zelil kılar.” (Müslim, İbni Mace)
Dolayısıyla Kur'an-ı Kerim bizi yüceltmek için gelen bir kitaptır.
Rabbim Kur'an-ı Kerim ve Sünneti Seniyye ile yücelen bir toplum eylesin bizleri. Amin.
Rabbim gençlerimizi Kuran’ı Kerim ile her türlü esaretten, kötülüklerden, heva ve heveslerinin peşine düşmekten kurtarsın, özgür kılsın. Amin.
Rabbim Teala gençlerimize ve bizlere Kur'an'ın izinde, Kur'an'ın gölgesinde, Kur'an'ın ve sünneti seniyyenin rehberliğinde bir hayat lütfetsin. Amin.
Selamün aleyküm hocam,
Kazadan beladan kötülüklerden korunmak için hangi duaları okumalıyız
Ben Ayetel Kürsi okuyorum başka dualar var mıdır okunması gereken
Allah razı olsun
Aleykümselam.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bela ve musibetlere karşı sadaka vermemizi tavsiye etmiş. Belalar sadaka engelini aşamazlar buyurmuştur. Dolayısıyla bela ve musibetlere karşı hem de Rabbimizin rızasına nail olmak için bolca sadaka vermek lazım. Evinde, arabanda, işyerinde sadaka kutun olsun. Her gün atmaya çalış, tutarı önemli değil.
Ayetel Kürsi okumakta güzeldir, etkilidir. Her gün 7 defa okunması daha güzeldir diye okumuştum.
Bununla beraber yine Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem sabahleyin bir duayı tavsiye etmiş. Bunu üç defa okuyan kimseye ansızın bela-musibet gelmez buyurmuş. Gelecek olursa unutur buyrulmuş. Şahsen ben duayı unuttuğum zaman acaba başıma bir şey mi gelecek diye endişe taşıyorum.
"Kim akşamleyin üç defa: 'Bismillâhillezî lâ yedurru mea’smihî şey’ün fi’l-ardı velâ fi’s-semâi ve hüve’s-semîu’l-alîm' derse, sabah oluncaya kadar ona ansızın bir bela gelmez. Kim de bunu sabahleyin üç defa okursa, akşam oluncaya kadar ona ansızın bir bela isabet etmez."
(Ebu Davud, Edeb, 101/5088; Tirmizi, Deavat, 13)
Arapçası: بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Allah razı olsun
Muhammed Emin Yıldırım’ın “İran-İsrail savaşı karşısında tavrımız nasıl olmalı” isimli bir videosuna denk geldim. Sizlerden izleyen oldu mu bilmem?
Seversiniz, sevmezsiniz; takip edersiniz, etmezsiniz… Sizin bileceğiniz konudur. Ben dinlemiyorum da, takipte etmiyorum.
Sadece videoda söyledikleri dikkatimi çekti. Katılırsınız, katılmazsınız; o da sizin bileceğiniz bir şey.
Fakat bana anlatılanlar çok fazla İran güzellemesi gibi geldi.
Videonun ilk dakikalarında şunları söylüyor:
Muhammed Emin Yıldırım:
Allah bize şu son süreçte iki tane büyük ikramda bulundu.
Farkında olsak da olmasak da iki büyük ikram…
Bir: 7 Ekim süreci.
İki: şu anda İran’ın İsrail ve Amerika ile yaptığı mücadele.
Biz birincisini kaçırdık.
7 Ekim sürecinde o bir avuç Müslüman, mücahid, muvahhid…
Kendilerini feda etme pahasına bir kıyam başlattılar.
“Uyuyan Müslümanları uyandırırız” dediler.
Ama Müslümanlar farklı değerlendirdi. Olmadı.
Şimdi ikinci bir sürecin de şahitleriyiz.
Ve ben korkuyorum ki bunu da kaçıracağız.
Yani Müslümanlar ilk fırsatı kaçırdı diyor. Şimdi de İran’ın mevcut mücadelesini kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak görüyor.
Neye fırsat?
Dil, din, ırk, mezhep gözetmeksizin; siyonizme ve destekçilerine karşı birlik olup mücadele etmek için.
Peki soralım hocamıza:
Amerika’nın Irak ve Afganistan işgaline yardım ettiğini kendi Cumhurbaşkanı’nın itirafıyla söyleyen İran değil miydi?
