Bu sonbahar akşamında kışa girdiğimizi unuttuğum bu gecede .Kahvemi yudumlarken tüten dumanıyla birlikte niye yaşıyoruz ben lan dedim.Dengesizliğimin farkına vardığımda dengemi çoktan yitirmiştim, yaşamın sırrını çözmek bana mı düşmüştü yoksa hayatımın ceplerinden düşenler bir bir hayatımdan kayıp gidenler mi beni bu kadar etkilemişti.Yaşamımın uzaklarında sırrakadem basanlar bir daha geri dönmeyeceklerini bildiğim hislerim.Bir kedi uysallığında bunları düşünürken evrende kaybolan parçaları bir bir birleştirdim.Sonuç yalnızlığa çıkıyordu.Bu benim yalnızlığımdı.Evren bu kadar büyükken hepimiz yalnızdık ve bu bi sırdı.. çünkü iki kişinin bildiği sır olmazdı ve olmasını bekleyemezdik …Beklentilerimiz zamanla örselenmiş eskimiş ve nostalji olmuştu.Yaşamın sırlarını çözmeye çalışırken yalnızlığımızı unutmuş farkettiğimizde ise son baharda düşen yaprak parçaları gibi orda oraya savrulmuştu.Ben hep geç kalırdım, sevmem zaman alırdı, ben sevdiğimde ise karşımdaki bi başkasını sevmeye başlamış olurdu şimdi yavaş yavaş yalnızlığımı anlamlandırmaya başlıyorum, işte şimdi yalnızlık daha anlamlı oldu.Galiba ben yalnızlığı seviyorum ve böyle hocama merhaba diyorum.yazamadığım komposizyonları öpüyorum, yazı böyle yazılır ne döktürdüm be yoruldum ve merhaba hayata.. sizlere merhaba…yazının başında merhaba demeyip sonunda diyorum ve sizleri şaşırtıyorum.(yazar burda şaşırtmış)