The Irishman
Öyle bir yapım düşünün ki, hani derler ya tam ağzıma layık bir yemek, tekrar başa sarıp dinleyebileceğim müzik, işte bu da tam bana layık bir film, tekrar tekrar izleyebileceğim bir film. Hani bana sorsalar nasıl bir film istersin diye galiba bu kadar olurdu. Müzik seçimi, 60, 70'li yıllar, görüntü yönetimi, kostüm-yapım tasarımı zaten senarist, yönetmen, oyunculardan bahsedersem işin içinden hiç çıkamam. Joe Pesci, Robert De Niro, Al Pacino ve Martin Scorsese dörtlüsü olur da 10 liralık bütçeli bir filmi bile başyapıt hale getirirler.
Yanlış anlaşılmasın kesinlikle kendi görüşümü yazılara döküyorum. Bazı insanlara göre belki berbat, sıkıcı, abartılmış bir yapım olabilir tamamıyla öznel yorumda bulunuyorum. Ben Martin Scorsese'nin yapımları, Al Pacino'nun o yükseliş sahneleri, Joe Pesci'nin o küfürlü sahneleri, Robert De Niro'nun efsane oyunculuğu ile büyüdüm. Bu nedenle de benim için çok ayrı bir yeri olan bu yapımı övmek, sizlerle paylaşmak istedim. Babam ve annem çok sıkı sinema izleyicisi olduğu için bu insanları, filmlerini onlar sayesinde tanıdım bu nedenle aileme teşekkür ederim.
Tabi kendimi geçtim zaten hepsi sinema camiasında gerçekten büyük bir üne ve etkiye sahip. The Godfather'dan tut Scarface, Taxi Driver, Goodfellas, Casino, Raging Bull, Once Upon A Time In America, Deer Hunter, Scent Of Woman, Dog Days Afternoon, Serpico, Donnie Brasco, Devil's Advocate, Carlito's Way, And Justice For All, The Wolf Of Wall Street, The Departed, Shutter Island,
Read the full article