Irak’ta 1 milyondan fazla Müslüman ölürken, Afganistan’da yüz binlerce insan hayatını kaybederken bu “birlik fırsatı” hakkında İran neredeydi?
Suriye’de İran’ın katlettiği Sünni Müslümanlar… Yerlerinden edilen milyonlar… Açlık ve susuzlukla mücadele eden insanlar…
Bunları da İran birlik olmaya bir “fırsat” mı görmüştü?
Hocamız böyle bir itirazın, cevabın geleceğini bilircesine buna da cevap vermiş:
Muhammed Emin Yıldırım:
Biz şu anda yapılan mücadeleyi doğru okuyamıyoruz.
İran Şii, İran Suriye’de bunu yaptı, İran şöyle etti, böyle etti…
Bunların hepsini biliyoruz zaten.
Mesele o değil.
Dün zalim olan bugün mazlum olabilir.
Bugün mazlum olan yarın zalim olabilir.
Bir insanın hayatı boyunca yaptıkları onu tek bir konumda sabitlemez.
Bunu bir anlayalım.
Evet, bunları biliyoruz diyor. Ama “takılmayalım” şimdi bunlara demeye getiriyor.
Onca zulme ortak olmuş, onca zulmü işlemiş bir yapı için “olabilir, biliyoruz” deyip geçelim…ve birlik adına bunları geri plana atalım diyor.
Benim takıldığım nokta tam olarak burası:
Bu kadar ağır geçmişi olan bir aktör için,“Bunları biliyoruz, takılmayalım” demek, bana göre fazla hızlı bir geçiş.
İran güzellemesi yapmaya gerek yok. Zaten bugün kimse çıkıp “ Terorist İsrail haklı” demiyor ki. İran'ın karşısında İsrail'le olmalıyız ya da “İran'a ile işimiz olmaz ne hali varsa görsünler gibi" zaten düşünen yok ortada. Hükümette aynı düşünce de. Dört füze atıldı İran'dan Türkiye'ye kalkıp savaş açılmadı herkez her şeyin farkında...
Yani ortada kaçırılan bir şey yok Hocam.
Kimse çıkıp “İran haklı, İsrail haksız” gibi basit bir denklem kurmuyor zaten. Ama bu, İran’ın geçmişte yaptıklarını bu kadar fitneyi yok saymayı da gerektirmez.
Birlik çağrısı yapmak için illa İran'ı parlatmaya gerek yok. Eğer bu kadar güzelleme yapılıyorsa ben bunun arkasında başka bir şey ararım ya da ehli sünnet ekseninden uzak görürüm, yaklaşılmaması gereken bir eksende olduğunuzu düşünürüm.
Kaçırılmayacak bir şey varsa;
Hz. Aişe annemize sövenleri, Hz. Ebubekir’e, Hz. Ömer’e (radıyallahu anhüm) hakaret edenleri, Milyonlarca Müslümanın kanında payı olanları, Orta Doğu’nun bu hale gelmesinde payı olanları kaçırmayalım hocam.
İran güzellemesi yapmadan da bu ümmet birlik ve beraberlik olmaya inşaAllah muktedir olacaktır. Kaldı ki İran güzellemesi yapmak birlik olmanın yegane çaresi de değil.
“Dün zalim olan bugün mazlum olabilir” bu kadar da yumuşatmayalım, parlatmayalım ya. Siz bunları derseniz Milyonlarca sünninin kanı elinde olan Kasım Süleymaniye şehid diyenleri de görürüz. Şiilikte hak mezhep diyeni de görürüz...
Birlik olunması gerektiğini de, İsrail karşısında nerede durulacağını da bu millet zaten biliyor elhamdülillah. Ehli sünnet vel cemaat ekseninde Ümmeti uyandıracak, ümmeti birlik ve beraberlik içinde tutmak için çalışacak sizin gibi hocalara ihtiyaç var, İran güzellemesi yapacak hocalara değil. Tavrımız doğru olsun evet ama eksikte olmasın.
Saygılarımla....
Selamünaleyküm abi. Sizlerden hayırlı ve mübarek bir yuva kurabilmek ve gönlümdeki gibi biriyle evlenebilmem için dua talep ediyorum. Kolaylıkla afiyetle ve bana rağmen evlenmemi kolaylaştırsın Rabbim. Gıyabi dualara çok ihtiyacım var bu hususta 🤲
Aleykümselam.
