Beklenen Mektup
Gray Malikanesi, zamana meydan okuyan her zamanki ihtişamıyla Edinburgh' nun tepelerinde yükselmekteydi. Civar kasabalardakiler ve şehir merkezindekiler tepedeki bu malikaneye korku ile karışık bir hayranlık duyarlardı. Yüzyıllardır süre gelen hayalet ve canavar efsaneleri bu malikaneden uzak durmaları için geçerli bir sebepti fakat insanlığın içini yiyip bitiren şu merak duygusu yok mu, işte o bazı pervasız maceracıları, o tepeye tırmanma cesareti göstermekten alıkoyamıyordu. Hatta bununla ilgili bahisler, oyunlar son derece sıradan olan günlerini neşelendirmek için yeterli oluyordu. Öykümüzün başladığı o kasvetli, kurşuni salı sabahı… , Bir dakika, böyle değildi; nasıl devam ediyordu? Hah, hatırladım, yağmurun pencereleri tıkırdattığı, bulutların gri gökyüzünde kaybolduğu kasvetli bir pazar sabahıydı. Mrs. Gray, mutfaktaki ocağın başında her zamanki pazar kahvaltılarını hazırlamaktaydı. ‘win-GAR-dee-um lev-ee-OH-sa’ sözleri ağzından dökülürken havada tuttuğu asasını nazik bir bilek hareketiyle soldan sağa çizgi çizerek ve sonrasında çizgiyi sağdan sola birkaç milim daha ilerletip asası ile havaya hafif vururmuş gibi son bir hareketle büyüsünü tamamlarken tavadaki pankek, servis tabağındaki yerini aldı. Mutfakta yer alan adanın üzerinde yok yoktu: Sosis, domuz pastırması, tercihe göre çırpılmış veya göz yumurta, patates, kızarmış ekmek ve akağaç şurubu, vanilya şurubu, karamel şurubu, yabanmersini şurubu eşliğinde pankek. Bu iştah kabartıcı mönüye taze sıkılmış meyvesuları, ebeveynler için espresso, filtre kahve, süt aromalı kahveler, İngiliz çayı gibi içecekler eşlik ediyordu. Gray ailesi, güzel bir sohbetin eşliğinde iştahlı bir şekilde kahvaltılarını yapıyordu ta ki içeriye süzülen gri peçeli bir baykuş kahvaltı masasının ortasına konana dek. Zengin kahverengi ve altın tonlu tüyleri vardı, cam gibi bal rengi gözlerini pençesinde taşıdığı mektubu sahibine dikti, ilgi görmek için o görkemli tüylerini şöyle bir kabartarak gövde gösterisinde bulundu. Çocuk, elini başına koyup Lugh’u okşadı, baykuşun pençesindeki mektubu alıp çevirdi, Aslan, yılan, porsuk ve kartal ambleminden oluşan armayı görünce gözleri ışıldayarak hızlıca kırmızı mührü açtı ve okumaya başladı.



















