seen from France
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Netherlands

seen from Netherlands
seen from South Korea

seen from United States

seen from Canada

seen from Canada

seen from United States
seen from Sweden
seen from India

seen from Spain
seen from China

seen from United States
seen from Portugal
seen from United States

seen from United States
Hani Niroo - Shokoofeh
Uyumadığım gecelerin sabahında Gözaltlarımdan mor çocuklar doğardı Mor çocuklarıma ninni söylerdi sabah ezanları Fırtınada ters çevrilen şemsiyelere benzerdi Duaya açılan avuçlarım Avuçlarıma kar yağardı Kimi zaman tipi… Kaç kere avuçlarımda mahsur kaldım. Bir kaç kış geçti Pollyanna Ben hep mahzun kaldım. Kocaman bir kardan adam yaptı içime bir çocuk şair Tuhaf şarkılar mırıldanarak: Şiirime kenar süsü olsam ben Bir kenar süsünün gülü olsam ben Sarı deftere tuttuğum bir günlük Aşk olsam ben… Didem Madak, Ah’lar Ağacı s.48 “Pollyanna’ya Son Mektup”
‘Shokoofeh’ From Hani Niroo´s album Bazkhani (2013)
Bu şarkıyı bu gece yeniden dinlerken Eduardo’nun bir anısı düştü aklıma. Barselona’daki sürgün günlerinden, ziyarete gittiği evin küçük kızıyla olan sohbeti. Küçük kız Galeano’ya ne iş yaptığını soruyor. Yazıyorum, diyor. Ne yazıyorsun?, diye soruyor küçük kız. Kitap yazıyorum, diyor. Ben kitapları sevmiyorum, diyor ufaklık, şarkıları seviyorum ben, kitaplarda sessizce duruyor kelimeler ama şarkılarda hep uçuşuyorlar. Sanırım kelimelerin kuşlar kadar güzel uçuştuğunu en çok da Hani Niroo’nun sesiyle görmek mümkün.
“Nişanlım dünyaya: Ne çeyiz istersin, dedim: Çeyizim,senin gamsız yüreğindir, dedi.”
(via https://soundcloud.com/hani6/cermcyloizn5?utm_source=soundcloud&utm_campaign=share&utm_medium=tumblr)
Melodisiyle çocukluğumuza değil bebekliğimize kadar gidebildiğimiz her şarkısında şeffaflılığı ve şefkatliliğine rastlıyoruz. Berraklık çalıyor kulağımızın kapısını. Annemiz geliyor aklımıza. Bize söylediği ve hatırlamadığımız ninnileri anımsayıp, hayal edip sarılıyoruz bu sese. Notaların masumiyeti elimizden tutuyor ve çoklu çalgı aletlerinden sıyırıp sadelik salonuna buyur ediyor. Her daim yollara düşüren şarkılar bu sefer eve döndürüyor. Eve dönüyoruz, şarkıya dönüyoruz. “Dar fekr to boodam “ seni düşünüyordum demek. Annemizin o kundaklı günlerde bizi hep düşündüğünü biliyoruz. Bir dostum “Sözler de önemli tabi ama bazı şarkıların sözlerini kendimiz yazarız bunu da atlamamak gerek.” demişti. Kendimiz yazıyoruz sözlerini ve kapatıp gözlerimizi ellerimizin ne kadar küçüldüğünü fark ediyoruz.