Rabbim eşiniz olacak kişiyi ve hayatınızdaki tüm insanları saadetinize vesile eylesin amin. En hayırlı vakitte hayırlısı afiyetlisi ile hayırlı bir yuva kurmayı nasip eylesin amin.
Kuran-ı Kerim mucize bir kitaptır. Kuran-ı Kerim kendisine ben öğrendim bitirdim dedirtmez. Aslında bu da bir rahmettir. Bizi kendine bağlıyor.
Biz Kuran'dan ayrılıversek savrulup gideceğiz. O yüzden savrulmayalım, dağılmayalım diye bizi etrafında topluyor. O yüzden bolca tekrar etmek gerekiyor. Düzenli tekrar etmek gerekiyor. Zaten bizim düzenli bir Kur'an verdiğimizin olması lazım. Birlik okumamız gerekiyor. -Kütahya İl Müftüsü Hüseyin Hazırlar Hoca-
"Çok fazla düşünmeyin, ama çokça istiğfar da bulunun, çünkü düşünmekten açılmayan kapıları, Allah af etmek için açar.”
Şeyh Fadli El-Arinci (k.s)
Bir gün Hasan-ı Basri kuddise sirruhu talebeleriyle birlikte oturuyordu. Sohbet sırasında bir kimse ona gelerek şöyle sordu: "Ey Hasan! İnsanların kalpleri neden bu kadar katılaştı? Neden nasihatler artık eskisi gibi tesir etmiyor?"
Hasan-ı Basri Hazretleri bir müddet sustu. Ardından başını kaldırarak şöyle dedi: "Çünkü kalpleriniz dünyaya aşırı bağlandı, takva ise kalplerinizden uzaklaştı. Takva kalpte bulunursa insanın dili de, gözü de, eli de ona göre hareket eder."
| Buhara Dergisi - Nisan
Anlam veremedigim işin içinden çıkmadığım bir dönemdeyim. Ne yapacağımı hangi yolu seçeceğimi bilmiyorum. Elimden geleni yapsam da aynı yerdeyim , öylece dursam da.
Nasıl tevekkül edeyim,
Ne yaparsam tevekkül etmiş olurum
Rabbim işlerinizi toparlasın.
Bazen olur böyle. Hepimizin böyle zamanları olmuştur emin olun.
● Bizce şöyle düşünseniz, içinde bulunduğunuz durumların size olan mesajını bu şekilde alsanız en güzel tevekkülü yakalamış olur ve daha doğruya daha güzele ulaşırsınız inşaAllah.
-Geçmişten pişmansın. -Gelecekten endişelisin. -İçinde bulunduğun halden bile razı değilsin.
Peki, böylesi bir hayat için ahireti kaybetmeye değer mi?
O halde her halimle Allah’a, ahirete yönelmeleyim demelisin. Böyle tevekkül etmelisin.
● Zihnine yerleştirmen gereken üç hakikat vardır:
Ölümden kurtuluş yoktur.
Dünyada tam bir huzur yoktur.
İnsanların dilinden Kurtuluş yoktur.
Bunları yerleştir zihnine.
● Bu şekilde sabretmeye ve güçlü kalmaya devam etmelisin.
Çünkü Sabretmenin en zor türü: "İstemediğin bir durumda kalmaya devam edebilme gücündür."
● Beklentilerinizi iyileştirin ve savaşmayı mücadele etmeyi asla bırakmayın.
Acziyetin özü, yerinde saymak bir yere yerleşip oradan hiç ayrılmamaktır. Arayan bulur, yer değiştiren rızkını toplar, yola çıkan nasibini alır, yürüyen mesafe kat eder, ama kim uykuya sarılırsa, yalnızca rüya görür.
Ne olursa olsun mücadeleyi bırakmayın...
Rabbim işlerinizi ve gönlünüzü toparlasın. Amin.
"Eğer Anadolu'da rahat oturmak istiyorsak; o zaman Türkiye, Bosna'da olmak mecburiyetindedir, Kafkaslar'da olmak, Ortadoğu'da olmak mecburiyetindedir. Devir, bir dev gibi doğrulmak devridir.. Zengin toprakların fakir ve ezik bekçileri olarak kalmak yerine, bu coğrafyanın başı dik ve varlıklı sahipleri olarak yeniden dev gibi doğrulalım.."
| Şehit Muhsin Yazıcıoğlu