1860'ların ortasından bir fotokolaj, dönemin ünlü sosyetiği Lady Filmer'a ait. Başlığı "Lady Filmer in Her Drawing Room". İçinde makas, tutkal, suluboya ve ebatları özenle seçilerek doğranmış foto-portreler var. İlk dadaist kolajlaraysa nereden baksanız elli yıl falan var.
Buluntu nesne kudurganlığına virüs mesafesinden yaklaşıyorum. Ama neyse ki Lady Filmer'ın bu suluboya-albümin baskı kolajları bugün koleksiyonlardaki nezih ve üst metinsiz yerini koruyor. Üzücü olan, vaktiyle zarif bir ev içi üretimi olarak literatürde hak ettiği yeri işgal edememiş olması.
Bu montajlar arasında beni en çok eğlendiren yukarıdaki odanın nüfusu oldu. Yaratıcı Viktoryen kadınlar salonlarını biraz da atölye gibi kullanmış olsalar gerek. O salona girip çıkan, orada yaşayan fanilere, yer işgal eden nesnelere de birer malzeme gibi bakılmış. Bu kolajdaki kişilerin kimlikleri, birbirlerine göre ebatları, konumları ve sayıları da belli ki çok alem bir kadın olan Lady Filmer'ın zihin atölyesine dair ipuçları veriyor.
Turuncu yuvarlak içine aldığım Leydi Filmer'ın kendisinden 4 adet mevcut. Baskın ebatlarıyla, farklı görünümler ve meşgalelerle aynı anda birçok noktada bulunabilme özelliğine sahip. Her anlamda manipüle ettiği bu salonun tanrısı o.
Yeşil yuvarlakta Leydi'nin kocası Sir Edmund var, minüskül bir fotoğrafı kırpılarak görüntünün odağından epeyce uzakta bir köşeye itelenmiş, bir ayağı yere zar zor değiyor.
Siyah yuvarlaktakiler Leydi'nin iki çocuğu, ufaklar ama tanrıçaya ve merkeze daha yakınlar. Leydi'nin çok sevdiği köpeği kocanın önüne geçmiş.
Arkadaki pembe yuvarlaktakilerin Leydi'nin monden erkek kardeşi ve ailesi olduğu söyleniyor. Leydi Filmer'ın baskınlığına olmasa da ebatlarına erişebilmiş yegane figür kırmızı Prince of Wales, yani o dönemin Prens Çarls'ı Edward.
Prens Çarls'ın salonda bu kadar büyük yer işgal etmesinin sebebi, monarşinin aristokrat evlerinin koruyucu ruhu olduğuna dair bir inanış falan değil, Çarls'ın o dönem İngiliz sosyete kazanlarında çokça kaynatıldığı üzere Leydi'nin "flörtü" olması. Kolajda kocayı eni konu presleyip Prens'i sanki o akşam kendisini istemeye gelmiş de nişan fotoğrafı çektiriyorlarmış gibi baş köşeye mıhlamış olması bundan. Ama birçok tarihsel kaynak bu flört işinin o dönem üst sınıfında bugünkünden çok farklı bir icrası ve amacı olduğunu söylüyor. Flört, duygusal taşkınlıklar ya da seksüel hedef yerine, kişilerin teatral düzeyde zeka, fikir ve laf yarıştırabilecekleri hoşlanma temelli bir alan gibi. Neredeyse "galant" bir performans.
Leydi Filmer'ınki bir Camilla Parker Bowles hikayesinin sarmal yoğunluğuna erişti mi bilemem ama bu flört hususunda da salonunu bir performans alanına çevirdiği aşikar. Öte yandan, fotografik görüntünün sahiciliğinden şüphe etmesi ve elindeki görüntüleri aynı şüphenin gülünç yansımaları olarak servis etmesi, fotoğrafa ham malzeme olarak bakıp yeni üretim formları için kullanmış olması eşsiz bir uyanıklık. Salon kolajında masada açık duran kolaj albümü de görünüyor, Leydi de malzemelerinin başında, kolaj böylelikle kolajın da kolajına dönüşüyor. Fotoğraf için yine çok erken ve çetrefilli bir "mise en abyme" tekniği. Bazı ayna fotoğrafları gibi, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu gibi ya da Ayşegül'lerin arka kapağında sonsuzca Ayşegül okuyan Ayşegül gibi.
Tek bir şemsinin sapıyla 5 erkeği hava almaya çıkarmış Leydi Filmer.











