eskimiş bir kazak şahidim
ses tellerim yorgun ve gözaltlarımda ki kılcal damarlar deriyi artık yeterince beslemiyorlar sanırım.
aklıma girmiyor yüzlerce konuşma balonu, göz kapaklarımda ağırlaşıyor güneşin tepedeki yerine bakmaksızın.
sıska bir beden üzerine uzun bir hırka; izlenen filmlerin ve okunan kitapların listesine ekliyorum hergün
buram buram kahve kokan yerler uğrak yerim hani çok sevdiğimden değil seni göreceğimden de değil, yol üstü.
bağcıkları bağlanmaya tenezzül edimemiş bir çift postal, makyajsız surat ve dalgalı hafif kabarık saçlar..
bir ileri bir geri alınan saatler eninde sonunda geçiyor
ben artık daha çok ölüyorum
ve bütün bunların sensizliğimle hiç bir alakası yok
















