CMPE HAKKINDA
Bilgisayar mühendisleri giderek artan sayıda üniversiteden mezun oluyor; buna karşın sermaye, teknolojik işlerde çok daha az personelle, daha düşük maliyetle çalışmak istiyor. Nitelikli emek arzı artarken, sermaye bu emeği değerine uygun istihdam etmek istemiyor. Yazılım otomasyonu, yapay zekâ, kodsuz platformlar, dış kaynaklı üretim (outsourcing), "lean" şirket modelinin yükselişi, üretici güçleri ileri bir aşamaya zorluyor. Ancak bu gelişme, emeğin toplumsal üretkenliğini artırırken iş gücüne olan talebi nispi olarak azaltıyor. Bilgisayar mühendisliği yüksek nitelikli bir bilgi emeğidir; fakat kapitalist ilişkiler içinde vasıfsızlaştırma (deskilling) ile giderek ucuzlatılmaktadır. Böylece "nitelikli bilgi işçisi" ücretli kölelik ilişkisine sıkıştırılır. İşsiz bilgisayar mühendisi olgusu, günümüzün dijitalleşmiş, platformlaşmış, yüksek otomasyonlu kapitalizminin ürünüdür. Üniversite sayısının artışıyla nitelikli işgücü kitlesinin genişlemesi, şirketlerin yazılımı dışarıya devretmesi (Hindistan, Pakistan, Doğu Avrupa) Uzaktan çalışmayla küresel işçi havuzu ve ücretlerin düşmesi, yapay zekâ ve otomasyonun yazılım süreçlerinde yer alması, start-up kültürünün az çalışanla büyük değerleme modeli maddi koşulları, bilgisayar mühendisliği emeğini küresel bir rekabet alanına çeviriyor. İşgücü küresel ölçekte metalaşıyor (dünya pazarına açılan emek). İşverenler esnek, sözleşmeli, proje bazlı çalışmayı dayatıyor. Bu, sanayi kapitalizminin değil; geç kapitalizmin dijital-finansal aşamasının ürünüdür. Sermaye, maddi üretimden çok finansal değerleme, veri birikimi ve teknoloji tekelleri üzerinden büyüyor. Yatırımlar Ar-Ge ve istihdamdan çok finansal spekülasyon ve platform kurmaya kayıyor. Şirketler kârı istihdamı artırarak değil, otomasyonla, teknolojiyle, veri sömürüsüyle
üretiyor. Nitelikli emek bile sermayenin gözünde maliyet kalemidir. Bilgisayar mühendisi işsizlik veya düşük ücret, niteliklerine uygun iş bulamama, güvencesizlik ve göç baskısıyla kaybediyor. Yerel küçük ve orta ölçekli teknoloji firmaları, küresel rekabetle baş edemiyor, dev platformlara bağımlı hale geliyor. Google, Meta, Microsoft, Amazon gibi devler; aynı anda küresel işgücü havuzu sayesinde ücretleri bastırıyor. Çok az çalışanla yüksek fon değerlemesi elde ediyor. Otomasyonla işçiyi ikame ediyor. Küçük firmaları pazar dışına itiyor. Finans sermayesi start-upların spekülatif değerlemesiyle kâr ediyor. Değerleme istihdamdan önemli hale geliyor. Yani bir şirket ne kadar az işçiyle büyük değer yaratıyorsa o kadar cazip. Hindistan, Filipinler, Pakistan vb. düşük ücretli yazılımcılarıyla küresel pazarı dolduruyor. Kısa süreli kontratlar yaygınlaşıyor. Uzaktan çalışma yasası esnek ve işveren lehine düzenleniyor. Esnaf mı işçi mi belirsiz freelancer statüsü normalleşiyor. Kıdem, sendika, mesai hakkı daralıyor. Hukuk, sermayenin güvencesiz emeğe yönelik ihtiyacına göre yeniden şekilleniyor. Devlet, işsiz mühendis sorununu değil; start-up ekosistemini teşvik ediyor. Bilişim vadisi, teknopark gibi yapılar işçiye değil tech-sermayeye çalışıyor. Göç politikaları mühendisleri dışarı çıkmaya zorluyor. Politika giderek teknoloji tekelleri ve finans tarafından belirleniyor. "Kendini geliştirirsen iş bulursun." miti, "Her yazılımcı girişimci olabilir." miti, "Dev şirketlere girersen kurtulursun." miti, "Sorun sistemde değil sende" söylemiyle kapitalist ideoloji, yapısal işsizliği bireyin suçu gibi gösteriyor. 7/24 kurs, sertifika, bootcamp kültürü, süren kendini suçlama, göç idealinin kültürel norm haline gelmesi, iş-yaşam kalitesinin ve geleceğin belirsizleşmesiyle bilgisayar mühendisi işsizliği sadece ekonomik olgu değil; kültürel depresyon ve güvencesizlik kültürünün üretilmesidir. Yani "işsiz bilgisayar mühendisi" kapitalizmin teknolojik çelişkisinin kristalize olduğu noktadır. Üretici güçler ilerledikçe, kapitalizm daha fazla iş yaratmaz; emeği daha az işçiye indirger ve nitelikli emek bile değersizleşir. Bu nedenle bilgisayar mühendislerinin işsizliği, kapitalizmin gelişmiş aşamasının bir krizidir, geleceğin mesleklerinin bile güvencesizleşmesidir, sınıf kompozisyonunun bilgi-işçi ağırlıklı biçime dönüşmesidir.












