Teninin beyazlığı, bulutları kıskandırıyor, sevgilim. Bu yüzden her mevsim yağmur yağıyor şehrimize. Sonra ardından günüme güneş çıkarıyorsun sarıya çalan saçlarınla. Ah, o saçların yeniden ortaya çıkan güneşin değmesiyle parlaması yok mu! Utanıyor güneş, sönük hissediyor senin yanında kendini. Saklanıveriyor birden tekrar, herkes şaşırıyor ama benim güneşim daha parlak yapıyor o günü. Dudakların denizsiz şehrime deniz olan masmavi gözlerinle, masmavi gözlerin uzun kirpiklerinle dans ediyor. Bir porselen bebek gibi duruyorsun uzaktan, elime alıp sevemiyorum seni. Dokunamıyorum sana kırılırsın diye. Sarılamıyorum da. Sadece uzaktan seviyorum. Güzelliğini, gülüşünü ve o parlak karakterini.
Bir erkek güzel olur mu, deme. Çok güzelsin; en sevdiğim kitap gibi, dinlemekten bıkmadığım şarkı gibi, İstanbul gibi. Hayalim, tek amacımsın. Baharda açan papatyalarımsın sen benim. Güzelsin ve papatyasın biraz.