KATUN
Emel Esin
(Türk Kadını’na Dair)
I-Tarih öncesinden tarihe geçiş
Türk Havva’sı, Arkeolojiden ve tarihi kayıtlardan belirdiğine göre, İç-Asya’nın kuzeyinde, yüksek ve karlı zirvelerin eteğinde, çam ve kayın ağaçlarının bittiği bir sahnede doğdu. Bu iklim güneye doğru geniş bozkırlara açılıyordu. Milattan önceki bin yılın başında İç Asya’daki hayat şartları belki yeni bir göç akını neticesinde birden değişmişti. Daha önce küçük çapta çiftçilik eden ve muhtemelen maderşahi bir nizam içinde yaşayan toplumlar, çobanlık ve yarı-göçebeliğe başladı. Kış mevsimi surlar içindeki kışlaklarda geçiriyor ve baharlarda sürüler ile otlaklara gidiyorlardı. Tarihi asırlara (Miladi Beşinci yüzyıl sıraları) uzayan bu devrede Türk kadının şahsiyeti çift vechede gelişti. Kış aylarını ocak başında eski Türkçe tabiri ile “evçi” (ev-kadını), anne ve aşçı fakat ateş ibadeti ile de vazifeli olarak geçiriyordu. Ana-tanrıca Umay bu kadın hükümdarlara mahsus bağdaş oturuşunda taçlı bir kadın görülmektedir. (Lev. I/a). Bu levhada Umay’a kurban takdim edilmesinin gösterildiği sanılır. (lev. I/a)
Bahar gelip sürüler otlağa çıkarken kadınların yaşayışı değişirdi. Onların da günlük hayatında at üstünde çobanlık etme; düşman bir boyun saldırısına karşı koymak veya ondan kaçmak; sürüler çalınır ise avlanarak geçim temin etmek gibi haller olağan idi. Bütün bir boyun yok edilmesi ile bitebilen hücumlardan korunmak için “er”lerde bulunan vasıflar gerekiyordu. Türk “Kam-hatun”ı (kadın şaman) mensup olduğu “boy”u düşmanlara karşı savunacak bir er oğul için savaş tanrısına yalvarırdı. “Kam-katun” lar saç örgülerini taç gibi savunarak döne döne ayin yaparlardı. Bu görünüş kadim İç Asya’da bayrak alemi olarak da kullanılan tunç maskelerde belki temsil edilmişti (lev. I/b) “Kam-katun” ayin sırasında davullar çalınırken ilahiler söyler ve “yer-suv (su)” “kut”larını (ruhlarını) yardıma çağırırdı....
#Göktürk #Katun #Uygur #EmelEsin #tarih #Türk #Türktarihi
Devamını okumak için:
https://turkcetarih.com/tarih/katun/











